• BIST 104.123
  • Altın 145,814
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702
  • Konya 15 °C
  • Dünyanın gözü Kuzey Irak’ta
  • Irak Başbakanı İbadi'den referandum açıklaması
  • Kuzey Irak'ta gerçekleştirilecek referandum yok hükmündedir
  • Dünyanın gözü Kuzey Irak’ta
  • Irak Başbakanı İbadi'den referandum açıklaması
  • Kuzey Irak'ta gerçekleştirilecek referandum yok hükmündedir

Ramazana renk, tat, hoşluk getiren maniler

Seyit Küçükbezirci

“Ha topum ha

            “Güm” diyivir

            İçcacık mamaları

            Ham diyivir.”

            Hooop, hoop! Yavaş olun lütfen… Daha akşama çok var…

            KUZULARIM KOÇ OLDU/ ORUCUMUZ ÜÇ OLDU

            Bugün Ramazan’ın üçüncü günü; “kazaya uğramazsa” bu akşam “Oruç üç” olacak. Tabii, “Ortaya Direk Vuranlar”dan değilseniz.

            Çocuklukta, “-Ben de oruç tutacağım; gece beni de kaldırın” diye ağlaya ağlaya “gözümüzden kan indirdiğimiz” yıllarda; “-Tamam tut. Gece de sahura kaldıralım. Ama, öğleyin ortaya bir direk vur… Akşama kadar bir şey yemezsen, senin orucun iki olur” derlerdi.

            Bir de “Çocukluğumun Konyası” da, orucu “Teknenin ucundan tutanlar” vardı. Onların yaşı sekizi geçmezdi; ekmek teknesinin ucundan hiç ayrılmadan oruçlarını tutarlardı.

            Bu faslı “balla kesip” konuyu değiştirelim; orucun üçüncü gününe gelelim…

            Tahir Sakman iyi bir şair, “Has Gonyalı”; bilenler bilir… Bilmeyenlere ben ne yapayım; şurada yazıyı bırakıvırıp üç saat Tahir Sakman’ı mı anlatayım?

            Bizim “kadim edebiyatımız”da, Ramazan, manisiz olmaz… Dostlara, şehrin ekabiranına; kendini şehrin “kelek kesen” liğine asaleten veya vekâleten atayanlara ince dokundurmalarla maniler atılır; her günün orucu için ayrı bir mani düzülür…

İşte size, Tahir Sakman’dan “Üçüncü Oruç”a maniler:

Oruç açtım zeytinle

Vatandaş iyi dinle

Her gecenin sabahı

Vardır, yarın seninle

 

Tahin kardım akşama

Cep delik, çorap yama

Her gün gelen bu zamlar

Bağrımda sanki kama

 

Ovmaç çorbası yerim

Allah’a şükür ederim

İftara çağırılırsam

Nazlanmam hiç, giderim

 

Fırıncının küreği

            Pişiriyor gevreği

Hanıma çok yalvarsam

Yapsa bir saç böreği

 

Kuzularım koç oldu

Büyütmesi güç oldu

Bu gün de böyle geçti

Orucumuz üç oldu

 

            “MANİCİ BAŞI MISIN, CEVAHİR TAŞI MISIN?”

Bilen bilir, “mani” Türk halk edebiyatının nazım türlerinden biri… Mısraları, çoğu kez, yedi heceden oluşur. Öyle, “yedi hece” ile, “sekiz hece” ile şiir söylemek her yiğidin harcı değil.

“Maninin bin bir türü var… Ramazan manileri, ayrılık manileri, kaynanalara atılan maniler, aşk manileri, komik maniler, imalı maniler, iğneleyici maniler, duacı maniler, ilenç manileri cinslerden birazı. “Kesik mani” de var; “cinaslı mani” de var, “yedekli mani” de var; bunlara da girersek ipin ucunu kaçırırız.

Konya’nın da “unutulmaz” maniler söyleyen “söz ustaları” var. Konya’da son altmış yılın “manicileri” denirse; benim aklıma, Mahir İba gelir, Rıdvan Bülbül gelir, Yalçın Dikilitaş gelir, Tahir Sakman gelir. Mahir İba ile Yalçın Dikilitaş “rahmetli” oldu. Onları öyle öyle öyle özlüyorum ki… Elimizde şiirimizin ustalarından Rıdvan Bülbül ile Tahir Sakman var; Allah nazardan saklasın.

Yukarılarda manilerin kimlere söylendiğini sayarken; şehrin tanınmış kişilerine, renkli kişilerine, ekâbirlerine, “zade”lerine; mülki erkân’ına ramazanda maniler “hediye” edildiğini söylemiştim.

Rahmetli, hatıraları hiç aklımdan gitmeyen Yalçın Dikilitaş’tan, kişilere atılmış dört mani; merhum gazeteci, herkese “Sultanım” diye hitap eden; kendisi “Devrisaadette”, “Sultan” diye anılan Mahir İba’dan iki mani sunuyorum. Hatırlayanlar olsun da, birer “Fatiha” okusunlar diye…

Yalçın Dikilitaş, 16 Mart 1992’de, Yeni Konya Gazetesi’nde, orucun on birinci günü Mustafa Ataman, Hayri Ergene, Faruk Sur’u birer dörtlükle anar. Şimdi 2014… Yalçın da, Mustafa Ataman da, Hayri Ergene de, Faruk Sur da yok. Şu zamana bakın; 1992’den bu yana 22 yıl geçmiş…

İFTARLIK

Uyan sultanım uyan

Sahur davulu çalan

Sevgisi coşkusuyla

On bir oldu Ramazan

 

Bir usta eskimeyen

Yalan riya bilmeyen,

Bay Mustafa Ataman

Örnek bugüne dünden.

 

Cila yapar mı gene,

Her önüne gelene

Nerelerdedir bilmem

Güzel Hayri Ergene

 

Bir içten selam olur,

Dostça bir kelam olur.

Sözlüklerde sevginin

Anlamıdır Faruk Sur.

 

“DEVRİ SAADET”TEN MAHİR İBA DEYİNCE…

Şimdi yerinde yeller esen; “Pürçüklü Sokak”… Ama oranın “Pürçüklü Sokak” olduğu çoktan çürümeye başlamış sokak tabelasının üstünde yazılıydı… Orası, herkese göre “Matbaacılar Sokağı”ydı.  Şimdi üstünden tatsız tuzsuz bir cadde geçer, yine kendisi gibi tatsız tuzsuz, şimdiki adını anmak istemediğim bir iş merkezi böğrüne bağlanır.

1950’lerin, 1960’ların cümle matbaaları, gazeteleri, dergileri bu sokakta yayınlanır. “Matbaacılar Sokağı” Konya’nın Babıalisi’dir.

Sokağın en renkli kişilerinden biri de Mahir İba… “27 Mayıs” öncesini, kendisi için “Devrisaadet” kabul eder; her fırsatta anar. “Devrisaadet” dendi mi, 27 Mayıs öncesini; 27 Mayıs öncesi Karaman’da Mahir İba’yı anlayacaksınız.

Karaman’da düzeni bozulunca Konya’ya gelir, Matbaacılar Sokak’ta yayınladığı günlük “Anadolu Gazetesi” ile bir düzen tutturmaya çalışır. Devamlı lacivert takım elbiseler içinde haşmetli bir göbek… Hiç çıkarılmayan kalın siyah gözlük; “Sultanım”la başlayan candan selamlar – sabahlar…

Mahir İba’nın ramazan manilerini, şehir, her ramazanda dört gözle bekler. Önde gelen Konya meşhurlarının yüreği pır pır eder; Mahir İba “bana da bir mani atacak mı?” diye… İnsan, sevdiğinden umar.

Mümkün olsa da, bir “kadir kıymet bilir” memleket evladı çıksan da Mahir İba’nın ramazan manilerini toplayıp kitaplaştırsa… Yalçın için de dileğim bu…

Ben, geçenlerde “Gazete kupürlerinden oluşmuş Tepe”mde deşinirken, Mahir İba’nın dört manisine rastladım. 1 Nisan 1991 tarihli Yeni Meram’dan kesip saklamışım. İkisini de veriyorum.

Mahir İba’nın manilerini, Hasan Mirza yazıyor; 1991’de, gazetede, Mahir İba bu manileri 20 Eylül 1976’da, Hasan Mirza için yazmış; otuz sekiz yıl önce.

Şerbeti aşıladı mı?

Tavuğu haşladı mı?

Müdür Hasan Mirza Bey,

Davetlere başladı mı?

 

Doyamam yaza yaza

Hep işte görür rıza

Her gün ziyafet verir

Sevgili Hasan Mirza

 

Hasan Mirza; 1960’lı, 70’li yıllarda Konya’da en popüler Ziraat Bankası Müdürü… Renkli, atak, gün gelir sevecen, gün olur paldır küldür…

Çoktan rahmetli oldu; Mahir İba da Hasan Mirza da…

İYİ Kİ ELİMİZDE BİR TAHİR SAKMAN VAR…

Benim, mani babında umudum Tahir Sakman… Genç, yetenekli, hecede de, serbest vezinde de usta.

Tahir Sakman’ın bir kitabı var: Ramazan Manileri… 2003 yılında Karatay Belediyesi Kültür Yayınları arasında yayınlanmış… 185 sayfalık kitap, Cumhuriyet Dönemi Konya Kitap Dünyası’nın ilk ve tek ramazan manileri kitabı.

“Ramazan Manileri” kitabı 1986 ramazanından 2001 ramazanı dâhil, pek çok yılın manilerini içinde taşır… Yayınlanalı on bir yıl geçmiş; Konya belediyelerinden biri, bu kitabı, acele, Konya kültürüne kazandırsa ne hoş olur.

Gelecek Pazartesi yazılarında, Ramazan çıkmadan, size, Tahir Sakman’ın “mübarek taamlar”la ilgili “Amin Şiiri” ile “Börek Destanı”nı sunacağıma söz veriyorum.

Okuyucularımı severim; onlara yazı babında kıyakçılık yapmaktan kaçınmam...

 

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Sait Edip Akdağ
30 Haziran 2014 Pazartesi 16:01
16:01
Değerli Üstadım, kadim Konyalı Seyit Küçükbezirci Beyefendiye selam ve saygıyla ramazan tadında yazısı vesilesiyle tebriklerimi sunarım. Ayrıca bereket ve gülce ayın huzur şahdamarına değerli Üstadım, M. Tahir Üstadımın manileriyle renk katmasını da özellikle kutlarım. Kalemine sağlık yüreğine nice yıllar güzellik makamında şahanelik vermesini sonsuzluğun sahibinden dilerim. Konya'mızın değerli bir yüreği ve engin yazarından M. Tahir Ağabeyimin değerlendirmesini çok ama çok sevdiğimi belirtmeden geçemeyeceğim. Her iki kalemi yıllar boyu Konya huzuruyla okumanın/okuyabilmenin hazzında olmayı dilerim Her iki kaleme saygı, selam ve sevgilerimle..
78.161.105.130
Tahir Sakman
30 Haziran 2014 Pazartesi 14:15
14:15
Seyit Abimizden bunları duymak benim için onurdur, eğer Seyit Abi beni bağışlarsa birkaç şey ilave etmek isterim; yazıda kitabın 2003 yılında basıldığı belirtiliyor, doğrudur ancak bu tarih kitabın ilaveli ikinci baskısının yapıldığı tarihtir. İlk baskı yine Karatay Belediyesi tarafından 2000 yılında yapılmıştı. Ayrıca benim bildiğim kadarıyla böyle "telif bir ramazan manileri" kitabı ülkemizde yoktur. Tercüman Yayınları'ndan çıkan "Ramazanname" isimli bir kitap var ama o telif değildir, anonimdir. Bildiğim kadarıyla Ramazan Manileri üzerine ülkemizde başkaca bir kitap yoktur. Her şeyden önce hatırlanmak çok güzel, hele bir de hatırlayan "bilen insan" olursa, Seyit Abi olursa daha da güzel, teşekkür ediyorum...
24.133.154.47
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim