• BIST 82.363
  • Altın 147,310
  • Dolar 3,7689
  • Euro 4,0344
  • Konya 1 °C
  • Himmet toplantısı 'havuz' himmet parası 'tereyağı'
  • 'Akaryakıt fiyatlarındaki hızlı artışın sebebi...'
  • Raid Salah serbest bırakıldı
  • Himmet toplantısı 'havuz' himmet parası 'tereyağı'
  • 'Akaryakıt fiyatlarındaki hızlı artışın sebebi...'
  • Raid Salah serbest bırakıldı

Olağan Hal

Ufuk Karadavut

Terör olaylarının artması üzerine hemen her yönden bu konuda öneriler gelmeye devam ediyor. Her ne kadar kimsenin lafını dinlemeyen bir yönetim olsa da insanlar inandıkları çözüm önerilerini söylemek istiyor ve söylemeye devam diyor. Bu olması gereken bir durumdur. Hemen her görüşte dikkate alınması gereken bir nokta vardır düşüncesi ile yönetimin bunlar incelemesi gerekir. Ama yıllardan beridir yapılan “en iyi benim yaptığımdır” düşüncesinin halen sıkı bir şekilde uygulandığını görmekteyiz. Aklım erdi ereli bu düşünceyi yöneticilerimizde görürüm. İnşallah zaman içinde değişir.

Gelelim aslı konumuza. Çözüm önerileri içinde hemen herkes bir şeyler söylerken, MHP genel başkanı Devlet Bahçelinin söyledikleri içlerinden en dikkat çekeni ve en çok tepki çekeni oldu. Hatta en çok kızılanı oldu dersek abartmış olmayız. Bu teklife gelen tepkileri inceleme imkânım oldu. Kim ne için bu teklife karşı çıkıyor. Biraz araştırınca olağanüstü halin anayasamızda da yerinin olduğunu görüyoruz. Anayasanın 13 ve 15. Maddelerinde konu açıkça tanımlanmıştır. İlgilenenler adı geçen maddelere bakarak bilgi alabilirler. Tepki gösterenlere bakınca her nedense büyük bir telaş ve korku içersinde olduklarını gördük. Tepki gösterenler ya çok şey bildikleri için korkuyorlar yada hiçbir şey bilmedikler için tepki gösteriyorlar. Bertrant Russel “kişinin duyguları bildikleri ile ters orantılıdır. Ne kadar az bilirsen o kadar çok kızarsın” der. Russelin sözlerini hatırlayınca kızanların ne amaçla kızdıklarını düşünmek gerekiyor. Olağan üstü hal eskisi gibi olağan olacaksa ve görev yapanlar görevlerini gereğince yapamayacaklarsa bir anlamı kalmayacaktır. Bu nedenle konunun enine boyuna değerlendirilmesi ve Bahçeli’nin ne demek istediğinin iyice irdelenmesi gerekiyor.

Özellikle son günlerde PKK’nın siyasi kanadı olan BDP’li yöneticiler ve PKK sözcülerin sözlerini ve bazı illerde yaptıkları mitinglerde Olağan üstü hal’i eleştirdiklerini görünce aslında konun yeniden değerlendirilmesinin faydalı olacağı hakkında bir kanı oluştu. Aslında olağan üstü halin yıllarca uygulandığı yelerde bunun pekte faydalı olmadığını gördük. Ama öğrendiğimiz bir şeyde var ki olağan üstü uygulayanların aslında ne kadar olağan üstü hal uyguladıklarının tam olarak bilinemediğidir. Adı olağan üstü ama olağan bir halin yaşandığı ve yaşatıldığı, hatta bun kendi amaçları için kullananların dahi olduğunu duyuyoruz. Bu nedenle gerçek anlamda olağan üstü halin ülkemizde çok az uygulandığını söylemek daha gerçekçi olacaktır.

Olağanüstü hal aslında demokrasi ve cumhuriyetin olağan işleyişinin zora girdiği ve ortadan kaldırılmaları tehdidinin belirdiği zamanlarda, onların yeniden sağlıklı bir şekilde işletilmelerine olanak sağlayacak olan şartların sağlanması için yoğun tedbir ve önlemlerin alındığı bir süreçtir. Eğer bir kişi hastalanırsa tedavi ettirmek gerekir. İyi tedavi edilmezse hastalık ilerler. Bir süre sonrada yoğun bakıma almak zorunluluğu doğar. Ülkemizdeki gidişat bu yöndedir. Hasta bir türlü iyileşememiştir. Özellikle açılım hikâyesi ile bu kronikleşme yoluna gitmektedir. Açılım ile terör bitmez. Sadece teröre ve teröristlere moral olarak güç vermenin ötesinde bir şey yapmıyor. Nedeni ise; açılımın içinde olduğu söylenen ve yapılan her olay terör örgütü tarafından kullanılmaktadır. Şunu konuşuyorlar; bölge için yapılan her işi yapılan silahlı mücadelenin bir başarısı olarak ifade ediyorlar. Bu nedenle silahlı mücadele devam diyor. Terör devam ediyor. Görünen o ki devam edecek. Bölgede yaşayan Türklere yapılan baskılar artmaya devam ediyor. Yaşam daha da zorlaşıyor. OHAL ile eğer bunlara engel olunacaksa desteklenebilir. Ama olağan üstü hal eskisi gibi olağan hal olacaksa olmasının bir anlamı da olmayacaktır. Bence konuşulması ve tartışılması gereken budur. Ama her ne olursa olsun bu konudan PKK ve yandaşları ciddi anlamda rahatsız oluyorsa demek ki faydalı olabilecek bir çalışmadır. Ama diğer karşı çıkanların neden karşı çıktıklarını anlamakta zorlanıyoruz.  

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim