• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Konya 0 °C
  • Anayasa Değişiklik Teklifi Yasalaştı! İşte Yeni Kanunun Getirdikleri
  • Sadık müşteriye ayrıcalık geliyor
  • İçişleri'nden valiliklere kritik 'kargo' uyarısı!
  • Anayasa Değişiklik Teklifi Yasalaştı! İşte Yeni Kanunun Getirdikleri
  • Sadık müşteriye ayrıcalık geliyor
  • İçişleri'nden valiliklere kritik 'kargo' uyarısı!

Politika...

Ufuk Karadavut

Politikayı ve politikacıları tanzim etmek


Dünya genelinde hem ekonomik hem de siyasi açıdan güçlü olan ülkeler kendilerine göre zayıf görünen ya da gerçek anlamda zayıf olan ülkelerin iç işlerine sürekli karışırlar. İç işlerine karışmanın temel amacı kendilerine yönelik yapılacak olumsuz faaliyetlerin önüne geçmektir. Bu müdahaleler zaman içerisinde o kadar benimsenir ki, artık içeride beceriksizlik gösteren idareciler dışarıdan yardım gelsin diye dua ederler. Bazen de içerideki yöneticiler halkın yararına diye dışarıdan gelen emirleri ballandıra ballandıra anlatarak halka rağmen uygulamaya koyarlar. Hangi tip ilişki olursa olsun her türlü güçlü ülkeler zayıf ülkelerin iç işlerine müdahale ederler. Türkiye’de iç işlerine sürekli olarak müdahale edilen ülkeleri içerisinde ön sıralarda yer almaktadır. Gerçi son zamanlarda iç işimiz diye bir şey kalmadı. Ama gene belirtmek gerekir ki; önceleri sadece Amerika Bileşik Devletleri iç ve dış politikamızı belirlerdi, şimdilerde ise özellikle Avrupa Birliğine gireceğiz diye açmadığımız mahrem yerimiz kalmadı. Ülkeyi AB temsilcileri yönetir oldu. AB’li uzmanlar ne derse hemen yapılıyor.

Herkesin çok iyi bildiği gibi Türkiye çok önemli bir jeopolitik mekânı temsil ediyor. Çok önemli bir stratejik politikaların da odağı konumundadır. Bu nedenle ülkemizi yönlendirmek ve yönetmek isteyenlerin sayısı oldukça çoktur. Son üçyüz yıldır yönetme ve yönlendirme işi ülkemiz için yapılamaktadır ve yapılmaya devam edecektir. Yönlendirmeleri kimin yaptığını ve ne amaçla yaptığını iyi analiz edebilirsek sınavdan başarılı bir şekilde çıkabiliriz. En zayıf olduğumuz anlarda en yoğun yönlendirme baskıları yapılmaktadır.  Baskıların başarı şansını artırmak için özellikle 1980 yılından itibaren Türkiye’de profesyonel fitne merkezleri kurulmuştur. Bu fitne merkezlerinin isimleri farklıdır ama yaptıkları iş fitne fesat çıkarmanın ötesine geçmemektedir. Çıkardıkları fitne ile hemen herkesin kimyasını bozabilmektedirler. Kimyası bozulan insanların sağlıklı düşünebilmesi ve doğu karar alabilmesi güçleşmekte ve hatta mümkün olmamaktadır. Bunun farkında olan özellikle dışarıdan destekli fitne merkezleri sürekli olarak kafa karıştırıcı fikirler ortaya atmakta ve ülke insanının kafasını karıştırmakta ve gerçek gündemden uzaklaştırmaktadır. Gerçek gündemden uzaklaştırılmış insanlar ise kendilerine herhangi bir fayda sağlamayacak işlerle uğraşır dururlar. Bu arada birileri piyasaya çıkar ve ruhumuz bile duymadan genellikle ülkemizin aleyhine olan işleri yaparlar ve giderler. Bizler suni gündemleri bıraktığımızda ki bu genelde mümkün olmaz. Gündemin biri biterken diğeri başlar. Yediğimiz kazıkları ve bizi nasıl aldattıklarını görmeye başlarız ama iş işten çoktan geçmiştir. Yapacak fazla bir şey kalmamıştır.

Aslında yaşanan ya da yaşatılan olayların ayrık olaylar değil de bir bütünün parçaları olarak değerlendirmek gereklidir. Bütün olarak görmediğimizde hata yapma ihtimalimiz artar ve yanlış değerlendirmelere neden olur. Yanlış değerlendirilmiş olaylar ise doğal olarak yanlış veya yanlı sonuçlara bizleri götürür.

Son günlerde yaşanan karmaşıklık ve özellikle yurt dışında görülen bazı açıklamalar tamamen ülkemizdeki iç politikayı düzenleyerek farklı yörüngelere oturtma gayretinden başka bir şey değildir. Zira Türkiye’de kimin ne olduğunu hemen herkes bilir. Bu nedenle başkalarının sözleri ile kendi insanlarımızı yargılamak ve onların değirmenine su taşımak kesinlikle doğru bir davranış değildir. Bu belgeleri hatırlatmak ve bunların gerçek olup olmadığını sormak bir hak ise de bunu soranlara hakaret etmek hak değildir. Eğer sorgulanacak veya suçlanacak birileri varsa bu ülke içinde değil ülke dışındaki ve okyanus ötesindekilerdir. Ülkemizdeki bazı siyasilerin ciddi anlamda kimyaları bozulmuş durumda. Büyük bir hırs ve kin ile önüne gelene saldırıyorlar. Ama unutmamak gerekir ki öfkeyle kalkan zararla oturur.

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim