• BIST 81.712
  • Altın 147,154
  • Dolar 3,8050
  • Euro 4,0356
  • Konya 0 °C
  • Sürücülere kötü haber: Yüzde 30 zam geliyor
  • CHP'liler erken seçim ipine sarıldı
  • FETÖ’ye bağlılık ‘narkoz testi’nde
  • Sürücülere kötü haber: Yüzde 30 zam geliyor
  • CHP'liler erken seçim ipine sarıldı
  • FETÖ’ye bağlılık ‘narkoz testi’nde

OECD raporu

Ufuk Karadavut

OECD raporu, işsizlik ve yoksulluk

OECD (Organisation for Economic Co-operation and Development), Türkçe anlamıyla Ekonomi işbirliği ve gelişme organizasyonu. Ekonomik işbirliği ve ekonomik gelişim içinülkeler arasında fikirpaylaşımı ortamı oluşturmak amacıyla kurulmuştur. Toplam 30 üye ülkesi bulunmakta ve merkezi Fransa'da olan bir kuruluştur. OECD üyesi 30 ülkenin Hükümet temsilcileri bir araya gelerek küreselleşmenin ekonomi, sosyal konular ve çevre alanında getirdiği zorluklar veya değişiklikler üzerine çalışırlar. Bu sayede, Hükümetler deneyimlerini paylaşmış, ortak sorunlara birlikte çözüm aramış oluyorlar. Ortaya çıkan sonuçlarla ülkelerarası karşılaştırma yapma olanağı bulunmuş oluyor. Elbette size izin verildiği ya da imkânlarınız ölçüsünde oluyor. Ama şu faydası var: diğer ülkelerde yapılan ve yapılması planlanan çalışmalar hakkında özel olmasa da genel anlamda bilgi sahibi olabiliyorsunuz. Bu teşkilat sık sık ekonomik içerikli raporlar hazırlayarak öncelikle üye ülkeler için sonra da dünya genelindeki ülkeler için geleceğe yönelik önerilerde bulunmaktadır.

İşte bu raporlardan biri de "Bir Bakışta Toplum" raporudur. Bu raporda ülkemiz içinde bilgiler var. Türkiye için hazırlanmış. Rapor hem üzücü hem de oldukça ilginç bilgiler veriyor. Rapora göre ülkemiz işsizlik, yoksulluk ve doğurganlıkta dünya liderliğini kapmış bulunuyor. OECD'nin açıkladığı raporda Türkiye dünyanın en yoksul 3 ülkesi arasına girdi. Gelir eşitsizliği bakımından ise Türkiye Şili ve Meksika’dan sonra üçüncü sırada yer almaktadır. OECD'de 2009 itibarıyla istihdam oranı ortalama yüzde 66.1 iken bu oran Türkiye'de yüzde 44.3 ile en düşük düzeyde. Bu, her yüz kişiden 44'ü çalışıyor, diğer 66'sı onlardan geçiniyor anlamına geliyor. Yani üreten ve çalışan bir toplum olmaktan çoktan çıkmış ve birilerinin kazandığını tüketen tüketim toplumu olmuşuz. Türkiye'ye en yakın ülke yüzde 55.4 ile Macaristan. En yüksek oran ise yüzde 79.2 ile İsviçre'ye ait. Türkiye, 2009'da yüzde 14.3 işsizlik oranı ile yine en önlerde yer alıyor. Aslına bakılırsa bu oranında ülkemiz gerçekleriyle tam olarak örtüştüğünü söylemek mümkün değil. Bu oranın en az 3-4 puan daha yukarılarda olduğunu biliyoruz. OECD üyesi Güney Kore'de bu oranın yüzde 3.2, Hollanda'da yüzde 3.9 olması, Türkiye'nin durumunu daha net ortaya koyuyor. Yoksullukta üçüncüyüz: OECD bölgesinde ortalama yoksul nüfus oranı yüzde 11.1, Türkiye'de yüzde 17, ABD'de yüzde 17.3, Meksika'da yüzde 21. Çek Cumhuriyeti yüzde 5.4 ile en iyi durumda bulunuyor. Burada da %17’lik rakamın daha yüksek seviyelerde olduğunu söylemek yanlış olmaz. Bu oranının %20’nin üzerinde bir yerlerde olması kuvvetle muhtemeldir.

Yukarıda verilen veriler incelendiğinde ülkemizin aslında siyasetçilerimiz ısrarla “ülkemiz iyi yolda” ve ”iyiye gidiyoruz” sözlerinin gerçeği yansıtmadığı gibi her şeyin yolunda gitmediğini gösteriyor. Ülke içinde yapılan araştırmalar, yayınlar genel olarak siyasi destekli vakıf ve dernekler olduğundan insanların gözlerini boyamak ve etkilemek için her şeyi yapabiliyorlar. Basit örnek olması açısından ihracat rakamlarını verebiliriz. Yayın organları ihracatımız şu kadar arttı, bu kadar arttı diye ortalığı bilgi kirliliğine boğarken gerçekleri saklıyorlar. İhracatımız yıllık 100 milyar dolar civarındadır. Bu gerçekten ülkemiz adına sevinilecek ve gurur duyulacak bir rakamdır. Ama sadece ihracatı vermek ne kadar ahlaki? İşte bu sorunun cevabını veremiyorlar. Zira ithalat 200 milyar dolara yaklaşmış durumdadır. Diğer bir deyişle açık her geçen gün artmaktadır. Bunun gibi gerçekleri saptırarak söyleyenlerin arttığı günümüzde doğrulara ulaşmak zorlaşıyor. Ama bilinen bir gerçek var ki o da ülke olarak hem ekonomik hem de sosyal olarak çok kötü durumdayız. Sadaka toplumu olduk ve bunun sonu mandacılıkta biter. Almaya alışan insanlar yönetilmeye de alışırlar ve yönetenin kim olduğunun da bir önemi olmaz. Bizde o noktaya doğru hızla gidiyoruz. Yönetenin önemli olmadığı bir Türkiye’ye… 

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim