• BIST 83.067
  • Altın 146,627
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Konya 1 °C
  • İçişleri'nden valiliklere kritik 'kargo' uyarısı!
  • Hakan Şükür'ün istifa mektubunu bakın kim yazmış!
  • FETÖ'nün yeni rüyası! Bu kez iyice uçtular
  • İçişleri'nden valiliklere kritik 'kargo' uyarısı!
  • Hakan Şükür'ün istifa mektubunu bakın kim yazmış!
  • FETÖ'nün yeni rüyası! Bu kez iyice uçtular

Sendikalar ve Memurun Beklentileri

Ufuk Karadavut

Kamu görevlileri için hayati öneme sahip bir döneme daha girmiş bulunuyoruz. Hükümetle memur sendikaları arasında toplu görüşmeler başlıyor. Sendikalar yine isteyecek hükümet yine önceki yıllarda olduğu gibi vermek istemeyecek ve sonuçta hükümet kazanacak. Memur sendikaları yeterli haklarının olmaması ve daha tam kurumsallaşmadıkları için bazı sıkıntılar bulunuyor. Her şeyden önce sendikaların memurların sendikası olduklarını çok iyi bilmeleri ve ona göre davranmaları gerekiyor.

Kamuda çalışan memurların mali, sosyal ve özlük haklarında yapılacak düzenlemelerin yanında memur olmanın bu ülkede bir yük değil  aksine olmazsa olmazı olduğunun bilinmesi ve bildirilmesi gereklidir. Memurların itibarları kalmamıştır. Bu nedenle memurların itibarları iade edilmelidir. Aksi taktirde ne yaparsanız yapın pek bir şey ifade etmeyecektir. İtibarı zedelenen memurların aileleri ile birlikte 10-12 milyon insanı bulduğu bilinmektedir. Bu şartlar altında bu kadar insan itibarsız hale getirilmiştir. Memur sendikaları bu konuları öncelikleri arasına almalı ve buna göre görüşmeleri sürdürmelidirler. İtibarsız insanlar yığını olmak memura yakışmıyor. Hele bunu desteklemek kesinlikle mümkün olamaz. Sendikalar ile hükümet arasında yapılan görüşmeler bir süreci kapsamaktadır. Bu sürecin dolaylı yansımaları da tüm halkımızı etkilemektedir. Hatırlanacağı gibi bundan önce 5 kez toplu pazarlık masasına  oturulmasına rağmen, yalnızca bir kez mutabakat zaptı imzalanmıştır. Sendikaların uzlaşma girişimlerimize rağmen, maalesef bu girişimleri çoğu zaman gereken ilgi ve desteği görmemiştir. Özellikle sendikalar arasındaki görüş farklılıkları ön plana çıkmakta ve bir birliktelik sağlanamadığı için sendikal hakların alınmasında zafiyet oluşmaktadır. Bu nedenle memurlarında işçiler gibi yapısal olarak oldukça ilerlemiş bir sendikal yapılanma oluşturabilmeleri için siyasi görüşleri bir yana bırakarak memurların  hakları için bir araya gelebilmeleri gereklidir. Eğer bu yapılmazsa bugünkü gibi kısır bir döngü devam eder. Sonuçta kaybeden daima memurlar olur. Sendikalar ise memurların haklarını koruyoruz diye bağırıp dururlar. Ama yalnızca kendilerini kandırırlar.

Sendikaların iyi niyetli oldukların inandığımız çabalarına rağmen siyasi irade karşısında ciddi anlamda destek bulamamanın sıkıntılarını derinden yaşadılar. Yaşamaya da devam etmektedirler. Aslın demokratik hak ve özgürlükler açısından toplu pazarlık ve toplu görüşmelerin belli bir ciddiyet içerisinde yapılması demokrasi kültürü açısında istenen bir gelişmedir. Bu gelişme ve kültürün ülkemizde yürürlükte olması memnun edici. Ancak bunun sürdürülebilirliği konusunda ciddi tereddütler vardır. Bunların başında da yine ısrarla belirtmeye çalıştığımız gibi sendikaların siyasi görüşleri bir yana bırakmaları gereklidir. Aksi taktirde hükümetlerin söyledikleri olmaya devam eder. Görüşmelere katmak istediğiniz ciddiyet ve samimiyet, tüm gayretlerinize rağmen sulandırılmaya devam edilir. Toplu sözleşme masaları kamu görevlilerinin tüm sorunlarının dile getirileceği ve çözüm yollarının aranacağı yerdir.  Ancak bugüne kadar görülen bunun yeterince yapılamadığıdır. Muhatapların toplu pazarlık masasına aynı samimiyet ve ciddiyetle yaklaşmadıkları görülmektedir. Bunun en önemli nedeni ise hükümetlerin “nasıl olsa en sonun bizim dediğimiz oluyor” şeklindeki düşünceye sahip olmalarıdır. Bugün kamu görevlilerinin durumları iç açıcı seviyede görülmemektedir. Kamu çalışanlarının %28’i açlık sınırının altında  ücret almaktadır. Kamu görevlileri açlığı gözlemlemiyor, bizzat yaşıyor.

Yeni hükümetin ilk önemli sınavı, kamu görevlileri ile yapılacak toplu pazarlıklar olacaktır. Son dönemde sıkça duyduğumuz ama kamu görevlileri için bir  türlü hayata geçirilmeyen, gelirin adil paylaşımı, demokratikleşme, eşitlik ilkeleri asla vazgeçilmemesi gereken konulardır. Bu çerçevede en önemli dayanağımız ise kamuda çalışan işçi kardeşlerimize yapılan ücret artışlarıdır. Türkiye Kamu-Sen bu konuda bir açıklama yaptı. Eğer siyasi irade “Mali haklar konusunda önceliğimiz açlık sınırının altında maaş alan memurlarımız olacaktır.  Tespitlerimize göre 350 - 400 bin dolayında kamu görevlisi 860 YTL olan, açlık sınırının altında ücret almaktadır. 2008 yılında öncelikli olarak bu kesimin ücretleri açlık sınırının üstüne çekilmelidir. Daha sonra tüm memurlara kamuda çalışan işçilere yapılandan az olmamak kaydıyla maaş artışı sağlanmalıdır. Kamuda çalışan en düşük işçi ücretine % 34,5 zam yapılmıştır. Bizler de en düşük dereceli memur maaşına % 36,5 zam talep etmekteyiz. Bu plana göre, birinci yılda hedefimiz kamu görevlilerini açlık sınırından yoksulluk sınırına çekmek, İkinci yılda da yoksulluktan kurtarmaktır. Planımız makul, uygulanabilir ve uzlaşmacıdır. Eğer yetkililer samimi bir yaklaşım sergilerse memurlarımızın tüm mali sorunları iki yıl içinde çözülebilir. Hükümetin önünde büyük bir fırsat durmaktadır. Tercihlerini soysal devletten,  adaletten, eşitlikten ve milletimizden yana kullanırsa, kamu çalışanlarını açlıktan ve yoksulluktan kurtaran iktidar olarak tarihe geçecektir. Beyaz sayfa açılacağına dair yapılan açıklamalardan böylece havada kalmayacaktır.”

Toplu görüşmelerin ülkemiz için hayırlı olmasını diliyorum.

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim