Tarihi binada hukuk savaşı sürüyor
Araboğlu Makası’nda tarihi Kadı Mürsel Camii ile sırt sırta bulunan tarihi bina tartışma konusu.
Araboğlu Makası’nda tarihi Kadı Mürsel Camii ile sırt sırta bulunan tarihi bina tartışma konusu. 2003 yılında yanan tarihi binayı yangından sonra mimar Selim Somuncu Tıp Fakültesi’nde öğretim üyesi Cevat Özpınar’dan 2004 yılında alarak rekontrüksiyon-restitüsyon yöntemiyle yeniden ayağa kaldırıyor. Bunun üzerine binanın karşısında mülkleri bulunan Ahmet Akkirpikler söz konusu binanın inşası sebebiyle tarihi dokunun bozulduğu ve mimarın kamuya ait yolu da kendi mülküne geçirdiğini iddia ederek mahkemeye başvuruyor. 2004 tarihli İmar Mevzi Planı’nındaki değişikliklere ilişkin yürütmeyi durdurma kararı veren Danıştay’ın bu kararının sonucunda şu anda binanın hukuki durumu belirsiz. Hem Akkirpikler’in iddialarını hem de mimar Selim Somuncu’nun konuyla ilgili görüşlerini okurlarımıza aktarıyoruz.
Selim Somuncu Kadı Mürsel Camii, bahçesi ve şadırvanını restore ederken bu binayı gördüğünü, 2003 yılında kimliği belirsiz kişiler tarafından yakılmış bu binayı rekontrüksiyon usulüyle aslına uygun bir biçimde inşa ettiğini bildiriyor. Ayrıca Çiçekçi Ahmet Akkirpikler’in 1972 İmar Mevzi Planı’na karşı çıkması gerekirken 1992 İmar Mevzi Planı’nı öne sürerek karşı çıkmasını anlamsız buluyor.
Karamanoğlu Mehmet Bey zamanından günümüze gelen Kadı Mürsel Camii’nin arkasındaki tarihi konak Akkirpikler ve Somuncu’yu karşı karşıya getirmiş. İşte söz konusu binaya ait iki tarafın iddiaları:
Akkirpikler’in iddiaları:
Akkirpikler, mimar Selim Somuncu’nun 1992 Mevzi İmar Planı’na aykırı davrandığını iddia ediyor. Akkirpikler’e göre, Somuncu Tabiat ve Kültürel Varlıkları Koruma Kurul üyelerine yaptığı ısrar ve manevi baskı sonucu binayı aslına uygun olmayan bir biçimde inşa ediyor. Akkirpikler, mimarın ayrıca 2005 Ağustos’unda Danıştay 6. Ceza Dairesi tarafından verilen yürütmeyi durdurma kararına uymadığını söylüyor. Tarihi duyarlılıkla hareket ettiğini ve Somuncu’ya ait bu binanın ısrarla yıkılması gerektiğini söyleyen Akkirpikler ise yapı arasının 12 metre olması gerektiğini dile getiriyor.Yapının yol ortasında olduğunun altını çizen Akkirpikler ayrıca buranın yapılması için 60 yıllık ağacın yıkıldığını, caminin gasilhanesinin gasp edildiğini iddia ediyor. Akkirpikler’e göre, Somuncu’nun rekontrüksiyon projesiyle ilgili şu iddiaları dile getiriyor: Meram Belediye Başkanlığı tarafından inşaat, daha önceleri bir çok kez mühürlenerek durdurulmuş, ihbarımız üzerine 2006 yılı Nisan ayında tekrar mühürlenerek durdurulmuştur. Mühürler içeri girecek şekilde bozulmuş, çalışmalar da içerde halen devam etmektedir. İnşaat sahibi kendine burayı kaçak olarak villa ve yazıhane yapmıştır. Bunun kamu veya tarihi bir vasfı yoktur. Burada tarihi Sorçalı Medrese güzergahı yok edilmekte, yol daraltılmakta, yaya hakkı engellenmekte ve bu kişiye haksız bir şekilde rant sağlanmaktadır.
Mimar Somuncu’nun iddiaları:
Mimar Selim Somuncu ise Akkirpikler’in iddialarını reddederek binanın tarihi açıdan 2. grup SİT alanın olduğunu vurguluyor. Genelde cami, medrese gibi kamuya ait tarihi eserlerin 1. dereceden SİT alanı ilan edildiğini, bu konak gibi özel mülkiyette olan tarihi eserlerin ise 2. dereceden tarihi alan olduğunu ifade eden Somuncu, Akkirpikler’in bütün meselesinin yıkılacak evini kurtarmak olduğunu belirtiyor. Sonuçta bu durumu anlayışla karşıladığını söyleyen Somuncu, Akkirpikler’in 1972 Mevzi İmar Planı’na itiraz etmesi gerekirken 2004 Mevzi İmar Planına itiraz ettiği için itirazlarının sonuç vermeyeceğini iddia ediyor. Somuncu binayı kaçak olarak inşa etmediğini, belediye ruhsatı ve çeşitli tarihlerde alınmış Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu kararlarını delil göstererek söylüyor. Somuncu, yürütülen rekonstrüksiyon-restitüsyon projesinin 13. 5. 2005 tarihinde Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun verdiği kararla onaylandığını belirtiyor. Somuncu, inşaatta binanın tarihi özelliğine uygun malzemelerin kullanıldığını, bu binanın 2. dereceden SİT alanı olması hasebiyle binada orijinal malzeme kullanmasının zaten Tabiat ve Kültürel Varlıkları Koruma Kurulu tarafından onaylanmış rekontrüksiyon projesinin bir gereği olduğunu sözlerine ekliyor.
Binanın Kısa Tarihçesi:
1910 yılında Özkür Hane Rum milletinden Yusuf Ahı oğlu Haritun Efendi’ye ait yapı sözü edilen kişinin Mondros Mütarekesi sonrasında gerçekleşen “Nüfus Mübadelesi”yle binayı terk etmesi sebebiyle Osman Rami Biray adlı şahsın mülküne geçiyor. Biray’ın ölümünden sonra bina mirasçılarca devralınmış. 17. 11 1989 tarihinde başkanlığını Prof. Dr. Yılmaz Önge, Başkan Yardımcılığı’nı Prof. Dr. Haşim Karpuz’un yaptığı kurul toplantısında, yerinde yapılan incelemeler sonucu binanın “korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı özelliği gösterdiği” gerekçesiyle 2863, 3386 sayılı yasalar gereğince tesciline karar verildi. Aynı aileden son mirasçı Ali Rıza Beştoy konut olarak kullanılan taşınmazı 28. 02. 2004 tarihinde Cevat-Vedat Özpınar’a hisseli olarak sattı. Son kez 1954’te onarım geçiren yapı 23.09.2003 tarihinde kimliği belirsiz kişiler tarafından gündüz vakti yakılarak kullanılamaz hale getirildi. 26.11.2004 tarihinde ise mimar Selim Somuncu binayı restitüsyon amacıyla Cevat-Vedat Özpınar’dan satın aldı. Proje ve uygulama kapsamında değerlendirildiğinde hem fiziksel hem de sosyal anlamda değişiklik gösteren yapının geleneksel Konya evlerinin bir örneği olduğu belirtilerek ünlü şair Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın annesine ait ev (şu anda yerinde trafo bulunuyor) ve Selçuklular döneminden kalma Kadı Mürsel Camii ile aynı ada içinde bulunması dolayısıyla 2. dereceden SİT alanı fonksiyonu taşıması Ahmet Akkirpikler’in isteğinin gerçekleşmesini engelleyici bir durum olarak görünüyor. Caner Özcan-Murat Güzel-Memleket