• BIST 85.598
  • Altın 248,365
  • Dolar 6,0522
  • Euro 6,7454
  • Konya 25 °C
  • O tarihte hesaplarda... Kimler ne kadar emekli ikramiyesi alacak?
  • Mektup, telgraf ve mesajlardaki 27 Mayıs
  • Basra’dan Doğu Akdeniz’e stratejik hamleler: Savaş kapıda mı?
  • O tarihte hesaplarda... Kimler ne kadar emekli ikramiyesi alacak?
  • Mektup, telgraf ve mesajlardaki 27 Mayıs
  • Basra’dan Doğu Akdeniz’e stratejik hamleler: Savaş kapıda mı?

Ölümün Rüzgârı

Haşim Akın

Ölümün rüzgârı yalarken yüzümü,
Mis gibi kokusu geliyor cennetin,
Hamt edip şükredip verdiği bu canı,
Yeniden iade ediyorum rabbime...
 

Bu eski bir ezginin mısraları dökülür dilime.

Her birimiz ayrı bir imtihanı yaşarız bu dünyada… Yaratılış amacımız da bu imtihanları yaşamak ve hangimizin daha güzel bir kulluk sunacağına ait sonucun belirlenmesi değil mi? Mal, evlat, aile ve sahip olduğumuz her şey sınanmanın bir parçası. Hüseyin Amcam da kendine özgü imtihanını yaşayıp sonra canını sahibine iade edenlerden...

Merhum ve mağfur güzel adam Cahit ZARİFOĞLU; “Bir Değirmendir Bu Dünya” der. Her içine düşeni öğütür bu dünya. Bazen hayatın dişlileri ve onca imtihanında yaratılış gayesini unutturarak öğütür. Bazen de kazandırarak. Amcam da hayatın birçok çilesini yaşayarak ama bizim hüsnü şehadetimizle göçenlerden. Kazandığına şahitlik ederiz.

O baba yarısı bir amcamdı. Yani babamdan sonra babam... Gençlik yıllarımın sohbet arkadaşı… Rahmetli babası/ dedem gibi duyduğu ve öğrendiği hikmeti aktarmayı severdi.

İnsanların Kur’an okumayı bile zor öğrendiği bir çağda yetişmiş. Dönemin zor şartlarında bu konuda dertli bir Müslümanın evine uzun zaman misafir olarak kalıp Kur’an öğrenmiş. Yani şimdiki gibi kocaman ve lüks kursların olmadığı bir sancılı dönem… Namaz kaldıracak kadar bilgisi olanın, hoca sayıldığı dönemin insanıydı.

Yengem ve sütannem olan eşinin üç parça halinde kabre girişi onun ağır imtihanlarından olmuştu. Dedim ya o da denenmek için yaratılmış bir insandı... O şimdi burada yok. Çocukluğumuzda ortak işlettiğimiz bakkalı beklemek için gelir, soğuk günlerde sobanın başında bize dini hikâyeleri okurdu. Şimdi o ve onun gibi çevresine dini hikâyeleri okuyup irşat eden arif dedeler kalmadı. Hz. Yusuf kıssasını kaç kez okuduğunu ve dinlediğimiz hatırlayamam. Allah da bu kıssayı Ahsen’ül kasas (Kıssaların en güzeli ) olarak tanımlıyor ya… Her dinlediğimizde ilk kez duyuyormuş gibi dinlerdik.

“Az yaşa çok yaşa. Bir gün gelir başa...” işte onu da buldu ölüm. Son iki ayını hastanede şükür içinde geçirdi. Dua etti. Her gelenden dua talep etti. Sağlığında olduğu gibi işin sahibini bilirdi. Ona amelleriyle baş başa olmak bize de hüznüyle beraber hatıraları kaldı.

Biz hep ölümü başkaları için düşünürüz. Yaşımız nerede olursa olsun, ölüm hep başkaları içindir. Bize gelmeyeceğini, bir gün gelecek olsa da bunun hep erken olacağını düşünürüz. Her zaman “erken bir ölümden” korkarız. Şimdi ölüm vakti diyeceğimiz bir anı da tanımlamak zordur.

Hazır olabilenlere ne mutlu…

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim