• BIST 83.067
  • Altın 146,627
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Konya 1 °C
  • İçişleri'nden valiliklere kritik 'kargo' uyarısı!
  • Hakan Şükür'ün istifa mektubunu bakın kim yazmış!
  • FETÖ'nün yeni rüyası! Bu kez iyice uçtular
  • İçişleri'nden valiliklere kritik 'kargo' uyarısı!
  • Hakan Şükür'ün istifa mektubunu bakın kim yazmış!
  • FETÖ'nün yeni rüyası! Bu kez iyice uçtular

Ortadoğu’da ölüme zorlanan insanlar

Ufuk Karadavut

Ortadoğu’da ölüme zorlanan insanlar ve Türkiye’deki savunucuları

 

Filistin’de yaşanan tam anlamıyla vahşet ya da soykırım seviyesindeki hareketler, Lübnan saldırısı ile sınır tanımaz bir şekilde şehirlerin alt ve üst yapılarını bir tek canlının dahi yaşayamayacağı bir şekilde tahrip edilmeye çalışılması. Bunların açıklaması basit ve kolay anlaşılabilir cinsten. Bu İsrail’in aslında bir devlet niteliği kazanmadığının bir göstergesidir. Devlet olmanın gereği belli başlı temel ilkelerinizin olmasıdır. Meşruiyetini temel ilkelerinden almayan hiçbir devlet uzun süreli yaşayamaz. Elbette bu devletin temel ilkesi şiddet ve terör olabilir. Ancak bu durumda devlet olmaktan çok bir terör örgütü niteliği kazanır. Temel ilkesi terör olan bir ülke en temel güvenlik sorunlarını dahi aşamamış demektir. Her gün can korkusu ile yaşayan insanların bulunduğu bir devlet, devlet olamaz.

Tarihi süreci dikkatle incelerseniz, Ortadoğu’da bugün yaşananların aslında bir planın parçası olduğunu görebilirsiniz.  Bölgede özellikle İsrail hiçbir zaman istikrara kavuşmuş bir Filistin devleti istemedi. Sürekli insanların bu bölgeyi terketmeleri konusunda tehdit etti. Zaman zaman oldukça şiddetli saldırılarda bulundu. Hatta uzak olmayan bir geçmişte Filistinlileri gemilere bindirerek uzak bölgelere zorla gönderdi. İsrail sadece Filistinlileri değil aynı zamanda komşu ülkeleri de sürekli olarak küçük görmüş ve aşağılamıştır. Bütün Arap ülkelerinin bir araya gelerek bir İsrail’i yenememeleri nedeniyle İsrail bu ülkeleri ülke dahi kabul etmiştir. Hatta Arap ülkelerinin başına ılımlı politikacılar geçse dahi bu dikkate alınmamış ve sürekli şiddet ve sürekli baskı politikası ile bu tür insanların saf dışı edilmesine katkıda bulunmuştur. Kendisi de bir terör ürünü olan devlet, aynı zamanda kurulduğu günden bu yana ılımlı bir politika izlememiştir. Sürekli olarak olabilecek en sert tepkileri ve olabilecek en anlayışsızlığı göstermiştir. Bu bir anlayışsızlık politikası ya da çözümsüzlüğün bir çözüm kabul edilmesi politikası şeklinde İsrail siyasetinin en temel belirleyicisi olarak devem etti.

İsrail yaşattığı sürekli gerginlik politikaları ile huzursuz bir bölge yaşatırken, aynı zamanda bir terör kuşağı oluşturmuştur. Kendisine yapılan saldırılar yada hoşlanmadığı gelişmeler karşısında suçlu olanları yok etmek yerine topyekün tahrip yada yok etme politikalarını uygulamıştır. Bir suçluyu bulabilmek için koca bir mahalleyi yok edebilmiştir. Ya da kendisine göre suçlu gördüğü birisini öldürebilmek için şehrin ana caddelerine füze saldırısı yaparak yüzlerce insanın zarar görmesine göz yummuştur. Olaylarla ilgisi olmayan, hiç suçu olmayan küçük çocukları, kadınları gözünü kırpmadan rahatlıkla öldürebilmiştir. Çocukları için ağlayan annelerin babaların evlerini bir gecede tanklarla yıkabilmiştir.

Kısaca canlarından başka kaybedecekleri bir şeyleri kalamayan insanlar artık ciddi anlamda düşünmeye ve bir karara varmaya başladılar. Ya bu korku ve vahşete ses çıkarmayacaklar ya da tek sermayeleri olan canlarını harcayacaklardı. Gördüğümüz kadarı ile bazıları ikinci seçeneği tercih etmeye başladı. İntihar saldırıları bunun bir sonucudur. Eğer bu şekilde devam ederse İsrail’inde geleceği pek parlak olmayacak. Çünkü ölümü göze almış bir insandan daha güçlüsü olamaz. İntihar saldırısı oldukça İsrail sinirleniyor ve daha çok saldırıyor. İsrail saldırdıkça daha çok intihar saldırısı yapılıyor. Kısaca bu iş bilinçli bir şekilde açmaza doğru götürülmüş durumdadır. İnsanlar çaresiz kaldıklarında intihar ederler. Bu sosyolojik ve psikolojik bir gerçektir.  Filistinlilerin İslam dünyası olarak nitelendirilen ne oldukları aslında tam anlaşılmayan ülkelerden ümidini kesmiştir. Göz kırpmadan ölmeleri demek artık çaresizliğin Filistin’in geleceğini belirleyecek en önemli etken olacağı anlaşılıyor. Bu çaresizlik ortamında Hamas bir kurtuluş olarak ortaya çıkmıştır. İsrail, ABD ve Avrupa toplumu Hamas’ın yok edilmesini istiyor. Onu ortadan kaldırması için İsrail’e tam destek veriyor. Oysa şu gözlerden kaçırılıyor; Hamas bir simgedir. Hamas’ın varlığı ya da yokluğu önemli değildir. Çaresizlik içinde yaşayan insanların sesine kulak veren ve çaresi olacağını söyleyen bir parti kimliği taşımaktadır. Bu nedenle kurtarıcı rolündedir. Onu yok etmek mümkün ancak, ılımlılaşması gereken Hamas’ı yeniden yeraltına itmek olur. Daha şiddetli eylemlerin yapılmasını teşvik olur. Belki de istenen bu. Hamas gidebilir, yok edilebilir. Bütün üyeleri öldürülebilir. Ama onun yerine yeni ve daha güçlü Hamaslar çıkacaktır. Bu gerçeği Hamas’ı yok etmek isteyenlerin bizden daha iyi bildiklerine inanıyorum.

Şimdi gelelim ülkemize ve ülkemizdeki Filistin destekçilerine. Sürekli olarak birileri mitingler düzenliyor bağırıp çağırıyorlar. Gösteri yapanlara bakıyorum da hemen hepsi belli bir görüşe sahip insanlar yada gruplar. Aşırı sol gruplar ve PKK sempatizanları ya da onların destekçileri bu toplantılarda ön sıralarda yer alıyorlar. Şehit cenazelerine sevinip terörist leşlerine ağıt yakan bazı insanlar sürekli olarak Filistin’i gündemde tutarak sahiplenmeye çalışıyorlar. Acaba kendilerini bu ülkede yaşayan Filistinliler olarak mı görüyorlar. Filistinliler gibi ezildiklerini mi ima etmeye çalışıyorlar. Ya da daha ötesi ey ezilen halkımız sizd e oradaki insanlar gibi direnişe geçin mi demek istiyorlar. Bu tür toplantıları neden diğer parti temsilcileri ya da dernekler yapmazlar anlamıyorum. Eğer bir bildikleri varsa bize de anlatırlarsa çok memnun oluruz.

Mübarek üç aylar başladı. Ülkemize ve bütün Müslümanlara hayırlar getirmesini Cenab-ı Allah’tan temenni ediyorum.

           

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim