• BIST 86.072
  • Altın 251,269
  • Dolar 6,0742
  • Euro 6,8075
  • Konya 16 °C
  • S-400'de tüm partiler tek ses oldu! CHP-HDP hariç!
  • Komünist başkan Maoist-Kemalistleri ters köşe yaptı!
  • Nükleer gerilim 2'nci Dünya Savaşı sonrası zirvede! Ülkelere göre nükleer silahlar
  • S-400'de tüm partiler tek ses oldu! CHP-HDP hariç!
  • Komünist başkan Maoist-Kemalistleri ters köşe yaptı!
  • Nükleer gerilim 2'nci Dünya Savaşı sonrası zirvede! Ülkelere göre nükleer silahlar

Selçukya’dan Karaman’ Bir Kültür Gezisi

Hasan Ukdem

4 Mayıs Cumartesi sabahı Konya Devlet Tiyatrosu önünde toplanıyoruz, şairiz, yazarız, fotoğraf sanatçısıyız, tarihçiyiz, iş adamıyız, öğrenciyiz. Rotamız Karaman. Selçukya Kültür Sanat Derneği’mizin ilk kültür gezindeyiz. Kimimiz yazdığımız romana, kimimiz söyleyeceğimiz şiire, kimimiz çekeceğimiz fotoğrafa bir zenginlik katmak, bir ilham eklemek isteğindeyiz. Hepimizin amacı bu şehre, bu ülkeye, bu dünyaya bir şeyler kazandırmak...  

 

Daha Karaman’a varmadan yolumuzu Anadolu insanının konuk severliği kesiyor ve İlistra’da, yeni adıyla söyleyecek olursak Yollarbaşı’nda sabah kahvaltısı için mola veriyoruz. Höyük’ünü Büyük Cami’sini ve küçük meydanını gezip fotoğrafladıktan sonra, köyün güzel insanlarının ilk ikramları güler yüzleri oluyor, Kemal Arabacı’nın ikramıyla köy muhtarı ve köylüler bizleri Tereyağı, küflü peynir ve mayalı bazlamayla bir de buraya özel bir lezzet olan Bidik çöreğiyle donattıkları sofraya buyur ediyorlar... Çay kıvamında bir muhabbet ve sıcak dostluklarla buradan ayrılıp yolumuza devam ediyoruz. 

 

Karaman’a girince ilk müzeyi ve yanındaki tarihi camiyi geziyoruz, ardından Tartan Konağı’nı ziyaret ediyoruz. Yunus Emre’nin izleri olan bu şirin ilimizdeki son duraklarımız Manazan Mağaraları ve Taşkale oluyor. Taşkale beni ve kafilemizde bulunan herkesi etkiliyor. Görsel güzelliği fotoğrafçı arkadaşları cezbederken, ben bu güzelliğin yanında köy evlerinin duruşları buruk bir tad hissediyorum içimde, dağın taşın içinde kalmış, tarım arazisi kısıtlı olan burada genç insanları görememek, yaşlıların meydan oturuşlarındaki sükûnet içime batıyor. Kıl keçiler ve oğlakları görülmeye değer güzellikler... Muhtar Hasan Karaca’nın odasında biraz oyalanıyoruz, Aşık Ahmet Yıldırım, muhtara Taşkale’nin tarihçesinin de yer aldığı bir kitap hediye ediyor. Muhtar bize oraya gelen dedelerinden, Taşkale’de oyularak yapılan zahire ambarlarından bahsediyor. Gözü tok insanlarda olduğu gibi Hasan Bey de de köyün eksiklerini, köylünün yoksunluk ve yoksulluğunu dile getirmeyen bir ağır başlılık hissediyorum. Muhtarın mekânından çıkıp aracımıza doğru geliyoruz Fotoğrafçı Bayram Kabadayı’nın objektifine giren Urkuya Nine’yi görüyorum bir taraftan poz veriyor, bir taraftan bana dönüp o sımsıcak hoş geldin’ini söyleyiveriyor, yüzünde güneşin bıraktığı bir esmerlik ve gözlerinde zorlu bir hayatın izleri... Bükülmüş beli ve zayıf elleriyle çeşme başında kızı mı? Gelini mi? Kestiremediğim bir kadınla keçi derisini bir ilginç işlemden geçiriyor. Sanırım tulum yapacaklar o deriyi.  

 

Burada gezimizi anlatmaya biraz ara verip şehrimizin zenginlerine birkaç söz etmek istiyorum. İşte bir Ramazan ayını daha yaşıyoruz. Hepinizin zekâtları var sadakaları var. Önce elbette yakınlarınızdan başlayın bunları dağıtmaya... Ama binin o lüks otomobillerinizden birine ve ücrada kalmış köylere, kasabalara gidin, buraları bir dolaşın, insanlar nasıl yaşıyor bir görün. Ve o zekatlarınızın bir kısmını bu hayatın zorluklarını yaşayan, hala atla, eşekle tarlaya giden o tarlayı yine bu hayvanlarla ekip diken insanlara bir bakın... Ama ne olur öyle koli falan hazırlayıp götürmeyin. O insanlara nakit verin ve öyle az da vermeyin üç beş bin ne kadar verebiliyorsanız verin de onlar da hayat standartlarını geliştirsinler, çocuklarına, eşlerine karşı daha dik durabilsinler. İnanın hem onların bu dünyası hem de sizin öbür dünyanız mamur olacaktır. 

 

Günün son saatlerine doğru ilerlerken Taşkale’den ayrıldık. Manazan Mağaraları’nın olduğu yerde bir mola daha verdik. Bazı arkadaşlar mağaralara doğru dağa tırmandı, bazı arkadaşlar da yol kenarındaki kameriyeye oturup sazlı sözlü bir muhabbete başladık. Bayram Kabadayı’nın sazıyla önce kendisi, ardından da Hüseyin Muşmal türküler söylediler. Sonra saz ünlü Aşığımız öksüz ozan mahlasıyla bilinen Ahmet Yıldırım’a geçti, bir güzellemeden sonra birkaç türkü söyledi. Son olarak da Mustafa Karaçelebi’den dinledik güzel türküleri. Ve dönüş yoluna düştük.  

 

Selçukya Kültür Derneği başkanımız Fatma Şeref Polat başta olmak üzere bütün arkadaşlara teşekkürlerimi sunuyorum. Çok güzel bir gezi, çok güzel bir gün oldu. Umarım daha nice gezilerde bir araya gelmeye devam ederiz. Objektifler çalışır, ilhamlar bereketlenir ve bu şehrin kültür dünyasına yeni eserler doğar. 

 

Sevgiyle kalın. 

 

 

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim