• BIST 109.330
  • Altın 155,771
  • Dolar 3,8638
  • Euro 4,5501
  • Konya 8 °C
  • Meteoroloji'den Konya için yağış müjdesi
  • Yunanistan'da DHKP-C'den Erdoğan'a suikast planı iddiası
  • TSK'da yemek duası değişti: Allahımıza hamdolsun...
  • Meteoroloji'den Konya için yağış müjdesi
  • Yunanistan'da DHKP-C'den Erdoğan'a suikast planı iddiası
  • TSK'da yemek duası değişti: Allahımıza hamdolsun...

Şapkalı Cumhuriyet’ten Şapkasızına

Doç. Dr. Murat Kayacan

M. Kemal, 23 Ağustos 1925 tarihinde çıktığı yurt gezisinde, Kastamonu,  İnebolu ve Çankırı’da halka şapka hakkında konuşmalar yaparak, onları sosyo-psikolojik açıdan şapka giyme fikrine alıştırmaya çalışmış,[1] o yöredeki konuşmalarında meselenin medeniyet, estetik, ekonomik, kültürel ve dini boyutlarını izah ederek ilk mesajlarını vermişti. Diyanet İşleri Başkanlığı da onun oluru ve tavsiyesi üzerine şapka giymenin dinen mahsurlu olmadığına dair fetva yayınlamıştı.[2]

M. Kemal’in şapkanın faziletlerine dair izahları her zaman kibar olmamıştı. 30 Ağustos 1925’te Kastamonu Halk Fırkası binasında konuşurken şöyle demişti: “Meselâ karşımda kalabalığın içinde bir zât görüyorum (eliyle işaret ederek). Başında fes, fesin üstünde bir yeşil sarık, sırtında bir mintan, onun üstünde benim sırtımdaki gibi bir ceket! Şimdi bu kıyafet nedir? Medenî bir insan bu alelâcaib kıyafete girip dünyayı kendine güldürür mü? (Evet, güldürür sadâlar)."[3] Bu tahkir edici üslubunu yeterli bulmuş olmamalı ki, halka şapkayı kabul ettirmek için “gerekirse bazı kurbanlar verileceğini”, ayrıca “milleti sevk ve idare edenlerin mesnedinin ordu olduğunu da hatırlatmak gereğini duymuştu.[4] Ona göre fes cahillik, gaflet, taassup, yenilik ve medeniyet düşmanlığının belirgin işareti gibi görünmekteydi. Fesi atarak, onun yerine bütün medeni dünyaca başlık olarak kullanılan şapkayı giymek ve böylece, Türk milletinin medeni toplumlardan zihniyet bakımından da hiç bir ayrılığı bulunmadığını göstermek kaçınılmazdı.[5]

Şapka konusunda kamuoyu oluşturma çalışmaları yürütülürken bu arada şapka yapan ve satan yerlerin sayısı ve müşterileri birden artmıştı. Halkı hazır hisseden hükümet, şapka giyimini nihayet kanunla meşrulaştırmaya karar verdi ve 16 Ekim 1925 tarihinde Konya mebusu Refik (Koraltan) Bey ve arkadaşlarının verdiği “Şapka iktisası hakkında kanun” teklifi 25 Kasım 1925 de kabul edildi.[6]

Muasır medeniyet üyesi (!) Kıbrıs’taki  İngiliz sömürge yönetimi şapka giyme konusunda “herkesin istediğini giymekte muhtar (özgür)” olduğunu bildirmesine rağmen,[7] Türkiye’de Hükümet, şapka inkılâbına karşı farklı, ikna edici ve zorlayıcı metotlar kullanmak durumunda kaldığını hissediyordu. Başvurulan tedbirler arasında İstiklal Mahkemelerine şapka suçlularını yargılama ve idam cezası yetkileri verilmesi ve halkı şapkaya alıştırmak için memurlara “Elbise ve şapka avansı” adı altında bir maaşlık mali destek verilmesi de vardı.[8] Halide Edip Adıvar’a (1884-1964) göre, “Şapka kanununun Türkiye’de ilk önemli sonucu, zaten fakirleşmiş Türklerin aleyhine, Avrupalı şapka fabrikalarının zengin edilmesidir.” Zaten yoksulluktan bu parayı ödeyemeyenler çıkmış ve hükümet bu parayı onlardan almaktan vazgeçmiştir.[9]

Şapka inkılabı epeyce tepki toplasa da, halk arasında zaman zaman şapkayı ve idareyi destekleyen faaliyetler de görülmüştür. Birçok il ve ilçede şapka lehinde ve idareyi desteklemek için gösteriler yapılmış ve ilgili kişi ve makamlara destek için telgraflar çekilmiştir. Bursa’da yapılan bir mitingde şapkaya karşı olanlar ve onların “harekât-ı irticakâraneleri” tel’in edilmiş ve “büyük münci (kurtarıcı) ve dahi Gazi hazretlerine destek için “Türklük teyakkuz ve dikkate” çağırılmıştır.[10] İlginçtir ki Türklerin tarihinde olmayan bir giysi Türklük adına eylemlerle savunulmuştur. İnsan merak ediyor acaba o mitingler Türkiye’nin yakın geçmişindeki “Cumhuriyet mitingileri” gibi bir organizasyon muydu?      

“Atatürk’ün Kastamonu Gezisi ve Şapka İnkılabı” münasebetiyle 1934 ve 1944 yılları arasındaki on yıllık zaman dilimi içerisinde gerçekleştirilen mahalli kutlama programlarının tarihi olarak 23 Ağustos günü kararlaştırılmıştı.[11] Atatürk karşılamaları ve diğer bayram ve merasim günlerinde şapka takmayanların törene alınmadığı dönemlerden[12] günümüze geldiğimizde hala o mahalli kutlamalar aynı ad altında çeşitli etkinliklerle sürdürülüyor olsa da[13] bu etkinliklerde bile fötr şapka takan kimse görünmüyor. Şapkasız Cumhuriyet Kemalistler de dahil herkesin hoşuna gitmiş demek ki!



[1] Sakal, Fahri, “Şapka İnkılâbının Sosyal ve Ekonomik Yönü Destekler ve Köstekler”, Turkish Studies International Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic Volume 2/4 Fall, Ank., 2007, s. 1309.

[2] A.m., s. 1310.

[4] Sakal, a.g.m., s. 1310.

[5] Yılmaz Mehmet Serhat, “Atatürk’ün Kastamonu Gezisi ve Şapka İnkılâbı”, Kastamonu Eğitim Dergisi,  c. 13, s. 1, kastamonu, 2005, s. 224.

[6] Sakal, a.g.m., s. 1310.

[7] A.m., s. 1314.

[8] A.m., s. 1311.

[9] A.m., s. 1315.

[10] A.m., 1312.

[11] Yılmaz, a.g.m., s. 229-230

[12] Sakal, a.g.m., s. 1318.

[13] Yılmaz, a.g.m., s. 231.

 

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
M. Kemal Eke
27 Ağustos 2012 Pazartesi 20:31
Yazarın amacı besbelli
Yapılan yorumlar yazarın şu andaki yazısıyla geçmişteki yazdıklarının birleştirilmesinden ortaya çıkmıitır. Yazarın amacının üzüm yemek değilde, bağcıyı dövmek olduğunu kör sultan görebiliyor.
194.54.41.1
emirhan hisarlıoğlu
25 Ağustos 2012 Cumartesi 16:10
yoruma bak hizaya gel
millet karın ağrılarını yorum diye yazının altına döşeniyor.yazar size "elifi" gösteriyor,siz mertek(kalas) sanıyorsunuz.
78.161.148.111
Namdar Nami
24 Ağustos 2012 Cuma 14:35
MAKSAT
Maksat şapka değil,devrim zihniyetini eleştirmek.Sarıklı zihniyet işte....Oysa fötr şapka son yılların bayağı tutulan ve revaçta olan bir başlığı.Zavallı yazar kafasını o kadar kuma gömmüş ki,etrafını göremiyor demek ki..Ya da görmek istemediği için herkesi kandırmaya çalışıyor.
37.155.11.93
M.Aydoğan Karakaya
23 Ağustos 2012 Perşembe 10:22
Yani? 2
Demekki neymiş, bize bugünleri bahşeden insanlara ve onların verdiği kararlara biraz saygılı olacakmışız...
Saygılar...
194.54.41.1
M.Aydoğan Karakaya
23 Ağustos 2012 Perşembe 10:17
Yani?
Yani?
Şimdi ben bu yazıdan ne anlamalıyım? Ortada, bana fayda sağlayacak bir durum yok gibi.Boş bir yazı olmuş. Eskidende Yunan fesi takardık. Yıllar içinde İslamla bağdaşlaştırılmış olan Yunan fesi... İslamın bir kıyafet şeklimi var ki? Yani! sayın hocam yani! bu yazı bomboş olmuş. Senin dinci kafana bağlı kalbinin, kinini çaktırmadan dışarı kusumu olmuş. Etrafındaki Müslüman ülkelere ve yönetim şekillerine, dünyadaki şu anki konumlarına bir bak. Ailenle birlikte hangisinde yaşamak isterdin?
194.54.41.1
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim