• BIST 109.156
  • Altın 153,298
  • Dolar 3,8173
  • Euro 4,5053
  • Konya 1 °C
  • Nazlı Ilıcak: FETÖ'nün 17/25 Aralık'ta terör örgütü olduğunu anlamadım
  • "Asgari ücret 2 bin 300 lira olmalı!"
  • Savcıdan Nazlı Ilıcak ve Altan kardeşler için ağırlaştırılmış müebbet talebi!
  • Nazlı Ilıcak: FETÖ'nün 17/25 Aralık'ta terör örgütü olduğunu anlamadım
  • "Asgari ücret 2 bin 300 lira olmalı!"
  • Savcıdan Nazlı Ilıcak ve Altan kardeşler için ağırlaştırılmış müebbet talebi!

Peçe takmak mecburi mi?

Doç. Dr. Murat Kayacan

Risalet öncesi dönemde de sonrasında da kadınların peçe  taktıklarına dair tarihi aktarımlar ve hadisler mevcuttur. Biz bu yazıda her iki dönemde de peçe takıldığına dair nakilleri ele alıp değerlendireceğiz.

Peçe kelimesi İtalyanca “pezzeto”dan gelmektedir. İslam öncesi Araplarda peçeye karşılık olarak burku’, nikab, lisam, nifam gibi kelimeler kullanılmaktaydı. Bu kelimelerden burku’ Tevbe b. Humeyyir’in bir beyitinde fiil formunda şöyle kullanılmaktadır:         إِذا مَا جِئْت ليلى تبرقعت فقد ... رَابَنِي مِنْهَا الْغَدَاة سفورها

Leyla’nın yanına geldiğimde peçe takmıştı.

Sabah yüzünü açması beni ondan şüphelendirdi.

Kadınlara ek olarak, Ukaz panayırına gelen zengin erkek tüccarlar da yol kesicilerin onları mağdur etmelerini önlemek amacıyla tanınmamak için peçe örterlerdi. Dolayısıyla yüz örtmek kadınlara has olmayıp, can tehlikesi taşıyan tüccarların da yaptığı bir şeydi.

Ukaz panayırında bir kadından peçesini açmasının istenmesi Ficar savaşlarının sebepleri arasında sayılırken, İslami dönemde –tesettür ayetlerinin inişinden önce vuku bulan- bir kadının yüzünün cebren açılması nedeniyle de Benî Kaynuka Yahudileri ile Müslümanlar savaşmıştır. Anlaşılan Araplar, peçeye İslam öncesi dönemde de sonrasında da aşina.

Yukarıda söz ettiğimiz Benî Kaynuka ile yaşanan sorunda peçenin rolüne ek olarak İslami dönemden örneklerle devam edelim: Hz. Hüseyin’in kızı Sükeyne’nin yüz örtüsü kullanmadığını ve bundan dolayı o günün Müslümanlarının onu ayıpladığını belirten Muhammed Hamidullah (1908-2002), bunu o dönemde Müslüman hanımların peçe taktığına delil olarak göstermektedir. Ne var ki bu aktarımdan o dönemdeki Müslüman hanımların ibadet olarak mı, âdet olarak mı peçe taktıkları net olarak anlaşılmadığı gibi, yüzü açık olanın sadece ayıplanması “peçenin âdet olduğu görüşünü” teyit etmektedir. Buharî'deki, “İhramlı kadın yüzünü örtmez, eldiven de giymez.” şeklindeki rivayetten yola çıkılarak yüz örtmenin ibadet değil âdet olduğu da söylenebilir. İbadet olsaydı -ibadet sırasında avret yerlerinin örtülmesi gerektiği dikkate alındığında- yüzün açık olması doğru olmazdı.

Müslüman bir bayanın yüzünü açık tutmasının fıtrat bozukluğu olduğu iddiasına gelince, hac ve namazda İslam yüz açmayı vacip kılmışken, bu iki rükûnda yüzü açmanın, insanın tabiatını bozup, onu günaha götürdüğü nasıl söylenebilir? Bu ne şaşkınca bir akıl yürütmedir!

Peçe takmaya getirilen delillerden birisi de Hz. Ayşe’den yapılan şu aktarımdır: “Mümin kadınlar Rasulullah (s) ile birlikte sabah namazlarını, bürgülerine sarılmış olarak kılarlardı. Sonra, namazlarını kılınca evlerine dönerlerdi de bu esnada karanlıktan dolayı kimse de onları tanıyamazdı.” Demek ki alacakaranlık olmasaydı, o mümin kadınlar tanınabilecekti.

Gerek İslam öncesi gerekse sonrası dönemde bazı kadınların gözlerini kapamaksızın yüzlerini örttükleri nakillerden anlaşılmaktadır. Ancak bu amel ibadet değil âdettir. Çünkü ibadet nassla sabit olur. Mümin hanımlar evde ve dışarıda, toplumun bir üyesi olarak faaliyet içinde olacaktır; bu da el ve yüzlerinin açık olmasını gerekli kılmaktadır, bunların da kapatılması halinde kadınlara daha fazla yük verilmiş olacaktır, din bunu istememiştir.

Her ne kadar “Peçe dinî emir değil âdettir.” desek de, Karadavi’nin de söylediği gibi, “Görünen kısımları müstesna olmak üzere, zinetlerini teşhir etmesinler.” (Nur, 24: 31) ayetini yorumlayan bazı alimler, kadınların yüz ve ellerini de örtmeleri gerektiği görüşünü benimsemekte ve bu ayetle birlikte görüşlerini Kur'an’dan ve hadisten kendi bakış açılarını desteklediklerini düşündükleri deliller getirerek desteklemektedirler. Pakistan, Hindistan, Suudi Arabistan ve Körfez ülkelerinden alimlerin de bir kısmı bu doğrultuda görüş belirtmektedir. Dolayısıyla peçe takmak bir tercih olarak görülebilir. Buna rağmen, peçe takanları kınamak fakat gerdanlığını açıkta bırakanların yaptığı yanlışı görmezden gelmek asla tutarlı değildir.

 

 

 

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
CELALETTİN
13 Aralık 2012 Perşembe 14:52
BOŞUNA YORULMAYIN
bu akademisyen arkadaş peçe adettir ancak takan kınanmasın diyor.ne yaparsanız yapın konyada sözde islama uygun türban takan kadınlarımız daracık kot pantolonlar,üstlerinde daracık kazaklar bütün hatları ortada,yüzlerinde kremle sıvanmış bir duvar,dudaklarında bir avuç ruj,başlarının arkasına sarılmış zangoç topuzu gibi abartılı türban işte yaratığınız islami yaşam hayırlı olsun
95.10.245.184
HİDAYET KURT
13 Aralık 2012 Perşembe 10:28
PEÇE
O Prophet! Tell thy wives and thy daughters and the women of the believers to draw their cloaks close round them (when they go abroad). That will be better, that so they may be recognized and not annoyed. Allah is ever Forgiving, Merciful.

Ey Peygamber! Eşlerine, kızlarına ve mü'minlerin kadınlarına söyle ki, örtülerini üzerlerine örtsünler; bu, (iffetli olarak) tanınmaları ve eziyet olunmamaları için en uygun olandır. Allah,çok bağışlayıcıdır; çok merhametlidir. AHZAB-59
78.177.69.82
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim