• BIST 106.926
  • Altın 151,429
  • Dolar 3,6718
  • Euro 4,3287
  • Konya 7 °C
  • Ağbal: Taşeronlarla ilgili düzenleme yıl sonuna kadar Meclise gelecek
  • "FETÖ'ye himmet" davası:Mahmut Sami Boydak savunma yaptı
  • Gülerce: Gülen ya ihtihar edecek ya suikasta uğrayacak
  • Ağbal: Taşeronlarla ilgili düzenleme yıl sonuna kadar Meclise gelecek
  • "FETÖ'ye himmet" davası:Mahmut Sami Boydak savunma yaptı
  • Gülerce: Gülen ya ihtihar edecek ya suikasta uğrayacak

Öğrenci+Karne= Veli (Anne Baba)

Esat Çoğal

Sevgili nitelikli okurlar,

Yılın son karnelerini yaklaşık 13 milyon öğrenci geçtiğimiz Cuma günü aldılar. Bir veli olarak ben de karnemi aldım. Fazla heyecanlı olduğumu söyleyemem. Okulların açıldığı günden bu yana okul ve öğretmenle sürekli ilişki içinde olduğum ve kızımın, oğlumun durumunu takip ettiğim için nasıl bir karne alacağımı iyi biliyorum. ‘Alacağım’ diyorum çünkü çocukların karnelerinin, aynı zamanda velilerin ilgi notlarını da gösterdiğine inanıyorum.

Öğrencinin derslerde gösterdiği başarı çeşitli etkenlere bağlı olarak değişiyor. Çocuğun kapasitesi, öğretmen tutumu, anne-baba davranışları bu etkenlerden yalnızca bazıları. Çocuğunuzun karnesini tahmin edemiyorsanız ve zayıf notlarla karşılaşırsanız, “Neden zayıf getirdin?” sözünü yutmaya, en fazla içinizden söylemeye kendinizi bir an önce alıştırsanız iyi olur. Çocuğunuzun zayıf notu karşısında hayret edip bunun hesabını sormaya hakkınız olduğunu düşünüyorsanız ben de sizlere şu soruları sormak istiyorum; ‘Karnenin alındığı güne kadar neredeydiniz?’ ‘Veli toplantılarına annesini mi gönderdiniz?’ ‘Zayıf not geleceğinden neden haberiniz yoktu?’

Ders başarısı ve bunun sonucunda karneye yansıyan notlar sizin için ne kadar önemliyse çocuğunuz için de o kadar önemli. Başarılı bir karne ile çocuğun kendine duyduğu güven ve saygı artarken, kırık notlar kendine güvensizliğe neden olabiliyor. ‘Neden zayıf getirdin?’ sorusu, çocuklar için hiç de basit değil. ‘Ailem artık beni sevmiyor mu?’, ‘İlgilenmeyecek mi?’ ‘Tatil yapmama izin vermeyecekler mi?’ ‘Babam bana söz verdiği hediyeyi almayacak mı?’ gibi endişelerine neden oluyor.

Ne yazık ki bu sorular gelişim dönemindeki çocuklarda beklenmedik davranışlara da neden oluyor.

Önemli olan başarısızlık yerine bu başarısızlığın nedenlerini gözden geçirmek. İlköğretimin birinci kademesi çocukların yaşamında önemli değişikliklerin olduğu dönemdir. İlk kez anne-babadan ayrı kalma, farklı bir öğrenme çevresi içine girme, arkadaşlarına ve öğretmene alışma bocalamayı da beraberinde getirir. İkinci kademede başlayan ergenlik dönemi okul başarısını direk olarak etkiler.

Ortaöğretimde SBS, ÖSS’ye hazırlık, sınav kaygıları yine okul başarısını etkileyen önemli kriterler arasında bulunuyor. Tüm bunların dışında okul başarısını engelleyen, özel nedenler de olabilir. Ne olursa olsun çocuğunuza kızmak yerine telafi yolları önerin derim.

Tatili çocuğunuzla birlikte olmak için bir fırsat şeklinde değerlendirin. Benim gibi çalışmak zorundaysanız da en azından akşam saatlerinizin bir bölümünü ya da akşam yemeğinizi hep birlikte yemeye, ayrıca çocuğunuzun ve sizin birlikte yapmaktan zevk aldığınız etkinliklere ayırın. Eve geldikten sonra çocuğunuzla birlikte kısa bir yürüyüş yapın. Sinemalarda akşam matinelerine gidin, ya da ailece seyredebileceğiniz bir film alın. Karnesinde kırık not olan veliler; kendinize ve çocuğunuza iyilik yapıp aşağıdaki soruları dürüstçe cevaplayın.

 -Çocuğunuza haftalık ya da aylık bir plan yaptınız mı? En kötü planın bile plansızlıktan daha iyi olabileceğini anlattınız mı?

-Çocuğunuzu öğrenmeye özendirdiniz mi? Onunla birlikte ufkunu genişletecek, öğrenmeyi sevdirecek yerlere gittiniz mi?

-Öğretmenin ve öğrenmenin önemli olduğunu hissettirdiniz mi?

-Çocuğunuzun başarılı olduğu ya da olabileceği alanları keşfettiniz mi?

-Evdeki bilgisayarla oynaması gereken saatleri belirlediniz mi?

-Evde hiç okuma saati yaptınız mı? Okuduğu kitabı ona anlattırdınız mı?

-Çocuğunuza aile içinde yoğun kavga ve çatışmaların olmadığı sağlıklı bir aile ortamı yaratabildiniz mi?

- Ara sınavlardan düşük not aldığında onu eleştirip, yargıladınız mı?

- Onun özgüvenini kazanmasına yardımcı olabildiniz mi?

-Zayıf olduğu konularda ders çalışırken kısa süreli ona eşlik ettiniz mi?

-Ödül veya ceza konusunda denge sağlayabildiniz mi?

-Gelişme gösterdiği ve zorlandığı alanları belirlemek için çocuğunuzla birlikte öğretmeniyle görüştünüz mü?

-Öğretmenle işbirliği yapıp, yardımcı olmaya çalıştınız mı?

-Size bir şey anlatmak istediğinde ya da soru sorduklarında; elinizdeki gazeteyi, dinlediğiniz radyoyu, seyrettiğiniz diziyi veya filmi kapatıp yönünüzü ve gözlerinizi ona dönüp onları aktif dinlediniz mi?

-Dersi derste dinlemenin ne kadar önemli olduğunu, sizin onu aktif dinlediğiniz gibi, derslerini de böyle dinlemesi gerektiğini söylediniz mi? Davranışlarınızla örnek oldunuz mu?

Karnedeki düşük notlar düzeltilebilir. Ancak düşünmeden hareket ederek söylenen sözler ve olumsuz davranışlarımız, çocuğumuzun kişilik gelişiminde onarılamayacak tahribatlara yol açabilir. Çocuklarınızın aldığı karne aynı zamanda SİZİN DE karneniz sayılır.

Sayın anne ve babalar:

Unutmayın ki; karne,velinin de notudur..!

 Hoşça, sağlıcakla kalın ama en önemlisi adam gibi örnek olup adam gibi adam kalın..!

***

BİRAZ DA GÜLELİM

-Baba ortaokul üçüncü sınıfa giden oğlunun elinde karneyle salona girdiğini görür. "Allah Allah dönem ne çabuk bitmiş..." diye düşünür ve oğluna seslenir:

-"Getir bakayım şu karneyi!"

-"Al baba..."

Adam karneye bir bakar ki beden eğitimi ve resim dışındaki tüm dersler zayıf.

-"Bir dediğini iki etmiyoruz; bilgisayar dedin bilgisayar aldık. İngilizce kursu dedin İngilizce kursuna gönderdik,  gitar kursu, müzik aletleri ne istersen yapıyoruz. Kız arkadaş uğruna harcadığın çiçek parasının haddi hesabı yok, annen günlerdir yaz tatili için en güzel tatil yerleri ile ilgili araştırma yapıyor,  eğlenceli zaman geçirebileceğimiz bir otel arıyor. Ne bu notların hali rezil şey!"

-"Baba... O benim karnem değil ki senin kitaplarını karıştırıyordum birinin arasında karnelerinden birini bulmuştum..."

***     

-Temel karne günü okula gitmiş. Eve geldiğinde babasına (sınıfta kalmış ya) “Baba”  demiş. “Hocalar beni çok beğendi seneye aynı sınıfa gidecem.”

***

BUNLARI BİLİYOR MUYDUNUZ

 

* Bir yılan 3 yıl uyuyabilir.

*Bal bozulmayan tek gıdadır.

* Ördeğin sesi yankı yapmaz.

* Denizyıldızlarının beyni yoktur.

* Üzüm mikrodalga fırında patlar.

* İnsan yılda en az 1460 rüya görür.

* İçtiğimiz sular 3 milyar yaşındadır. .

* Karınca iki hafta su altında yaşayabilir.

* İnsan kalbi dakikada 60-80 defa çarpar.

* Parmak izi gibi herkesin dil izi de farklıdır.

* İnsanın kalça kemiği betondan daha sağlamdır

* Dünyada insanlardan daha çok tavuk var.

* Hiçbir kâğıt 7 defadan fazla 2'ye katlanamaz.

Nasipse devamı haftaya.

 

 

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Ahmet
18 Haziran 2009 Perşembe 02:29
nasıl iş ise
Valla hocam iyi yazmışsın da, diyeceklerim var benimde bir veli olarak. Şöyleki: Benim oğlan epey devamsızlık yaptı. Notlar perişan. Karnem zayıf senin anlayacağın. Lakin bir sürü zaife rağmen sınıfını geçti. ŞÖKle geçti yazmışlar. Benim zamanımda böyle çocuklar sınıfta kalırlardı. Ortaokulu zor bitirdim. Okuyan okumayan ayrılırdı. Nasıl iş diye sordum oğlana. Öğrenciyi sınıfta bırakmak diyebirşey yokmuş. Mevzuat öyleymiş. Zavallı eğitimciler çocuk avutuyorlar bana kalırsa. İşleri zor yani.
88.254.23.231
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim