• BIST 90.061
  • Altın 144,927
  • Dolar 3,6135
  • Euro 3,9003
  • Konya 7 °C
  • TŞOF Başkanı Apaydın: Sahte plaka satan internet sitelerine erişim yasaklandı
  • FETÖ elebaşısı Gülen hakkında yokluğunda tutuklama kararı
  • Terörü destekleyen sözleşmeli personelin işine son verilecek
  • TŞOF Başkanı Apaydın: Sahte plaka satan internet sitelerine erişim yasaklandı
  • FETÖ elebaşısı Gülen hakkında yokluğunda tutuklama kararı
  • Terörü destekleyen sözleşmeli personelin işine son verilecek

Öksüz Yamalığı

Zeki Oğuz

Bizim dağ köylerinde lapa lapa iri taneler halinde yağan kara öksüz yamalığı gibi ya da fıkara yaması gibi derler. Gerçi günümüzde böylesi güzel yağışlar da görülmez oldu ama söyleyişi bile güzel.

Mustafa Ekmekçi’nin, ilk baskısı 1996 yılında, ikinci baskısı ise Köy Enstitüleri ve Çağdaş Eğitim Vakfı tarafından Ocak 2009’da yayınlanan kitabının adı “Öksüz Yamalığı Köy Enstitüleri.”

Ekmekçi’nin bu kitabı ölümünden bir yıl önce yayınlanmıştı ve Cumhuriyet Gazetesinde yazdığı köy enstitüleri ile ilgili yazılarından oluşuyordu.

Ekmekçi 90 lı yılların ünlü köşe yazarlarından biriydi ve o koyu esmer tenli hemşehrimizin nerdeyse bütün yazılarını okurdum. Köy Enstitüleri ve Çağdaş Eğitim Vakfı Başkanı Erdal Atıcı’nın imzalayıp gönderdiği kitaptaki yazıları okurken hem 90 lı yıllarla ilgili anılarım tazelendi hem de çok önemli bazı kurumlarımızı kapatarak bu ülkeye nasıl büyük ihanetler yapıldığını düşündüm.

Çağa uydurarak geliştirmek yerine yıkmak, yok etmek daha çok işlerine geldi.

1940 lı yılların sonunda bu okullar ilk mezunlarını vermeye başladığında bombanın fitilide çoktan ateşlenmişti. Mahmut Makal’ın “Bizim Köy”ü bomba gibi düşmüştü ve Toplum Anadolu’daki köy gerçeğini apaçık görmeye başlamıştı. Bu ise sırça köşklerinde yaşayanların hiç istemedikleri bir şeydi.

Toplumun uyanması demek, onların sırça köşklerinin paramparça olması demekti.

Mustafa Ekmekçi bir dönemin ünlü gazetecilerindendi. Özellikle okurları onun yazılarında satır aralarında söylediklerini önemserlerdi.

1927 Hadim doğumlu. İlk yazısı 1950 de Ilgın Gazetesinde yayınlanır. Sonra askere gidene kadar Öğüt’te yazıları çıkar. Bir süre Ulus’ta yazar. İlk muhabirlik deneyimi Yeni İstanbul Gazetesindedir ama bu işi ancak bir ay yapabilir çünkü gazetenin patronu bir Ankara seyahatinde gazetesinin bürosunda Mahmut Makal’ı görür. Makal’ın orada görünmesi bile Ekmekçi’yi ekmeğinden eder.

Köşe yazıları yedi kitapta toplanan Ekmekçi bir süre Çağdaş Gazeteciler Derneği başkanlığı yapmış,1964 ve 1974 yıllarında Türk Dil Kurumu Gazetecilik Ödüllerini almıştı.

Köy Enstitülerini kapatabilmek için, o güzelim kuruma, komünist yuvası oldu, diye saldırdılar. Kapattılar da. Bu, güz ayları gelince “Bu kış komünizm gelebilir” diye halkı tehdit edenlerin zaferiydi.

Yıllar önce Geri zekâlı bir eğitimcinin “Köy Enstitüleri Raporu” diye, bir kitabı geçmişti elime. O rapordaki iki temel suçlama vardı karşıma çıkan. O gerzek eğitimcinin iddiasına göre bu okullarda kız-erkek öğrenci bir arada okuyordu ve bu sakıncalıydı. Öğrenciler Panait Istrati gibi komünist yazarları okuyarak yetiştiriliyordu. Panait Istrati gibi insancıl bir yazara bu damgayı vuran kafadan başka ne beklenir ki.

“Öksüz Yamalığı Köy Enstitüleri”inde şehrimizle ilgili anıları da var Ekmekçi’nin.

Bir eğitimci büyüğümden dinlemiştim olayı, kendisi bizzat tanık olmuş. Köy Enstitülerini kapatan zihniyeti anlatması bakımından çok ilginç bir anı.

Şehrimizin ünlü siyasetçilerinden biri Ereğli köylerinde seçim propagandası yapmaktadır. Söz arasında Köy Enstitülerini kötülemeye başlar ve “Bu okullarda kız erkek birlikte okuyorlardı, kızlarımızın namusu kalmamıştı” şeklinde bir şeyler söyler. Siyasetçiyi dinleyen köylülerden biri söz alır ve “İlçe lisesinde senin kızla benim oğlan aynı sırada oturup okuyorlar, senin kızın namusu ne olacak” der.

Tabii siyasetçi sus pus.

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
bayram sarıtaş
07 Nisan 2009 Salı 10:44
katkı
sayın zeki oğuz acizane güzel yazınıza katkı olsun. Eğitimci Ali KOÇAK öğretmenimizin anılarına göre söz konusu olay Ereğli'nin Durlaz köyünde geçer. Söyleyen kişi de kızı Ereğli Lisesinde okuyan Faruk Sukan'dır.
Ayrıca daha ilginç bir olay Mersinde geçer. Refik Koraltan konuşmasında éey sevgili hemşehrilerim eseskiden merkebe eşek diyordunuz şimdi merkep demeyi öğrettik. der. dinleyicilerden birisi de Refik bey onların yüzünüze karşı merkep dediğine bakmayın siz gidince arkanızdan yine eşek derler. Bu olayı bir duyum olarak anlatır Ali KOÇAK öğretmen.
195.245.227.116
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim