• BIST 106.707
  • Altın 162,106
  • Dolar 3,9074
  • Euro 4,6284
  • Konya 2 °C
  • Su, elektrik ve gaz abonelikleri e-devlet üzerinden taşınabilecek
  • Suikast timi davasının gerekçeli kararı hazır
  • ABD, Arakan'da yaşananlar için "etnik temizlik" dedi
  • Su, elektrik ve gaz abonelikleri e-devlet üzerinden taşınabilecek
  • Suikast timi davasının gerekçeli kararı hazır
  • ABD, Arakan'da yaşananlar için "etnik temizlik" dedi

Onlar o minibüse binmek, o madene girmek zorunda…

Mustafa Yiğit

Geçtiğimiz hafta üste üste iki vahim olay yaşadı Konya…
Yüreğimz dağlandı…
İlki Ermenek’ten geldi, 18 madenci kardeşimiz tonlarca suyun altında kalmışlardı. 
Kurtarma çalışmaları başlatıldı. Hala da sürüyor… 
Bunca geçen süreye  rağmen sağ salim kurtulmalarını bekliyoruz. 
Onları dışarıda bekleyen analar, eşler, çocukların yüzü suyu hürmetine bunun gerçekleşmesi için dua ediyoruz….
Maden kazaları son dönemde çok ama çok yoğun bir şekilde gerçekleşmeye başladı. 
Teknik takiplerinin yeterli olmayışı, denetimlerin sağlıklı olmayışı, iş güvenliğiyle ilgili eksiklikler bu  tarz felaketlerin her geçen gün bizi daha çok vuruyor. 
Madenciler gerçekten dünyada en zor şartlarda çalışan işçiler. 
Yerin yüzlerce metre altına girerek, maruz kaldıkları gazlarla, ömürlerinden ömür zaten gidiyor…
Bir de buna iş kazaları eklenince, ekmek parasının ne zorluklarla, nasıl da ölüm pahasına kazanıldığını görüyoruz…
Aylıkları binbeşyüz değil beşbin de olsa pek çoğumuzun çalışamayacağı şartlarda çalışıyorlar orada. 
Çünkü onlardan ekmek bekleyen eşler var, onlardan okul harçlığı isteyen yavrular var…
Ve Onlar o madene girmek zorunda…
Evet Türkiye’nin sorunu sadece denetimsiz madenler değil…
Aslında Türkiye’nin sorunu  yoksulluğu, garibanlığı…
Üç gün önce Akşehir’den Yalvaç’a giden işçilerin yaşadığı trafik kazası faciasının altında yatan gerçekte maalesef bu…
Orada 18 can yitti…
Bu insanların çoğu benim mahallemin insanları…
Aynı yollarda yürüdük, aynı bakkaldan alışveriş yaptık, aynı okullara gittik, aynı umutlarla hayata baktık…
Onlar, onuruyla hayata tutunmaya çalışan, alın terleriyle yaşamlarını kazanan insanlar… 
En iptidai şartlarda, sabahın kör vaktinde, kimi zaman römorkun üzerinde, kimi zaman 25 kişilik minibüse kat be kat fazlasıyla binmek suretiyle  çapa tarlalarına, elma bahçelerine giden insanlar….
Bu insanlar hayatlarını bu çapa tarlalarına, elma, kiraz bahçelerine giderek kazanıyorlar…
Evlerine beyaz eşyalarını, üstlerine elbiselerini o bahçelere gittiği yevmiyelerle alıyorlar…
Öyle devletten sosyal yardımlar almaksızın, devletten odun kömür, koli  beklemeksizin, emekleriyle  hayatlarını sürdürme gayretinde olan ve gerçekten büyük bir  yaşam mücadelesi veren insanlar… 
Çünkü onlar kendilerinden öncekiler gibi, kendilerine yapılan bu tarz sosyal yardımları almaktan imtina eden, okulda  kendisine ayakkabı, bot, palto yardımı yapıldığında yüzü kızaran, bu nedenle o ayakkabıyı o paltoyu aylarca giymeyen bir neslin  çocukları, torunları…
Onlar kendilerine yardım yapılacağı zaman kendinden çok ama çok daha kötü komşularının evini gösterip bu yardımları onların alması gerektiğini söyleyen bir neslin çocukları torunları..
Onlar “Allah güç kuvvet verdikten sonra herşeyin üstesinden gelirim, evimi geçindiririm, kimseye müdanam olmaz” diyen bir neslin belki de son temsilcileri…
Onlar bu ülkede paradan para kazananlara, rantçılara inat en zor şartlarda üretenler…
Tıpkı Soma’da, Ermenek’tekiler gibi…
Evet çoğu benim mahallemin insanları, ablalarımız, annelerimiz, kızkardeşlerimiz…
Kimisi üniversite harçlığı için o minibüsteydi….
Kimisi hasta kızının, oğlunun tedavisini karşılamak için oradaydı… 
Kimisi anne babasına bakmak için sabahın köründe mahalle meydanından bu araçlara biniyor, tarlada bağda bahçede güneşin altında, kar, yağmur çamur demeden çalışıyor  ve akşam ezanından sonra evine dönüyordu… 
Analarının sütü gibi helal olan emekleriyle, elleri nasır tutarak günlük 30 TL yevmiyelerini alarak, bu paranın bereketiyle hayatını sürdürüyorlardı…
Onların kazandığı bu paralar belki de birilerinin  lokantada bıraktığı bahşiş paralarından bile az…
Ancak onların o 30 liraya ihtiyacı var. 
Çünkü onların başka şansı yok. 
Onların maaşları yok, onların arsaları, evleri, kira gelirleri, bankada milyonlarca liralık tasarrufları yok…
Çünkü onlar kendilerine herhangi bir sosyal yardım yapıldığında hala yüzleri kızaran ve ille de “el emeği göz nuru, alın teri” diyen  bir anlayışın devamı…
Çünkü onlar kışlık için aldığı bir çuval şekerin parasını ödeyecekler….
Çünkü onlar, sobalarının tütmesi için aldıkları kömürün parasını ödeyecekler…
Ve Onlar o minibüse binmek zorunda… 
Hayatını kaybeden kardeşlerimin mekanları cennet olsun, yaralılara acil şifalar diliyorum…Allah ailelerine sabır versin…

 

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim