• BIST 90.787
  • Altın 254,429
  • Dolar 5,8790
  • Euro 6,5887
  • Konya 16 °C
  • CHP adayı Ekrem İmamoğlu'nun yalanları Twitter'da gündem oldu
  • 'CHP'nin gözdeleri Mafya gibi'
  • SGK resmen açıkladı... O meslektekiler artık erken emekli olacak!
  • CHP adayı Ekrem İmamoğlu'nun yalanları Twitter'da gündem oldu
  • 'CHP'nin gözdeleri Mafya gibi'
  • SGK resmen açıkladı... O meslektekiler artık erken emekli olacak!

Ramazana Girerken

Hasan Ukdem

İnsan yaşlandıkça zaman daha hızlı akıyor sanki, haftalar, aylar, yıllar hayatın ellerinde ufalanıp geçiyor. İşte bir mübarek ramazanın daha eşiğindeyiz. Bir de bakarız o da geçivermiş ömrümüzün bu senesinden... Elbet başlayan bitecek, sonuçta faniyiz bu dünya gibi. Mühim olan geçmesi değil, nasıl geçtiğidir aslında... Her günün, her vaktin bir değeri ve sorumluluğu var Müslümanın üstünde. Ramazan ise bizim en önemli arınma fırsatımızın doğduğu aydır. Gecesi gündüzü, yeni yetme tabirle söyleyecek olursak açık büfe tövbe ve ibadet reyonları gibi. Kabına göre, gönlüne göre doldur doldurabildiğin kadar.  

 

Neyzen Tevfik kendi üslubunca şöyle söylüyor: 

 

Derd-i firakın ile düşeli sevdaya mey'e 
Müptelayım, deliyim, düşmüşüm esrarı-ney'e 
Feleğin kahpe başında paralansın parası 
Ben güzel sevmeye geldim, değil ekmek yemeye  

 

Ekmek yemeye gelmedik elbet, ancak ekmek yemeden de yaşanmaz. Oysa bizler bu ayda ekmek yemeyi, en güzelin emriyle gündüzleri bırakıyoruz ve yine en güzelin aşkıyla dünyalık güzellerden uzak duruyoruz. Aslında sevgi, ibadet ve ramazan birbirine çok yakışan, birbirini tamamlayan üç güzel... Nefsimize gem vurup, bu üç güzelin, güzelliğin rotasında bir otuz gün geçirmek, fani dünyamızdan ebedi alemimize taşıyabileceğimiz en değerli şeydir...  

 

Bu ayın en önemli hediyesi olan Kur’an’ı çok okumalı, çok akletmeli ve etrafımıza nakletmeliyiz. Bu ayın ibadetleri de diğer zamanlarda edilen ibadetlerde olduğu gibi bireysel olduğu kadar toplumsal bir önem arz eder. Namaz ve dualarımızın dışında yardımlaşma, ekmeği paylaşma, yoksullarla birlikte iftar açma ve fitre gibi, hasta ziyaretleri gibi eylemlerimizi mümkün olduğunca çoğaltmalı ve yeni nesle de örnek olacak şekilde riyaya kaçmadan yerine getirmeliyiz. 

Yüce Allah: “Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakınmanız için oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de farz kılındı.” (Bakara Sûresi 183) Buyuruyor. Oruç insanın nefsani duygularına gem vuran ve aşırılıklarına set çeken bir ibadet. Bu ayette orucun terbiye edici özelliği ve Allah’a karşı gelebilecek duygulardan uzak tutacağı da anlatılıyor. Yine Bakara 185 de Allah şöyle buyuruyor: “(O sayılı günler), insanlar için bir hidayet rehberi, doğru yolun ve hak ile batılı birbirinden ayırmanın apaçık delilleri olarak Kur’an’ın kendisinde indirildiği Ramazan ayıdır. Öyle ise içinizden kim bu aya ulaşırsa, onu oruçla geçirsin. Kim de hasta veya yolcu olursa, tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutsun. Allah, size kolaylık diler, zorluk dilemez. Bu da sayıyı tamamlamanız ve hidayete ulaştırmasına karşılık Allah’ı yüceltmeniz ve şükretmeniz içindir. “ Bugün öyle bir hayat yaşıyoruz ki her yerden bir dünyevi hareket kımıldıyor ve bizim maneviyatımızın üstünü örtüyor, işte bu ay, böyle zamanlardan kurtulmak için bizi, tabiri caizse silkeliyor ve kendimize gelmemize bir fırsat oluşturuyor. Bunu yaparken de Allah, merhametini esirgemiyor yine ve hastaya, yolcuya erteleme ruhsatı tanıyor. Bu merhametin bir göstergesi de hemen aynı surenin 186. Ayetinde görülüyor. “Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helâl kılındı. Onlar, size örtüdürler, siz de onlara örtüsünüz. Allah, (Ramazan gecelerinde hanımlarınıza yaklaşarak) kendinize zulmetmekte olduğunuzu bildi de tövbenizi kabul edip sizi affetti. Artık eşlerinize yaklaşın ve Allah’ın sizin için yazıp takdir etmiş olduğu şeyi arayın. Şafağın aydınlığı gecenin karanlığından ayırt edilinceye (tan yeri ağarıncaya) kadar yiyin, için. Sonra da akşama kadar orucu tam tutun. Bununla birlikte siz mescitlerde itikâfta iken eşlerinize yaklaşmayın. Bunlar, Allah’ın koyduğu sınırlardır. Bu sınırlara yaklaşmayın. Allah, kendine karşı gelmekten sakınsınlar diye, âyetlerini insanlara böylece açıklar. “ Allah kullarının sabır sınırlarını biliyor ve bizlerin çekemeyeceği yükleri farz kılmıyor. 

 

Hz. Peygamber şöyle buyurdu: “Cennette Reyyan denilen bir kapı vardır ki, kıyamet günü oradan ancak oruçlular girecek, onlardan başka kimse giremeyecektir. Oruçlular nerede? diye çağrılır. Onlar da kalkıp girerler ve o kapıdan onlardan başkası asla giremez. Oruçlular girince o kapı kapanır ve bir daha oradan kimse girmez.”  Evet Allah bizlere o Reyyan kapısından girmeyi nasip etsin inşallah. 

 

Ramazanınız mübarek olsun. Sevgiyle kalın. 

 

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Mehmet ÖZKAN
04 Mayıs 2019 Cumartesi 10:02
10:02
Allah razı olsun hocam güzel bir yazı gerçekten..
88.241.36.60
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim