• BIST 90.056
  • Altın 145,047
  • Dolar 3,6129
  • Euro 3,8964
  • Konya 13 °C
  • F-16 pilotlarının neredeyse tümü FETÖ'cü çıktı
  • TŞOF Başkanı Apaydın: Sahte plaka satan internet sitelerine erişim yasaklandı
  • FETÖ elebaşısı Gülen hakkında yokluğunda tutuklama kararı
  • F-16 pilotlarının neredeyse tümü FETÖ'cü çıktı
  • TŞOF Başkanı Apaydın: Sahte plaka satan internet sitelerine erişim yasaklandı
  • FETÖ elebaşısı Gülen hakkında yokluğunda tutuklama kararı

Sabır ve Namazla Allah'tan Yardım Dilemek

Ali Akpınar
Bir ayette Rabbimiz kullarına şu çağrıda bulunur:"Ey iman edenler! Sabır ve namazla Allah'tan yardım isteyin. Doğrusu Allah, sabredenlerle beraberdir." (2/153)Sabır üç türlüdür: İbadet ve taatleri işlemeye sabır, haram ve günahları işlememeye sabır bir de başa gelen sıkıntı ve musibetlere sabır. Sabır direnmektir, bilenmektir, zorluklar karşısında yılmamaktır, tüm engellemelere rağmen istikamette kalmaktır. Sabır, asla zillete boyun eğmemek; zilletten kurtulup izzete erme mücadelesidir.Namaz ise, ibadetlerin anası, müminlerin miracı ve kulun alemlerin Rabbine yönelip O'na seslenmektir. Namaz kılmakla kişi, en önemli bir ibadeti yerine getirmiş olur ve sabrın ilkini yerine getirir. Namaz sahibini kötülüklerden alıkoyar, bu şekilde kişi sabrın ikinci çeşidini yerine getirmiş olur. Bir de namaz ibadetiyle kişi, Rabbinin huzuruna çıkmış ve O'na dua ve iltica ile O'ndan yardım talebinde bulunmuş olur. Bu şekilde de bela ve musibetlere karşı bilenmiş olur. Nitekim Peygamberimiz bir sıkıntı ve bela ile karşılaştığında namaz kılarak Allah'tan yardım diler ve rahatlamaya çalışırdı. O, ashabının suikastla şehid edildikleri haberini alınca Hz. Bilal'e hitaben "Ey Bilal, kamet ederek bizi namaza başlat da rahatlayalım!" buyurmuşlardır. Dolayısıyla namaz ibadeti sayesinde sabrın üçüncü şekli de gerçekleşmiş olmaktadır. Aynı şekilde namazla Fatiha suresinde "Yalnızca Sana ibadet eder ve yalnızca Senden yardım dileriz" ilkesinin de gereği yerine gelmektedir. Zira ayette önce ibadet/kulluk, sonra yardım talebi gelmektedir.Ey iman edenler! İman etmenin gereği olan sabır ve namazı yerine getirin. İşte o zaman Allah'ın sizinle beraber olduğunu göreceksiniz. Ey iman edenler! Allah sizinle beraberdir, siz de O'na yaraşır kul olarak bu beraberliğin hakkını verin. Bunun hakkı sabretmek ve namazla kıyam etmektir.Allah, sabredenlerle beraberdir. Allah, kendisine inanıp güvenen müminlerle beraberdir. Allah, iyilik ve güzellik insanı muhsinlerle beraberdir. Allah, kendisini hesaba katarak yaşayan müttakılerle beraberdir.. Yüce Allah'ın onlarla beraber oluşu, onlara yardım etmesi, onları sevmesi, onlara rahmet nazarıyla bakması, onlardan razı ve hoşnut olması, onların dünya ve ahirette işlerini rast getirmesi demektir. Allah kiminle beraber olursa, onun sırtı yere gelmez; o kimse, asla yenilgi görmez. Önemli olan O'nun beraberliğini hak etmek, Allah'ın beraber olduğu kişilerin safında yer almaktır.İşte mirac gecesi ve işte Allah'ın yardımına müstehak olmanın iki şartı sabır ve namaz ibadeti! O halde sızlanmaları bir kenara bırakalım, kadere sitemleri terk edelim, ümitsizlik ve karamsarlıklara bir son verelim.. Miracın en büyük hediyesi olan ve süfliyattan ulviyata/ çamurluktan melekleşmeye yükselme aracı olan namaz ibadeti karşısındaki durumumuzu gözden geçirelim. Neveytü en üsalliye/ Niyet ettim Allah için namaz kılmaya.. diye başladığımız namazlarımız, ne kadar O'na yaraşır ve yakışır olmakta? Yüce Allah'ın vakitlerini belirlediği namazı, O'nun ve peygamberinin belirlediği vakitlerde tam olarak kılıyor muyuz? Beş vakit namazı kılanlardan isek, namazla ne kadar tanışık ve barışığız? Tekbirinden selamına kadar, namaz eylem ve söylemlerini ne kadar tanıyoruz? Namaz, ailece ve cemaatçe bir kulluk göstergesi. Peki aile bireylerimizle birlikte bu görevi layıkıyla yerine getiriyor muyuz? Kur'an'ın bizden istediği 'namazı ikame ediniz/namazı ayağa kaldırınız/ namazı gereği gibi adamakıllı kılınız' emrini yerine getiriyor muyuz? Kıldığımız her namaz, bizi daha ileriye, daha iyi ve güzele götürüyor mu?İşte Miracı anlamak ve yaşamak, mirac ile yücelmek ve yükselmek bu sorulara vereceğimiz cevaplarda gizlidir. Mirac gecesi, bu sorularla kendimizi, kulluğumuzu test etme; ibadet, dua ve istiğfarla kendimize gelme zamanıdır. Yoksa başlı başına akıllara durgunluk veren İsra ve miracın mahiyetinin tartışıldığı ve sorgulandığı gece değildir, Mirac gecesi. Mucizeler karşısında bize yakışan, Ebubekir Sıddık duruşuyla "İnandım ve tasdik ettim" diyebilmektir.Allah'ın haram ayı Receb’in yirmi yedinci gecesi olan Miracınız mübarek olsun, fikri ve ameli hayatımıza bereketler getirsin!
UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim