• BIST 97.291
  • Altın 144,193
  • Dolar 3,5593
  • Euro 3,9955
  • Konya 17 °C
  • İskandinav ülkelerinde oruç süresi 22 saati bulacak
  • Milyonlarca çalışana müjde! Yıllık izin uzuyor
  • Cuntacı komutandan alçak emir: Ezin geçin...
  • İskandinav ülkelerinde oruç süresi 22 saati bulacak
  • Milyonlarca çalışana müjde! Yıllık izin uzuyor
  • Cuntacı komutandan alçak emir: Ezin geçin...

Neyi, nasıl okumalı?

Ali Akpınar

İSLAM’IN İLK EMRİ ‘OKU’ DEĞİL!

NEYİ, NASIL OKUMALI?

 

Geçtiğimiz günlerde katıldığımız Kitap ve Okuma Sempozyumunda dünyadaki en az okuyan toplumlar arasında yer aldığımız konuşuldu. Gerçekten de okumuyoruz. İlk emri oku olan bir dinin sahipleri olarak okumuyoruz. Kahvehane sayımız, kütüphane sayımızdan binlerce kat fazla ve bomboş kütüphanelerimize rağmen dolu dolu kahvehaneler! Ülkemizde bulunan bin dört yüz kütüphaneye karşılık, dört yüz seksen bin kahvehane bulunmaktaymış. Toplumumuzda okumaya ve okuyana değer verildiği de söylenemez.

Öte yandan Avrupa ve Amerika’daki insanların çok okuduklarından bahsedildi. Onların kitap ve kütüphane sayısı bizden kat kata fazla. Bu insanlar tramvayda, metroda, otobüste ve hatta tuvalette bile okuyorlar.

Bir de madalyonun öteki yüzü var. Çokça okuyan bu insanlarda ahlakî düşüklük haddinden fazla gözüküyor. Aile yuvaları çürümüş ve çökmüş vaziyette. Kurulan aile yuvaları % 50 oranında boşanma riski ile karşı karşıya. Evlilik dışı beraberliklerin sayısında korkunç artış var. Zina, eşcinsellik gibi ahlaksızlıklar her geçen gün yaygınlaşıyor ve resmî boyutlar kazanıyor! Alkol ve uyuşturucu kullananların sayısı hızla artıyor. Zengin fakir arasında korkunç boyutta uçurumlar oluşuyor. Teknik gelişmeler insanları mutlu etmeye yetmiyor. İnsanlar birbirine güvenmiyor. Herkes kendi çıkarını düşünüyor. Kanun korkusu olmasa, insanların birbirlerine yapmayacağı kötülük yok…

Tüm bunları görünce insanın, onlar gibi çok okuyan toplum olmadığına sevinesi geliyor. Okuyup onlar gibi olacağımıza, okumayalım daha iyi, sonucu çıkıyor.

Hâlbuki okuma, doğruyu, iyiyi, güzeli öğrenme ve onları hayata geçirmeyi sağlamalıydı. Ama öyle olmadığı anlaşılıyor. O halde yanlış, nerede yapılıyor?

Demek ki yalnızca okumak yetmiyor. Neyi nasıl okunacağını bilmek de son derece önemli. Yalnızca akla ve nefse hitap eden maddî şeyleri okumak da yetmiyor. Tek kanatla uçulmuyor. Okuma gönül ve ruhlara da hitap etmeli.

Aslında İslam’ın ilk emri tam olarak okunup doğru anlaşıldığında mesele hallediliyor. Sanıldığı gibi İslam’ın ilk emri oku değildir. İslam’ın ilk emri Yaratan Rabbinin adıyla okudur.

Yaratan Rabbi tanımak ve O’nun adına okumak. Rablerin işgalindeki dünyada, eşi ortağı olmayan, her şeyi yoktan var eden Yüce Rabbi tanımak. Yüce Yaratıcıyı, aynı zamanda hayatımızın yönetici olarak kabul etmek. Rab olarak, yönetici ve terbiye edici olarak yalnızca O’nu kabul etmek. O’nun ölçüleri doğrultusunda, O’nun uygun gördüklerini, O’nun için okumak. O’na yaklaşmak için ve O’nun olmak için okumak.

Bu emir doğrultusunda başlaması gereken okuma için öncelikli kaynak Yüce Yaratıcının kelamı Kur’ân’dır. Kur’ân, okunan kitap demektir. O halde o, hep okunmalıdır. Sonra diğer kitaplar okunmalıdır. Ama hep Kur’ân merkezli okunmalıdır. Zira Kur’ân, okumanın sınırlarını, amacını ve nasıl olması gerektiğini belirlemektedir. Evet, tüm kitaplar, o bir kitabı anlamak için okunur, ama diğer kitaplar okunurken Kur’ân okuma asla ihmal edilmemelidir. Bugün çevremizde nice insan vardır ki, kütüphaneleri dolduracak kadar kitap okumuştur da okudukları içinde Kur’ân yer almaz. O kadar yoğun okumaktadır ki, Yüce Yaratıcının son kitabına bir türlü sıra gelmez. (!)

Okuma, Yaratan Rabbin adıyla ve O'nun emirleri doğrultusunda olmalıdır. Böyle olmayan okuma ve bilgilenme, insana zarar veren bir eylemdir. Hz. Peygamber, böyle faydasız bilgilerden, Allah'a sığınmıştır. Kur’ân, sahip olduğu bilgiyi doğru yerde kullanmayanları soluyan köpek ve kitap yüklü eşeklere benzetmiştir.

O halde okumalıyız. Ama neyi, nasıl ve niçin okuduğumuza da özen göstermeliyiz. Sadece okumak yetmez. Söyleyen ne güzel söylemiştir:

İlim elinde çıra, yak da Mevla’yı ara. Bilmek olmak değildir, olmaya bak olmaya!

İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir. Sen kendini bilmezsin, bu nice öğrenmektir!

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim