• BIST 101.930
  • Altın 273,793
  • Dolar 5,6845
  • Euro 6,2749
  • Konya 19 °C
  • Cem Küçük: FETÖ'cü işadamların çoğu durumu kurtardı
  • Yargıda hangi cemaat kadrolaşıyor?
  • İşte "2023 Sanayi ve Teknoloji Stratejisi"
  • Cem Küçük: FETÖ'cü işadamların çoğu durumu kurtardı
  • Yargıda hangi cemaat kadrolaşıyor?
  • İşte "2023 Sanayi ve Teknoloji Stratejisi"

Riyad, bölgeye ne getirecek?

Mesut Ceran

Suudi Arabistan Enerji Bakanlığına Prens Abdülaziz bin Selman'ın atanması, bir taraftan ekonomi cephesinde radikal kararlar alınacağına işaret ederken, diğer taraftan Selman ailesinin Suudi rejimi içerisinde gittikçe kök saldığının da göstergesi. Eylül ayının ilk haftasında yayınlanan kraliyet kararnameleri uluslararası kamuoyunun dikkatinin yeniden Riyad’a çevrilmesine yol açtı. Bu kararnamelerin ilkiyle, daha önce enerji bakanlığı bünyesinde bulunan bazı hususlar yeni ihdas edilen tabii kaynaklar bakanlığı bünyesine alınarak Enerji Bakanı Halid Falih’in yetkileri kısıtlandı. Geçtiğimiz pazar günü yayınlanan yeni bir kraliyet kararnamesiyle de Enerji Bakanı Halid Falih görevden alınarak yerine Kral Selman’ın 59 yaşındaki oğlu Prens Abdülaziz bin Selman atandı. Bu yeni durum, bir hanedan üyesinin enerji bakanlığına atanması yönüyle, Suudi Arabistan tarihinde bir ilki temsil ediyor. Çünkü bu atama ile Abdülaziz bin Selman, Suudi petrol endüstrisinin kuruluşundan bugüne kadar görev yapan beş enerji bakanı arasındaki ilk ve tek hanedan üyesi oldu.

Bugünden geriye bakıldığında, 2010 yılındaki Arap Baharı’nın oluşumunda -siyasi etkenler bir yana- bölge genelinde yaşanan ekonomik sorunların önemli rol oynadığı rahatlıkla söylenebilir. 2008 yılında yaşanan küresel ekonomik kriz dolayısıyla Körfez ülkelerinde göçmen işçilerin kitlesel olarak işten çıkarılmaları, petrol fiyatlarının çok yüksek seyretmesi ve temel gıda fiyatlarında arz eksikliğinden kaynaklı küresel düzeyde yaşanan fiyat artışları, bölge genelinde rejim karşıtı sokak gösterilerini besleyen en önemli ekonomik etkenler olmuştu. İçinde bulunduğumuz günlerde Suudilerin kendi ekonomilerini canlandırmak için aldığı tedbirler, 2010 yılındakine benzer bir süreci tetikleme potansiyeli taşıyor. Suudilerin Ortadoğu genelindeki otoriter rejimleri fonlamayı kesmesi, yakın gelecekte bu rejimlerin istikrarı ve bölge genelindeki statüko için en büyük sorunu teşkil edecektir. Bu durumun en bariz örnekleri, son dönemde Sudan ve Cezayir’de ekonomik sorunlardan kaynaklanan sokak hareketlerinin oluşturduğu istikrarsızlıklar ve Ürdün’de benzer sebeplerden kaynaklanan ve uzun süredir devam eden gösterilerdir.

 

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim