• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Konya 9 °C
  • Türk Lirası'nda artık Merkez Bankası Başkanının da imzası olacak
  • Bugün hava nasıl olacak?
  • İstihdam seferberliği tam gaz: İş arayana 650 TL destek
  • Türk Lirası'nda artık Merkez Bankası Başkanının da imzası olacak
  • Bugün hava nasıl olacak?
  • İstihdam seferberliği tam gaz: İş arayana 650 TL destek

Okuduğunu anlamak ya da...

Zeki Oğuz

Okuduğunu anlamak ya da ısmarlama yazmak

 

1 Kasım’da bu sütunlarda yayınladığım “Vali Osman Aydın ile İl Çevre ve Orman Müdürü Nuri Kunt’a açık mektup” başlıklı, Bozkır Dereiçi Beldesi ile Hadim Korualan Beldesi arasındaki su anlaşmazlığını anlattığım yazıya bazı olumsuz tepkiler geldi.

 

O yazının özü, her iki tarafa da duyarlı yaklaşılarak, sorun büyümeden çözümünü istemekti.

 

Arda Yavuztürk adlı okurum… “basın yoluyla kurumları etkileyerek çözüm üretme arayışı içinde olduğunuz anlaşılıyor” diyor. Benim Dereiçi halkını kışkırttığımı iddia ediyor. Bir iddiası da yazımın ısmarlama olduğu.

Önce şunu belirteyim, kimse bana ısmarlama yazı yazdıramaz.

 

Her yıl o yöreye birkaç kere giden, yöreyi adım adım bilen bir insan olarak Dereiçi halkının da Korualan halkının da bir farkı yok gözümde. Hepsini severim ve yaz aylarında yaptıkları bütün etkinliklere katılırım.

Buzyeri yaylasının çırılçıplak tepelerinin yüzlerce kare fotoğrafı var arşivimde. Yavuztürk’ün iddia ettiği gibi bir yere gidip görmeden, insanlarını dinlemeden tek satır yazmam. Tamam, Buzyeri yaylası ormansız, peki Korualan, Yalınçevre, Dedemli çevresindeki ormanlara ne demeli? Orman İdaresi ile Korualan Beldesi neden mahkemelik oldu? Yavuztürk benim ısmarlama yazdığımı iddia ediyor ama Buzyeri yaylasındaki yaylacıların iddialarına hiç değinmiyor. Dereiçi’ne ait minibüsün kurşunlanması, yaylacıların mallarının götürülerek yüklü miktarda cezaların kesilmesi gibi.

 

Süleyman Yılmaz adlı okurum ise, oturduğum yerden insanları birbirine düşürmekle itham ediyor. Sorumsuz bir yazar olmakla suçluyor. Sanırım böyle bir ithamı en son hak edecek yazarlardan biriyim. Benim görevim gördüğüm bir sorunu yazmak, yetkililere iletmektir. Söz konusu yazıda yaptığım şey de bu. Sorunun adil bir şekilde çözülmesini istemenin neresi sorumsuzluk oluyor?

 

Velid adlı okurum ise yazıma “Zeki Oğuz Konya’daki hava kirliliğini yazmıştır”, diye okumaya başlamış. Elbette yeri gelince bu konuda yazılır ama ondan önce yazılması gereken çok şeyler var.

 

Velid, “Buzyeri yaylasının sadece yirmi günlüğüne Dereiçi yaylacılarına verildiğini, arazinin Korualan’a ait olduğunu ve bu yayladaki evlerin ruhsatsız olduklarını, bu yüzden yıkılmaları gerektiğini” söylüyor.

 

Kestirme, kolaycı bir çözüm. O çevrede Dereiçi dâhil birçok beldenin yaylası var ve bu yaylalardaki evlerin hiçbirinin ruhsatı olduğunu sanmıyorum. Bu yüzlerce evin hangi birini yıkacaksınız? Yıkarak, yasaklayarak nasıl bir çözüme ulaşacaksınız?

 

Bizim köylerimizde su sorunları, arazi anlaşmazlıkları hiç eksik olmaz. Benim söylemek istediğim, iki tarafı da incitmeden soruna acil bir çözüm bulunması. Nalıncı keseri gibi hep kendine yontarak değil, iki tarafın hakları gözetilerek çözülmeli.         

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
ali güven
26 Ocak 2008 Cumartesi 00:12
bilgilendirme
çok degerli gazeteci arkadaşım
sözlerimin başında bizleri takip eden insanlarımızı saygı sevgi ve muhabbetle selamlıyorum degerli kardeşim zeki oğuz bey araştırmacı gazeteci oldugunuzu yazmamış olsaydınız yazınızın içinde azıcık da bir doğru olsaydı dikkate alma gibi bir düşüncemiz olmıyacaktı.siz araştırmacı gazeteci kimliğinizi ön plana çıkarıyorsunuz,yazınızın içeriğine bakıldığı zaman araştırmayı boş verin yakınından bile geçmedigiz bütün çıplaklığı ile görülüyor.Degerli valimizi ve il çevre orman müdürümüzü aklınızca göreve çağırarak olaya duyarsız davranmakla itham ediyorsunuz. değerli valimizin il emniyet müdürümüz, jandarma il komutanımız ve diger yetkililerle siz o yazıyı kaleme almadan daha önce kıymetli zamanlarından ayırarak,hadimde ve taşkent de sadece bu tip konuların birlik beraberlik ruhuna yakışır bir şekilde çözümlenmesi ne kadar gayret gösterdigini bilmemektesiniz.Nasıl böyle bir araştırmacı gazetecisiniz anlamakda zorluk çekiyorum. araştıran birisi olarak bilmeniz gerekirdi.
2-senede bir kaç kez buralara gelip gittiginizden bahsediyorsunuz ben dört yıldır belediye başkanıyım hiç görmedim.diyebilirsiniz haklı olarak size görünmek mecburiyetindemiyim hayır görünmek mecburiyetiniz yok ama gazeteci için en önemli şey iyi bir haber yapmaktır.düşün birde araştırmacı gazeci kimliğini fakat konuya benden önce yorum ekliyen bir kısmını tanıdığım bir kısmını tanımadıgım çok değerli arkadaşlar akıcı bir uslup ve örnek misal lerde vererek çok güzel anlatmışlar.yürekten kutluyorum.Daha önceki yazınızda bu yörenin ormanlık ve güzel yer olduğunu ormanların tahrip edildiğini belirtmiştiniz.Fakat yılan misaliyle örnek veren kardeşimizin ifade ettiği gibi çalının arkasındaki sese çevirmişsiniz siz araştırmacı olsanızda araştırmıya zamanınız olmuyor.orman idaresi ile korualan belediyesinin mahkemelik olduğu yer buz yeri yaylasının oralar değil buz yeri yaylasının 4km kuzey doğu istikametinde bulunan korualana ait sarınç yaylası ile ordan sarınç yaylasının 3km kuzey doğusunda bulunan inbaşı mesire yeri arasında kalan araç yolunu biz bilmiyerek belediyenin yolu olarak bilinen kısma imece diye bilinen usulle halkımız boru döşemiştir.döşeme yolun içine yapıldığı için her hanği bir şekilde ağaç kesilmemiş , bitki örtüsü bozulmamıştır.orman idaresi ile belediyemizin mahkemelik olduğu kısım bu yol güzergahından ibarettir
şimdi yazdıgınız yazılardogru olmadığı zaman sizi etkilemekle kalmaz.Bulunduğunuz kurumun kazanmış olduğu güven ve itimadıda yok eder.yorumcu arkadaşlarımın görüşüne aynen katılıyorum.önceki yazınızda kışkırtma var asılsız haber hepsi var yinede memleketimizin birlik beraberligi sevgi ve kardeşliğinin devamını yüce allahdan niyaz eder. Doğru yazan ve söyleyen kullarından eylesin diyorum allaha emanet olun degerli dostlar allah akıl ve zihin açıklığı versin.Hepimize
88.254.30.24
Tahsin UYSAL
19 Kasım 2007 Pazartesi 20:57
Sayın Yazar – Araştırmacı Zeki Oğuz Bey,
Sayın Yazar – Araştırmacı Zeki Oğuz Bey,

“Vali Osman Aydın’a açık mektup” adlı yazınıza eklenen “ Yazar – Araştırmacı Doğrudan Haber Var mı? adlı yorum şahsıma aittir. Sözünü ettiğim yorum aynı anda Korualan Kasabası sitesinde de yayınlandı. Yazınıza eklenen yorumlar kısmında başlık olarak “Basın Yoluyla”, yazarı olarak “Korualanlı “ diye yazılmış. O yazıya eklenen yorumların etkisiyle yazdığınız “Okuduğunu anlamak ya da...” diye başlayan yazınızdan da anlaşılacağı gibi yapılan yorumlar amacına ulaşmıştır.
“Vali Osman Aydın’a açık mektup” adlı yazınızda, “ Bütün bunlara karşılık yapılarında dağların verdiği bir mertlik vardır. Haklarına tecavüz edildiğini hissettikleri anda her şeyi göze alabilirler. Hapismiş, ölümmüş akıllarına bile gelmez.”sözlerinizle ilgili olarak yazılan, “ Dereiçi Beldesinin değerli insanlarını kışkırtmaya yelteniyorsunuz.” sözüme karşılık, “Benim Dereiçi halkını kışkırttığımı iddia ediyor.” diye yazdığınıza göre ve “Aksine yazınızın ısmarlama olduğu yönünde kuşku uyandırmaktadır.” sözüme, “Bir iddiası da yazımın ısmarlama olduğu.” diye yazdığınıza göre kesinlikle bir okuma – yazma – anlama ve anlatma sorunu var demektir.
İnsanlar isterlerse yaza yaza anlaşırlar.
Tahsin UYSAL
88.237.193.121
korualankasbasi.com
17 Kasım 2007 Cumartesi 18:49
kırıntı arama
KIRINTI ARAMA



Kimin ne yazdığına karışacak değiliz.Okuduğumuzu nasıl anlayacağımıza kendimiz karar verelim.Önceki yazı bana göre tamamen taraflı yazı.Çünkü nedense Korualanlı hiçbir yetkili ile görüşülmeden yazılmış.Satır aralarına da tahrik edici cümleler sıkıştırılmış.Bu yazının da eksiği çok.Ama öncekine nazaran gerçeklere azda olsa yaklaşmış.Birinci oraların orman olmadığını öğrenmiş.Korualanın Orman idaresi ile mahkemelik olduğu da doğru.Yalnız dikkat edilirse yine Dereiçini haklı çıkarabilmek için kırıntı aranıyor.Orman idaresi niye mahkemeye vermiş.Bahsettiğiniz gibi başı boş kanal kazılırken yüzlerce ağaç mı kesilmiş.Hayır.Yetkilerin dediği şu.İzin almanız gerekiyordu.Tamam.Hukuk ne derse kabul.Ama bu iş Dereiçini hiç bir şekilde ilgilendirmez.

Korualan tarafı olarak sürekli olarak sakin olmayı tercih ettik.Bu sebeple Dereiçi şunu yapmış,Korualan bunu yapmış gibi insanları tahrik edici şeyler yazmayı uygun görmüyorum.Ama sayın Zeki bey madem taraflı yazı yazmazsınız,madem buraları karış karış biliyorsanız Korualanı yok sayamazsınız.Görüşmeyi bir taraf ile değil iki taraf ile yapacaksınız.Belgelere bakarak yazınıza yön vermeniz gerekiyor.Ortaya hiç bir belge koymadan sadece dedikodu üzerine yazı yazamazsınız.Gerçekler gün gelir karşınıza dikilir.Bu sebeple ben diyorum ki madem amacınız iki tarafı da incitmeden cüzüm bulmak.O zaman Korualan Belediyesini de bir dinle.Dereiçinin iddialarını yerinde gör.Bir tanesini ben söyleyeyim.Yayla halkının tek yegane kaynağı olan kazancı pınarını götürdüler.Yayla ile kaynak arası 5 km.Yaylanın ortasında bir köye yetecek su akıyor.Ama ne hikmetse yayla halkı obanın içindeki suyu içmeyi akıl edemiyorlar.Bir bidonu doldurmak için 5 gidiş 5 geliş 10 km metre yol tepiyorlar.İlk yazında Mahkeme kararını ( İlkin durdurma kararı çıkmış ama nedense sonra bu karar kaldırılmış) anlamadıklarını söylüyorsun.Kim bilir belki obanın ortasındaki suyu gören olmuştur.

Belediye ye gel bekliyorum.Çayımızı iç.Olaya bir de Korualan dan bak.Belki farklı bir görüntü ortaya çıkar.Bir tarafı haklı göstermek için kırıntı aramaya gerek yok.Yalnız bende merak ediyorum.Memleket nere?17.11.2007
88.254.30.207
Arda Yavuztürk
17 Kasım 2007 Cumartesi 11:04
Ya o çalının arkasındaki çıtırtı neydi?
Toroslarda anlatılan bir fıkra vardır,hemen herkes bilir bu fıkrayı.Adamın birisi kahvehanede arkadaşlarına anlatıyor;'ben bir yılan gördüm tam on metre.'Arkadaşlarından öksürmeler filan geliyor.Adam en az sekiz metre vardı diyor.Tekrar öksürükler...Adam yılanın boyunu beş metreye indiriyor ama öksürükler hala devam ediyor.Yılanın boyu iki metreye düşüyor hala öksürükler... Adam en sonunda dayanamıyor "ya o çalının arkasındaki çıtırtı neydi?" diyor.
Sayın Zeki Oğuz'un balta girmemiş Buzyeri ormanları ile ilgili son sözü "ya o Korualan Belediyesi ile Orman idaresi arasındaki mesele neydi?" Zeki Beyin geldiği son nokta burası...
88.224.243.113
[email protected]
16 Kasım 2007 Cuma 01:44
buzyeri
İlk yazınızla bu günkünün arasında ne kadar çok fark var.Buzyerinin ormansız olduğundan o gün bahsetmemiştiniz.Şimdi Korualan Orman idaresi mahkemesinden bahsediyorsunuz,bu konu Buzyeri ile ilgili değil ki.Tamamen başka bir alanda yol yapımıyla ilgili...
Evlerin yıkılmasını tabii ki bu aşamada düşünmek insafsızlık olur,ruhsatlı olmasalar da devletin yayla evleriyle ilgili düzenlemeleri dikkate alınır..Ama niçin Dereiçinin iki defa 6 şar kilometrelik yapılmış su isale hattını milli servete de zarar vererek tahrip ettiklerini yazamıyorsunuz.Objektif gazeteci yapılan zararın tazmininin dereiçi belediyesince yapılmasını ve iki kasaba arasında dostluğun tekrar kurularak ilişkilerin normalleşmesini istemiyor da Korualana yükleniyor sadece...
Tekraren diyorum ki Buzyeri Korualan toprağıdır.Dereiçinin sadece 20 gün hayvan otlatma hakkı vardır.Kalıcı ev yapma hakları ile bu yöredeki kaynaklar üzerinde hak iddia etmeleri yasal olarak ve geleneksel olarak da mümkün değildir.
Sayın Zeki Oğuz Bey bu konuda girişimde bulunmak istiyorsa Dereiçi yetkililerini özür dilemeye ve zarar tazminine ikna ederek, aynı mıntıkada bulunan Kartal kaynağından her iki kasabanın yararlanabilmesi için karşılıklı görüşmelerin yapılmasını sağlamalıdır.Bu kaynağın debisi yüksek olup " 50-70 litre/saniye" hiç kimse yararlanmadan düdene dökülmektedir...
Sayın Zeki Oğuz Beye konuyu gündemde tutması dolayısıyla teşekkür ederken,o mıntıkanın yiğit gazetecisi Ali Akgül Beyin kaybından dolayı çok üzüldüğümüzü ve kendisine başsağlığı dileklerimizi iletirim.(aslında Ali Beyin bu konuda arabuluculuk için uygun bir kişi olduğunu düşündüğümü,ancak bu konuyu kendisine açamadığımı,bu görevi Zeki Beyinde yapabileceğini böylece barış için yörenin kalkınması için önemli bir hizmet verebileceğini düşünmekteyim.Bu işi herkes yapabilir ama kasabalardan birine mensup olmak,bazı boşboğazlarca çok kötü bir propagandaya vesile kılınabilir.Onun için Korualan ve Dereiçi'li biri olmamalı...Zeki Bey Dereiçili değildir herhalde..)
Saygılar,iyi çalışmalar..
88.252.239.127
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim