• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Konya -2 °C
  • Anayasa Değişiklik Teklifi Yasalaştı! İşte Yeni Kanunun Getirdikleri
  • Sadık müşteriye ayrıcalık geliyor
  • İçişleri'nden valiliklere kritik 'kargo' uyarısı!
  • Anayasa Değişiklik Teklifi Yasalaştı! İşte Yeni Kanunun Getirdikleri
  • Sadık müşteriye ayrıcalık geliyor
  • İçişleri'nden valiliklere kritik 'kargo' uyarısı!

Seçim değerlendirmesi

Ufuk Karadavut

 

            Yine hızlı ve bir o kadarda ateşli seçim süreci geçirdik. Sonuçlar ülkemize ne getirecek ve ne götürecek bunu zaman içinde nasip olursa göreceğiz. Ancak bazı değerlendirmeler yapmak gerektiğini düşünüyorum. Türkiye geneline bakıldığında partilerin aldıkları oy dağılımları net olarak bir şey gösteriyor ki o da istisnasız bütün partilerin Türkiye partisi olmaktan çıkıp bölge partileri olduklarıdır. Neden böyle söylüyoruz şimdi tek tek partileri ele alalım ve açıklayalım.
 

            Önce AKP’yi inceleyelim. AKP bir önceki seçime göre oylarını bir miktar artırmış gözüküyor. Ama vekil bakımından daha az bir sayı elde etti. Ama burada asıl dikkat edilmesi gereken konu Ege ve Akdenizde oylarını artırırken özellikle Güneydoğu Anadolu bölgesinden çekildiğidir. Seçim öncesinde yazdığımız bir yazıda iktidar partisinin ricat politikası izlediği ve Güneydoğu Anadolu bölgesinin BDP lehine terk edeceğini yazmıştık. Bu tespitlerimizde ne kadar haklı olduğumuzu sonuçlar gösterdi. Gizli ya da açık ama bir anlaşmanın olduğu ve AKP’nin buraları net bir şekilde BDP’ye bıraktığı görüldü. Buna karşılık Ege ve Akdeniz sahillerine ağırlık vererek özellikle CHP’nin kalesi olarak bilinen bazı illerin alınmasına gayret edildi. Başarılı olduğu illerde oldu. Orta Anadolu gibi milliyetçi hassasiyetleri yüksek olan bölgelerde ise MHP’yi tamamen silme politikası izledi. Özellikle seçim öncesi çıkan kasetleri de kullanarak MHP’li yöneticilere bel altından saldırılar yapıldı. Genel olarak bu bölgelerde de başarılı olduklarını gördük.
 

            CHP ise aslında oldukça başarılı bir propaganda dönemi geçirdi. Televizyon reklâmları güzel ve yapılan anketlerde en beğenilen reklâmlar olarak gösterildi. Açıkladıkları projelerde etkileyici idi. Oylarını ve buna bağlı olarak ta vekil sayılarını artırdılar. Ama istedikleri sonucu alamadılar. Kendi deyimleri ile %30 civarında bir oy beklerken bunun 4 puan altında bir oy aldılar. Genel anlamda “kale” olarak adlandırılan illeri kaptırmadılar. Bu anlamda da başarılı olduklarını söyleyebiliriz. Ancak Deniz Baykal’ı bahane ederek sol görüşlüde olsa milli düşünen bütün unsurları partiden tasfiye etmesi ve yapı olarak biraz daha Kürtleşmesi ve mezhepçi bir yapıya bürünmesi bu partiyi Türkiye partisi yapmaktan iyice uzaklaştırdı. Ama şimdiki yapısıyla BDP ve AKP ile iyi bir ittifak yapmakları kolaylaşmış oldu.
 

            MHP’ye gelince… Aslında Türkiye’nin geleceğinin belirlenmesinde anahtar rolü onayacak bir parti iken maalesef bu görevi yerine getirebilecek gayreti bir türlü göremiyoruz. Iğdır ili dışında ciddi anlamda bir oy artışının olmadığı partide bazı sorgulamaların yapılması gerektiğini düşünüyorum. Başkanlık divanını baştan aşağı yenilediler. Benim de çok yakından tanıdığım bazı çok değerli isimler var. Ama bunun ne derece olumlu etki yapacağı ise tartışılır. Çünkü tek başına başkanlık divanının değişmesi yetmeyebilir. MHP’nin meclise girmesi özellikle yeni anayasa tartışmaları yapılırken oldukça iyi olmuştur. Ama bu sonuç bence başarılı bir sonuç değildir. MHP’nin alacağı eğer potansiyeller iyi değerlendirilirse en az %20’dir. Ama bu olmuyor. Bunun MHP’li yöneticiler tarafından dikkatle değerlendirilmesi gerekiyor.
 

            BDP ise baraj sorunu yaşayacağını bildiğinden seçime bağımsızlarla girdi. Oldukça başarılı olduğu söylenebilir. Daha öncede ifade ettiğim gibi AKP’nin bölgeden çekilmesi ile BDP yerini güçlendirdi. Bölgedeki bazı uzmanlarla yaptığımız görüşmede “BDP bütün Kürtler temsil etmiyor” söylemini zayıflatmak için bu şekilde bir çalışma yapıldığı ve yeni anayasa için daha güçlü ve bölgedeki bütün Kürtleri temsil edebilecek bir BDP’ye ihtiyaç olduğu ifade edildi. Seçim sonuçları gösterdi ki yapılan anlaşmalar başarılı olmuştur. Ama şunu da buradan vurgulamak isterim ki, BDP’nin vekil çıkardığı illerde devlet yoktur. BDP’liler ev ev dolaşarak baskı ve tehdit ile oy almışlar ama devletin kurumları ise bunları sadece “izlemek”le yetinmişlerdir.
 

            Saadet Partisi’nin ise ne yapılırsa yapılsın yok edilemeyeceği ve bir “Erbakan gerçeği”nin olduğu görülmüş oldu. HAS Parti’nin ayrılmasının Saadet’i bitirmeye yetmediği buna karşın HAS Parti’yi doğmadan bitirdiği anlaşılıyor.
 

            BBP’de ise durum daha vahimdir. Son seçimde %2.5 oy alan parti barajı aşma çabası yürütmüş ve başkanları “barajı aşamazsam istifa ederim” demişti. Gerçektende istifa etti. Ama BBP artık tarih olmuştur. Tabela partisi olmanın ötesine geçemeyeceğini burada göstermiştir. Benim bu partiye naçizane tavsiyem kendilerine en yakın parti olan AKP’ye ya da SP’ye katılmalarıdır.

  

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim