• BIST 83.048
  • Altın 146,881
  • Dolar 3,7605
  • Euro 4,0391
  • Konya -8 °C
  • Facebook'tan İslami sayfalara sansür
  • Çok kritik uyarı! Günlerce yağacak
  • İşte AK Parti'nin referandum sloganı
  • Facebook'tan İslami sayfalara sansür
  • Çok kritik uyarı! Günlerce yağacak
  • İşte AK Parti'nin referandum sloganı

Potansiyel Suçlular Okulu

Ufuk Karadavut

Öğrenci olayları olarak tanımlanan ve son zamanlarda gündemden düşmeyen öğrenci olayları yeniden tırmanmaya başladı. Olaylar tırmandıkça polis şiddeti de buna paralel olarak artmaya başladı. Her olay da tekme tokat’ın yanında biber gazı da vazgeçilmezler arasında yerini aldı. Hatta öyle noktaya gelindi ki biber gazı sıkmak artık polis için bir eğlence aracı oldu. Öğrencilerin protestolarına yönelik polisin gösterdiği sert müdahalenin gerçekten çok ciddiye alınması gerektiğini düşünmekteyim. Ciddiye alınmalı, çünkü o insanların görüşleri bizi rahatsız etse dahi bağırmalı çağırmalı ve rahatlamalılar. Ama siz bu kişiler bu imkânı vermezseniz ya da bir şekilde verdirmezseniz gelişmelerden elbette sizler sorumlu olursunuz. Olaylar büyüyünce kalkıp sorumlu aramak sorumsuzluktur. Haklarını arayan Tekel işçilerine yapılanları daha unutmadık. Ama unutulmaması ve dikkat edilmesi gereken bir nokta daha var ki bu da bu kişilerin tekel işçisi olmadığı ve geleceğimizi emanet edeceğimiz insanlardan oluşmasıdır. Yapılan gösterile hukukun içinde yer alıyorsa kesinlikle göz yumulmalıdır. Ama beğendiğimiz gösterileri “demokrasinin göstergesi”, beğenmediklerimizi ise “demokrasiyi sindiremeyenlerin gösterisi” olarak ikiyüzlü bir şekilde değerlendirirsek bu ülkeye kötülük yapmış oluruz.

Türkiye demokrasi ve hukuk içerisinde gerçekleşen en basit eylemlere bile tahammül edemeyen bir yapıya doğru kaydırıldı. Öğrenci olayları ülkemiz tarihi açısından yeni değildir. Bundan sonra da olmaya devam edecektir. Ama öğrenci olayları birçok olayın kıvılcımı olmuş durumdadır. Bu nedenle çok dikkatli davranılması gerekir. Özelikle günümüzde öğrencilerin yapacakları çok masumane protestoları bile her an karanlık güçler tarafından kullanılabilecek bir yapıya bürünebilir. Son zamanlarda özellikle üniversitelerde PKK'nın yapılanması çok rahat bir şekilde devam ederken öğrencilerin bu kişiler tarafından kullanılacağı herkes tarafından bilinmektedir. Eğer bu şekilde devam ederse ortaya bir kaos ortamı çıkacaktır. Kaos ortamları ise her zaman yanlış yönlendirmelere açık olur. Eğitim-öğretim yuvaları eylem, protesto yuvası haline dönüşürse, artık eğitim ve öğretimin yapılamayacağı da bilinmelidir.

Bu dönemde sakin olunmalı ve yapılacak çalışmaların yan etkileri önceden tahmin edilmelidir. Bu konuda ülkemizin oldukça yüksek bilgi birikimi ve deneyimi vardır. Başkalarının bilgisine ihtiyaç duyulmamaktadır. Tedbir alırken de alınan tedbirlerin akılcı olması ve duygusallıktan uzak olması gerekir. Buna verilebilecek en son örnek İstanbul Üniversitesi Rektörlüğünün almış olduğu karardır. Bu karar ile yerleşke içerisinde polis bir yıl boyunca öğrencileri istediği her yerde durdurup arayabilecektir. Bu bize 'önleme araması kararı' olarak belirtildi. 1 yıl boyunca ‘Önleme araması’ adı altında yapılacak olan uygulamada polis hiçbir ek izin almadan üniversitenin istediği yerine girerek arama yapabilecek. Polisin arama yapabileceği yerler sadece fakültelerle de sınırlı tutulmuyor; fakülte önleri ve civarı da keyfi aramalara açılıyor. Alınan karardaki bir diğer unsur ise kontroller esnasında “Kişilerin üzerlerinde, çanta, poşet ve araçların, özel kâğıtların ve eşyalarında” arama yapılabileceğinin belirtilmesi, ders notlarından günlüklere varana kadar polis her şeye bakabilme yetkisine sahip kılınmış.

Ancak insan hak ve özgürlükleri noktasında bunu açıklamak mümkün değildir. Yapılan iş açıkça öğrencileri tahrik etmektir. Önlem alınacaksa öğrencileri tedirgin etmeden ve potansiyel suçluymuş gibi göstermeden yapılmalıdır. Ama anlaşılan bu uygulamam pilot bir uygulama olacaktır. Bunun sonucu genelleştirilecek ve üniversitelerimizdeki bütün öğrenciler potansiyel suçlu konumuna getirilebilecektir. Bunun sonucu tam bir belirsizlik ve kargaşa ortamıdır. Çünkü bunu kötü yönde kullanmak isteyecek çok sayıda yasa dışı örgüt mensupları olacak ve beklide protestolar artacaktır. Böylesi bir ortamda neler yapılacaktır. Üniversiteye gelen her öğrenci potansiyel suçlu gözüyle değil de geleceğin Türkiye’si olarak görmek gerekir. Bir insana kırk gün sen delisin derseniz o kişi deli olur. Öğrencilere sürekli olarak potansiyel suçlu olarak tanımlarsanız gerçekten suçlu olur. Şimdilik çoğunluk susuyor. Ama böyle bir karar Güneydoğu Anadolu’daki bir üniversitede mesela Dicle üniversitesinde alınsaydı ne olurdu? Emin olun kıyamet kopardı. Başta devletin yöneticileri olmak üzere ilgili ilgisiz herkes olayı eleştiri ve insan haklarına aykırılığını anlatı ve bölgede yaşayan insanlara baskının göstergesi olarak tanımlarlardı. Ama olay batıda olunca işin rengi değişiyor…

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
yanar
31 Aralık 2010 Cuma 23:20
Arama-Terör
olayı özgürlüklerle irtibatlandırmak kolay.Ama üniversiteleri okunur kılmak için alınacak tedbirleri ortadan kaldırmaya yönelik eleştiriler insaflı olamaz. Aramanın mahiyetinin açıklanması lazım silah bıçak uyuşturucu vs ye yönelik aramaların belli aralıklarla ama belirsiz zamanlarda yapılması gençliğin terör eylemlerine kalkışmasını engelleyecektir. Üniversiteye polisin giremediği yıllarda ODTÜ gibilerini nasıl terör yuvası olduğunu unutmayalım.
62.248.69.184
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim