• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • Konya 18 °C
  • Sigortacılıkta da "faizsiz" dönem başlıyor
  • FETÖ soruşturmalarında kaç kişi tutuklandı?
  • FETÖ, Görmeze başkalarının eliyle operasyon çekiyor!
  • Sigortacılıkta da "faizsiz" dönem başlıyor
  • FETÖ soruşturmalarında kaç kişi tutuklandı?
  • FETÖ, Görmeze başkalarının eliyle operasyon çekiyor!

Ramazan beslenmesinde nelere dikkat edelim?

Ayşe Duran

Hayatımızda manevi bir yere sahip olan Ramazan ayında dini bir görevi yerine getirmek için oruç tutulmakta ve bununla birlikte bireylerin günlük yaşantılarında önemli değişiklikler olmaktadır.  Ramazan ayında en önemli beslenme değişikliği öğün sayısının ikiye indirilmesidir. Günlük beslenme şeklinde 3 ana öğün, 3 ara öğün beslenme düzeninin iki öğüne indirilmesiyle beraber iftarda yeme kapasitesinin en az 2-3 katı şeklinde, hamur işleri, tatlılar, kırmızı et, ekmek, pilav ve makarna tüketimine çok fazla yer verilmektedir. Oysa oruç tutarken sağlıklı ve çeşitli besin seçenekleri ile yeterli ve dengeli beslenmenin sağlanması esas olmalıdır. Bundan da ziyade oruç tutmanın amacı gün boyu aç kalıp, iftarda mükellef bir sofra kurmak değildir.

 

Ramazan ayında bireylerin yaş, cinsiyet ve fiziksel aktivitelerine göre günlük almaları gereken enerji, protein, karbonhidrat, yağ, vitamin ve mineral oranlarının değişmediği ve bu süre zarfında da sağlığın korunması açısından yeterli ve dengeli beslenmenin gerekli olduğu unutulmamalıdır.

 

Yeterli ve dengeli beslenmenin ramazan ayında da sürdürülebilmesi için günün oruç tutulmayan bölümünde en az üç öğünü tamamlamak ve sahur öğününü atlamamak gerekir. Sahurda sadece su içerek niyetlenmenin veya gece yatmadan önce yemek yemenin zararlı olduğu unutulmamalıdır. Çünkü bu beslenme tarzı yaklaşık 12 saat olan açlığı, ortalama 18 saate çıkarmaktadır. Bu da açlık kan şekerinin daha erken saatlerde düşmesine ve buna bağlı olarak günün daha verimsiz geçmesine neden olmaktadır. Bu durumun aksine eğer sahur öğünü, ağır yemeklerden oluşursa gece metabolizma hızı düştüğü için yemeklerin yağa dönüşme hızı ve kilo alma riski artmaktadır. Bu nedenle sahura mutlaka kalkılmalı ve bu öğünde süt, yoğurt, peynir gibi besinlerden oluşan bir kahvaltıya yer verilmelidir.

 

İftar öğünlerinde mutlaka daha az yağlı mideyi yormayan bir çorba olmalıdır. Gün boyu aç kalan mideye birden yükleme yapılmamalı, yemekler daha çok çiğnenerek sindirime yardımcı olunmalıdır. Beyin doyma emrini yemekten 15-20 dakika sonra verir. Çok hızlı yemek yendiğinde bu süre zarfında yüksek miktarda, enerjisi yüksek besinler yenilebilir ve bu durum ilerleyen günlerde kilo alımına da zemin hazırlar.

 

Ramazan ayında en sık karşılaşılan sorunlardan biri de mide içinde bulunan yemek ve asitin yemek borusu içine doğru geri kaçması olarak tanımlanan reflüdür. Tüm bu rahatsızlıkların ortaya çıkmaması için sağlıklı beslenme önerileri çerçevesinde hareket edilmesi gerekmektedir.

 

Oruç tutmanın sağlıklı insanların metabolik dengesinde çok önemli değişiklikler yapmadığı, ancak bazı hastalıklarda (şeker hastalığı, karaciğer yetmezliği vb.) veya özel durumlarda (hamilelik ve emziklilik) olumsuz sonuçlar doğurabileceği göz ardı edilmemelidir. Kronik hastalığı olan kişilerin ilgili uzman hekime danışmadan oruç tutmamaları önemlidir.

 

 

Diyetisyen Ayşe DURAN

Konya Özel Selçuklu Hastanesi

 

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim