• BIST 83.067
  • Altın 146,783
  • Dolar 3,7897
  • Euro 4,0443
  • Konya 0 °C
  • İçişleri'nden valiliklere kritik 'kargo' uyarısı!
  • Hakan Şükür'ün istifa mektubunu bakın kim yazmış!
  • FETÖ'nün yeni rüyası! Bu kez iyice uçtular
  • İçişleri'nden valiliklere kritik 'kargo' uyarısı!
  • Hakan Şükür'ün istifa mektubunu bakın kim yazmış!
  • FETÖ'nün yeni rüyası! Bu kez iyice uçtular

Özgür insanı tanımak

Ufuk Karadavut
İnsanların büyük çoğunluğu yaşadığı dünyayı tanımak için fazla bir gayret sarf etmezler. Yalnızca kendisini ilgilendirdiği kadarını öğrenmesi onun için yerelidir. Bunun dışındaki dünyada neler var, neler oluyor onun için bir önemi yoktur. Oysa büyük düşünürler asıl olanın dünyayı tanımak olduğu ifade etmektedirler. Dünyayı tanımayan yada tanımaktan korkan insanlar düşünmekten ve sorumluluk almaktan kaçan insanlardır. Sorumluluk almaktan kaçınan insanların ise bu ülkeye ve bu ülke insanına verebileceği hiçbir şeyi yoktur. Ama bu ülkenin değerlerini tahrip etme gücünü ve yeteneğini üstünde toplamışsa tahmin dahi edilemez şekilde zararlar verebilir. Dünyayı tanımak ancak okumakla mümkün olabilir. Okumak bilgi edinmeyi beraberinde getirir. Ancak okuduğumuz şeyler bizleri rahatsız edici seviyede ise genellikle kolay olanı seçerek okumaktan vazgeçeriz. Oysa ‘Özgürlük rahatsız olmakla başlar’. Rahatına kıymayı göze alamayanların gerçek anlamda özgür olmaları beklenemez. Bu noktadan hareket ettiğimizde, okumayan insanların özgür olduklarını söylememiz oldukça zor. Okumayan insan aynı zamanda düşünemeyen insandır. Her türlü yönlendirmeye açık bir yapıdadır. Yönlendirmeye açık olan ve yönlendirilen insan ise yaptıklarının doğru yada yanlış olduğu kararını veremeyeceği için başkalarının yapmasını istediği yada beklediği işleri yapacaktır. Kısaca özgür olmayacaktır.Günümüzde, insanların büyük çoğunun düşüncesini ve davranışlarını çıkar dengesi belirlemektedir. Eğer birisinden çıkarınız varsa oldukça iyisiniz, çıkarınız yok yada çok az ise iyi olmanızı gerektirecek bir şey de yok demektir. Diğer bir deyişle ‘Yaratılanı Yaratandan dolayı sevme’ düşüncesini kaldırıp çöpe atmış bir toplumuz artık. Yaratan neyse de yaratılan eğer bize maddi bir kazanç vermiyorsan hiçbir kıymeti yok. Gücümüz yetmiyor yetse galiba ‘Yaratıcı’ hakkında da benzer şeyleri düşünebilecek konuma geldiğimize inanıyorum. Çıkar ilişkilerine dayalı yaşamlar özgür yaşamlar değildirler. Bunlar ancak, ruhlarını maddeye satan kadavralardan başka bir şey değildirler. Bu tür insanlar için insan olmanın, insanca yaşamanın, özgürlüğün ve inanmanın hiçbir önemi yoktur. Önemli olan ve olması gereken midelerinin doyurulması, zevklerinin giderilmesidir. Çünkü bunlar yiyebildikleri kadar, eğlenebildikleri kadar, zevklerini tatmin ettikleri kadar özgürdürler. Bu insanların özgürlükleri bu dar kalıpların arasına sıkışmış ve artık insanlık onurları kaybolmaya yüz tutmuştur.Nedendir bilinmez, yapabildikleri her şeyi yapmalarına rağmen yine bir doyumsuzluk göze çarpıyor. İnsanlar artık azla yetinmiyor ve şükretmiyorlar. Aslında kafalar o kadar karışık ki, hem tatmin olmuş hem de tatminsizlik illetine yakalanmış insanların sayıları her geçen gün artıyor. Daha fazlasını isteme, daha iyiye sahip olma, her türlü güzel ve iyi şeylerin yalnızca kendisinde toplanmasını isteme düşüncesi ile yanıp kavrulan insanlar. Aslında kendi kendilerini yok etmeye, medeniyeti tüketmeye karar vermiş insanlar. Her şeyin bir sonu var. Bu gidişinde bir sonu olacak elbette. Ama insanların kendilerini bu kadar rahat ve cömertçe harcamaları insanı üzüyor.İnsanları bu şekilde olmaya yönlendiren ve süreklilik arzeden bir sistem var. Sistem insanları kendilerinden özgürlüğü kısmaya ve her türden emredicilerin insiyatifine girmeleri için zorlamaktadır. Özgürlükleri karşılığında, daha çok yiyen, daha iyi giyinen, zevklerini daha iyi tatmin eden insanların artması istenen bir özellik. Özgürlük olmayınca ruh, fikir ve düşünce de olmaz. Bunlar birbirlerini bütünleyen parçalardır. Bunlar olmayınca, hiçbir fikir ve düşünceye sahip olmayan robotlar olup çıkıyoruz. Konfor için, rahat için, para için haysiyet ve şerefimizi dahi bir kenara bırakabiliyoruz. Oysa, düşünme ve düşünmeye yardımcı olan her türlü düşünce ürünleri özgürlüğü bilen ve özgürlüğün ağırlığı altında ezilmeyenler için oldukça anlamlıdır. Özgürlüğü bilmeyenler, özgürlüğü yük olarak kabul edenler veya kendilerine bir engel olarak algılayanlar düşünceden, düşünmeden ve düşünen insanlardan uzaklaşırlar. Düşünen insanlar özgür olan insanlardır. Dünya’yı daha iyi tanıma imkanları vardır. Özgürlüklerini menfaat karşılığı kimseye satmazlar. Satamazlar.Ülkemizin son üç yüz yıldır ve son zamanlarda da hızla artarak devam eden sorunlarının altında düşünmemek ve düşünmekten kaçmak geliyor. Kendi sorunlarımızı kendimiz çözmek yerine başkalarının düşünce ürünlerini alıp uygulamak daha kolayımıza geliyor. Aslında başkasının düşüncelerinden faydalanıla bilinir. Ancak onu olduğu gibi almak ve uygulamaya koymak o fikrin ve arkasındaki kültürün esiri olmayı kabul etmek demektir. Son olarak Mustafa Kemal’in şu sözünü söylemek isterim: ‘Çalışmadan, yorulmadan, düşünmeden, üretmeden rahat yaşamak isteyen toplumlar önce haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini ve daha sonra da istiklal ve istikballerini kaybederler.’ Şimdi biraz özgürlüğünüzü hatırlayın ve düşünün biz bu cümlenin neresindeyiz.
UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim