• BIST 83.048
  • Altın 147,065
  • Dolar 3,7593
  • Euro 4,0369
  • Konya -5 °C
  • Facebook'tan İslami sayfalara sansür
  • Çok kritik uyarı! Günlerce yağacak
  • İşte AK Parti'nin referandum sloganı
  • Facebook'tan İslami sayfalara sansür
  • Çok kritik uyarı! Günlerce yağacak
  • İşte AK Parti'nin referandum sloganı

Sahte Türkiye-2

Ufuk Karadavut

Sahteciliğin ve sahtekarlığın sonu yok. Hemen her konuda yetenekli olarak sahtecilik yapanlarımız var. Bununla zeki olduğumuz için övünsek mi yoksa sahte dünyalarda kendimizi kandırdığımız için üzülsek mi siz karar verin. Ama sahtekarlığın belki de en kötüsü ve en zalimcesi gıda ve ilaç sahteciliğidir. Son zamanlarda sınır tanımayan bir şekilde arttı. Bu açıkça insan hayatın ile oynamaktır. Gıda ve ilaç sahteciliği yol açtığı sonuçlar bakımından cinayetten farksız… Gıdanın ve ilacın sahtesi, ölüm ya da sakatlığa yol açabiliyor. Özellikle antibiyotik, Viagra ve vitamin ile Vermidon ve Aspirin gibi çok talep edilen ağrı kesici ilaçlarda sahtecilik yapılıyor. “Sahte antibiyotik” yapımında kireç tozu ve tatlandırıcı laktoz kullanılıyor. Sahte ilaçlar, eczanelerde satılamadığı için, Anadolu’daki bakkallarda ya da pazarlarda el altından piyasaya sürülüyor.

Sahte gıda piyasasında ürün yelpazesi bir hayli geniş. Türkiye’de 27 bin gıda sanayi işletmesinin 10 bini denetlenemiyor. Çünkü bunlardan sadece 17 bini Tarım Bakanlığı’nın gıda siciline kayıtlı. Yaklaşık 400 bin gıda satış ve toplu tüketim yeri olduğu dikkate alındığında insan sağlığının ne denli bir tehdit altında olduğu ortada. Gıdada teknoloji, hilenin hızına yetişemiyor. Hile teknolojiden hızlı gelişiyor. Beyaz eti klora batırıp taze görüntüsü veriliyor. Ufalanmış peyniri jel ile birleştirip yeniden kalıp peynir yapılıyor. Dana kıymaya tavuk sakatatı katılıyor. Yağ ve kemik külünden lahmacun yapılıyor Sütün yağını alıp yerine margarin koyuluyor Küflü kaşardan eritme peynir yapılıyor. Tavuk dönerlerin içine tavuk derisi, bağırsak, paça ve sakatatlar baharatlanıp karıştırılıyor. Kırmızı bibere kiremit tozu ekleniyor.

Kalitesiz bulgura boya katıp ayıp örtülüyor. Hazır limon suyu içerisine su ve limontuzu katılıyor. Zeytinyağına rafine ayçiçek, kanola, fındık ve soya yağı karıştırılıyor. Son kullanma tarihi bitmiş sucuklar, yeni yapılan sucukların içine atılarak yeniden imal ediliyor. Kelle ve paçalar traş bıçağı ile temizlenerek tüketime sunuluyor. Tavuk kemikleri öğütülüp renklendirici katkı maddeleri ile salama katılıyor. Salam ve sosis içerisinde hayvansal atıklar katılıyor. Soya baharatla karıştırılıp sucuk imalatında kullanılıyor. Dökme baharatlar arasına kurutulmuş ot-sap karıştırılıyor. Helvanın içine beyaz susam yerine Sudan’dan ithal edilen ucuz siyah susam konuluyor. İyi çay, “2.5 yaprak” olarak tabir edilen çay filizinden elde ediliyor. Ancak sahtekarlar, körpe filiz yerine kart dalları da çaya karıştırıyorlar. Depoda iyi muhafaza edilmediği için küflenen çaylar da soframıza geliyor. Küflü çay karaciğere zarar veriyor. Köfte ve dönere soya kıyması katılıyor. Kakaolu fındık kremasında kakao yerine keçiboynuzu tozu, kakao yağı yerine margarin kullanılıyor. Sucuk, sosis ve salam gibi gıdaların raf ömrünü uzatmak için gereğinden fazla nitrat katılıyor. Bu da böbreklere zarar veriyor. Balın içinden, zararlıları kovmak için kullanılan naftalin ve antibiyotik çıkıyor.

Süt pastörize edilmeden peynir ya da tereyağı yapılıyor. Kaynatılmamış ya da pastörize edilmemiş sütten yapılan peynir ve tereyağı yiyenleri brusella ve malta humması hastalığı bekliyor. Baklava ve kadayıfın içine fıstık yerine bezelye konuyor. Zeytin salamurasında gıda tuzu yerine sanayi tuzu, içme suyu yerine sanayi suyu kullanılıyor. Zeytin havuzlarına paslı demir atılarak zeytinler karartılıyor. Bu maddeler kansorejen etki yaratıyor ve alzheimer hastalığını tetikliyor. Zeytini karartmak için tekstil boyası da kullanılıyor. Tereyağına margarin ve patates karıştırıyorlar. Bala hile amaçlı katkı maddesi olarak nişasta, şeker kamışı, akçaağaç, darı ve mahua bitkilerinin çiçekleri, şeker pekmezi, hidrol, parafin katılıyor, düşük nem içeren ballara su ekleniyor. Fazla çiçek bulunmayan yörelerde kovanların çevresine şeker ve şeker şurupları konarak arılar doğal olmayan yöntemlerle besleniyor.

Şeker pancarı pekmezini üzüm pekmezi diye satıyorlar. Kaşar peynirine soya yağı ve margarin katılıyor. Salam, sosis gibi gıdaların içine et yerine nişasta, tavuk derisi, kırmızı etin kasaplarda kullanılmayan kanlı kısımları, zar, kan, bol baharat ve tuz kullanılıyor. Reçelin içine az miktarda meyve, bol miktarda şeker şurubu konuluyor. Süt tozunun içine tebeşir tozu, pudra şekeri katılıyor. Şam fıstığına kurutulmuş bezelye karıştırılıyor. Sahte rakı, sahte şampanya, sahte şarap, sahte votka derken ölümler birbiri ardına geliyor. Ancak sahte gıdalardan kaç kişinin yaşamını yitirdiği ya da ölümcül hastalıklara yakalandığını kestirmek ise neredeyse imkansız. Sahte gıda ve içkinin kol gezdiğini herkes biliyordu ama ölümlere yol açacağına kimse toz kondurmadı bugüne kadar.

Sahte gıda maddelerinin çoğunun ambalajında üretim tarihi, son kullanma tarihi ya da üreten firmanın adı bulunmuyor. Ambalajlara sonradan yapıştırılan etiketlerdeki bilgiler de sahte… Sahte gıdalara sanıldığı gibi sadece semt pazarlarında değil, market raflarında bile rastlanabiliyor. Sahte salam, sosis ve sucuk gibi gıdalar, hiçbir besin değeri olmaması bir yana böbrek ve karaciğerleri tahrip ediyor. Etkisi 5-10 yıl içinde ortaya çıkıyor. Başta deli dana olmak üzere pek çok hastalık yayıyor.

 

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim