• BIST 82.779
  • Altın 147,178
  • Dolar 3,7701
  • Euro 4,0274
  • Konya -1 °C
  • Milyonlara müjde! TBMM'den geçti
  • Erdoğan FETÖ'nün itirafçı oyununu açıkladı!
  • Himmet toplantısı 'havuz' himmet parası 'tereyağı'
  • Milyonlara müjde! TBMM'den geçti
  • Erdoğan FETÖ'nün itirafçı oyununu açıkladı!
  • Himmet toplantısı 'havuz' himmet parası 'tereyağı'

Sesli Kopuş-2

Ufuk Karadavut

Geçen hafta yazımızı yazdıktan sonra yazdıklarımızı teyit eden ve hatta çok daha ileri boyutlara varan olaylar olmaya başladı. Yüksekova modelinden sonra işi biraz daha uzatıldı ve iki dilli bir yaşan istendi. Bu tartışılmadan birileri çıktı ve “özerklik istiyoruz” demeye başladı. BDP’nin belediye başkanlığı yaptığı yerlerde resmi dairelere Kürtçe tabelalar asılmaya başlandı. Yapılan açıklamaya göre ise yılbaşından sonra elektrik ve su faturaları da Kürtçe olarak gönderilecekmiş. Herkes şaşkın. Ama bu işi bu ülkenin başına açanlar hariç. Çünkü onlar bu işin buraya varacağını çok iyi biliyorlardı.

Özerk devlet demek resmen ülkenin bölünmesi demektir. Kürt baskısı bu ülke insanının üzerinde ne zaman kadar devam edecek. Hemen herkes susmuş ya da bir şekilde susturulmuşken, nasıl oluyor da ülkede sadece bölücüler at oynatabiliyor. Neler değişti?

Ama bizleri asıl üzen bu ülkede yaşan insanların duyarsızlığı. Ülke hızla bölünürken neden kimsenin sesi çıkmıyor. Hoş gerçi çıkanları bir şekilde içeri atıyorlar. Halk olarak bu ülkeye sahip çıkacak mıyız? Yoksa çıkmayacak mıyız? Bunu net olarak ortaya koymamız gereklidir. İçine gömülmüş olduğumuz sessizlik bizi bitirinceye kadar mı duracağız? Sizleri kim durduruyor. Neden idarecilere sormuyorsunuz. Neler oluyor diye… Cumhuriyetten günümüze, doğudan batıya terörden kandan gözyaşından başka ne geldi hiçbir şey. Herkes Atatürk Barajını Keban Barajını örnek vererek bunları örnek gösterebilir; fakat kimse buraları doğudan gelen bir kaynak saymasın, tam tersi batının kaynağıyla yapılmış yatırımlardır. Hal böyleyken hiçbir Türk "Demokratik özerklik" çözümüne evet demeyecektir. Dememesi de gerekir. Buna inanıyoruz. Ama bunu ne zaman söyleyecek. Susarak mı?

Geçtiğimiz günlerde Diyarbakır’da toplanan BDP’li belediye başkanları ve İl Genel Meclis üyeleri, belediyelerin merkezi hükümetten tamamen bağımsız hale gelmesi için mücadele edilmesi kararı almıştı. BDP’liler tartışma yaratacak bu kararı, Avrupa Birliği Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’na dayandırmıştı. BDP’nin elinde bir Büyükşehir, yedi il, 51 ilçe ve 40 belde olmak üzere toplam 99 belediye başkanlığı bulunuyor. İşte bu gelişmelerden sonra projeyi fiiliyata dökmek isteyen BDP’liler pilot bölgede projeyi deneyeceklermiş. Basında konuyla ilgili oldukça bilgi yer aldı. Okuyanlar olduysa konuyu iyi bileceklerdir. Van ve Tunceli merkez, Urfa’nın Viranşehir ilçesi, Diyarbakır’ın Bağlar ilçesi, Mardin’in Nusaybin ilçesi, Muş’un Varto ilçesi, Kars’ın Digor ilçesi, Bitlis’in Hizar ilçesine bağlı Kolludere beldesi ve Muş’a bağlı Erentepe beldelerinde demokratik özerklik projesinin ilk uygulamaları yaşama geçirilecekmiş. Yani açık bir şekilde ayrı bir devlet olmanın şartları yerine getirilmeye doğru her şey yapılıyor ama kimsenin sesi çıkmıyor.

İnternet ajanstan Murat Binset aylar önce yazmıştı. Devletin ırzına geçiliyor diye. Ama kimse dikkate dahi almamıştı. Şimdide biz benzer şeyleri bir daha hatırlatalım: Topraklarımız haraç mezat satılıyor, hemen hemen bütün sınavların soruları bir şekilde çalınmış ve yandaşlar verilmiş. Bu işin ne zamandan beri yapıldığı bilinmiyor. İşin daha vahimi üzerine giden kimse de yok. PKK açıkça İmralı da kurulan özel iletişimle buradan yönetiliyor. Devlet kurma istekleri zirve yapmış. Türkler üzerine Kürt baskısı olabildiğince artmış. Telefonu dinlenmeyen kimse kalmamış. Terörle mücadele edenlerin büyük kısmı hapse atılmış. Sıfır sorun diye dış politika resmen başkalarının eline verilerek taviz üstüne tavizler verilmiş. Ermenileri memnun edebilmek için kardeşlerimiz olan Azerileri satmaktan dahi çekinmemişiz. Talabani ve Barzani ikilisini kırmızı halılarla karşılar olmuşuz. Okullarda okutulan andımızın yasaklanması istenmiş ve istiklal marşının okunması isteğe bırakılmış ama kimseden ses çıkmıyor. Satılacak hemen hiç fabrikamız kalmamış ve ekonomimiz yabancılara devredilmiş. Ülke altımızdan kayıyor ama kimsenin sesi çıkmıyor.

Güzel bir söz vardır: “Söz gümüş ise sükût altındır. Ama konuşması gerekenlerin susması ise intihardır”. Acaba konuşması gerekenler neden konuşmuyor. Toplum intihara mı gidiyor. Yoksa bizim bilmediğimiz bir şeyler mi var? Yoksa bunlarda o oyunun bir parçası mı? Görünen köy kılavuz istemiyor. Hızlı bir ayrışma ve bölünme eğilimi hızla artıyor. İnşallah sonumuz hayrolur…

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim