• BIST 81.712
  • Altın 147,398
  • Dolar 3,8050
  • Euro 4,0356
  • Konya -1 °C
  • Sürücülere kötü haber: Yüzde 30 zam geliyor
  • CHP'liler erken seçim ipine sarıldı
  • FETÖ’ye bağlılık ‘narkoz testi’nde
  • Sürücülere kötü haber: Yüzde 30 zam geliyor
  • CHP'liler erken seçim ipine sarıldı
  • FETÖ’ye bağlılık ‘narkoz testi’nde

Ömür ne kadardır?

Ufuk Karadavut

Toplum olarak o hale geldik ki nereden geldiğimizi ve nereye doğru gittiğimizi tam olarak anlayabilmiş değiliz. Günlük hayatın meşguliyetleri bizleri o kadar meşgul ediyor ki, asıl bakmamız ve ilgilenmemiz gereken işlere tam olarak bakamıyoruz. Baktığımız zaman ise yalnızca cenaze namazları oluyor. Kuran okumak ise adeta bazı kişilerin işiymişçesine içimizden çekildi gitti. Mehmet Akif Ersoy’un “inmemiştir kuran bunu hakkı ile bilin, ne mezarlıkta okumak ne de fal bakmak içim” dizeleri sanki bizi anlatır gibidir. Bunları söylerken şunu bunu değil, içinde kendimin de bulunduğu bütünü kastediyorum. İşin gücün arasında aklımıza gelmiyor. Okunan ezan bize ne söylüyor. Kılınan namaz bize ne anlatmak istiyor. Hiç düşünemiyoruz. Akımız günlük işlerle o kadar meşgul ki, aklımıza kazanma düşüncesinin dışında bir şey gelmiyor. Oysa gelmeli, gelmek zorunda. Aksi takdirde zaman bizi bitirecek. Geriye döndüğümüzde ise koca bir boşluk buluvereceğiz.

İnsanın yaşamı boyunca vakit ayırdığı ve “temel ihtiyaçlarım” diye adlandırdığı kısımları bir tarafa bırakırsak geriye kalan yaşamı içerisinde aslında çok ta fazla bir ömrünün olmadığı anlaşılır. Aslına bakılırsa insan aslında çok az bir süre gerçekten yaşamakta ve uzunca bir zamanının temel ihtiyaçları için gayret sarf etmektedir. Zaman büyük bir hızla akıp geçmekte ve insan her saniye kaçınılmaz sona doğru yaklaşmaktadır. Bu bir gerçektir ama insanların büyük bir çoğunluğu bu önemli gerçeğin farkına ya çok geç varırlar ya da varamadan son nefeslerini verirler. Allah’ı bilip ondan yardım isteyen gerçek Müslüman ise dünyanın geçici olduğunu bilir ve buna göre akıllı davranır. Asıl hayatın ahiret hayatı olduğunu bilir ve buna göre davranır. Hayatını buna göre şekillendirir.

İnsan kısacık hayatına çok fazla şeyi sığdırmak ister. İyi bir eğitim, iyi bir kariyer, iyi bir evlilik, iyi arabalar, iyi evler, iyi tatiller ve iyi yaşantılar gibi pek çok şey bunların arasındadır. Her şeyin en iyisini ve en fazlasını isteyen insanın bu isteği zamanla durdurulamaz bir noktaya gelince her şeyin en iyisini bulabilmek için kendini hırslandırır ve Allahın çizgisinden çıkmaya başlar. Bir yere geldiğinde ise bu noktanın çok ötesinde bir yerlerde yer aldığını görür. Ama artık iş işten çoktan geçmiştir. İnşallah bizler onlardan olmayız ve inşallah bizler Allahın razı olduğu kullardan olabiliriz.

Aslında bu günkü yazım başkaydı. Ama tesadüfen rastladığım şu kıssayı okuyunca yazıyı değiştirdim. O kıssa şu şekilde;

Torunu, pamuk gibi bembeyaz sakallı, nur yüzlü dedesine merakla soruyor :

'Dedeciğim! Bir insanın ömrü ne kadar olur?' Dede tatlı bir gülücükle:

'Ezanla namaz arası kadar yavrucuğum.' deyince torun:

'Nasıl yani, ömür bu kadar kısa mı?' der. Dede:

'Evet yavrum. ömür, namazsız ezanla, ezansız namaz arası kadardır.' diye cevap verir. Torun yeniden sorar:

‘Namazsız ezan ve ezansız namaz’ sözlerinden ne kastettiğini anlamadım dedeciğim. Bu ne demek açıklar mısın?' Dede şefkatle ellerinden tuttuğu torununa:

'Bak yavrum, geçenlerde komşumuzun çocuğu doğdu. Çocuğun kulağına ezan okundu değil mi? İşte o ezanın namazı kılındı mı? Kılınmadı.

O ezan 'Namazsız ezan'dı. İnsan öldüğü zaman kılınan cenaze namazının da ezanı yoktur. O da 'Ezansız namaz'dır. Aslında o namazın ezanı insan doğunca okunmuştu kulağına.

'Bak ey insan! Doğdun, ama öleceksin, ömür çabuk biter, hayatını iyi değerlendir. Boşa vakit harcama!' ikazını yapıyordu o ezan. İşte yavrum ÖMÜR EZANLA NAMAZ ARASI KADARDIR. Sakın boşa geçirme. Ömrünü dolu dolu yaşa, bir nefes bile boşluk bırakma!'

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim