• BIST 82.300
  • Altın 148,344
  • Dolar 3,8298
  • Euro 4,0711
  • Konya -3 °C
  • Başbakan canlı yayında açıkladı: 'MHP'li bakan olabilir'
  • Reina dolandırıcılığında 185 bin liralık vurgun
  • AÖF’te devrim gibi uygulama!
  • Başbakan canlı yayında açıkladı: 'MHP'li bakan olabilir'
  • Reina dolandırıcılığında 185 bin liralık vurgun
  • AÖF’te devrim gibi uygulama!

Sevgiyi Gösterebilmek

Ufuk Karadavut

Son günlerde her nedense ‘Milliyetçilik yükseliyor’ söylemi aldı başını gidiyor. Milliyetçiliği bilen de bilmeyende aynı şeyi konuşuyor. Bilenler bilinçli bir şekilde, bilmeyenler ise anlamsızca aynı sakızı çiğniyorlar. Milliyetçilik gerçekten yükseliyor mu bilmiyorum ama, bildiğim ülke olarak ne hale geldiğimizdir. Şöyle sokağa bir çıkın insanlarla konuşun hemen hepsi ülkelerini seviyor. Konuşma da üstümüze yok. Hiç kimse kimseyi vatan sevgisinde geçemiyor. Ama iş vatan için bir şeyler yapmaya yada vatan için fedakarlık yapmaya gelince kimsenin nedense sesi çıkmıyor. Hemen her kes bir köşeye çekiliyor.

Vatan sevgisinin kutsal bir değer olduğunu düşünüyorum; vatan olmadan özgürlüğün,  huzurun ve adaletin olamayacağına inanıyorum. En basit örnek bütün canlılığı ile yanı başımızda duruyor. Irak halkı işgale karşı direnmeye çalışıyor, saldırılara karşı koymaya gayret sarf ediyor. Bunun için de canlarını ortaya koyuyorlar. Çünkü bu insanlar vatansız kaldıklarında aslında hiç bir şey olmayacaklarının farkına vardılar. Yaşadıkları zulüm ileride yaşayacaklarının yanında basit bile kalacaktı. Bunu öğrenmeye başladılar.

Son yıllarda küreselleşme adı altında ülkeler birer birer ulus devlet statüsüne doğru kaydırılıyorlar. Ulus devlet fikri ile millet olma bilinci de kaybediliyor. Millet olma bilincimizi kaybet sekte vatanımızı seviyoruz…

İçinde bulunduğumuz şartlara bakınca millet olma şuurumuzun ne kadar zayıf olduğunu görebilirsiniz. Millet olma bilinci zayıflayan topluluklar “vatan sevgisi”nden de mahrum kalmaya başlıyorlar. Vatanına aşkla bağlanmayan, vatan sevgisini kutsal bir değer saymayan, bu uğurda mücadeleyi göze alamayan topluluklar ise küresel emperyalist operasyonlar karşısında kolaylıkla diz çöktürülebiliyorlar. Olsun, diz de çöksek vatanımızı seviyoruz…

Ülkemize yönelik olarak da son yıllarda küresel bir operasyonun izleri görülüyor; Vatanını küresel sermayenin sömürüsüne karşı koruyanlar, ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi’ne karşı çıkanlar, İsrail ile stratejik işbirliğinin önümüze koyacağı ağır faturalara itiraz edenler nedense hemen “ulusalcı” olmakla itham ediliyorlar, sanki yanlış bir şey yapıyorlarmış gibi kınayıcı sözlerle karşılaşıyorlar. Bu eleştirilerden korkanlar da hemence geri çekiliyor ve sesleri çıkmaz oluyor. Ama sesimiz çıkmasa da biz vatanı seviyoruz…

Sevmeye devam edin. Şu hikaye bu tür sevgiyi yüreğinde taşıyan ama hiçbir  iş yapmayan, yapmaktan çekinenler için çok şey anlatacağına inanıyorum. Eğer anlarlarsa…

Günün birinde bir çiçekle su karşılaşır ve arkadaş olurlar. Bir süre Devam eden bu arkadaşlıkları zaman içerisinde çiçeğin gönlünde aşka dönüşür ama belli etmez suya sevgisini. Susar, sabırla bekler. Aslında su da epeyce değişmiştir. Kendisini çok farklı hissetmektedir. Yüreği kıpır kıpırdır, ancak kendisindeki bu değişikliğin ne olduğunu çözemez. Ara sıra oralara uğrayan bir bilge kişi vardır. Su onu görür görmez kendisindeki değişikliği anlatır ve bunun nedenini sorar. Bilge kişi gülümser ve "Sen Âşıksın" der suya. Su önce şaşırır ama sonra kalbindeki sevgilinin kim olduğunu hemen anlar ve çiçeğin yanına akar. "Seni Seviyorum’ der çiçeğe. Çiçek ne zamandır bu sözü sevdiğinden duyabilmeyi umut ediyordur. Mutluluktan deliye dönen çiçek o günden sonra etrafa daha keskin kokular saçar, canlanır, renkleri parlaklaşır.

Su yüreğindeki acemi aşk ile nasıl başa çıkacağını bilememektedir ve çiçeğe her gün "Seni Seviyorum" demekten başka sevgisini belli edecek herhangi bir şey yapamaz. Gel zaman git zaman çiçek hastalanır. Su hep yanı başındadır sevdiğinin ve sürekli ona olan sevgisinden söz etmeye devam eder durur. Ama çiçek günden güne solmakta, yaprakları her gün biraz daha sararmaktadır. Su çok üzgündür, ne yapacağını da bilememektedir. Çiçek her gün biraz daha soluyor, ölüyordur. Su çaresizlik içerisinde, hızla bilge kişiye doğru akar ve ona der ki "Sevdiğim çok hasta, bize yardım et". Bilge kişi, çiçeği görür görmez artık ölmek üzere olduğunu anlar ve suya der ki "Artık elimizden bir şey gelmez." Su, "Peki ama neden? Ben onu çok seviyordum... Neden?" diye haykırır. Bilge kişi yanıt verir, "Aslında çiçeğin bir hastalığı yok dostum, bu çiçek sadece susuz kalmış, ölümü bu yüzden." Anlamıştır su... Sevgiliye sadece "Seni Seviyorum" demenin yetmeyeceğini, sevgilisinin ve sevgilerinin yaşaması için o iki kelimenin ötesinde, sevgiyi göstermek, kanıtlamak ve sevgi için emek vermek gerektiğini öğrenmiştir. Ama çiçek ölmüştür artık.

Evet bizim çiçeğimizin ölmemesi için ülke için bol nutuk atmaktan ziyade bir şeyler yapmak gerekiyor. Yoksa bir gün ülke altımızdan kaydığına ‘Biz bu ülkeyi çok seviyorduk…’ deyip ağlamayalım.

 

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim