• BIST 102.729
  • Altın 230,418
  • Dolar 5,4598
  • Euro 6,2178
  • Konya 15 °C
  • Bugün başladı... E-Devlet üzerinden yeni hizmetler!
  • İkinci el otomobilde ekspertiz zorunluluğu başlıyor
  • 6 adımda oy kullanma rehberi
  • Bugün başladı... E-Devlet üzerinden yeni hizmetler!
  • İkinci el otomobilde ekspertiz zorunluluğu başlıyor
  • 6 adımda oy kullanma rehberi

Oyun bozucu coğrafya

Mesut Ceran

Ortadoğu’daki ABD’nin Ortadoğu’da bu sefer bir batağa saplandığını gösteriyor. ABD çırpındıkça daha da batıyor. Böyle giderse bırakın küresel liderliği, ikinci bir iç savaşla yüz yüze gelebileceği endişesini taşıyor. Trump’ın balkon konuşmasında işaret ettiği hususlardan biri de zaten bu olasılıktı ve bu durum “Önce Amerika” sloganıyla ifade edilmişti. Trump’ı bu slogana iten en büyük etken ise hiç kuşkusuz ABD’nin Ortadoğu’daki başarısızlıkları, hatalarıydı. Dolayısıyla Ortadoğu’nun ABD açısından yol açtığı en önemli sonuçlardan biri, yaklaşık olarak 75 yıl önce rafa kaldırdığı “Önce Amerika” politikasına dönüş olmuştur.

Diğer taraftan, Trump her ne kadar “Önce Amerika” sloganıyla yeni bir izolasyon politikasından bahsediyor olsa da, ABD’nin artık böyle bir politikayı uygulamaya koyabilmesi neredeyse imkânsız. Zira daha önceki izolasyonist politikanın şartları bugün için söz konusu bile değil. Bu bağlamda Ortadoğu, Amerikan iç ve dış siyasetinde önemli bir kırılmaya yol açan bir fay hattı olarak şimdiden tarihteki yerini almış durumda.

ABD en temelde kendi kurguladığı oyunun bumerang etkisiyle karşı karşıya kaldı. Masa başındaki planlar sahada istenen sonuçları vermediği gibi, “ötekiler ittifakı” tarafından başarıyla yürütülen hibrit savaş yöntemi de ABD’yi doğrudan savaşa zorluyor: Zira onlar adına savaşacak bir güç yok.

Dolayısıyla sahada (DEAŞ, PYD-YPG/PKK gibi) vekil güçlerini büyük ölçüde kaybeden ABD-İsrail ikilisi, terör örgütleri ve yöntemi üzerinden istediklerini elde edemeyince, devreye yeni vekil güçleri ve onların meşruiyet gerekçelerini sokmaya çalışıyorlar. “Arap Ordusu”, “Arap NATO’su” ve benzeri adlar altında “Barış Gücü” şeklinde gündeme gelen oluşumlar bunun bir sonucu olarak değerlendirilebilir. Fakat bölgede başta Mısır ve Körfez ülkelerinden BAE, Kuveyt ve benzerleri olmak üzere, İsrail eksenli oluşturulmaya çalışılan ve Suriye’nin kuzeyi dâhil, Ortadoğu-İslam dünyasında görevler verilmeye çalışılan bu eksen inşasının tutmadığı görülüyor. Son NATO zirvesinde bu örgüte Suriye’de rol yüklenilmeye çalışılması da bu tespiti teyit ediyor.

Daha da ötesi ABD, yakın çevrelerde yürüttüğü güç mücadelesinin bir benzerine Venezuela’da zorlanıyor. ABD Ortadoğu’da oynanan oyunu kendi “arka bahçesinde” oynamaya zorlanıyor. Ortadoğu bu yönüyle ABD’nin arka bahçesini açan bir kilit olarak karşımıza çıkıyor.

Ortadoğu, özellikle Arap Baharı ve Suriye iç savaşıyla birlikte, “küresel güç” ve “küresel/bölgesel güç adaylarının” çatıştığı bir ön cepheye dönüşmüştür. Çin’in 2015’ten bu yana Doğu Akdeniz’deki varlığı ve aynı şekilde Rusya’nın Eylül 2015 itibarıyla Suriye’ye silahlı kuvvetlerini sevk etmesi ve burada milis güçleriyle birlikte yürüttüğü mücadele bunun bir göstergesidir. Ortadoğu bu bağlamda, Çin’in deniz aşırı bir güç olarak, donanması üzerinden ABD’ye ilk meydan okuduğu bir bölge olurken, Şanghay İşbirliği Örgütü’nün iki kurucu (Rusya ve Çin), bir gözlemci (İran) ve bir diyalog ortağı (Türkiye) burada de facto bir birliktelik sergilemiştir.

 

 

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim