• BIST 83.067
  • Altın 146,627
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Konya 0 °C
  • İçişleri'nden valiliklere kritik 'kargo' uyarısı!
  • Hakan Şükür'ün istifa mektubunu bakın kim yazmış!
  • FETÖ'nün yeni rüyası! Bu kez iyice uçtular
  • İçişleri'nden valiliklere kritik 'kargo' uyarısı!
  • Hakan Şükür'ün istifa mektubunu bakın kim yazmış!
  • FETÖ'nün yeni rüyası! Bu kez iyice uçtular

Satışlara Devam

Ufuk Karadavut
Son günlerde en yoğun olarak konuşulan konu, devletin üretim alanından çekilerek denetleyici konumuna getirilmesi amacı ile elindeki her şeyin satılması. Kimsenin sesinin de çıktığı yok. Çünkü ‘gelsin dolarlar’ diye düşünülüyor. Borsa yükselecek, dolar düşecek hatta işsizliğin azalacağını ve gelir dağılımının düzeleceğini düşünen zavallılar bile var. Aslında böyle düşünenler oldukça büyük bir resmin yalnızca küçük bir bölümünü görüyorlar. Türkcell satıldığında gerçekten çok üzüldüm. Çünkü oldukça büyük ve ülkemiz açısından gurur verici olan böyle bir kuruluşun yabancılara satılması üzüntü verici. Haberleşme alanındaki özelleştirmeler önce PTT’nin P’sinin özelleşmesi ile başladı. Yani dağıtım işi ‘Logistic’ adı altında özel şirketlerce yapılmaya başlandı. Yerli şirketlerle başlayan bu iş şimdilerde yoğun olarak yabancı şirketlerle yapılmaktadır. Cep telefonu işi de önceleri Telsim ve Turkcell gibi Türk şirketleri ile başladı ama şimdi yabancıların eline geçti. Turkcell satıldı, Telsim’in yabancılara satılması için önündeki tüm engeller kaldırıldı, Aycell ise daha yolun başındayken başı bağlandı ve İtalyanlar’ın Aria’sı ile birleştirildi.Bu günlerde ise Türk Telekom yabancılara satıldı. Yani milli bir haberleşme şirketimiz maalesef kalmadı. Haberleşme güvenliğimizin nasıl sağlanacağı ve olumsuz bir durumda yabancılar haberleşmemizi keserlerse nasıl haberleşeceğimizi kimsenin düşündüğü yok. Düşünenler varsa da susmayı tercih ediyorlar. Avrupa’da örnek aldığımız ülkelere baktığımızda Almanya, Fransa ve İtalya gibi ülkelerde Telekom şirketi devletin elindedir ve satılamaz nitelik kazandırılmıştır.Yakında Ereğli Demir Çelik Tesisleri’ni, Tüpraş’ı, Petkim’i yabancılara satmaya hazırlanıyoruz. Yetkililerin açıkladıklarına göre çok kısa bir süre sonra satış işlemlerinin gerçekleştirileceği anlaşılıyor. Tüpraş’ın mahkeme kararı ile bir ermeni şirketine satışı engellenmesine rağmen yetkililer satışın mutlaka yapılacağını ısrarla vurguluyorlar. Seydişehir’de bulunan Alüminyum Tesisleri’nin satış işlemleri ise hızla devam ediyor. İşçilerin direnişleri olmasaydı belki de satılmış olacaktı. Ama yetkililer buranında satılacağını ve satışı kimsenin engelleyemeyeceğini vurguluyorlar.Bankacılık sistemimizde yabancıların eline geçmiş durumda. Türkiye’nin en büyük bankalarından olan Yapı Kredi Bankası yabancılara satılmış durumda, Dışbank satıldı. Diğer bazı Türk bankalarının yabancı ortaklık yüzdeleri artırıldı. Bankacılık sistemimiz planlı bir şekilde yabancıların eline geçti. Rabobank ise Şekerbank’ın çoğunluk hisselerini almak için her türlü girişimleri yapıyor. IMF’nin Devletin elinde bulunana Ziraat, Halk ve Vakıfbank gibi bankaları en kısa sürede özelleştirilsin diye bağırması, sistemi tamamen ellerine geçirmek istemelerinden kaynaklanmaktadır. Bankacılık sistemi ekonomik yapı içerisinde paranın kaynağını oluşturmaktadır. Bankacılık sistemini ele aldığınızda ülkenin bütün para hareketlerini rahatlıkla kontrol edebilirsiniz.Daha satılacaklar arasında pek çok yer bulunuyor. Bunların başında Türk Hava Yolları, Limanlar, Milli Piyango ve TEKEL’i sayabiliriz. Bu kuruluşlar kolayca kurulmadı. Yıllarca bu ülkenin insanlarının alın terleri ile kazandıkları paralar ile kazanıldı. Şimdi değerlerinin çok altında bir para ile satılmasını anlamak mümkün değildir. Bu kurumları adeta sırttan atılması gereken gereksiz bir yük gibi görmek oldukça yanlış. Yıllardan beri özellikle politikacıların oy uğruna bu kurum ve kuruluşları arpalık olarak kullandıkları ve bir kişinin çalışacağı yerde on kişinin çalıştığı ve hatta oldukça yüksek oranda maaş almalarını düşününce aklıma şu soru geliyor; Acaba yıllardan beri Türk hükümetlerine akıl verenler hükümetleri bilerek yanlış mı yönlendirdiler. Bu kurumların zamanı gelince elden çıkarılmaları kolay olsun, insanlar bu kuruluşlara sahip çıkmasınlar diye kendiliğinden bir alt yapımı mı oluşturulmak istendi. ‘Sükut ikrardandır’ sözünü doğrularcasına özelleştirmelere karşı kimsenin sesinin çıkmaması bunları destekledikleri anlamı taşımaktadır. Yıllarca yanlış politikalar ile insanların bu kurumların kapatılması yönünde bir kamuoyu oluşturulması çalışmaları bugünlerde başarılı oluyor. Çünkü önlerinde herhangi bir engelde yok. Engel olmaya kalkışan birkaç kişi ise Avrupa Birliğine karşı olmak ve Türkiye’nin önünü kesmekle suçlanıyor. Böylece yükselmekte olan birkaç cılız seste böylece kesilmiş oluyor. Satılması düşünülen kurumların yeniden organize edilerek arpalık olmaktan çıkarılması ve özerkleştirilmesi ile etkin ve verimli bir hale getirilebilirler. Bu halde bile oldukça karlı olan kuruluşlarımız var. Daha da önemlisi mutlaka satmak isteniyorsa neden yabancı şartı aranıyor. Türk şirketlerine satılması ile bu sorunda kısmen aşılmış olabilir. Tarih bize ‘Türk’ün Türk’ten başka dostunun olmadığını’ göstermiştir.
UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim