• BIST 110.477
  • Altın 275,714
  • Dolar 5,8011
  • Euro 6,4759
  • Konya 5 °C
  • Kantinlerde sağlıklı gıdaların çocukları cezbedecek şekilde sunulması önerisi
  • ABD'nin Afganistan'da yaşadığı hezimetin belgeleri ortaya çıktı
  • Türkiye-Libya anlaşmasının hukuki ve stratejik boyutları
  • Kantinlerde sağlıklı gıdaların çocukları cezbedecek şekilde sunulması önerisi
  • ABD'nin Afganistan'da yaşadığı hezimetin belgeleri ortaya çıktı
  • Türkiye-Libya anlaşmasının hukuki ve stratejik boyutları

"Saray Bombası" ellerinde patladı! Eleştirilerin odağındaki isim Kılıçdaroğlu ve Rahmi Turan

"Saray Bombası" ellerinde patladı!  Eleştirilerin odağındaki isim Kılıçdaroğlu ve Rahmi Turan
İddianın yalan olduğu konusunda hemfikir olan köşe yazarları Kemal Kılıçdaroğlu ve Sözcü yazarı Rahmi Turan’ı eleştiri yağmuruna tuttu

CHP’li bir ismin Külliye’de Cumhurbaşkanı Erdoğan’la görüştüğünü yazan Sözcü yazarı Rahmi Turan'ın ortaya attığı bu iddia siyaset gündeminin ilk sırasına yerleşti. İddianın "yalan" ve bir "operasyon" olduğu konusunda hem fikir olan köşe yazarları Kemal Kılıçdaroğlu ve Sözcü yazarı Rahmi Turan’ı eleştiri yağmuruna tuttu

 

ahmethakan.jpg

RAHMİ TURAN’A AÇIK MEKTUP

Sayın Rahmi Turan...

Gazetecilik geçmişinizde eleştirilecek yığınla husus olmasına rağmen...

Sizi bir “meslek büyüğü” olarak kabul ederiz.

Severiz, sayarız.

Fakat Sayın Rahmi Turan, şu son yaptığınız olmadı.

Gerçekten olmadı.

Hiç olmadı.

Kuyuya “Külliye’ye giden CHP’li” diye bir taş attınız, bütün Türkiye birlik oldu, yine de attığınız taşı çıkaramadı.

Sayın Rahmi Turan...

Ne yapmaya çalıştığınızı, nereye varmak istediğinizi bir türlü anlayamadım.

Eğer amacınız trollük yapmaksa...

Sizin gibi yaşını başını almış bir meslek büyüğüne trollüğü hiç mi hiç yakıştıramam.

Eğer maksadınız Kemal Kılıçdaroğlu lehine operasyon çekmekse...

En başta sizin bunu kendinize yakıştırmamanız gerekir.

Eğer bazı CHP’lileri töhmet altında bırakmayı hedeflediyseniz...

Yaptığınız ayıptır, günahtır, haksızlıktır.

Eğer sadece eğlenmek için böyle yapıyorsanız...

Kendinize başka eğlenceli meşgaleler bulmayı denemelisiniz.

Eğer dikkat çekmek için yapıyorsanız bunu...

Geçmişte yaptığınız “Sakallı bebek doğdu” türü uydurma haberler bile bu yaptığınızdan daha masumdur.

Eğer asıl derdiniz Erdoğan’a karşı muhalefet yapmaksa...

Bunu yalanlar.

Ahmet Hakan-Hürriyet

 

ahmet-kekec.jpg

ÜÇÜNCÜ SINIF BİR GAZETECİNİN ÇÖP İDDİASI

Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP’de genel başkan değişikliği yapmak için “gizli faaliyet” içindeymiş... Hatta, bu amaçla, Külliye’de bir CHP milletvekilini ağırlayıp “gizli görüşme” yapmış.

İddia kime ait?

Rahmi Turan diye birine ait...

Rahmi Turan kim?

En büyük “gazetecilik” başarısı “Kara Murat” çizgi romanına metin yazmak olan üçüncü sınıf bir gazeteci...

Meslekte çoktur böyleleri; resimli roman yazarlar, okur mektuplarına cevap verirler (“Güzin abla” türü köşelerin müellifi umumiyetle bu tür bu arkadaşlardır), fal ve bulmaca köşesini hazırlarlar, at yarışı tahmininde bulunurlar...

Küçümsediğim için söylemiyorum, gazetelerin “emekçi” kesimini bunlar oluşturur, yetenekleri sınırlı olduğu için, “tali” işlerde istihdam edilirler.

Rahmi Turan da bunlardan biridir...

Kaderin garip cilvesine bakın ki, bir “çizgi roman senaristi” olarak çoktan tedavülden kalkması gerekirken, Hürriyet gazetesinde bir “şans” buldu...

Gazetenin genel yayın yönetmenliğini tutup buna verdiler.

Matbuattaki en “prestijli” makamlardan biri...

Peki, Rahmi Turan ne yaptı?

Koskoca Hürriyet’i kısa zamanda “bulvar gazetesi” çizgisine çekti. Daha doğrusu, gazeteyi “içerik” olarak ucuzlattı... İktidarı da, bu nedenle, fazla uzun sürmedi; gazeteyi elinden alıp daha “ehil” birine verdiler.

Rahmi Turan, “ağırlık” ve “itibar” olarak budur.

Şimdi biz bu adamın iddiasını tartışıyoruz ve Külliye’de Cumhurbaşkanı Erdoğan’la görüştüğü öne sürülen CHP milletvekilini arıyoruz.

Diyelim ki doğru...

Diyelim ki Cumhurbaşkanı Erdoğan, “CHP’de genel başkan değişikliği yapmak için” gizli faaliyet içinde ve bu amaçla, Külliye’de bir CHP milletvekilini ağırlayıp gizli görüşme yaptı.

Buradan ne çıkar?

Hiç...

Birincisi, Erdoğan, ekmeğinden olmak istemez... Yani, rakip olarak karşısında Kemal Kılıçdaroğlu gibi velud bir “ekmek” varken, bilmediği tanımadığı rakiplerle boğuşmak istemez.

İkincisi...

Genel başkanlar Külliye’de değil, kurultaylarda değişir.

Hiçbir CHP delegesi, Erdoğan’la “gizli görüşme” halindeki bir milletvekilini genel başkan olarak görmek istemez...

Bu durumda, Rahmi Turan’ın iddiası “çöp” oluyor.

Üçüncü sınıf bir gazetecinin “çöp iddiasını” tartışacak kadar boş zamanınız varsa, buyurun devam edebilirsiniz, ben “usulca” çekiliyorum.

Ahmet Kekeç-Star

 

akif-beki.jpg

BALON, ASPARAGAS, SPEKÜLASYON...

Sözcü yazarı Rahmi Turan'ın 'müthiş haber'i, müthiş bir balon çıktı.

Zaten altı boştu. İsim vermeden kulis görünümlü bir spekülasyon atmıştı ortaya.

Gizlice Beştepe'ye gidip Cumhurbaşkanı Erdoğan'la görüşen önemli bir CHP'liden söz ediyordu.

Güya Erdoğan ona CHP'ye Genel Başkan olmasını teklif etmişti. "Milli güvenlik sebebiyle senin olman lazım, ben de yardım ederim" dediğini iddia ediyordu.

Olacak şey değildi, her tarafı sansasyonel bir asparagas kokuyordu.

Turan, ertesi gün sürdürdü bunu. Hem 'haber'in yüzde yüz doğru olduğu savıyla arkasında durdu, hem de Cumhurbaşkanlığı ne derse onu doğru kabul edeceğini söyledi. Şaka değil, cidden...

Cumhurbaşkanlığı da dün katiyyen yalanladı.

Fakat konuyu kapatmadan önce, asıl üzerinde düşünülmesi gereken yanıyla da yüzleşelim...

Nasıl oldu da böyle deli saçması bir balon haber, şişirilip uçurulabildi?

'Olacak şeymiş, akla yatkın ve günümüz gerçekliğinde siyasi hayatın doğal akışına uygunmuş, pekala olabilirmiş' gibi...Yadırganmadan nasıl kolayca alıcı bulabildi böyle garip bir söylenti?

Şuyuu vukuundan, dedikodusunun yayılması gerçek çıkmasından beter.

'Yakışan iftiradan korkun' derler. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun da bundan çekinmiş olmalı ki 'zırva tevil götürmez' diye kestirip atmadı.

Kısa bir tekziple geçiştirmemesi, bence de ihtiyaçtı.

Eskilerin 'tahtında müstetir' dediği, yani 'altında gizli' tüm varsayımlarla birlikte bu asparagasın yalanlanması gerekirdi.

Çünkü parodi haber gibi karşılanmadı, Zaytung ironileri gibi gülünüp geçilmedi, ciddiye alındı. Sanki kanıksanmış da satın bile alınmış, beklenebilirmiş gibi olağanlaştı.

Kamuoyundaki yankısını böyle değerlendirmiş olmalı ki Altun da içerdiği bütün peşin kabullere tek tek şöyle değindi açıklamasında:

"Sayın Cumhurbaşkanımızın, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde 'CHP'li bir siyasetçiyle görüştüğü ve aralarında bu kişinin CHP genel başkanı olması yönünde bir diyalog geçtiği' iddiası tamamen gerçek dışıdır, hayal ürünüdür. Yaklaşık 43 yıllık siyasi hayatında Sayın Cumhurbaşkanımızın herhangi bir siyasi partinin dizayn edilmesine yönelik adım atması ya da iç işlerine müdahale etmesi hiçbir zaman söz konusu olmamıştır. Bunu da en iyi hakem olan milletimiz çok iyi bilmektedir..."

Kılıçdaroğlu, dün sabah FOX'da İsmail Küçükkaya'nın Çalar Saati'nde iddia için ''şaşırmadım, doğrudur' demişti. Buna ihtimal veren CHP liderine de Altun'un söyleyeceği bir çift lafı vardı.

Akif Beki-Karar

 

nedim-sener-001.jpg

HABER DEĞİL OPERASYON!

Gazetecilik okullarının alfabesi 5N 1K’dır. Yani bir haberde ‘Ne, Nerede, Nasıl, Ne Zaman, Niçin ve Kim’ sorularının cevabı olmalıdır. Birisi eksik olursa o haber değildir, eksiğin tamamlanması istenir. Tamamlanamıyorsa çöpe atılır. “Saray’a yakın” bir haber kaynağı Sözcü Gazetesi köşe yazarı Rahmi Turan’ı arayıp, “Sana müthiş bir haber vereceğim. Bomba gibi bir haber” demiş!

9 Kasım günü CHP’li çok önemli bir isim Saray’a, Erdoğan’ın huzuruna çıkmış, Erdoğan da CHP’li isme, “Türkiye’nin güvenliği için senin CHP Genel Başkanı olman gerekir. Düşün, karar ver. Memleketin iyiliği için bu gerekli. Ben de yardımcı olurum!” şeklinde sözler söylemiş. Rahmi Turan, “Saray’a yakın” kaynağının, Saray’a çıkan CHP’linin ismini de verdiğini ancak o CHP’li ismi aramasına rağmen ulaşamadığı için isim açıklamayacağını yazmış. Yazıda haberciliğin “5N” kurallarını karşılayan unsurlar var; Ne, Nerede, Nasıl, Niçin ve Ne Zaman…?

Peki haberin öznesi yani “1K” unsuru? İşte o yok. Yani “Saray’a çıkan o CHP’li kim?” sorusunun cevabı yok. Turan, dünkü yazısında ise “Saray’a yakın kaynağıma tekrar sordum haber yüzde yüz doğru” cevabını almış ve endişeye kapılan haber kaynağını korumak için kendisine söylediği ismi unutacağını söylemiş.

‘Bana isimden bahsetmedi’

Yazının ilk yayınlandığı günün akşamı Habertürk TV’de katıldığım program sırasında ve dün sabah da Cumhurbaşkanlığı’ndan yapılan yalanlamaya rağmen, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, FOX TV’de katıldığı programda, “Rahmi Turan’ın yazısının doğru olduğunu ama isim vermek istemediğini” söyledi.

Yani bu yalanlanan habere ‘Doğru’ diyen bir Rahmi Turan bir Kılıçdaroğlu kaldı. Benim öğrendiğim, bu yalan konu başka gazetecilere de aktarılmış. Hatta Saray’a çıkan CHP’li olarak “Muharrem İnce” ismi kulaklara fısıldanmış. Tablo şu; yazı, içeriği itibarıyla tam bir operasyon kokuyor. Kurultay’da Kılıçdaroğlu’nun karşısına çıkacak her kim olursa olsun, ‘Saray’ın adayı’ damgasını yiyecek.

Nedim Şener-Posta

 

 

 

melih-altinok.jpg

ATATÜRKÇÜLERİ SİLKELEME ENSTİTÜSÜ

Sözcü gazetesi Başyazarı Rahmi Turan geçtiğimiz günlerde ismini açıklamadığı bir CHP'linin Beştepe'de Cumhurbaşkanı ile görüştüğünü yazdı.

Kaynağı açıklanmayan iddiaya göre bu görüşmede Cumhurbaşkanı meçhul CHP'liye partinin başında Kemal Kılıçdaroğlu yerine kendisini görmek istediklerini söylemişti!

Turan, yazısını CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun Sözcü'yü, Hürriyet'in yerine "yeni amiral gemisi" olarak takdis etmesinden hemen sonra patlatmıştı.

Kemal Bey de ertesi sabah FOX TV'de İsmail Küçükkaya'nın programına çıkarak puzzle'ın son parçasını koydu... Turan'ın iddiası için "doğrudur" dedi. Böylece resim ortaya çıkmış oldu.

Çoğu kişi başka adres gösteriyor. Ama bence Kılıçdaroğlu'nun da rol üstlendiği bu senaryonun hedefinde, son dönemlerdeki sağduyulu açıklamalarıyla popülaritesi yükselen Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu var.

Ayrıca bu fake gündemi, seçimlerin ardından Barış Pınarı Harekâtı ve ABD temaslarıyla anketlerde yükselişte olan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'a karşı bir hamle olarak okumak da mümkün.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Ofisi'nin anında yalanladığı, iddia sahiplerininse tek bir delil ortaya koyamadığı bu sansasyonu ciddiye alıp tavır geliştirenleri gördükçe kendime hakim olamıyorum... İstemsizce gülüyorum.

Gerçi haklısınız, Arınç'ın eski bir danışmanının başlattığı "bağımsız gazetecilik tartışmasında, 90'larda, 28 Şubatlarda medyanın tüm kirli ellerine bulaşmış Faltaylıların "gazetecilik etiğini" temsil ettiği bir ülke burası... Absürtlüklere alışığız.

Ancak hiçbiri "teflonluk" konusunda bu kez hikâyenin kahramanı olan Rahmi Beyin eline su dahi dökemezler.

Zira Rahmi Bey, Yetenekli Bay Ripley'e soğukkanlılıkta nal toplatır.

Öyle ki bugün Atatürkçüler'in ve CHP tabanının reflekslerini şekillendirmekte bir aparat olarak işlev gören Turan her kılığa girer, hiç sorun etmez.

Örneğin 28 Şubat'ta patronu Aydın Doğan'ken, Hürriyet Medya Towers'ın 13. katına çıkar... Grubun muhafazakârlara yönelik çıkarttığı Son Çağrı gazetesinde başyazar sütununa kurulur... Mehmet Şevket Eygi ve Avni Özgürel gibi isimlerin yazdığı gazetede dönemin Başbakanı Erbakan'a methiyeler düzerdi.

Daha sonra da 5. kata inip, bugünkü Sözcü'nün babası olan Gözcü'de dönemin şımarmış darbeci generallerine alkış tutardı.

Çalışkan bir adamdı Rahmi Bey... Boş vakitlerinde de, tatil yörelerinde bikiniyle fotoğraflanmış turist kadınların fotoğrafları altına erotik hikâyeler uydurup basardı.

E tabii geçen onca senede ustalaştı.

Eskiden resim altına uydururdu, şimdi ise yazı üstüne fotoğraf oturtmaya çalışıyor.

Ahmet Hamdi Tanpınar yaşasa, Saatleri Ayarlama Enstitüsü'nü yeniden yazar, adını da Atatürkçüleri Silkeleme Enstitüsü koyardı.

Hem hikâyede fazla bir değişiklik yapmasına da gerek kalmazdı. Halit Ayarcı yerine romanın kahramanı bu kez Rahmi Turan olurdu, o kadar.

Ömrünü Ayarcı'nın yalanlarına inanıp heba eden Hayri İrdal'ın rolünü de Turan gibi bir karakteri ciddiye alıp kendine siyasi güzergâh belirleyen sözcü okurlarından herhangi biri üstlenebilirdi.

İnsan en çok onlara üzülüyor aslında.

Melih Altınok-Sabah

 

sevilay-ftwn_cover.jpg

RAHMİ TURAN MI OPERASYON ÇEKİYOR YOKSA ONA MI ÇEKİLİYOR?

Zaten dünkü yazımda anlatılanların çok doğru olduğuna ihtimal vermediğimi yazmıştım ama "Yine de siyasettir bu! Gerçekse de hiç şaşırmam” deyip bir açık kapı bırakmıştım…

Fakat gerek yokmuş o açık kapıya filan zira Sözcü Gazetesi Başyazarı Rahmi Turan’ın önceki gün “müthiş haber” başlığı altında yazdıkları ne yazık ki; “müthiş fos” çıktı!

Hem Rahmi Turan dün devam ettirdiği konuda akla ziyan gerekçelerle Beştepe’ye gittiğini iddia ettiği o üst düzey CHP’linin ismini açıklamadı.

Hem de Beştepe’den yapılan açıklamalarda yazılanlarla ilgili; “Gerçek dışı, hayal ürünü!” ifadeleri ile net bir biçimde söz konusu olayla ilgili nokta konuldu.

Belli ki asparagas… Ve belli ki Rahmi Turan’ı birileri fena trollemiş.

Tabii durum böyle olunca da bu defa akıllara başka sorular gelmeye başladı.

Koskoca Rahmi Turan… Yılların gazetecisi… Biz daha yokken hayatta o başlamış bu meslekte…

Nasıl düştü peki bu tongaya?

Kim ya da kimler gündemi sarsacağı besbelli olan böylesi bir hikayenin doğruluğuna ikna etti Turan’ı da ve köşesinde yazmasını sağladı?

Ben olsam ustanın yerinde Beştepe’ye gizlice gittiği söylenilen o CHP’li ismi açıklayamıyor isem…

Bana bu hayal ürünü bilgilerle operasyon çeken kim onu açık açık yazar ve rezil ederim.

Ha tabii ben böyle düşünüyorum…

Yani bana göre durum bu ama benim gibi düşünmeyenler hatta tam tersinin olduğunu söyleyenler de var.

Operasyonun Rahmi Turan’a değil, aksine Rahmi Turan’ın bir yerlere operasyon çektiği tezi de konuşuluyor.

Kimi bu operasyonla Turan ve onunla birlikte hareket eden bir grubun; “Dikkat! CHP o kadar rahatsızlık vermeye başladı ki! Beştepe’den resmen dizayn edilmeye çalışılıyor” algısı oluşturarak Nisan ayında kurultayını yapacak CHP’de parti içi hesaplaşmalara girilmemesi için ön alınmaya çalışıldığı öne sürülüyor.

Bazıları ise çok ilginç… Bu yazıyla önce Kılıçdaroğlu’nu böyle bir olay yaşandığını ikna edip, üzerinden açıklamalar yapmasını sağlayıp ancak sonradan hikayenin külliyen yalan, uydurma, asparagas olduğu ortaya çıkınca da Kılıçdaroğlu’nu her söylenene inanıp peşinden giden zayıf ve basiretsiz bir genel başkan durumuna düşürmek için kurgulandığını iddia ediyorlar.

Özetle değerli okurlarım…

Rahmi Turan’ın ortaya attığı ve iki günden bu yana hepimizin gündeminde olan söz konusu yazıyla bir operasyon çekildiği gerçek ama…

Kime bu operasyon işte ondan emin değilim gerçekten!

Rahmi Turan’a mı çektiler bu operasyonu yoksa o başkalarına mı çekti bilmem mümkün değil elbette ama…

Meslekteki en büyük ahlaksızlıklardan biri olarak gördüğüm “operasyonel gazetecilik, tetikçilik” manasına geldiği için ikinci senaryonun doğru olduğunu varsayıp Sayın Turan’a haksızlık etmek istemiyorum.

Kaldı ki yaşımdan daha fazla meslek hayatına sahip bir duayenin, böyle bir gaflete düşüp de mesleğinin bu noktasında kendisine bu kara lekenin yapışmasına izin vereceğine inanmıyorum.

Benim inandığım ilk senaryo…

Yani bu uydurma hikaye ile Rahmi Turan’ın fena bir biçimde tongaya düşürüldüğü senaryosu…

Olmasa daha iyi olurdu ama işte oluyor…

Nihayetinde ben de Rahmi Turan’la aynı işi yapıyorum ve bir gün böyle bir talihsizlik benim de başıma gelebilir korkusuyla…

Büyük laflar edip, büyük lokma yemek istemiyorum..

Sevilay Yılman-Haber Türk

 

cem-kucuk.jpg

KILIÇDAROĞLU ATATÜRKÇÜ RAKİPLERİNİ ELEMEK İSTİYOR

Sözcü gazetesinden Rahmi Turan’ın CHP’den “Bir siyasi kalktı Külliye’ye gitti” sözlerinin boş ve anlamsız olduğunu biliyoruz. Öyle bir olay olmadığı kesin... Nitekim dün Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi bu iddiayı yalanladı.

Turan’ın yazdıkları hâliyle CHP’de kıyamet kopardı. Muharrem İnce’den Gürsel Tekin’e herkes bu ismin açıklanmasını istiyor. Aslında bu ismi açıklaması gereken Rahmi Turan ama olayın masabaşı kurgusu olduğu kesinleşti.

Dün İsmail Küçükkaya’nın FOX’taki programında Kemal Kılıçdaroğlu iddianın doğru olduğunu söyledi. “Ben de duyuyorum Külliye’ye gidenleri" dedi. Ama isim vermedi. Çok basit mantıkla bakınca bu işin CHP Kurultayı için bir dizayn anlamı taşıdığı muhakkak. Peki amaç ne? Şu an Kemal Bey'i benim bildiğim devirecek bir delege yapısı yok.

Parti tamamen Kılıçdaroğlu’nun kontrolünde. Ancak ulusalcı kanadın parti içinde bazı istekleri var. Dün görüştüğüm bazı CHP’liler de bunu doğruluyor. Bir kere Canan Kaftancıoğlu’nu istemeyen bir ekip var. Bunlar Atatürkçü ve bazı önemli ilçelerin belediye başkanları. Kemal Bey bu hamlesiyle Canan Kaftancıoğlu’nu yedirmek istemiyor.

Bir diğer durum ise 2023 seçimlerine yönelik. 2014’te CHP o zaman MHP ile beraber Ekmeleddin İhsanoğlu’nu aday göstermişti ama CHP’nin ana omurgası bunu içine pek sindirememişti. Nitekim alınan düşük oy bunun göstergesi oldu.

2018’deki Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde CHP’nin niyeti sağ bir aday göstermekti, mesela Abdullah Gül gibi. Çünkü Kemal bey yaptırdığı araştırmalarda Başkan Erdoğan ve AK Parti’yi yenebilmenin sağ adaylarla mümkün olduğunu gördü. Nitekim önceki gün de yazdığım gibi milletin ekseriyetinde Kemalizm ve Atatürkçülüğün pek karşılığı yok. CHP’nin 1950’den beri yapılan seçimlerde aldığı oy oranları ortada.

Geçen yıl eğer Abdullah Gül aday olsa seçim ikinci turdaydı. İlk turda iş bitmeyecekti. Kılıçdaroğlu bu stratejisini 31 Mart’ta uyguladı ve gösterdiği adaylarla başarılı oldu. 25 yıl sonra Ankara, İstanbul CHP’ye geçti. Atatürkçü adaylar gösterilse CHP başarı elde edemeyecekti. Kadıköy, Şişli, Beşiktaş Türkiye’nin özeti değil. Bu durumu da en iyi Kemal Bey biliyor.

İşte “CHP’li bir siyasi Külliye’ye gitti, Erdoğan’la görüştü” palavrası en çok da Kemalistleri elemek için yapılmış bir tezgâh gibi duruyor. Yukarıda dediğim gibi Kemal Bey kurultayı zaten kaybetmez. Ancak partiden ayrılıp yeni bir oluşum yapayım diyenlerin önüne set çekmiş oldu. Muharrem İnce gibi sıkı Atatürkçülerin de şansı sıfırlanmış oldu.

Ben Rahmi Turan’ın iddiasına balıklama atlayıp cevap yetiştiren CHP’li siyasilerin yerinde olsam susardım. “Bu palavradır” der geçerdim. Ama oltaya geldiler. Kemal Bey herkesi tuzağa düşürdü. CHP bu, içindeki kaynayan kazan bitmez!..

Cem Küçük-Türkiye

 

hadi-ozisik.jpg

KEMAL KILIÇDAROĞLU'NUN YAPTIĞI SİYASİ AHLÂKSIZLIK DEĞİL DE NEDİR?

Rahmi Turan kirli gazetecilik geçmişine bir yenisini ekledi. Kemal Kılıçdaroğlu'nun taşeronluğuna soyunup olmayan bir görüşmeyi gerçekleştirdi. Tıpkı geçmişte "Sakallı Bebek" haberinde yaptığını yaptı ve bir kenara çekildi. Peki Kılıçdaroğlu ne yaptı, ya da ne yapıyor? Ne yapacak yine Erdoğan'ı suçluyor.

Rahmi Turan kuyuya bir taş attı, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu başta olmak üzere... herkes o taşı çıkarmaya çalışıyor.

Gazeteci haber kaynağını açıklamaz.

Rahmi Turan burada diretebilir ama Erdoğan'la görüştüğünü iddia ettiği CHP'linin adını açıklamak zorunda. Kirli bir gazetecilik geçmişi olan Rahmi Turan kendine yakışanı yaptı ve kendisini arayan haber kaynağına Külliye'ye çıkan (!) CHP'linin adını unutacağına dair söz verdi.

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu ne yaptı peki?

"Yok" demedi, şaşırdığını söyledi ve her zaman olduğu gibi Cumhurbaşkanı Erdoğan'a saydırdı:

- Özel bir ekip kurmuş CHP'nin içini karıştırmak istiyor.

İsmail Küçükkaya sordu:

- Bu görüşme oldu mu?

- Bence olmuştur.

- Kim?

- Biliyorum ama isim vermek istemem.

Bu düpedüz siyasi ahlaksızlıktır!

Zira, CHP'nin içini karıştıran birinin gizli tutulması mümkün değil. Rahmi Turan "açıklamam" diyor, Kemal Kılıçdaroğlu "biliyorum" diyor ama o ismi (varsa) açıklamıyor!

Kimi meslektaşlarımız "Niye açıklamıyor?" diye soruyor. Bakın bir kaç gün önce iki kelam etti diye Yılmaz Ateş CHP'den ihraç edildi. Böylesi vahim bir iddia karşısında Kemal Kılıçdaroğlu sus pus, isim biliyor ama hiç bir şey yapmıyor.

Sizce de bu siyasi ahlaksızlık değil mi?

Bakın arkadaşlar net olan bir şey var; Rahmi Turan'ın kulağına böyle bir görüşmenin gerçekleştiğine ilişkin telefon geldiğine ben zerre ihtimal vermiyorum. Bunun adı Kemal Kılıçdaroğlu'nun rakiplerine karşı yapılan bir operasyondur. Yarın Kılıçdaroğlu'nun karşısına dikilen herkes için "Saray'ın adayı" yaftası demek için kurulan bir tezgahtır.

Kurbanlardan biri Muharrem İnce'dir...

Kemal Kılıçdaroğlu istediğini aldı, elini güçlendirdi ve şimdi Erdoğan'ı suçluyor:

- Eli bizim partimizin içinde!

Erdoğan devleti yönetiyor ama Kemal Bey'e göre, devlet işlerini bırakmış, partisini bir kenara atmış, bir İYİ Parti'ye, bir CHP'ye eleman yerleştirip, buraları parçalamak istiyor!

Siz inanıyor musunuz bu yalana?

Hadi Özışık-İnternethaber.com

 

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim