• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Konya -5 °C
  • Anayasa Değişiklik Teklifi Yasalaştı! İşte Yeni Kanunun Getirdikleri
  • Sadık müşteriye ayrıcalık geliyor
  • İçişleri'nden valiliklere kritik 'kargo' uyarısı!
  • Anayasa Değişiklik Teklifi Yasalaştı! İşte Yeni Kanunun Getirdikleri
  • Sadık müşteriye ayrıcalık geliyor
  • İçişleri'nden valiliklere kritik 'kargo' uyarısı!

Papa görevini yaptı, ya siz…

Ufuk Karadavut

Papa’nın geçen hafta yaptığı konuşmanın ardından bu hafta başında İslam ülkelerinin büyükelçileri ile bir toplantı yapılacağı belirtilince bazı insanlar ‘Papa özür dileyecek’ hevesi içerisine girdiler. Bazı zavallılar Papa’nın sözlerini her zamanki kıvırma hareketi ile ‘Papa aslında öyle demek istemedi de böyle demek istedi’ gibi akla ve mantığa sığmayan yorumlar yapmayı da ihmal etmediler. Toplantı istenildiği gibi yapıldı. Sonuç tam bir felaket. Konuşması gerekenler susuyor. Ağızlarını bıçak açmıyor. Nedeni Papa’nın sözleri. Papa toplantıda, özür dilemediği gibi İslam ülkelerinin büyük elçilerini ‘Dinlerarası diyaloga katılmadıkları ve yeterince destek vermedikleri’ için azarlamış.  El insaf…

Aslında yapılanlara şaşırmamak gerekiyor. Çünkü malum şahıs bir dinin lideri. En önemlisi de Peygamberimizin peygamberliğini tanımıyor. İslam dinini bir ‘Fitne kaynağı’ olarak görüyor. Bunu hemen her fırsatta sizlerde bu haberi birkaç sansürlenmemiş gazetede görebilirsiniz. Adam düşüncelerini açık bir şekilde ifade ediyor. Buna aslında sevinmek gerekli. Şaşırmak değil. Adam maske takarak, dinler arası mavalı okuyarak İslam ülkelerinde fitne çıkarmaya çalışması daha mı iyi. Son zamanlarda diyalog ve hoşgörü serenatları okuyan ve okutan grupların Müslümanları uyutmak istemeleri belki bu sayede azalır diye umut edebiliriz. Dikkat ederseniz Hıristiyan dünyasından adamın açıklamalarına ciddi bir tepki gelmedi. Aslına bakarsanız birkaç İslam ülkesi dışında İslam dünyasından da ciddi bir tepki gelmedi. Türkiye ise olayı ‘Talihsizlik’ olarak nitelendirdi.

Adam bana göre görevini yapmıştır. Ne bekliyordunuz. Vatikan’ın bahçesine ya da balkonuna çıkıp yüksek sesle Kelime-i Şahadet mi getirmesini mi? Veya dinler arası diyalog yapalım diye İtalya’nın başkentine cami yapılmasını desteklemesini mi? Adam görevinin gereği olarak İslam karşıtlığını en açık bir şekilde dile getirmiştir. 

Papa papalığını yapmış ağzına geleni söylemiş. Buradan hareketle bizler Müslüman vatandaşlar olarak görevlerimizi biliyor muyuz? Eğer biliyorsak ne kadarını ve nasıl yapabiliyoruz. Bunları düşünmemiz gerekli. Eğer Papa ve benzeri adamların davranışlarına ucuz, kolay yada yüzeysel tepkiler vermeyi bırakıp adam akıllı tepki vermeyeceksek kendimizi kandırıp boşuna üzmeyelim. Adam gibi tepki nasıl olur biliyor musunuz? Allah’ın Kitabına ve Peygamberimizin Sünneti’ne sımsıkı sarılmakla olur. Onlar saldırdıkça bir daha sıkı sarılırsak en büyük tepkiyi göstermiş oluruz. Oysa biz sanki tam tersini yapıyor gibiyiz. Tepki gösterildikçe Allah’ın Kitabını ve Peygamberimizin sünnetlerini terk ediyoruz. Kutsaldan uzaklaşıyoruz. Kendimizi en iyi şekilde bilgili, görgülü, vasıflı, güçlü, üstün, başarılı ve etkili bir Türk insanı olarak yetiştirmek için var gücümüzle çalışmalıyız. Bağımsızlığımızın ve varlığımızın temeli ancak bu şekilde korunabilir. İslam dinine yapılan saldırılar ancak bu şekilde etkisizleştirilebilir. Yoksa her gün, Filistin yanıyor, Lübnan bitiyor, bilmem hangi İslam ülkesi karışıyor diye feryat etmenin bir anlamı yoktur. Onlara yardım etmenin en iyi olu mümkün olduğunca güçlü olmak ve güçlü kalabilmektir.  

En basitinden, her gün minarelerimizden 5 kez ezan okunurken bizler ne yapıyoruz? Kalkıp namaz mı kılıyoruz yoksa gaflet içinde başka işlerimizle mi uğraşıyoruz? Kutsal kitabımız Kuran’ı kaç kişi anlamını bilerek okudu? Ya da Türkçe mealini hiç okuyanınız oldu mu? Orada ne söyleniyor? Neler deniyor? Kutsal kitabımızda geçen olayları, bize anlatılanları, peygamberlerimizin yaşadıklarını iyi bir şekilde öğrenebilir ve özümseyebilirsek önemli bir mesafeyi aşmış oluruz. Elbette bunu özümsemek yeterli değildir. Bunları uygulamakta gereklidir. Biz gerçek anlamda inançlarımızı yaşayabilirsek geri kalanı emin olun kendiliğinden düzene girecektir. Ancak bunu yapamıyoruz. Bazı şeyler nefsimize ağır geliyor herhalde. Bazı sınırlamalar, ya da bazı yaşam tarzları günümüzün cazibesi karşısında şansını kaybediyor gibi. Günümüzün daha parlak, daha göz kamaştırıcı yaşam şekilleri bizlerin gerçeği görmemize engel oluyor. Nemelazımcılık almış başını gidiyor. Daha ötesi bir cemaate bağlıysanız Müslüman, bağlı değilseniz Allah korusun Müslüman bile sayılmıyorsunuz. ‘Kafir malları’ olarak ifade edilen ve almayın denilen mallar en büyük İslami kuruluşlar tarafından yoğun olarak kullanılabiliyor. Aslın herkes kullanıyor. Sorduğunuzda ise ‘Benim aldığım bir paketten ne olacak’ deniyor. Bilmediği bu ülkedeki herkes bir paket alsa 70 milyon paket edeceğidir. Ama onu dahi düşünemiyoruz ya da düşünmek istemiyoruz.

Aslında bu konuda söylenecek söz çok. Ama şu mübarek günlerde kendime fazla kızdırmayayım.

           

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim