• BIST 83.048
  • Altın 146,881
  • Dolar 3,7605
  • Euro 4,0391
  • Konya -8 °C
  • Facebook'tan İslami sayfalara sansür
  • Çok kritik uyarı! Günlerce yağacak
  • İşte AK Parti'nin referandum sloganı
  • Facebook'tan İslami sayfalara sansür
  • Çok kritik uyarı! Günlerce yağacak
  • İşte AK Parti'nin referandum sloganı

Nükleer yasa TBMM'den geçti!

Ufuk Karadavut

 Uzun yıllardan beri tartışılan nükleer santraller yasa tasarısı nihayet kabul edildi. Nükleer santraller iyidir diyenler olduğu gibi çok sakıncalı diyenlerde var. Ama sonuçta bu yasa kabul edildi. Memleket için hayırlı olur inşallah. Düşüncem nükleer santrallerden fazla korkmamak gerekli.  Dünyada elektrik ihtiyacının yüzde 16’sı nükleer santrallerden sağlanıyor. Bugün 30 ülkede çoğu 1970 ve 80’li yıllarda inşa edilmiş toplam 435 nükleer santral bulunuyor. Şu anda inşası süren nükleer santral sayısı ise sadece 30 adet. 1950’li yıllardan itibaren hızla artan nükleer santral sayısının önümüzdeki dönemde giderek azalması bekleniyor. En büyük düşüş ise, Kuzey Amerika ve 160 nükleer santralin birçoğunun önümüzdeki yıllarda ömrünü tamamlayacağı Avrupa’da olacak. Bu nedenle, elektrik üretimindeki nükleer payın 2030’da yüzde 9’a gerileyeceği hesaplanıyor. Başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere Avrupa, Rusya ve Çin büyük ölçüde nükleer santralı kullanıyor. Ama ne hikmetse iş Türkiye’nin nükleer santral kurulması gündeme gelince herkes çevreci kesiliyor. 

Özellikle 1986’daki Çernobil felaketinin ardından nükleer karşıtı hareket güç kazanırken, Almanya, Belçika ve İsveç gibi çok sayıda nükleer santrale sahip ülke, aşamalı olarak nükleer enerjiyi terketme kararı aldı. Fransa ve Finlandiya ise, nükleer enerjide ısrarlı. Avrupa Birliği’nin güvenlik standartları dışında bu konuda bir kısıtlaması bulunmuyor. Avrupa Birliği’nin baskısı nedeniyle eski santrallerini kapatmak zorunda kalan Bulgaristan ile Romanya da, yeni santral inşa etmek istiyor.  Çin ve Hindistan, hızlı ekonomik büyümeyle birlikte artan enerji ihtiyacının bir bölümünü inşa edeceği yeni nükleer santrallerden karşılamayı hedefliyor. Japonya ve Güney Kore de nükleer güç kullanımını artırmayı düşünüyor. Türkiye’nin yanı sıra ABD, İngiltere, Kanada ve Çek Cumhuriyeti gibi birçok ülkede ise nükleer enerji politikalarıyla ilgili tartışmalar devam ediyor.

            Evet, nükleer güç santrallerinin kurulmasına ilişkin kanun tasarısı, TBMM Genel Kurulunda kabul edilerek yasalaştı. “Nükleer Güç Santrallerinin Kurulması ve İşletilmesi ile Enerji Satışına İlişkin Kanu”na göre, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, yapılacak nükleer santrallere ilişkin olarak ilgili bakanlık ve kurumların görüşü alındıktan sonra, santral kuracak ve işletecek şirketlerin seçilme sürecini başlatacak. Türkiye Atom Enerjisi Kurumunun (TAEK) belirlediği ölçütleri karşılayan şirketler de bu sürece katılabilecek. Aranılan usul ve esasların belirlenmesinin ardından firmalar, Bakanlar Kurulu’nca onaylanacak ve yapılacak yarışma sonucu, seçimle belirlenecek. Dahası şirketler 15 yıllık alım garantisinde, fiyat ve alım miktarı göz önünde bulundurulacak. Alım garantisi olmaksızın nükleer güç santrali yapmak ve piyasa şartlarında işletmek isteyen şirketlerin, yasanın alım garantisi hariç, diğer hükümlerine göre yatırım yapmalarına olanak sağlanacak. Şirketler santralin kurulması aşamasında oluşabilecek zararın tazminine yönelik, zorunlu yatırım sigortası yaptıracak. Şirketler santralin faaliyeti süresince oluşacak atıkların taşınması, depolanması ve bertaraf edilmesiyle ilgili her türlü finansal maliyetlerin ve masraflarının karşılanması için oluşturulacak fonlara katkı yapacak.

Elbette insanların gözünü korkutan olaylar mevcut ve bu olaylar insanların düşüncelerinde etkili oluyor. Fikirler buna göre yönleniyor yada yönlendiriliyor. İşte Çernobil bunun en önemli etkileyicisi. Oldukça kötü bir örnek ama ülkemizi de yakından ilgilendirdi. Bazı uzmanlara göre etkisini halen daha sürdürüyor. Gerçi bir nükleer kaza halinde iş işten geçmiş olacak ama kanun bu olası durumda neler yapılacağına da belirlemiş durumda. Nükleer yakıt, radyoaktif madde veya radyoaktif atık taşınırken veya santralde bir kaza olması halinde, nükleer enerji alanında üçüncü kişilere karşı sorumluluğa ilişkin Paris Sözleşmesi, diğer ulusal ve uluslararası mevzuatlar uygulanacak. Ama bu tür olası sorunların net bir şekilde açıklığa kavuşması gerekmektedir. Aksi halde bir anlam ifade etmemektedir. Yapılacak santrallerde azami dikkat ve itina gösterilmelidir. Bu konunun şakası ve ihmali olamaz. Çünkü bu olay yalnızca ülkenin bir bölümünü değil ülkenin her alanını kısa zamanda etkisi altına alabilecektir.

 Geriye dönüşü olmayan sıkıntıları yaşamamak ve ülkeye yaşatmamak ,içim  tedbirlerin alınması gereklidir. Mevzuat oluşturulurken şimdiden olası yasal boşluklar dikkatle incelenmesi ve hiçbir boşluk oluşturulmasına izin verilmemelidir. Nükleer santralı aslında ben de istemiyorum. Ama ülke için gereli ise yapacak bir şeyimiz yok. Enerji de dışa bağımlı olamayız olmamalıyız. İnşallah hakkımızda hayırlı olur.

 

 

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim