• BIST 82.363
  • Altın 147,033
  • Dolar 3,7764
  • Euro 4,0385
  • Konya -3 °C
  • Himmet toplantısı 'havuz' himmet parası 'tereyağı'
  • 'Akaryakıt fiyatlarındaki hızlı artışın sebebi...'
  • Raid Salah serbest bırakıldı
  • Himmet toplantısı 'havuz' himmet parası 'tereyağı'
  • 'Akaryakıt fiyatlarındaki hızlı artışın sebebi...'
  • Raid Salah serbest bırakıldı

Prosedür Gereği Satmak

Ufuk Karadavut

Geçtiğimiz hafta içerisinde kesinlikle kabul edilemeyecek bir terör olayı yaşandı. ABD İstanbul Büyükelçiliğine silahlı saldırı yapıldı. Saldırı sonunda üç Türk polisi hayatını kaybetti. ABD’li görevlilerden ise ölen ya da yaralanan olmadı. Ölende yaralanan da bizden biriler. Bu saldırının amacı acaba gerçekten konsolosluk mu yoksa Türk polisi mi bunu iyi görmek gerekiyor. Görgü tanıklarının açıklamasına göre olay tamamen Türk polisine yönelik gibi geliyor. Çünkü görgü tanıkları saldırganların doğrudan görevli polis noktasına ateş ettiklerini söylüyorlar. Hedef konsolosluk olsa oraya ateş etmeleri gerekirdi. 

            Bu yazının başlığını aslında “prosedür gereği kaçmak” koymak istiyordum. Ama yaşanan olayı inceleyince aslında bunun kaçmak değil adeta Türk polisini satmak olarak algıladım. Ölen polislerimize Allahtan rahmet, yakınlarına ise sabırlar niyaz ediyorum.  Burada asıl söylemek istediğim şey farklı. Büyükelçiliğe saldırı oluyor. ABD’li görevliler hemen içeri koşuyorlar ve kapıları kilitliyorlar. İçeri girmek isteyen Türklere ise “hayır içeri giremezsiniz” diyerek içeri sokmak bir yana bina yakınına dahi yanaştırmıyorlar. Böylece açıkta bulunan polisler ölüyor. Ölen polislerin neden ölüyor; büyükelçiliği korumak için. ABD'nin Ankara Büyükelçiliği Sözcüsü Kathy Schallow, İstanbul'daki Amerikan Başkonsolosluğu önünde düzenlenen silahlı saldırıda "Amerikalı güvenlik görevlilerinin binanın içine kaçtığı" haberlerine ilişkin olarak, "bunun gibi saldırılarda uyulması gereken standart prosedürlerin bulunduğunu" söyledi. Schallow, "Buna benzer bir saldırı olduğunda uyulması gereken standart prosedürler var. Standart prosedür, binanın güvenliğini sağlamamız yönünde, çünkü içeride silahsız birçok insan var. Amaç, teröristleri içeriye sızdırmamak" diye konuştu. Yani prosedür gereği Türk polisini içeri almadık açıklamasını yapıyor. Bu nasıl bir prosedür ki, kendilerin korumak için birileri mücadele ediyor, ölüyor ve siz camdan onları seyrediyorsunuz. Bu nasıl bir insanlık ve sizin dilinizle “hümanizm”dir.

            Hümanizmin ne anlama geldiğini burada anlatmaya gerek yok. Ama bir cümle ile hatırlatmak gerekirse, insan sevgisi, daima insanın gelişmesi, mükemmelleşmesi, özerk ve özgür düşünceli olması peşinde koşmak olarak tanımlanmaktadır. İnsan sevgisi yada insanların mükemmelleşmesi düşüncesi elçiliktekiler tarafından yanlış mı anlaşılıyor yoksa bize yanlış şeyler anlatıp bizi uyutuyorlar mı?. Aslında bunu anlamak çok zor değil. Bizi uyuttukları açıkça görülebilir. Elbette bu görmek isteyenlerin ve bilmek isteyenlerin yapabilecekleri bir iştir. Görmek istemeyen anlamak istemeyenler için ne söylenecek bir söz nede anlatılabilecek konular vardır. Emperyalist düşüncenin temel özelliklerinden birisidir; “Elime bir diken batmasındansa yüzlerce insan ölsün önemli değil”.

Batılı devlet yöneticilerinin hazırlattıkları çalışmalarda, “Batılı devletlerin dışında kalan ülkelerin ve insanların doğal olarak ırki ve karakteristik özelliklerinden dolayı batılı yöneticilerin rehberliği ve hamiliği olmadan hayatlarını sürdürmelerinin mümkün olmadığı” ısrarla vurgulanmıştır. Elbette bu tür çalışmalar batılı olmayan ülkelerin ve bu ülkelerde yaşayan insanların ilkelliğini, sosyal ve ahlaki olarak gelişmemişliğine, çabuk etkilenebilir ve kışkırtılabilir olmasına ve benzeri önkabullerin etkisiyle hazırlatılmıştır. Kendi insanlarının üstün olduğunu ve kendileri dışında kalan insanların ise kendilerine hizmet etmek için var olduklarını düşünen bozuk bir zihniyet. Bu düşüncenin temelini iyi belirlemek gerekiyor. Hıristiyanlık dininde böyle bir düşünce yok. Ama günümüzün Hıristiyanlığı artık çık değiştiği için içine olmadık şeylerin katıldığı düşünülürse bu normal karşılanabilir.

Yüzyıllardan beri süregelen tutum ve davranışlarda zerre miktarı bir değişimin olmaması ve olmayacağı açıkça görülmektedir. Artık kendi kendimiz olma ve kendi kendimizi kollama zamanıdır. Baksanıza basit bir olayda bile birileri hemen “prosedür” işletmeye başlıyor. Aynı şeyi, herhangi bir batılı devlette bizim büyükelçiliğimizde olduğunda bizim görevliler yapsaydı neler olurdu düşünebiliyor musunuz? Bizim görevliler böyle bir şey kesinlikle yapmazlar ama varsayın ki yaptılar. Kıyamet kopardı. O ülkedeki yetkililer bizin elçilik görevlilerini sınır dışı ederlerdi. Hiç düşünmeden. Çünkü ölen kendi insanlarıdır.

“Türk milleti ve onun küçük ve büyük yaştaki çocukları, çelikten yapılmış heykellerdir! Onların ne olduklarını anlamak için onlarla savaş meydanlarında boy ölçüşmek lâzımdır. İşte böyle bir teşebbüstür ki, Türk gençliğinin binlerce sene evvelden beri tanınmış olan yüksek kıymet, kuvvet, kudret ve yenilmez zekâsının imtihanı olur. Türk milleti her an ve her kiminle olursa olsun böyle bir imtihana hazırdır.“ Mustafa Kemal ATATÜRK 1937 (Afet İnan, Atatürk Hakkında H.B., s. 87-88).

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim