• BIST 106.843
  • Altın 142,630
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • Konya 21 °C
  • Fatih Terim'in dokunulmazlık zırhı!
  • Cumhurbaşkanı avukatı Gülen'in suçlarını sayarken kulaklarını kapattılar
  • FETÖ'nün Kodları: Hakan Çiçek
  • Fatih Terim'in dokunulmazlık zırhı!
  • Cumhurbaşkanı avukatı Gülen'in suçlarını sayarken kulaklarını kapattılar
  • FETÖ'nün Kodları: Hakan Çiçek

SARAYBOSNA HÂTIRALARI

Ramazan Altıntaş

Bosna –Hersek Reîsü’l-Ulemalığınca Diyanet İşleri Başkanlığının destekleri ile 14-17 Haziran 2014 tarihlerinde  Saraybosna’da “Balkan Müslümanlarının Geleneğinde Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat Akidesi” adlı uluslar arası bir sempozyum düzenlendi.   Bu sempozyuma Balkan ülkelerinden müftüler, İslam Araştırmaları Fakülteleri’nden akademisyenler, Malezya ve Suudi Arabistan’dan çok sayıda uzman katıldı.

Sempozyumun açılışı 14/Haziran/2014 tarihinde saat 10:00’da Gazi Hüsrev kütüphanesinde yapıldı. Açılış, Kur’an tilavetiyle başladı. Bosna Hersek Cumhurbaşkanlığı konseyi üyesi Bakir Begoviç, sempozyum düzenleme komisyonu başkanı Dr. Cemaleddin Latiç, Türkiye Cumhuriyeti Diyanet İşleri Başkanlığını temsilen Prof. Dr. Ramazan Altıntaş, Râbitâtü’âlemi’l-İslamî genel sekreteri Dr. Abdullah et-Türkî ve Reîsü’l-ulemâ Hüseyin Efendi Kavazoviç birer konuşma yaptılar. Reîsü’l-ulemâ, yaptığı konuşmada Balkan Müslümanlarının birliğini korumada Ehl-i sünnet ve’l-cemaat akidesine bağlılığın önemi üzerinde durdu. Balkan Müslümanlarının İslam anlayışının ehl-i sünnet ve’l-cemaat âlimlerinin yorumuna dayalı olduğunu; ameli konularda İmam-ı Azam Ebu Hanife’yi, itikadi konularda da Mâtüridi mezhebini takip ettiklerini ifade etti.  Bundan sonra da bu yaklaşımın savunucusu ve sürdürücüsü olacaklarını vurguladılar.

Bu sempozyum dokuz oturumdan oluşmuştur. Oturumlar farklı başlıklar altında yapılmıştır. Örneğin; Ehl-i sünnet ve’l-cemaat akidesinin ilkeleri ve tarihi arkaplanı, ehl-i sünnet ve’l-cemaat akidesinin temel kaynakları, Balkan coğrafyasında ehl-i sünnet ve’l-cemaat akidesinin davetçileri, ehl-i sünnet ve’l-cemaat akidesi ve asrın meydan okumaları vb. gibi… Yaklaşık 40 araştırmacı bu sempozyumda bildiri sundu.  Bu sempozyumda Boşnakça, İngilizce ve Arapça olmak üzere üç dilde bildiriler sunuldu. Ben de “Ahtâru Fikrati’t-Tekfîr ınde Ehli’s-Sünne ve’l-Cemâa/Ehl-i sünnet ve’l-cemaate göre tekfir düşüncesinin tehlikeleri” başlıklı Arapça bir bildiri sundum. Sempozyumda sunulan bildirilerden bazı başlıklar şöyledir: Kavramsal olarak ehl-i sünnet ve’l-cemaat. Hâtemü’l-enbiya meselesi. Ehl-i sünnete göre sahabenin konumu. Cassas’ın Ahkamu’l-Kur’an’ında Şia ve Haricilerle yaptığı münakaşalar. Ehl-i sünnete göre savaş ve barış. Mâtürîdî ve Kitabu’t-Tevhid’i. Gazzâlî ve el-İktisad fi’l-İ’tikad’ı. Muhammed Hancî ve Ehl-i sünnet savunması. Hasan Kâfi’nin çalışmaları. Hacı Hafız Sabri Efendi’nin hayatı ve mücadelesi. Arnavutluk toplumunda ehl-i sünnetin etkisi. Şeyh Şeltut ve Şia ile olan ilişkisi. Asrın meydan okumalarına nasıl cevap verelim? Ehl-i sünnete göre tekfirin zararları. Bosna’da tasavvuf vb…

Bu sempozyumun finansmanı Diyanet İşleri Başkanlığımız tarafından karşılandı. Saraybosna Üniversitesi’nden samimi gördüğüm bazı akademisyenler ve farklı yerlerden gelen müftüler böylesi ilmi toplantılara Türkiye’den daha fazla ilim adamının katılmasını arzu ettiklerini dile getirdiler.  Ben de bu kanaatteyim. Maddi katıklarımız kadar manevî-fikrî alanda da daha çok araştırmacıyla katkıda bulunmamız büyük önem taşıyacaktır. Zira bugün Bosna-Hersek başta olmak üzere diğer Balkan ülkelerinde Şiileştirme ve selefilik-vehhabizim-tekfircilik gibi akımlarda bir hareketliliğin olduğu gözlenmektedir.  Özellikle camilerde selefi grupların propagandaya yönelik yaptıkları uygulamalar da gözden kaçmamaktadır.

Balkan Müslümanları Reisü’l-ulemanın da belirttiği gibi altıyüz yıldır ehl-i sünnet ve’l-cemaat akidesine bağlı bir dindarlık anlayışını sürdürmektedirler. Bu coğrafyada Müslümanlar arasında barış ve kardeşliğin korunması, aşırı dini yorumların önüne geçilmesi bu anlayışın sürdürülmesine bağlıdır. Eğer ipin ucu bir kaçırılırsa, zaten diken üstünde duran Müslüman halklar bir de birbirine düşürülürse, silinir giderler, Allah korusun.

 Netice,  Bosna-Hersek bizim gönül coğrafyamızdır. Evlâd-ı Fâtihan’ın yadigârıdır. Bizim Bosna-Hersek ve diğer Balkan ülkelerine karşı tarihten gelen büyük bir sorumluluğumuz vardır. Bu konuda hem resmi kurumlarımıza, hem üniversite ve Diyanet İşleri Başkanlığımıza büyük sorumluluklar düşmektedir.

 

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim