• BIST 89.809
  • Altın 145,306
  • Dolar 3,6167
  • Euro 3,9083
  • Konya 2 °C
  • TŞOF Başkanı Apaydın: Sahte plaka satan internet sitelerine erişim yasaklandı
  • FETÖ elebaşısı Gülen hakkında yokluğunda tutuklama kararı
  • Terörü destekleyen sözleşmeli personelin işine son verilecek
  • TŞOF Başkanı Apaydın: Sahte plaka satan internet sitelerine erişim yasaklandı
  • FETÖ elebaşısı Gülen hakkında yokluğunda tutuklama kararı
  • Terörü destekleyen sözleşmeli personelin işine son verilecek

Peygamber şehrinden peygamber sevdalılarına selam

Ali Akpınar

Suud’un Vehabî anlayışı, bidatleri ortadan kaldıracağız ve insanları şirkten kurtaracağız diye, eskiye ait ne varsa yıkıp yok etmiş. Bir tarafta kabirleri, kendilerinden medet istenen yere çeviren, mezar-türbe yapmakta ve oraları süslemekte aşırı giden anlayış, öteki tarafta tümden her şeyi reddeden anlayış. İki aşırı uç. Halbuki en hayırlısı orta yolu bulmak, her konuda olduğu gibi, bu konuda da mutedil davranmaktı. Neyse ki son dönemlerde Suud’da da tarihî eserlere ilgi duyulmaya, müze ve sergilere önem verilmeye başlandı. Bu meyanda Medine-iMünevvere’de Mesicd-i Nebî’nin hemen yanıbaşında Esma-i Hüsnâ sergisi, Peygamberimiz Hz. Muhammed sergisi ziyaretçilerin hizmetine sunulmuş durumda. Kubâ Mescidinin yanında da böyle bir sergi var. Harem’inzyanındaki Kur’ân sergisi ise insanların en yoğun olduğu Hac dööneminde kapalı. Arap kardeşlerin işine akıl fikir ermiyor! Medine’de bizim gördüğümüz, küçük çaplı bir iki müze/methaf da var.

Aslında sözkonusu ettiğimiz sergilerden İmam Hatip Liselerinde, İlahiyat Fakültelerinde birer adet olmalı. Öğrenciler Kur’ân Tarihini ve Kur’ân’ı, Peygamberimizin hayatını ve İslam Tarihini bu sergilerden görsel olarak da takip etmeli. İnşaallah ilerde olur bu dediklerimiz.

Bu yazımızda bu sergilerden Peygamberimizle ilgili olanından kısaca bahsetmek istiyorum. Sergi binasının dışı, Peygamberimizin güzelim isimleri, Medine’nin tarihî resimleri ile bezenmiş. İçeriyegirdiğinizde her bir reyonda ilgili resimler ve Arapça ve İngilizce olarak hazırlanmış yazılar var. Peygamberimizin yaşadığı Mekke’sini ve Medine’sini çizgilere ve yazılara döken sayfalar, Onun soyunu, aile hayatını, mübarek eşleri ve evlatlarını tanıtan tablolar var. Onun yaptığı savaşların listesi. Mübarek eşlerinin isim listesi yanında, onlarla hangi senelerde evlendiği, ne kadar evli kaldığı, onların kendisinden kaçar tane hadis rivayet ettiği gibi istatistik bilgi ve çizgiler dikkatle görülebiliyor. Tabi ki sergiye en az bir saat ayırmanız gerekiyor.Gruplara her tablonun başında bilgi veren rehberler de var. Işıklandırma, dizayn gayet güzel vekronolojik sıraya uygun, doğumundan vefatına kadar devam ediyor.

Bu talolardan birinde Peygamberimizin bir günü, islam Tarihi kaynaklarına dayanılarak ana hatlarıyla şöyle özetlenmiş:

Peygamberimiz Hz. Muhammed aleyhisselam Müezizni Hz. Bilal’in ezanıyla uyanır, abdestini alır iki rekat sabah namazının sünnetini kılar ve Hücre-i Saadetinden Mescide çıkardı. Cemaate iki rekat sabah namazının farzını kıldırırdı. Sonra hanımlarının odalarına uğrar, tek tek onların hatırlarını sorar ve onlara dua ederdi.

Sonra tekrar Mescide döner, Tahıyyatü’l-Mescid namazını kılar ve etrafına ashabını toplar onlarla sohbet ederdi. Meclisinde istiğfar, zikir ve dualar hiç eksik olmazdı.

Toplumun ve devletin işlerini de Mescidinde görürdü. Medine’ye gelen elçileri kabul eder, onlarla görüşürdü. Müminlerle önemli konuları müşavere ederdi. Duruma göre toplantıların uzun sürdüğü de olurdu, kısa sürdüğü de. Güneş yükselmeye başlayınca dualarla toplantısından ayrılırdı.

Yolda yürürken canlı, sağa sola sallanmadan, hedefini belirlemiş birhalde ve hızlı yürürdü. Gördüğü herkese güler yüzle selam verirdi. Özellikle çocuklara selam verir, onların başlarını okşardı. Ashabıyla karşılaştığında selamı önce o verir ve musafaha yapar, dua ederdi. Derdi olanın derdini yolda durur dinlerdi.

Bir ziyaret yapmak istediğinde, kapıya gelir, lakin kapının tam karşısında durmazdı, kapının sağında yahut solunda dururdu. Böylece kapı açıldığında içeriyi doğrudan görme durumunda kalmazdı.

Zaman zaman akrabalarına, arkadaşlarına ziyarete giderdi. Garibanları, hastaları ziyaret eder, onların dertleriyle dertlenir ve çözüm bulmaya çalışırdı. Ashabının davetlerine icabet eder, yemeğini yediklerine özel dua ederdi. Onun buzziyaretleri öğretici ve yönlendirici olurdu.

Zaman zaman Medine’nin bahçelerine gidip teneffüs ettiği olurdu.

Kuşluk vakti olduğunda eşlerinden birinin odasına gider orada biraz istirahat ederdi. O, ev halkına karşı çok mülayim, samimi ve ikramlı idi. Bazen kadınlar evine gelir, annemizin yanında iken sorularını sorar, meselelerini ona arz ederlerdi.

Kuşluk vakti kuşluk namazını kılar, sonra da hafif bir uyku/kaylule uyurdu.

Medine’de bulunduğu Cumartesi günleri, ashabıyla beraber binitle yahut yürüyerek Mescide beş km kadar uzakta olan Kuba köyüne gider, Kuba Mescidinde öğle namazını eda ederdi. Bu şekilde hicret yolunda kendisine özel ilgi gösterip ağırlayan Kubalılara en güzel vefa örneğini sunardı.

Öğle ezanıyla Mescide tekrar gelir, namazdan sonra yine ashabıyla konuşur ve onlarla ilgilenirdi. Gerekirse onlara hutbe irat eder, va’zu nasihatta bulunurdu. Sonra odasına geçer sünnetleri orada eda ederdi.

İkindiyi kılar yina ashabıyla kısa hasbihal yapar, sonra da eşlerini yanına uğrardı. Akşam ve yatsıyı da kıldırdıktan sonra sırası gelen eşinin yanına çekilirdi. Yatsının sünnetlerini orada kılardı. Dualarını okuyarak istirahata çekilirdi.

Gece yarısı olunca kalkar, kendisini uzun uzun gece ibadet ve taatine verirdi. Gecenin son diliminde tekrar yatağına çekilirdi.

Bu arada duruma göre kendisine vahiy gelirdi. Bazen gündüz, bazen gece; bazen evinde bazen mescidinde yahut bulunduğu yerde.

Salat ü selam, her türlü ihtiram O’na olsun.

Nurlu şehir Medine’den selam ve dualarımla.

 

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Orhan Yavuz Selçuk üniv. Edebiyat Fakültesi.
08 Eylül 2015 Salı 11:44
11:44
Müfti Bey hocam, Ben iki yıldır Türk Edebiyatında yazılmış 14. yüzyıla ait bir siyer ile uğraşıyorum. Altı cild. Eseri Erzurumlu Mustafa Darir yazmış. Geçenlerde bis sınav esnasında İlahiyatçı bir siyer hocası Profesörle tanıştım. Durumu ona anlattım. Adamın bu eserden haberi yok. Hayret ettim. Bir siyer hocasının bundan nasıl haberi olmaz. Saygılarımla. Orhan Yavuz Selçuk üniv. Edebiyat Fakültesi.
193.255.247.27
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim