• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Konya -1 °C
  • Anayasa Değişiklik Teklifi Yasalaştı! İşte Yeni Kanunun Getirdikleri
  • Sadık müşteriye ayrıcalık geliyor
  • İçişleri'nden valiliklere kritik 'kargo' uyarısı!
  • Anayasa Değişiklik Teklifi Yasalaştı! İşte Yeni Kanunun Getirdikleri
  • Sadık müşteriye ayrıcalık geliyor
  • İçişleri'nden valiliklere kritik 'kargo' uyarısı!

Sağlığımız kayboluyor

Ufuk Karadavut

Uzun zamandır sessizliğini koruyan Ankara Ticaret Odası yeniden çalışmaya başladı. Çalışmaya başlar başlamazda yine o bildik ilginç ve herkesi ilgilendiren konularda raporlar yazmaya devam ediyor. Raporların özellikle bizleri doğrudan ilgilendiren konuklarını daha geniş kesimlere ulaştırmak gerekiyor. Aksi takdirde, yapılan araştırmalar raflarda kalıyor. Bu nedenle hazırlanan raporu sizlere özetleyerek bilgilenmeze yardımcı olmaya çalışacağım. En basitinden bizler terör, bölünme, referandum, ekonomi ve işsizlik gibi konuları tartışırken, çok sayıda genetiği değiştirilmiş ürünün ülkemize girişine Tarım Bakanlığınca izin verildi. Bu ürünler içinde çocuk mamalarından tutunda gündelik yaşamımızda kullandığımız pek çok ürün yer alıyor. Bunlar gündemden özellikle kaçırılıyor. Daha önce bu konuda ayrıntılı olarak yazdım. Bu ürünlerin insan vücudunda ne tür etkiler yapacağı bilinmiyor. Özellikle son zamanlarda yeni hastalıkların çıkması, kanser başta olmak üzere bazı hastalıkların sayılarındaki artışları tesadüfe bağlamak doğru olmaz.

Yapılan araştırmalarda ülkemizde halen bulunan ithal ürünler içerisinde 77 adedinin insan sağlığını doğrudan tehdit ettiği tespit edilmiş. Ancak, Ankara Ticaret Odası (ATO) geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada sağlık açısından tehlike saçan ithal ürün sayısının 77 ile sınırlı olmadığını, bunların dışında 691 ürünün daha tehlike saçmaya devam ettiğini açıkladı. ATO Başkanı Sinan Aygün, 2005 yılında Avrupa Birliği’ne uyum kapsamında yayınlanan bir dizi tebliğle, çoğu Uzakdoğu menşeli 768 üründe Türk Standartları Enstitüsü (TSE) denetiminin kaldırıldığını, 1 Ocak 2006 tarihinden bu yana, oyuncaktan şırıngaya, biberondan yemek tabağına kadar yüz binlerce sağlıksız ürünün Türkiye’ye girdiğini ve vatandaşlar tarafından kullanıldığını söyledi.

Aygün, sağlığa zararlı olan ürünlerle ilgili şu uyarılarda bulundu: Güneş gözlükleri gözü ultraviyole ışınlardan korumuyor, gözü bozuyor. Çin menşeli bazı diş macunları, soğutucu ve çözücü ürünlerde kullanılan "dietilen glikol" adlı zehirli bir madde içeriyor. Bu macunlar Japonya ve Yeni Zelanda’da toplatıldı. Zararlı kurşun içeren malzemeden yapılan musluk ve bataryalar insan hayatı için büyük tehlike arz ediyor. Ucuz laminant parkelerin bir kısmı insan sağlığına son derece zararlı "formaldehit" içeriyor. Bu madde astıma neden olabiliyor. Porselen yemek takımı, zehirli maddeler olan kurşun ve kadmiyum içeriyor. Seramik kupalar, tabaklar ve kaplar kanserojen maddeler içeriyor. Şırıngaların ölçümlemesi yanlış. Cam biberonun boyası çıkıyor ve sağlığa zarar veriyor. İdrar sondaları mikrop taşıyor. Ameliyat eldivenleri kolayca yırtılıyor. Diş fırçalarının kıl sertliği yetersiz. Elektrikli oyuncakların birçoğu emisyon üretiyor. Yakınında bulunan elektrikli malzemeleri bozuyor. Ayrıca kanser dahil pek çok rahatsızlığa yol açıyor. İpli oyuncakların ipleri standart ölçülerin üzerinde olduğu için çocuğun boynuna dolanma riski bulunuyor. Tansiyon aletleri doğru ölçüm yapmıyor. Cerrahi bıçak ve pensler paslanıyor. Bisiklet dış lastikleri kopmaya karşı dayanıksız. Otomobil farı yeterli aydınlatmıyor. Otomobil lastikleri güvenli değil. Cankurtaran kemerleri güvenli değil. Kırtasiye ürünlerini parlatmak için kullanılan nikel ve kalay gibi ürünler deri ile temas ettiklerinde, eklemlerde, böbreklerde ve karaciğerlerde birikiyor. Çocuklarda sinir ve bağışıklık sistemini tahrip ediyor. TSE denetiminden çıkan mallar 2005 yılında yayınlanan dört ayrı tebliğle TSE denetiminden çıkarılan 768 maldan bazıları şunlar: Diş macunu, sabun, deterjan, kına, güneş gözlüğü, gözlük camları, elektrikli battaniye, kadın çorabı, laminant parke, pvc yer döşemesi, elastik yer döşemesi, seramik karo, cam, lavabo, rezervuar, hela taşı, sifon, pisuar, kurna, vana, musluk, batarya, duş teknesi, yağ keçeleri, conta, motosiklet, zincir, lastik, akü, antifriz, jant, cankurtaran kemerleri, profil, fırın, radyatör, şofben, yangın söndürücü, dondurucu, klima, kereste, tuğla, çatı kiremitleri, beton bordür taşları, tutkal, vernik, matkap ucu, inşaat boyaları, plastik boru, kibrit, lamba, lamba duyları, fiş, priz, kablolar, elektrik tesisatları için borular, termometre, iskambil kağıdı, radyo, televizyon, anten, mp3 çalar, tekstil ürünleri, pamuklu kadife kumaş, pamuk içeren dikiş, nakış ve dantel iplikleri, pamuk içeren dokumalık iplikler, penye kumaş, tekstilde kullanılan cırt bantlar, kilit, zarflar, kartlar ve yazışma kağıtları, okul defterleri, kağıt ve kartondan kutular, çelik kapılar, ahşap iç kapı kasaları, oluklu mukavvalar”.

Şimdi diyeceksiniz ki biz ne yapalım. Gerçekten işimiz zor. Çünkü Türkiye’deki bilinen büyük firmalarında çoğu ürünlerini uzak doğuda ve Çin’de ürettirdiklerini düşünürsek işimiz biraz daha zorlaşıyor. Organik ürün alın şeklindeki hikâyeye girmeyeceğim. Bunun koca bir yalan olduğunu biliyorum. Ama yapılacak şey mümkün olduğunca bildik üreticilerden ürünleri almak. Gıda maddelerini köylerden ve teknolojinin az girdiği yerlerden almak iyi bir yolduk. Teknoloji arttıkça gıda maddelerinde doğallıkta kayboluyor. Aynı zamanda yöneticilerimizi bu konuda uyararak tedbir almalarını sağlamak gereklidir. TSE denetiminin yeniden getirilmesi için kamuoyu oluşturmak gerekiyor.

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
sevil köse
06 Ağustos 2010 Cuma 22:13
anneden beslenen bebekte..............
yani yine kendi kendimizi tüketiyoruz,zekamızı kendimizi bitirmeye yönelik kullanıyoruz,bu çağda kendimi kobay gibi hissediyorum,hadi bütün bu olanlara tamam dedik,gelecek nesil bari kurtulsa o da yok,anne karnındaki bebeğiyle beraber besleniyor,kirlenmişlik,gelecek nesile kadar uzanıyor.TSE damgalarıda denetimin sağlamlılığı ile alakalı,bu çöküşte ahlakta nasibini alıyorsa damga ne işe yararki.
saygılarımla
88.254.18.254
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim