• BIST 84.208
  • Altın 147,005
  • Dolar 3,7769
  • Euro 4,0596
  • Konya -3 °C
  • Kahraman Ömer Halisdemir'in babası son sözlerini anlattı
  • FETÖ ile mücadelede yeni adım! Bunu yapan işe iade edilecek
  • Referandum mevsim engeline takıldı
  • Kahraman Ömer Halisdemir'in babası son sözlerini anlattı
  • FETÖ ile mücadelede yeni adım! Bunu yapan işe iade edilecek
  • Referandum mevsim engeline takıldı

Sağduyumuzu kaybettik

Ufuk Karadavut

            Ülkemizde ilginç gelişmeler oluyor. Gerçi ülkemizde ilginç gelişmeler her zaman olmuştur ama bu günkü kadar herhalde hiç olmamıştı. Ciddi bir hesaplaşma ortamı var. Kim kimden ne tür istekleri var ve nasıl bir hesaplaşmadır bunu bilme imkânımız şimdilik yok. Ama yakın zamanda bunu öğrenme imkânımız olacaktır. İnşallah olanları öğrendiğimizde çok geç olmaz ve ülke olarak içinden çıkılmaz sıkıntıları yaşamamış oluruz. Yapılan her hareket ve olumsuz davranış ülke için zararlı oluyor. Onu telafi etmek için uzun süre uğraşıyorsunuz ama tam oldu derken yeni bir sıkıntı baş gösteriyor. Sonunda kaybeden milletimiz ve ülkemiz oluyor. 

Türk Dil Kurumu sağduyuyu şu şekilde tanımlamıştır; Doğru, akla uygun yargılar verme yeteneği, aklıselim, hissiselim. Sosyal psikolojide önemli bir kavram olan ortak duyu (common sense) ya da yaygın ifadesiyle sağduyu, kişisel pratikler, gözlemler, deneyimlerle zenginleştirilmiş, ortak geleneklere dayanan ve bireyler tarafından kendiliğinden üretilen bir takım bilgiler bütünü olarak tanımlanmaktadır. İnsanların paylaştıkları görüşler, çoğu kez onların makul buldukları, sağduyuyla bağdaşan görüşler olmaktadır. Bazı fikirler ve düşünceler, başlangıçta doğru olmasalar da, daha sonra doğru haline gelebilmekte ya da daha makul görünebilmektedir.

Ortalık tahrikten geçilmiyor. Restleşenler sağduyuyu bırakmış birbirlerini eleştirmek ve tahrik etmekle uğraşır olmuşlar. Elbette üst kattakiler bu şekilde restleşip birbirlerini tahrik edince alt kattakiler ister istemez bunun etkisinde kalıyor ve beklenenin üzerinde tepki verebilmektedirler. Bu tepkilerin olumlu ya da olumsuz olması veya seviyesini kestirmek oldukça zordur. Başta devlet yöneticileri olmak üzere halk kitleleri heyecana kapılıp yanlış işler yapmamalıdır. Belki de istenen halkın galeyana gelip yanlış işler yapmasını sağlamak. Aksi durumda istenmeyen ve ülkemiz için kötü olaylar olabilir. Bunu tasvip etmek mümkün değildir.

Bunların yanında medyada daha yumuşak ve daha usturuplu bir üslupla halka bir şeyler anlatabilir. Çünkü medya bu konuda ciddi bir yönlendiriciliğe sahiptir. Bazı kanallar gözaltına alınanlar için adeta terörist benzetmesi yaparken, bazıları kahraman olarak gösteriyor. Tamamen uç noktalara doğru kayma sağlanıyor. Bu anlamda medya büyük yanlış yapıyor. Sağduyulu bir şekilde halkı yönlendirmeden doğru bilgilendirme yoluna gitmek yerine insanları uçlara iten davranış içerisine girmiş durumdalar. Bundan kim ne kazanacak diye düşünen ve bu konuda tavsiyede bulunan yok. Hemen herkes belden aşağıya vurmaya çalışıyor. Belden aşağıya vurmamak gerekiyor.  Bu bumerang gibi dönüp dolaşıp yine bize dönüyor ve zararı millet olarak biz çekiyoruz.

Son zamanlarda dışarıda da ciddi ve oldukça olumsuz gelişmeler olmaya başladı. Fransa’nın AB dönem başkanı olması ve dünya genelinde para piyasalarında yaşanan daralma bunların başında geliyor. Bu olumsuzluklar zaman içerisinde bizi de etkileyecektir. Etkilemeyecek demek mümkün değildir. Bu tür olumsuzluklardan etkilenmemek için mümkün olduğunca kuvvetli ve olumsuzluklara hazır olmak gereklidir. Şu an yaşanılanlara bakıldığında hazır olmanın ötesinde ülkeyi gelebilecek olumsuzluklar karşısında daha da zayıf duruma düşürüyoruz. Ülke olarak kaybediyoruz. Ülke kaybedince içinde yaşayan bizlerde kaybetmiş olacağız. Her ne olursa olsun sağduyumuzu kaybetmeden olaylara soğukkanlı bir şeklide bakmak ve değerlendirmek gereklidir.

Duygusallık bir noktaya kadar iyidir. Doğu toplumları genel olarak duygusal toplumlar olarak bilinirler. Ama Türk toplumu doğu toplumları içinde duygusallıkta en ön sırada yer almaktadır. Bu duygusallık tarih içersinde bizim başımız ciddi sıkıntılar açtığı da çok olmuştur. Artık dünya eski dünya değil. Bizde eski bizler değiliz. Duygusallığı bire tarafa bırakıp akılcı düşünmeli ve akılcı hareketlerde bulunmamız gerekiyor. Uygulamaları beğensekte beğenmesekte sonuçta bazı gelişmeler oluyor. Olanlar aslında demokratik bir devlet olmadığımızdan kalyansa da sonuçta biz bu ülkenin insanıyız. Gidecek bir yerimiz yok. Biz yeşil kartta istemiyoruz. Hatta yeşil kar verilmeyince mahkemelere gidecek insanlardan da değiliz. Aldığımız terbiye bize bunu yasaklıyor. Ancak akıl dışı hareketler yapmak yaşanılan sorunları asla çözmeye yardımcı olmayacaktır. Akılcı olup akılcı çözümler üretmek gereklidir. Herkese her zaman saygılı olmak ve saygılı davranmak gereklidir. İnşallah içinde bulunduğumuz bu durumun sonu ülkemiz ve milletimiz için hayırlı sonuçlar doğurur.

   






 

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim