• BIST 90.630
  • Altın 215,271
  • Dolar 5,3692
  • Euro 6,1105
  • Konya -2 °C
  • Türkiye'nin gökyüzündeki yeni markası Gökbey!
  • "Sarı rüya görenler bunun bedelini çok ağır öder"
  • İhaneti "şükür secdesi" ile kutladı!
  • Türkiye'nin gökyüzündeki yeni markası Gökbey!
  • "Sarı rüya görenler bunun bedelini çok ağır öder"
  • İhaneti "şükür secdesi" ile kutladı!

“Öğrencilerimizin belirli bir fikre bağımlı kalmasını istemiyoruz”

“Öğrencilerimizin belirli bir fikre bağımlı kalmasını istemiyoruz”
İBN Haldun Üniversitesi'nin aylık gazetesi “Açık Medeniyet” röportajlar, köşe yazıları ve dosyalarla yeni sayısını okurların beğenisine sundu.

İBN Haldun Üniversitesi'nin aylık gazetesi “Açık Medeniyet” röportajlar, köşe yazıları ve dosyalarla yeni sayısını okurların beğenisine sundu. Türkçe, İngilizce ve Arapça dillerinde yayınlanan “Açık Medeniyet”in Ağustos sayısında ‘çok dilde eğitim’ dosyası yer alıyor. Bu sayıda işlenen konunun sebebinin, üniversitenin çok dilli eğitim vizyonunu benimsemesi olduğunu belirten Prof. Dr. Recep Şentürk, “Üç dilde eğitim vermemize rağmen, yabancı dil öğrenmeyi putlaştırmıyoruz. Üç dilin zorunlu olmasında birinci amacımız, fikri bağımsızlıktır. Öğrencilerimizin sadece belirli bir fikre, bir doktrine ya da bir ekole bağımlı kalmasını istemiyoruz” dedi.

Bu çerçevede İbn Haldun Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Recep Şentürk ile yapılan röportaj, üniversitenin 3 dilde eğitimi neden zorunlu olarak gördüğüne açıklık getiriyor. Prof. Şentürk, üniversite olarak mukayeseli eğitim ve fikri bağımsızlık vizyonuyla yola çıktıklarını belirterek, “Bu ilkeye ulaşmanın en önemli unsurlarından bir tanesi 3 dilde eğitim. Bu nedenle Türkçe, İngilizce ve Arapça, bizim vazgeçilmezimiz” diye konuştu.

Prof. Şentürk, “Fikri Bağımsızlığın Anahtarı: 3 Dilde Eğitim” başlıklı röportajında, 3 dilde eğitim ile amaçlarının, mukayeseli eğitim, fikri bağımsızlık, küresel rekabet ve kültürler arası köprüler kurma olduğunu vurgulayarak şöyle konuştu:

“3 dilin zorunlu olmasında birinci amacımız, fikri bağımsızlık. Öğrencilerimizin sadece belirli bir fikre, bir doktrine ya da bir ekole bağımlı kalmasını istemiyoruz. Tam tersine farklı medeniyetleri tanımalarını, bu medeniyetleri mukayese etmelerini ve kendi fikirlerini üretmelerini istiyoruz. Bizim üniversite olarak amacımız, öğrencinin fikren bağımsız hale gelmesidir. Bunu da mukayeseli eğitimle sağlayabilirsiniz. Mukayeseli eğitimin yapılabilmesi için öğrencinin farklı medeniyetlere ait eserleri okuyabilmesi lazım. İşte İngilizce bilerek Batılı kaynakları, Arapça bilerek İslami kaynakları, Türkçe bilerek de kendi kaynaklarımızı rahatlıkla kullanabilirler. Günün sonunda mukayeseli bir okuma ile fikri bağımsızlık idealine ulaşabilirler.”

“YABANCI DİL ÖĞRENMEYİ PUTLAŞTIRMIYORUZ”

İbn Haldun Üniversitesi'nde dil eğitimi programlarının diğer üniversitelere göre farklılık gösterdiğine de dikkat çeken Prof. Şentürk, İbn Haldun Üniversitesi Dil Okullarında yabancı dilin, 5 kur üzerinden verildiğini söyledi. Prof. Şentürk, “Ayrıca pre-academic” düzeyde İngilizce eğitimi de veriyoruz. Böylece öğrenciler daha bölümlerine başlamadan bu derslerin denemelerini yapıyor. Yani biz ‘-mış’ gibi değil, gerçek bir dil eğitimi veriyoruz” dedi.

Dilin bir araç olduğunu dile getiren Şentürk, “İnsanların yabancı dilleri bir araç olarak sahiplendikten sonra ne yapacakları, o dilleri nasıl kullanacakları esas meseledir. O nedenle bir üniversite olarak yabancı dil öğrenmeyi putlaştırmıyoruz. Bu diller mukayeseli eğitimin ve mukayeseli akademik araştırmaların bir aracı olmalı. Böylelikle ülkemizin şu anki Avrupa merkezli ve pozitivist sosyal bilim anlayışından kurtulmasına öncü olacak çalışmalar yapılmasına katkı sağlamış olacağız. Üniversitemizin amacı, sosyal bilimler alanında bir paradigma değişikliği gerçekleştirmek ve bunu dünyaya yaymak” diye konuştu.

“EN ÖNEMLİ VARLIĞIMIZ DİLİMİZ”

Açık Medeniyet Gazetesi'nin yeni sayısının bir başka röportajı ise, İbn Haldun Üniversitesi Felsefe Bölümü Başkanlığı'nı yürüten Prof. Dr. Teoman Duralı ile yapılan söyleşi oldu.

Prof. Duralı’nın hem dil, hem hayat, hem de medeniyetler üzerine yaptığı söyleşide söylediği, “En önemli varlığımız dilimiz” kelimesi, röportajın da başlığını oluşturuyor. Prof. Duralı Türkiye’de bugün yaşanan en önemli sorun olarak dilin yitiriliyor oluşunu göstererek, “Yükseköğretimin dilinin, tedrisat dilinin İngilizce olması bir felakettir. En başta teslimiyet budur. Çünkü bizim en önemli varlığımız dilimizdir. Biz bu medeniyete karşı bir seçenek yaratmaya çalışıyorsak önce bunu dilde yapacağız. Ben derinliği halis Türkçede buldum. Arapçadan ve Farsçadan aldıklarımızla oluşturduğumuz bir Türkçe bu. Bin küsur yıldır biz bunlarla iç içeyiz ve o medeniyeti yaşıyoruz. Sen kendi dilini kullan, o, bunu ilgi çekici bulduğunda tercüme edecektir. Senin diyeceklerin varsa, o seni öğrenmek zorundadır. Ve öyle diller var ki, bunlardan bir filozof çıkmıştır ve insan o dili öğrenme mecburiyetinde hissediyor kendini” diye konuştu.

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim