• BIST 90.182
  • Altın 146,281
  • Dolar 3,6195
  • Euro 3,9306
  • Konya 11 °C
  • Son referandum anketinde 'Evet' rekora gidiyor
  • Saadet Partisi referandumdan umutlu!
  • Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan 'Hayır' Standına Sürpriz Ziyaret
  • Son referandum anketinde 'Evet' rekora gidiyor
  • Saadet Partisi referandumdan umutlu!
  • Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan 'Hayır' Standına Sürpriz Ziyaret

Rekabetin gözünü seveyim

Memleketi Kurtaran Adam

Dünkü manşet haberimizi okuyunca, rekabetin gözünü seveyim dedim. Uçak biletleri bir hayli indirime tabi olmuş. Atasjet’le İstanbul’a 86 bin liraya uçacağız. THY geri durur mu, hemen onlar da indirim yapmışlar. Önceden kafaya göre fiyat belirleyip, alternatifsizliğin keyfini sürüyorlardı…

Bu her sektörde böyle değil mi zaten?
Hatırlıyorum, 6-7 sene evvel ödediğim cep telefonu faturalarım şimdikilerle aynı neredeyse. Ne kadar çok paramız söğüşlenmiş, aklım almıyor. Devlet ortaklığıyla piyasaya giren üçüncü GSM firmamız bilmem ne indirimi, şu kampanyası, bu kıyağı derken faturalar düştü geldi. Rekabetin gözünü seveyim…

Marketlerde de öyle değil mi?
Falan market şekeri üç kuruşa verince, diğeri ne yapıyor, hemen 2,5 kuruş…
Rekabet beyaz eşya devlerini karşı karşıya getirince üç-dört sene evvelki fiyatlarla televizyon, buzdolabı almıyor muyuz?

Demek ki her alanda alternatiflere ihtiyacımız var. Örnek, Konya’da bilboard reklamları tek bir firmaya aitmiş. Böyle olunca fiyatı istediği gibi belirliyormuş. Çekindiği kimse olmuyor haliyle. Oysa gazeteler ve televizyonlar öyle mi? “Falan gazete beşe yayımlıyor, siz kaça diyor?” vatandaş…

Rekabet, sadece vatandaşın işine yarayan, fiyat ayarlama müessesesi değil, dünya pazarlarıyla yarışmanın da antrenmanı. Siz, yurt içinde kalite ve ucuzlukta kendinizi test edemezseniz, yurt dışında iflahınızı keserler.

Alternatifimizin olmadığı, su, elektrik, sabit telefon gibi alanlarda da iletişimin gücünden faydalanarak, “Falan şehirde su şu fiyataymış, bizde niye pahalı diyebiliyoruz.” İşte “Dünya küçük!” denilen şey bu…
Rekabetin gözünü seveyim…



Kaplumbağa kabuğundan çıkmış …
Bir gün Smith ve John adında iki zenci New York sokaklarında dolaşırken bir tabela görürler: “Zenciler beyazlaştırılır. Fiyat 100 dolar.” Smith’in 101 doları, John’un ise 99 doları vardır. John, Smith’e: “Sende fazla olan 1 doları bana ver. birlikte girelim” der. Smith’se: “Önce ben gireyim. Eğer beyazlaşırsam sen de girersin” der ve içeri girer. Az sonra içerden beyaz bir şekilde çıkar Smith. John: “Smith ne kadar beyazlaşmışsın. Şu 1 doları ver de ben de girip beyazlaşayım.” Smith cevap verir: “Defol burdan pis zenci!”
…
Kaplumbağa kabuğundan çıkmış da kabuğunu beğenmemiş diye bir söz vardır. Birileri ha bire kendilerini inkar etmekte, daha evvel övgüler yağdırdıklarına sövmekte…
Unutulmasın ki bir zenci her zaman zencidir. Fakat bedeni elbise gibi saran bu derinin renginden daha önemli bir şey vardır. Kalp karalığı. Kalbi kararandan daha zenci kim var ki şu dünyada? Ayrıca beğenmese de kaplumbağanın kendi kabuğundan başka gidecek bir yeri yoktur…
…
Müsaade
Dostlar, üç-beş günlüğüne köye gidiyorum. Bağla bahçeyle ilgilenmem gerek. Fırsat bulursam yazımı yollarım gazeteye, olmaz ise kusuruma bakmayın. Dönüşte yazacak çok şeyimiz olur hem…
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim