• BIST 104.001
  • Altın 145,411
  • Dolar 3,5083
  • Euro 4,1894
  • Konya 25 °C
  • Diyanet'ten 'Kutlu Doğum' müjdesi
  • CHP'de bir FETÖ soruşturması daha!
  • Danıştay'dan memurlara tayin müjdesi!
  • Diyanet'ten 'Kutlu Doğum' müjdesi
  • CHP'de bir FETÖ soruşturması daha!
  • Danıştay'dan memurlara tayin müjdesi!

Oruç ayetleri ne diyor?

Ali Akpınar

Rabbimiz, Ey iman edenler, sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de oruç farz kılındı buyuruyor. Demek ki oruç ibadeti, müminlere farz kılınmıştır. Hiçbir geçerli sebep yokken oruç tutmayanlar kendilerini nereye koyacak?! Evet, oruç müminlere farz kılınmıştır.

Oruç bizden önceki ümmetlere de farzdı. Hz. Âdem’den Hz. Hâtem’e bütün peygamberler ve ümmetlerinin hayatında oruç vardı. Demek ki gerçek anlamda Allah’a kul olmak için, olgunlaşıp kemale ermek için oruç sınavından geçmek gerekir.

Öte yandan oruç tutmakla biz, ilk insandan itibaren günümüze kadar milyarlarca müminin katıldığı bir ibadet kervanının içerisinde yer almaktayız. Bu tevhid dininin, tek olduğunun da göstergesidir.

Bugünkü fizikî konumuyla Ka’be’de aynı anda bir milyon insan namaz kılabilmektedir. En kadîm mabedde ve en kalabalık cemaatle kılınan namaz en faziletli namazdır. Bu yüzden Ka’be’de kılınan namaz, diğer yerlerde kılınan namazdan yüz bin kat daha faziletlidir. Oruç ibadetinde benzer durum söz konusudur. Şöyle ki, oruç tutmakla ilk insandan beri devam eden en kadîm ibadeti yerine getirmiş bulunuyoruz. Yanısıra aynı anda dünyada yaklaşık olarak bir milyar insan bu ibadetin içerisinde yer alıyor. Kadîm ibadeti milyarlık bir cemaatle eda etmek. İşte tam burada Rabbimizin oruç benim içindir, onun mükâfatını ancak Ben veririm müjdesi daha da anlamlı hale geliyor.

Ayetler, orucun sayılı günlerde tutulan bir ibadet olduğuna dikkat çekiyor. Ardından, sizden hasta olan yahut yolcu olan sonra kaza etmek üzere oruç tutmayabilir ifadesi iki kere tekrarlanıyor. Bunu Oruç tutamayacak durumda olan kimselerin fidye verebilecekleri açıklaması takip ediyor. Bunun ardından Allah sizin için kolaylık diler, zorluk dilemez kaydı geliyor. Bütün bu ifadeler, orucun zorlu olsa da zor ve yapılamaz bir ibadet olmadığını gösteriyor. Yüce Allah’ın kullarına karşı ne kadar merhametli olduğunu gösteriyor. Aslında oruc ibadetindeki kolaylıklar yalnızca oruç tutamayacak kimseler için söz konusu değildir.

Oruçtaki asıl kolaylık, oruca dayanma gücünün bahşedilmesidir. Yüce Rabbim, şu uzun ve sıcak günlerde oruç tutanlara diğer zamanlarda olmayan ayrı bir dayanma gücü veriyor ve onlar huzur ve sürurla oruçlarını tutabiliyorlar. Aslında bu durum Yüce Allah’ın bütün emir ve yasakları için geçerlidir. Allah’ın dini İslam, yaşayanlara kolay gelen, yaşandıkça kolaylaşan bir dindir. Zira Yüce Allah, asla hiç kimseye gücünün yetmeyeceği şeyi yüklemez. O’nun istekleri yapılabilir şeylerdir. Ne var ki O’nun isteklerine göre yaşamayı kabul etmeyenlere, O’nun isteklerini tatmayanlara bunlar yapılamaz ve yaşanamaz gelir.

Bilirseniz oruç tutmanız, sizin için çok daha hayırlıdır. Oruçtaki huzuru, fazileti bilirseniz… Oruç tutmakla kazanacağınız maddî ve manevî kazanımları bilirseniz… Oruç tutmadığınız zaman kaybedecekleri bilirseniz… Evet, tüm bunları bilirseniz oruç tutmanız sizin için çok hayırlıdır.

Oruç ayetlerinde geçen Allah sizin sayıyı tamamlamanızı ister ifadesi de oldukça dikkat çekicidir. Demek ki ibadetlerde Allah ve Rasülünün koyduğu ölçülere uymak gerekmektedir. İlahî reçetelere harfiyen uyulursa manevî şifalar hâsıl olacaktır. Dolaysıyla ben orucun yarısını tutarım yahut onunu-beşini tutarım gibi söylemler mümine yakışmaz. Aynı şekilde canım çektiğinde, keyfim yettiğinde namaz kılarım, kafama göre hayrımı yaparım gibi sözler de müslümandan sadır olacak sözler değildir. Madem ki Allah ve Rasülü beş vakit namaz buyurmuş, günde beş vakit kılınmalıdır. Madem ki Allah ve Rasülü, kırkta bir zekat buyurmuş, tam da bu oranda zekat verilmelidir. Diğer ibadetler için de durum aynıdır. Belirlenen bu ölçüler bizim ruh sağlığımız içindir, kemale ermemiz içindir. Bunları eksik yapmak, beraberinde bir kısım ruhî hastalıkları beraberinde getirecektir. Bugün insanlığın ve bir kısım Müslümanların yaşadığı stres, buhran, doyumsuzluk, huzursuzluk gibi hastalıkların sebeplerini buralarda aramak gerekir. Elbette Yüce Allah, yarattığını en iyi bilendir.

 

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim