• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Konya -2 °C
  • Anayasa Değişiklik Teklifi Yasalaştı! İşte Yeni Kanunun Getirdikleri
  • Sadık müşteriye ayrıcalık geliyor
  • İçişleri'nden valiliklere kritik 'kargo' uyarısı!
  • Anayasa Değişiklik Teklifi Yasalaştı! İşte Yeni Kanunun Getirdikleri
  • Sadık müşteriye ayrıcalık geliyor
  • İçişleri'nden valiliklere kritik 'kargo' uyarısı!

Şeker üzerine 2

Ufuk Karadavut

Gıda katkı maddeleri besinlere tat vermek için ya da tatlarını artırmak için kullanılır. Tatlandırıcılarda bu grupta yer almaktadır. Şeker yerine kullanılabilen düşük kalorili veya kalori içermeyen yapay maddelerdir. Şeker fiyatlarının yüksekliği ve yeterli mısır şurubu temin edemeyen firmalar genel olarak tatlandırıcılara yönelmiştir. Tatlandırıcı kullanmak üreticilerin kolayına gelmektedir. Hiçbir tatlandırıcı pancardan üretilmiş şekerin yerini tutamaz. Pancar şekerini yediğinizde vücut belli bir süre sonra artık şeker yememeniz gerektiğini size söyler. Beyni uyararak vücuda daha fazla şeker almamasını söyler. Ancak mısır şurubunda olduğu gibi yapay tatlandırıcılarda da bu özellik bulunmamakta ve yedikçe doymamaktasınız. Kimyasal bir yapıda olduğu içinde zaman içerisinde ciddi sağlık sorunlarına neden olabilmektedirler. Bu nedenle mümkün olduğunca mısır şurubu ve yapay tatlandırıcılardan uzak kalmak gereklidir.

Tatlandırıcılar önceleri şeker hastaları için, tatlı gereksinimlerini karşılama amaçlı kullanılıyordu. Fakat sonraları zayıflamak, zayıf kalmak, şekerin dişler için zararlarını engellemek ve obeziteden kurtulmak için birçok kişi tarafından tercih edilmeye başlamıştır. Hızla kullanımı artmaya başladı. Yapay tatlandırıcılar kimyasal yöntemlerle elde edilmektedir ve "diyet" olarak adlandırılan bütün ürünlerde başta aspartam olmak üzere yapay tatlandırıcılar kullanılmaktadır. Diyabet hastalığı gibi özel durumlar dışında bu tür kimyasal tatlandırıcıların çok miktarda kullanılması uzmanlar tarafından kesinlikle tavsiye edilmemektedir. Yüksek miktarda tatlandırıcı alınması vücuda ciddi miktarlarda kimyasal yüklenilmesine neden olmaktadır. Bu tür tatlandırıcıların ilk örneklerinden olan sakarin mesane kanserine neden olabileceği konusunda uyarılar bulunmaktadır. Bildiğiniz gibi sakarin özellikle gazlı içeceklerin içinde yoğun olarak bulunmaktadır. Sakarin gibi meşrubatlarda yaygın kullanılan aspartam beyin tümörüne neden olabilmektedir. Ayrıca vücuda alındığında sinir sistemi için uyancı etkileri olan aspartik asit, fenil alanin ve yine sinir sistemi için zehirli olan metil alkole (metanol) dönüşüyor. Hatta bazı içeceklerin üzerinde fenil alanin içerir diye yazar. Ama biz kullanıcılar bunun ne anlama geldiğini hiç düşünmeyiz ve bilmekte istemeyiz. Oysa fenil alanin sinir sistemimizi ciddi anlamda tahrip edici etkiye sahiptir. Tatlandırıcıların tat verme etkileri çok yüksek olduğu için çok küçük bir miktarı bile insan vücudunu uyarmak ve tatlandırmak için yeterli olmaktadır. Elbette bu etkinin zaman içindeki olumsuz etkisi de en az tatlandırdığı kadardır.

Tatlandırıcıları genel olarak enerji içeren ve içermeyen olarak iki kısımda incelemek mümkün. Enerji içerenlerin başında fruktoz, sorbitol, mannitol, ksilitol gelmektedir. Enerji içermeyenler ise sakkarin, siklamat, aspartam, asesülfam-K olarak tanımlanmaktadır. Normal şartlarda tatlandırıcılar insan beslenmesine yönelik yiyecek ve içecek hazırlanmasında kullanılmadan önce, hayvan ve insanlarda denenerek güvenli oldukları, yani yan etkilerinin kabul edilebilir düzeylerde olduğu kanıtlanmalıdır. Oysa bu tür çalışmalar ve araştırmalar genellikle yapılmaz. Ya da ülkemiz gibi üçüncü dünya ülkelerindeki insanlar kobay olarak kullanılarak büyük paralar harcama zahmetinden kurtulunur. Günümüzde kullanılan birçok tatlandırıcının çoğu gelişmiş ülkede yasak ya da kullanımının sınırlı olduğu bilinmektedir. Oysa ülkemizde her türlü tatlandırıcının kullanımı serbesttir. Ayrıca gözden kaçmaması gereken bir konuda ticari kaygılar nedeni ile yapılacak çalışmaların sonuçlarının saptırılması olasılığı, denenen maddelerin gerçek anlamda denenmesi gereken maddeler olmaması, deneylerin gereğinden uzun sürmesi veya sürdürülmesi ve yüksek maliyetli olması, başka etkenlerle etkileşimin sonuçların öznel ya da yanlış değerlendirilmesine yol açması karşılaşılan güçlüklerdir.

Dünya genelinde 6 binden fazla gıdada yapay tatlandırıcının bulunduğu resmi kayıtlara geçmiş bulunmaktadır. Şimdi gerçekçi olmak gerekirse bu kadar yapay maddeyi hayatımızdan bir anda çıkarıp atma gibi bir şansımız bulunmamaktadır. Ancak şunu yapabiliriz; mümkün olduğu kadar bunların sayısını azaltabiliriz. Böylece vücudumuza giren zararlı madde miktarını azaltmış oluruz. Aynı zamanda olması muhtemel hatalıklara yakalanma sürelerini de uzatmış oluruz.

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim