KONYASPOR bu hallere nasıl geldi?

KONYASPOR bu hallere nasıl geldi?

Uğur Özteke Konyaspor'un geçen sezondaki başarısızlığının altındaki nedenleri bir bir sıralıyor. Özteke'ye göre Konyaspor'un sonu, baştan belliydi.

HAİN OLDUM, TEHDİT EDİLDİM…

Şunu çok açık ve net ifade ediyorum ki bu yazı dizisine başlamak gibi bir fikir ne benden geldi ne de böyle bir düşüncem vardı. Gazetedeki arkadaşlarım ve Spor Müdürümüz Hüseyin Altay başta olmak üzere camiamızda bulunan birkaç Konyaspor sevdalısı yaklaşık bir yıldır çektiğim manevi işkenceye şahit oldukları için beni böyle bir tuzağa düşürmüşlerdi. Çünkü inanın MEMLEKET Gazetesi’nin Spor sayfasında Nostradamus Uğur Özteke’nin yazı dizisi başlığını ben de gazetede yayınlandıktan sonra gördüm. Spor servisinde ki can dostlarım haberim olmadan bana dahi danışmadan böyle fantastik bir başlıkla kelimenin tam anlamı ile beni tuzağa düşürmüşlerdi. Gazetemizin sahibi Adem Alemdar Bey de gazetedeki anonsu görüp yarı şaka yarı ciddi pas atıyordu. Böyle bir yazı dizisi yazmak gururumu okşar mıydı? Evet okşardı. Ama inanın hiç düşünmemiş hiçbir hazırlık yapmamıştım. Çünkü anonsta ki cümleler çok iddialı idi. Gazeteyi gördükten sonra bizim çocuklara önce kızdım sonra oturup dertleştik. Onlar ve bizim camiadan birkaç kişi son dönemde yaşadığım çok acı olaylara bire bir şahit olmuşlardı. 2007-2008 futbol sezonu daha resmen başlamadan Konyaspor’da gördüğüm kötü sinyalleri açıkça yüksek sesle dile getiriyorum diye yıllar sonra kendi şehrimde tehditler alıyordum. Bu nasıl bir işti Allah aşkına. Evet Ankara’da İstanbul’da yaptığımız siyasi ve adli haberler yüzünden tehditler almış korkudan da uykularımızı kaçırmıştık. Ama şimdi buna ne demeliydi. Beni tehdit etme cesaretini gösteren insanların yaşı kadar benim Konyaspor’u ve sporu gazeteci olarak takip etmişliğim vardı. Dost olduğum ya da dost olduğumuzu sandığım insanlara sırf “Konyaspor iyi yönetilmiyor, Konyaspor bu sezon çok sıkıntı çekecek, Konyaspor’un paraları boşa gidiyor” diyorum diye en yetkili dostlarımla küfürleşiyor nerede ise kanlı bıçaklı düşman oluyorduk. Önce anons da ki iddiaları bir düzeltelim. Düzeltelim ki bizi tanımayan okurlarımız yanlış yorumlar yapmasınlar. Nostradamus denilen insanların bile kehanetlerinde en çok şansları olduğuna inanıyorum. Dünyanın son 500 yıl da ki Nostradamuslarını incelediğiniz zaman hiç de uçuk bir şey göremezsiniz. Bakın mesela neler demişler ‘2010’DA SOVYETLER DİRİLECEK’ miş, devletlerin tarihlerine baktığınız zaman küllerinden doğan öyle devletler görülür ki, bunun için azıcık tarih bilgisi yeter, ‘ABD-İRAN SAVAŞI OLMAYACAK’ mış, her halde ABD’nin Irak’ta aldığı darbelerden sonra bir de İran’a saldıracak kadar zeka özürlü olduğunu düşünemeyiz, neymiş ‘TÜRKİYE İSLAMİ ÇİZGİYE KAYACAK’ mış, dünyanın İslamiyet’i öğrenmeye çalışmasının, İslamiyet’in dünyada hızla yayıldığını düşünürsek bunda garip bir durum mu var? Yoksa yine dedikleri gibi ‘BÜYÜK KENTLER SULAR ALTINDA KALACAK’ mış… Tabii ki küresel ısınma sonucu suların yükselmesinin yükselen sular ile birlikte deniz seviyesinin bile altında bulunan bazı yerleşim birimlerinin bu fiziksel doğa olayı ile suların altında kalmasından doğal ne olabilir ki… İşte tüm bu Nostradamus’lukları da ben bilim ve şansın gücüne inanıyorum. Fikri kehanetleri şöyle kenara bırakacak olursak Konyaspor’umuzla ilgili acı gerçekleri aylar öncesinden televizyonlarda canlı yayınlarda gazetemizde köşelerimizde yazmanın nedenlerinin başında bir Konyaspor’u çok ama çok sevmek (kulübü yönetenlerden bile daha çok sevmek), iki yakalamış olduğumuz sportif iletişim ve sportif tecrübeyi bir kefeye koyarken buna duygusallığımızı katmamamız oldu. Tekrar lafı özetleyerek Konyaspor’a girmek istersek kehanet diyenlerin bile şansına inanıyorum ya ister astroloji olsun isterseniz ekonomik olsun herkesin bildiklerine duygularımızdan katarak bu yazıyı kaleme alıyoruz. Allah’ın size verdiği zekaya, kişisel bir sezgi katarak konuya yaklaştığınız zaman gerçek acı da olsa tüm çıplaklığı ile görülecektir…

 

UĞUR VE ALİ SESSİZCE KARTALSPOR’A POSTALANDI

28 Haziran’da Uğur Yanıkdemir, PAF takımı oyuncusu Ali Temur ile birlikte sürpriz bir şekilde Kartalspor’a kiralandı. Bu apar topar transfer de kafaları bulandırdı. (Camiada bu olay; Uğur, Nurullah sağlam için pimi çekilmiş patlamaya hazır bir bomba. Onu oynatmazsa tribünlerin tepkisini alır, oynatırsa kendi istediği oyuncuyu oynatamaz şeklinde yorumlandı.)

Aslında doğru idi de. Hatta bazı yöneticilerimiz bizim eleştirilerimize kamuoyunun önünde olmasa da özel sohbetlerde kendilerince kendilerini haklı çıkartacak yorumlarda bulundular. Ama ne yazık ki buna ben de dahil basın olarak genç yıldız adayının böyle apar topar İstanbul’a paketlenmesinin üzerine gidemedik. Gitmedik. 

 

TRANSFERİN ADI VARDI  COŞKUSU YOKTU

Yöneticiler transfer döneminde, Burak Özsaraç, Muhammet Akıncı, Can Parlayan, Veysel Cihan, Ze Gomes ve Murat Hacıoğlu’nu kadroya dahil ederken Uğur Yanıkdemir, Ozan Özkan, Erman Ergin, Volkan Çekiç kamp döneminde gönderilen oyuncular oluyordu. Transfer dendiği zaman şehri harekete geçirecek spor kamuoyunu deyim yerinde ise zıplatacak isimler bekleniyordu. Ama yukarıda ki isimler sadece basında yer alırken kamuoyu olaya çok soğuk bakıyordu. Yine bu transferlerden sadece birisi mesela Murat Hacıoğlu’nu ele aldığımız zaman benim gibi biraz çok konuşanlar hemen hedef oluyordu. Çünkü şimdi transfer diye renklerimize dahil ettiğimiz Murat’ı Ankaraspor, sezon bittiği zaman eline bonservisini verip göndermemiş miydi? Bu futbolcunun elinde bonservisi ile kulüp kulüp dolaştığını sağır sultan bile duyuyordu yoksa bizim yöneticilerimiz mi duymamıştı. Yoksa yoksa bu da mı bizlerin bilmediği ama bazı yöneticilerimizin çok iyi bilip uygulamaya koydukları bir transfer stratejisi miydi? Koskoca camiada ne yazık ki bizim gibi üç beş kişi Murat Hacıoğlu transferini eleştirebiliyordu. Ama bir sezon boyunca inişli çıkışlı bir grafik çizen Murat son maçta attığı golden sonra taraftara yaptığı hareket ile camia ile ipleri koparıyor belki de her iki tarafında birbirine ne kadar zor şartlar altında sabrettiğinin mesajını veriyordu.

 

FİKSTÜRÜ BİLE ANLAMAMADIK

16 Temmuz tarihinde 2007-2008 sezonunun fikstür çekimi yapılmış Konyaspor için oldukça zorlu bir fikstür çekilmişti. Lige Beşiktaş maçıyla başlıyorduk ve sezonun ilk 8-9 haftası birbirinden riskli rakiplerle adeta ateşten gömlek gibiydi. Ama her ne hikmetse yetkili ve etkili Konyaspor yöneticileri yine doğruyu saptırmak için ağız birliği yapıyor-‘Zor bir başlangıç’ diyebilme cesaretini göstermeden –‘Bu fikstür bizim için avantaj’ diyebiliyorlardı. Fikstürün avantaj mı dezavantaj mı olduğunu oynadığımız her doksan dakika sonunda acı bir gerçek olarak görüyorduk. 

 

ALMANYA KAMPINA VİZE ALINAMADIĞI İÇİN TAKIM KAPTANI BİLE GÖTÜRÜLEMEMİŞTİ

Konyaspor yönetimi kamp için bir önceki yıl da olduğu gibi yine Almanya’yı tercih etti. Ancak Mısırlı oyunculara vize alınamadı. Almanya’nın Arap vatandaşlara uyguladığı katı tutum nedeniyle Mısırlı futbolcular El Saka ve Muhammed Abdullah’a vize alınamadı Almanya’ya gidemeyen bu oyuncular hazırlık kampına katılamadı. Bu elbette bizim içinde ne kadar siyasi bir karar da olsa Arap vatandaşlarına Almanya vizesi alınamadığı yöneticilerimiz tarafından bilinmiyor muydu? Yoksa biri takımın kaptanı da olsa iki oyuncunun bu çalışma dönemine katılmaması o kadar önemli değil miydi?

 

ALMANYA’DA Kİ TURNUVADA SONUNCU OLDUK

Almanya’dan yönetim ve teknik heyet iyi haberler gönderiyordu. Ancak gazetecilerin Almanya’ya gitmesiyle işin rengi değişti. Takım hazırlık maçlarında büyük sıkıntılar yaşıyor, gol pozisyonu bile üretemiyordu. Hazırlık maçları fiyasko ile sonuçlandı. Takım adeta pas yapamaz durumdaydı. Zaten Konyaspor orada yapılan turnuvada da sonuncu oldu.

 

HİÇ DE HOŞGÖRÜLÜ OLMADI 

Konyaspor’un Almanya dönüşünde yeni sezon dualar ve kurbanlarla açıldı. Açılış maçında rakip ise İran’ın El İstiklal takımı oldu. İran şampiyonu ile karşılaşan Konyaspor seyircisiyle buluştuğu bu maçtan 2-0 mağlup ayrılırken lig için hiç de hazır olmadığını gösterdi. Ardından Hoşgörü Kupası yapıldı. Konyaspor ev sahibi olduğu bu turnuvada sonuncu oldu. Turnuvada rakiplerimiz Kasımpaşa, Sivasspor, Ankaragücü idi. Sıralama da aynen böyle olmuştu. Ama gelin görün ki daha yola çıkmadan görünen tehlike işaretleri, yine göstermelik demeçler ile geçiştirildi. Gerekçe neydi? Çok basit: “Henüz ligin başındayız. Bunlar lig için ölçü olamaz” deniliyordu. Yani lig öncesi yapılan ciddi turnuvalarda bile kötü olacaktık, başarısız olacaktık ama lig başlayınca sihirli bir değnek gelip kötüleri iyi, yanlışları doğru yapacaktı. Bu koskocaman bir kandırmaca göz boyama idi. İşte biraz tarafsız biraz gerçekçi düşünüldüğü zaman tehlike burada idi. Hiçbir musibetten ders alınmıyor. Pembe boyalar ile siyahlar örtülmeye çalışılıyordu. Oysa hazırlık maçları çok kötü sinyaller vererek geleceğin tehlikesini yansıtıyordu.

 

İLK HAFTA BEŞİKTAŞ DEPLASMANI İDİ

Hazırlık maçlarında alınan kötü sonuçların verdiği karamsarlıkla sezona başlayan Konyaspor ilk maçını deplasmanda oynadı. İnönü Stadı’nda oynanan bu maçta Konyaspor sahadan 1-0 yenik ayrıldı. Kimine göre Yeşil-beyazlılar iyi oynamıştı. Ama net bir şekilde görüldü ki o maçta kaleci Özden Öngün’ün inanılmaz performansı Konyaspor’u farklı yenilgiden kurtarmıştı. Yine de bu tabloya iyimser bakanlar çoğunlukta idi.

 

KAYSERİ DEPLASMANINDA İLKLER YAŞANDI

2. hafta Kayseri ile iç sahada oynadık. Bir hafta önce İnönü Stadyumu’nda yaptığı inanılmaz kurtarışlar ile bu maçın kahramanı olan Özden bu maçın henüz başında beklenmedik bir hata yaptı ve Kayserispor bu golle 1-0 öne geçti. Konyaspor henüz forma giremeyen rakibi karşısında 1 puanı Murat Hacıoğlu’nun golüyle kurtardı. Bu maçın 60. dakikasında kaydedilen gol Konyaspor’un 2007-2008 sezonunda attığı ilk golü, alınan 1 puanda sezonun ilk puanı oldu. Kayserispor maçı karşılıklı atılan gollerle1-1 sonuçlanıyordu.

 

ANKARASPOR MAÇI İLE BAZI GERÇEKLER KABULLENİLMEYE BAŞLANDI

3. hafta Ankara deplasmanında Ankaraspor ile karşılaşıyorduk. 9. dakikada Murat Tosun’un golüyle yenik duruma düşen Konyaspor, 40. dakikada Veysel’in golüyle beraberliği sağladı. Bu maçta Konyaspor’un Neca ile attığı nizami bir gol hakem tarafından verilmezken hakem hataları da start almış oldu. Ancak Konyaspor’un gol yollarındaki sıkıntısı da iyice su yüzüne çıkmıştı. Camia golcü transferi için baskı yapmaya başladı. Teknik patron Nurullah Sağlam da bu yönde transfer isteğini ifade ediyordu. Yani bizlerin hazırlık maçı sonrası dile getirdiğimiz için hemen sezon başında tuu kaka olduğumuz konu şimdi teknik heyet tarafından dillendiriliyordu. Maç karşılıklı atılan gollerle 1-1 bitti.

 

DÖRDÜNCÜ HAFTA YİNE BERABERLİK

4. hafta da rakip Denizlispor idi. Konyaspor bu hafta da gerçekten oynadığı oyunun karşılığını

alamıyor ve galibiyeti kaçıran taraf oluyordu. Üzerinde büyük bir kısmetsizlik olan Nurullah Sağlam ve talebeleri 1 Eylül 2007’de Konya’da oynanan bu maçta son dakikada yediği golle sahadan 1 puanla ayrılmak zorunda kalıyorlardı. Bu maçta goller Neca (dk. 32 pen.), Murat Hacıoğlu (dk. 52) gelirken Denizlispor’un golleri 51 ve 90. dakikalarda Yusuf’dan geliyordu.

Ancak bir hafta önce Ankara deplasmanında inanılmaz hakem hatasına maruz kalan Konyaspor bu maçın ikinci devresinde hakem Hakan Sivriservi’nin anlaşılmaz ve açıklanması güç kararlarıyla adeta sindirildi. Artık camiada hakem hataları konuşulur olmuş, bu da kötü futbolun öne çıkarılmasını bir kez daha engellemişti.

 

CUMHURİYET TURNUVASINDA KONYASPOR YİNE SONUNCU OLUYORDU

Denizlispor maçından sonra milli maçlar nedeni ile liglere ara verildi. Konyaspor’da bu boşluğu en iyi şekilde değerlendirebilmek için Sivas’a giderek Cumhuriyet Kupası maçlarına katıldı. Ancak lig öncesindeki hazırlık turnuvalarında olduğu gibi Konyaspor burada yine sonuncu oldu. Ancak kulüp cephesinde değişen bir şey yoktu ki. Yöneticiler turnuvalar hazırlık maçları lig için ölçü olamaz derken buna bizlerde dahil kimse hayır yalan demiyorduk. Çünkü gazeteciliğimizi bir kenara bırakıp Konyaspor taraftarı gibi düşünüyorduk. Bu yanlışlar da zaten her geçen hafta birer acı örnek olarak ilerleyen haftalarda karşımıza çıkacaktı.

 

WASHİNGTON KİMDİ NEYİN NESİ İDİ VE KAÇA MAL OLMUŞTU?

Konyaspor birinci transfer döneminin son günlerinde Brezilyalı golcü Washginton’u transfer etti. Spor kamuoyunun merakla beklediği müthiş golcü müthiş bir tantana ile kamuoyunun önüne çıkartılıyordu. Bu müthiş golcü 29 yaşındaki oyuncu yine güvenilir ve emin kaynaklara göre Konyaspor’a tam 900 milyar liraya mal olmuştu.  Konyaspor’un gol yollarındaki sıkıntıyı çözmesine kesin gözüyle bakılan ve deyim yerinde ise bir çuval para verilen büyük golcü ilerleyen haftalarda nasıl bir bomba olduğunu gösterecek hatta sezon sonunda yedeklerde bile bulunmayacaktı. Konyaspor kulübü bizimdi. Ve şunu çok ciddi iddia ediyorum ki bizler görev yapanlardan daha çok kulübümüzü düşünüp daha çok seviyorduk. Elbette bunun ölçüsü yoktu. Parası olan düdüğü çalacaktı ve yönetici olacaktı. Ancak verilen paralar ile karşılığında neler elde edilmişti. Spor kamuoyu bunu iyi değerlendirmeli yöneticiler sezon sonunda borç hanesine transferde boşa giden rakamları kalın kalın yazmalıydılar.

 

TARİHİ GALATASARAY HEZİMETİ VE NURULLAH SAĞLAM’IN SONU

Ligin beşinci haftasında Konyaspor İstanbul deplasmanında Galatasaray’a gidiyordu. Lig fikstürü çekildiği zaman bu fikstüre avantaj diyenler halklılardı (!) Niye mi? Çok basit Galatasaray’ın cezası nedeni ile maç seyircisiz oynanacak ve lige hiç de iyi başlamayan Konyaspor onlara göre rakibini yenecekti. Ama maç bittiği zaman konuşanların değil görenlerin dediği oldu ve Yeşil-Beyazlılar tarihinin evet evet tarihinin en acı üçüncü yenilgisini aldı. Yıllar önce Ankaragücü’ne 8-0, Beşiktaş’a ise 7-0 yenilen Konyaspor, 2007-2008 sezonunun ilk ve en büyük hüsranını Sami Yen’de yaşadı. Bu seyircisiz maçta Galatasaray’a 6-0 yenildik. Düşünsenize bir de Sarı-Kırmızılıların o muhteşem seyircisi olsa skor 12-0 mı olacaktı?.

 

GENÇLERBİRLİĞİ MAÇI İLE ALTI MAÇTA GALİBİYET GELMEYİNCE KLASİK FİLİM SAHNEYE KONDU

6. haftada rakip Gençlerbirliği idi. Galatasaray deplasmanından bozgunla dönen Konyaspor’da sahada değişen bir şey yokken artık şans dakikaları şans topları da yoktu. Ve temsilcimiz yine bir son dakika golü ve galibiyeti kaçıran taraf oluyordu. Ve teknik heyet için beklenen son noktayı koymak için aynı zaman da da yönetimin kendisini kurtarması için liglerde ki klasik senaryo sahneye kondu ve Konyaspor’da tepkilerin odak noktası ise Nurullah Sağlam kovuldu. Nurullah Sağlam’ ın görevine son vermekle aslında kamuoyunun gazı alınıyordu. Böylece yapılan transfer hataları da giden hocaya yüklenecek Konya adına karar ve parayı harcayanların tertemiz ak kaşık oluvereceklerdi. Nitekim de öyle oldu.

 

NURULLAH HOCA PARA YERİNE HANGİ YÖNETİCİNİN  SÖZÜNÜ İSTEDİ

Günahı ile sevabı ile Konya ’da bir Nurullah Hoca dönemi kapanmıştı. Ben bu insanı yakından tanıdığıma inanıyorum. Kamuoyunun gözü önünde ÜN-TV’ de canlı yayında gözlerinin içine baka baka geçen sezonun son maçı olan Antep maçı sonrası –‘Sana güvenmiyorum’ dediğim bu insan ağlasa da benim görüşümü değiştiremezdi. Ama bu adama bu kadar yanlışı yaptıranlar susuyordu. Çünkü yine benim her yanlışını açıkça eleştirdiğim yüzüne haykırdığım bu insan yanlışlarda yalnız başına değildi. Artı para sevdalısı asla değildi. Ve hesap görülmek için masaya son kez oturulduğu zaman Konyaspor’lu yöneticiler çek yazmaya çalışırlarken kendi ifadesi ile Nurullah Hoca tüm yönetime –‘ ben sizden çek mek istemiyorum. Sayın Başkan Mustafa Yayla paranın ödeneceğine dair söz versin’ yeter deyip kestirip atıyordu. Veee kader bu ki Konya’dan gece ayrılıp sabah memleketi olan Antep’e gelen Nurullah Hoca sabahın köründe kendisini sürekli eleştiren canlı yayında kendisini ağlatan isim Uğur Özteke’ yi yani bendenizi arıyordu. Ve hep inandığım büyük Allah’ ımın her zor anımda yürü kulum dediği ben o gün Antep’de idim. Nurullah Hoca yanında bir banka müdürü ile Antep’e kaldığım otele çıka geldi. Saatlerce sohbet ettik. Ve kaderin ağlarını nasıl ördüğünü geçmişi bilinmeyenleri bilinenleri ve de yazılmamak şartı ile yaşananları tek tek Nurullah hocanın ağzından dinledim.

 

YÖNETİCİLER ANTEP’İ ARAYIP HOCAYI NASIL SUSTURDULAR?  

Sonunda biz gazeteci idik ve bir yerde görevimizi de yapmak zorunda idik. Nurullah hocayı saatler sonra gönderdikten sonra ilk işim gazetem MEMLEKET’i arayıp Nurullah hocanın yazılabilir dediklerini yazdırmak oldu. Bu yazı dizisi birkaç gün devam ediyordu ki yazılanlardan rahatsız olan bazı yöneticiler ( onlarda bizce malum) Nurullah hocayı arayarak dost olarak ayrıldıklarını kamuoyuna bu tür açıklamalar yapmanın gelecek yıllar için kötü sonuçlar doğurabileceğini ima ediyorlardı. Çünkü bizim yayınımızdan sonra meslektaşlarımız Nurullah hocaya ulaşarak kendisi ile görüşüyorlar ve kamuoyunda esen rüzgar bir anda yönetim aleyhine dönüyordu. Gerçekten de hoca iki üç gün sonra basında bizim yazdıklarımızın dışında kimse ile görüşmediğini açıklayan bir açıklama yapıyordu.

 

ÜNAL’IN GELİŞİ VE  KONYA’DA YAŞANILAN O MÜTHİŞ HEYECAN

Konyaspor yönetiminin ve yönetici olarak kulübü yönetenlerin dışında  takıma direkt olarak müdahale eden isimlerinin bu zor dönemden hatta tünelin birden karadığı bir ortamda çıkış için ışık arayışlarına girerken, camiada Ünal Karaman ismi gündeme getirildi. Ünal Karaman, ismi ile yıllar sonra takımın başına bir Konyalı bir teknik adamın yardımcılarıyla birlikte getirilmesinin yanı sıra böylesine kötü bir durumda da herkesi kurtaracak cankurtaran simidi idi. Herkes ama herkes bu konu üzerinde öyle bir kitlendi ki şehirde olumsuz tek bir yaprak bile kıpırdamıyordu. Çünkü milli takımda gerek futbolcu gerekse antrenör olarak başarısını onaylatan Ünal Karaman’ın halen şehirde dostluğunu ilişkilerini sürdürdüğü belli başlı isimler de vardı. Konya’da yepyeni ve son dönemlerde görülmemiş bir heyecan yaşanıyordu. Ünal isminde herkes hem fikirdi. Aksi düşünülemezdi. Ama bazı sağduyu sahipleri, böylesine zor bir dönemde Ünal’ın hiçbir takımda yani kulüp bazında teknik adam olarak deneyiminin olmamasından endişe ederek Ünal’a yazık edileceğinin ve yılların birikimi bir sermayenin bir hiç ve benlik pahasına hatta ‘ birilerini kurtarma’ pahasına yok edilmesinden endişe ediyordu. Evet buna ben de dahildim. Ama şehirde esen o görülmemiş muazzam heyecan karşısında susmak en akıllı işti galiba. Ünal kaderin bir cilvesi olsa gerek Konyaspor’un başındaki ilk maçına yıllardır formasını giydiği Trabzonspor karşında çıkacaktı.

 

KONYASPOR’UN  KUPADA ŞANLIURFASPOR’A ELENİŞİ VE YENİ BİR TARİHİ UTANÇ TABLOSU

Şehirde yaşanan kenetlenmenin mutlaka sonuç vereceğine inanılıyordu. Ama Ünal Karaman imza attı atacak derken Konyaspor su gibi akıp giden maratonda Türkiye Kupası’nda TFF 2. Lig B Kategorisi takımlarından Şanlıurfaspor ile karşılaşmak için Urfa’ya yola çıkıyordu.  Kötü gidişatın, Ünal Karaman rüzgarıyla Urfa’da sona ereceği beklentisi hakimdi. Ama beklentiler boşa çıktı. Hayaller yıkılıyor ve Konyaspor TFF 2. Lig B Kategorisi takımlarından Şanlıurfaspor’a  2-1 yenilirken kendi tarihine yine kapkara bir sayfa açıyordu. Ama yöneticiler spor kamuoyuna kendilerince öyle profesyonel manevralar öyle güzel stratejiler öyle başarılı çalımlar atıyorlardı ki kupa da iddialıyız diyenler Şanlıurfaspor karşısında kupaya da havlu atarken Ünal Hoca rüzgarının arkasına da çok güzel saklanıyorlardı. Ve ne yazık ki bundan etkilenen herkes gibi basında bile bu durumu dillendirmeye çalışan sadece üç beş kelaynak kuşu gibi bizler kalıyorduk. Ve bizler Ünal hocaya rağmen takımın üzerindeki karabulutların dolaşmaya devam ettiğini söyleyince tehdit edilmeye hainlikle suçlanmaya karşı karşıya kalıyorduk. Çünkü en yakın çevremiz bile artık başında Konyalının Konyaspor’un gönlünde ki aslan Ünal Hocalı bir Konyaspor’un eleştirilemeyeceğinde tek yumruk olmuştu. Elbette daha takımın başında çıkmayan bir teknik adamdan bir şey beklemenin futbolda yeri yoktu. Ama şehirde, kaldırımdaki vatandaşın yaşadığı heyecan futbolcularda niye yoktu? İşte yönetici burada yöneticiliğini göstermeli tehlikeyi görmeliydi. Bu konu aslında çok daha derinleştirilebilir.

 

TRABZONSPORLU ÜNAL KONYASPOR’UN BAŞINDA TRABZON’DA TRABZON’A KARŞI SAHAYA ÇIKIYORDU

Ligin 7. haftasında kaderin ilginç bir tesadüfü Avni Aker’de yaşanıyordu. Trabzonspor’un da yıllarca formasını başarı ile taşıyan o formayı en iyi şekilde temsil edip ıslatan bu forma ile Trabzonspor’a tarihi maçlar kazandıran Ünal Karaman bu kez memleketinin takımı, ilk göz ağrısı Konyaspor’da hoca olarak Trabzonspor’a karşı Avni Aker’in çimlerine basıyordu. Bu da Ünal Karaman için unutulmaz bir doksan dakikanın başlangıcı diye düşünüyorum. Ve bu maçta Konyasporlu futbolcular, Ünal Karaman’ın yüreğinde ki heyecanı biraz sahaya yansıtarak kıpırdanır gibi görünseler de iyi mücadele etseler de maçı Gökdeniz’in 67. dakikada attığı golle kaybediyorduk ve Karadeniz’den de yenilgi ile dönüyorduk. Üst üste 7 haftada galibiyet alamayan Konyaspor’da karamsar tablo hala silinememişti.

 

SEKİZİNCİ HAFTADA İLK GALİBİYET

Ve Konyaspor ligin sekizinci haftasında nihayet kazanıyor. 7 Ekim 2007’de iç sahada oynanan ve 8 bin 521 biletli seyircinin izlediği bu maçta Konyaspor, İstanbul Büyükşehir’i (sporseverler ve bazı Konyaspor’lular bu tabiri maruz görsünler) ‘ite kaka da olsa’ 3-2 yendik ve sezonun ilk galibiyetini aldık. Maç akşamı TV kanallarında maçla ilgili yapılan yorumlarda hakem Çetin Sarıgül’ün Konyaspor’a karşı hoşgörülü tutumu! bahsedildi. Yani kazandık ama bu galibiyet bile çoğunun içine sinmedi ama takım kazandı fakat kötü oynuyor diyen bizler yine meramımızı anlatamadık, yine eleştirildik. Elbette düdükler hep aleyhimize çalınmayacaktı. Ama biz içerde kendimizi iyi görmeli aynaları şaşırmamalıydık.

 

EL SAKA’NIN KIRMIZI KARTI NASIL SİLİNDİ?

Yine milli maç nedeniyle lige verilen aradan istifade eden Konyaspor, Bursa’da yapılan Uludağ Cup’a katıldı. Bu özel turnuva daha öncekilerde olduğu gibi Konyaspor için hüsranla sona eriyordu. Çünkü biz her şeye rağmen hala kötü hatta çok kötü bir durumdaydık. Ve bu turnuvada temsilcimiz Denizli ile 1-1 berabere kaldı ev sahibi Bursa’ya ise 3-2 yenildi. Ligin 9. haftasında Fenerbahçe ile deplasmanda karşılaşacak Konyaspor için Bursa’da ki futbol da mücadele de gidişat da hep kırmızı sinyaller veriyordu. Ancak bu turnuvada çok ilginç bir olay yaşandı. Sadece MEMLEKET Gazetesi’nin fark ettiği ve gündeme üzülerek getirdiği bir olay vardı. Bu olay da gazetede şöyle yer haber olmuştu:

Temsilcimizde Neca’nın Fenerbahçe maçında forma giyemeyecek olması ve Batista’nın durumunun belirsizliğini korumasıyla moraller bozulurken El Saka’dan gelen haber yürekleri serinletti. Milli maç nedeniyle lige verilen arayı iyi değerlendirmek amacıyla Bursa’da düzenlenen ve Bursaspor, Denizlispor ve Konyaspor’un yer aldığı Uludağ Cup’a katılan temsilcimizde kaptan El Saka, kırmızı kart görmekten kurtuldu. Bursaspor ile oynanan son maçta 90. dakikada Ömer Aysan’a yaptığı sert hareket nedeniyle kırmızı kart ile cezalandırılması gereken El Saka, hakemin büyük kıyağıyla kart görmekten kurtuldu. Hareketten sonra sahayı terk eden kaptan El Saka için hakem Cem İyihuylu ile yapılan görüşmeler olumlu sonuç verdi.

 

FENERBAHÇE MAÇI ÜNAL HOCA İLE ÖZDEN ARASINDAKİ BAĞI KOPARDI BU MAÇ ÖZDEN’İN SONU OLDU

9. Haftada rakip Fenerbahçe idi. Hani yöneticilerimiz sezon başında fikstürü değerlendirirken bunu bizim için bir avantaj olarak söylemişlerdi yaaa. İşte bakın avantajımız ne güzel devam ediyordu. Fenerbahçe maçında maça iyi başlayan Konyaspor 11. dakikada Brezilyalı Washington ile 1-0 öne geçti ama sahneye Özden çıktı. 12. dakikada kötü bir gol yiyen ve demoralize olan Özden arka arkaya kötü goller yemeye devam etti ve Konyaspor sahadan 4-1 yenik ayrıldı. Kesin olmamakla birlikte içeride Ünal Hoca ile Özden arasında şiddetli tartışmalar ve Ünal hocanın haklı fırçaları yaşanır. Ama aynı Ünal hoca basın mensuplarının önüne çıkıyor ve yapılması gereken en güzel ve doğruyu yaparak Özden’e sahip çıkıyordu.

Ama şu bir gerçek ki bu maç Özden’in sonu oldu. Tecrübeli kalecide bu maç ile birlikte formaya hasret kaldı. Nihayet devre arasında da Rizespor’a gönderilerek bu maç da başlayan gelişmeler bu transfer ile noktalanmış oldu.

 

KONYASPOR LİDER SİVASSPOR’UN HAVASINI ALDI

Ligin 10. haftasında lider Sivasspor’u ağırlıyorduk. Bu maç bir inanç azim ve isteğin inanmanın eseri olarak hafızalarda yer edecekti. Ligin flaş ekibi lideri Sivasspor bu maçta arka arkaya üç sakat birden verse de mağlubiyetten kurtulamıyor ve Konyaspor rakibini eze eze alnının teri ile adeta çimlere gömüyordu. Bu maçın unutulmayacak bir yönü ise tribünlerde ki ‘Şehitler ölmez vatan bölünmez’ sloganları idi. Öyle ki Konyaspor’um gol attığı zaman bile tribünler bu slogan ile adeta inliyordu.

 

ARTIK DEPLASMANDA DA KAZANIYORDUK

11. haftada Ankara’da Gençlerbirliği Oftaş ile karşılaştık. Konyaspor deplasmanda oynadığı bu maçı Veysel’in son dakika golüyle 1-0 mağlup etti ve sezonun ilk dış saha galibiyetini aldı. Ünal Karaman artık Konya’nın gerçek ‘Kahraman’ı olmuştu. Takım beklenen özlenen havayı yakalamış kara bulutlar dağılmış üst üste galibiyetler alınmış kötü takım gitmiş iyi takım gelmişti.

 

KRİZİN ADI MISIRLILAR

Konyaspor’da her şey iyiye doğru gitmeye başlamıştı. Ama bu kez de hiç hesapta olmayan bir olay patlak verdi Mısırlı oyuncular kriz patlak verdi. Haftalardır kadroya giremeyen Muhammed Abdullah huzursuz, onunun oynamayışından olsa gerek kaptan El Saka huzursuz. Ünal Karaman’ın bu durumdan dolayı El Saka’ya tavır aldığı iddiaları söylentileri dolaşmaya başlıyordu ki Ankara’da otele eşini getirdiği için El Saka disiplinsiz davranışlar sergilediği gerekçesiyle takımdan gönderiliverdi. Bu çok önemli bir karardı. Takımın kaptanı taraftarların gönlünde kısa sürede taht kuran gerçekten de oynadığı zaman takımın defansın güvenlik

Sübopu El Saka gönderilmişti. Bu ciddi karar kamuoyunda sessizlikle karşılandı. Daha doğrusu Ünal Hoca sevdası ağır bastı herkes susmayı tercih etti. Ve yılların kurt spor adamı başarılı iş adamı yönetici denildiği zaman nerede ise akla gelen ilk isim olan Gençlerbirliği Kulübünün Başkanı İlhan Cavcav’da bu beleş yıldız oyuncuyu alıp hemen sözleşme imzalayıverdi.

 

Ç. RİZE’Yİ YENDİK BURSA’YA MAĞLUP OLDUK

Tekrar lige döndüğümüz zaman 12. haftada Ç. Rizespor ile karşılaştık. Çaykur Rizespor karşısında zaman zaman zorlanan Konyaspor son dakikalarına 1-1 berabere girilen maçta rakibini yine son dakikalarda bulduğu golle 2-1 yendi ve umuda yürüyüşünü kayıpsız sürdürdü. Lige verilen aradan istifade Ankara’daki Ata Kupası’na katılan ve turnuvada üçüncü olan Konyaspor 12. haftada Bursa deplasmanına gitti. Temsilcimiz ligde sıkıntılı günler geçiren rakibine 1-0 mağlup olurken bu maç Konyaspor’un da galibiyet serisini sona erdirdi rakibine adeta hayat verdi. Bu maç sonucu ile yeniden denizin dipten dalgalanmaları da başlıyordu.

 

ANKARAGÜCÜ VE MANİSA KARŞISINDA ONURLU FUTBOL VE NET GALİBİYETLER VARDI

Ünal Karaman’ın takımın başına gelmesiyle özellikle iç sahada iyi bir hava yakalayan Konyaspor 1 Aralık 2007’de taraftarı önünde Ankaragücü ile karşı karşıya geldi. Temsilcimiz rakibini tecrübeli golcüsü Veysel Cihan’ın attığı golle 1-0 mağlup etti. 15. hafta da ise fikstür gereği üst üste ikinci kez taraftarının karşısına çıkan Konyaspor maçın başında 1-0 geriye düşmesine rağmen sahadan 4-2 galip ayrıldı. Bu maçta belki de sezonun en iyi en pozitif en inançlı futbolunu ortaya koyan Konyaspor’da beklenen çıkış devam ediyor.

 

ANTEP’DE HAYAL KIRIKLIĞI

16. hafta Gaziantepspor ile Antep’de karşılaşıyorduk. Rakibimiz haftalardır kazanamıyordu. Ligin alt sıralarında dolaşıyor çok formsuzdu. Avrupa kupalarında takımlarını görmeye alışan Antepliler bile artık takımlarından umutlarını kesmek üzere idi.  Konyaspor ise formda ve rakibini yenebilecek bir güçteydi.Herkes bu kritik deplasmandan galibiyetle dönüleceğine inanıyordu. Sezon boyunca sık sık kart gören ve cezalı duruma düşen Neca’dan yoksun mücadele eden temsilcimiz o günlerde çok zayıf ve kötü takım konumdaki rakibine 2-1 mağlup olup camiaya yine hayal kırıklığı yaşattı. Takımın başında Ünal hoca da söylenmesi gereken tedbir alınması gereken nokta bu aslında büyük bir istikrasızlığın göstergesi idi. 

 

KONYASPOR KASIMPAŞA MAÇI İLE TARİHİNİN EN BAŞARILI İLK YARISINI YAŞIYORDU (!)

17. hafta da rakip Kasımpaşa idi. Konyaspor, ilk yarının son maçında kendi sahasında Kasımpaşa ile oynuyordu. Kurban bayramına denk gelen bu maçı az sayıda taraftar izlerken Konyaspor zorlanmasına rağmen Veysel ve Erkan’ın golleriyle sahadan 2-1 galip ayrılıp devreyi galibiyetle kapatıyordu. İlk yarı sonunda 7 galibiyet, 4 beraberlik ve 6 yenilgi ile tamamlayan Konyaspor 25 puanla tarihinin en başarılı ilk yarısını yaşıyordu. Bu tablo karşısında herkes susmalıydı. Demek ki sezon başında bu takıma hedef olarak Avrupa’ yı gösteren yöneticiler haklı idi. Bu tabloya böylesine kötü bir başlangıca rağmen gelinen noktaya ancak şapka çıkartılır o bilek öpülürdü. Allah için sahaya baktığımız zaman lige baktığımız zaman içerden ve dışarıdan gelen duyumlara kulak verdiğimiz zaman tablo hiç de böyle değildi. Ama futbolda bir ölçü var ise o da sonuç skor idi. O zaman tedirginliklerimizi korkularımızı endişelerimizi içimize atmalı sabırla geleceği beklemeliydik. Çünkü en iyi ilaç zaman idi. Zaman yanılmıyordu. Ama kendi kendime de düşündüğümüz zaman bir yerde bir hata vardı ama o hata neredeydi diye de huzursuz oluyordum. Bir şeyler eksik di ve bu kesindi. Ama dediğimiz gibi bekleyip görecektik.

 

İKİNCİ YARI HAZIRLIKLARI BÜYÜK UMUTLARLA VE FLAŞ TRANSFER BEKLENTİLERİ İLE GEÇİYORDU

Ligin ilk yarısı sona ererken Teknik Patron Ünal Karaman yaptığı değerlendirme de özetle “Göreve başladığımız günden bu yana gelinen nokta ve toplanan 25 puandan dolayı takımımı kutluyorum. Bu puanları aldığımız dönem içerisinde zaman zaman çok iyi oynadığımız müsabakalar oldu. Bazen de bariz hatalar yaptığımız maçlar oldu. İkinci yarıda bu hataları yapmayarak çok daha iyi olacağız’” diyordu. Bu arada transfer çalışmaları ile ilgili olarak yaptığı yorumda topu yönetime atan Ünal Karaman .’ “Yönetim Kurulumuza göreve geldiğimiz anda bazı futbolcuların isimlerinin bulunduğu bir transfer listesi verdik. Tabiî ki onlardan transfer konusunda bu özveriyi bekleyeceğiz. Biz kendi adımıza o hazırlığımızı da yaptık. Bundan sonra transferi yapacak olan yöneticilerimizden de aynı özveriyi bekleyeceğiz. En azından takım içerisindeki rekabeti oluşturacak takviyeleri mutlak yapmamız gerekecek” diyordu.

 

ANTALYA KAMPI EŞLİ YAPILARAK BELKİ DE BİR İLK GERÇEKLEŞİYORDU

Konyaspor ligin ikinci yarısı için devre arası hazırlık kampı için Antalya’da konuçlandı. Acısıyla tatlısıyla birçok hatırası ile 2007 yılını geride bırakan Konyaspor yılın son günlerinde Antalya Belek’e kamp için gitti. Teknik Direktör Ünal Karaman burada ender görülen belki de Anadolu kulüpleri için bir ilk olan olaya imza atıp kampın ilk günlerinde futbolcuların eşleri ve çocuklarının da kampta kalmasına izin verdi. Böylece futbolcuları yeni yıla aileleriyle girdi. Bu belki de Ünal hocanın futbolculuk yıllarında ki büyük hayali idi. Ama sonuçta futbolcularda eşleri de çocukları da Antalya’dan gelen duyumlarda bu işten son derece mutlu olmuşlardı.  

 

KAMPDA Kİ HAZIRLIK MAÇLARINDA SERGİLENEN SÜPER FUTBOL UMUTLARIN YEŞERMESİNE NEDEN OLUYORDU

Belek kampında takımın kondisyon açısından daha iyi seviyeye gelmesi planlanıyordu. Bunun içinde Ünal Karaman ve yardımcıları teknik heyet özellikle yoğun antrenman ve oldukça ağır bir programı uyguladılar. Takım hazırlık maçlarında da iyi sonuçlar almaya başlamıştı. Ege Kupası kapsamında Denizlispor ile karşılaşan ve rakibini bu maçta 6-1 yenen temsilcimiz Denizlispor karşısında oynadığı süper futbolla ikinci yarı öncesi camiaya büyük umut veriyordu. Bu maçta hakikaten sahanın her hattında iyi oyun vardı. Paslaşmalar, pres, kanat organizasyonları her şey çok iyiydi (Arkadaşımız Selman Selim Akyüz de bu maçı izlemiş ve Konyaspor’a tam not verdiğini söylemişti)

 

FLAŞ TRANSFER BEKLENTESİ GENÇ YETENEKLERE DÖNÜŞÜYORDU

Devre arası kampı tüm hızı ile devam ederken ligde yer alan takımlar yaptıkları transfer hareketliliği ile dikkat çekiyorlardı. Her ne kadar ‘ ara transferde aranan istenilen futbolcu bulunmaz’ gerçeği geçerli olsa da Konyaspor özellikle bazı mevkilere kesinlikle takviye yapmak zorundaydı. Ve bunan inanın yeşil-beyazlı camia da Konyaspor’dan da flaş transferler bekliyordu. Özellikle kaleye, savunmaya ve forvete takviye kaçınılmaz gözüküyordu. Nitekim yönetimin ilk hamleleri de bu yönde oldu. Konyaspor ara transferde ilk olarak Sırp kaleci Damir Kahriman’ı ve genç oyuncu Fatih Özer’i renklerine bağladı.

Damir’in transfer hikayesi ise yönetim içinden gelen bilgilere göre de oldukça ilginç idi. Karaman’ın yardımcısı Ömer Zengin, Sırbistan’a maç izlemeye daha doğrusu kendilerine önerilen bir defans oyuncusunu izlemeye gider. Ama bu maçta o defans oyuncusunu değil kaleci Damir Kahriman’ı beğenir ve Ünal Karaman’a bu yönde bir rapor sunar. Ligin ilk yarısındaki Fenerbahçe maçında kaleci Özden’i silen ve soyunma odasında bu oyuncuya da haklı olarak adeta hesap soran Karaman da bu fırsatı kaçırmaz ve Ömer Zengin’in tavsiyesi ile Damir’i Konyaspor’a transfer ettirir.

 

SIRP AMA ANNESİ MÜSLÜMAN

Konyaspor camiasında özellikle yabancı transferde bilinen duyulan bir gerçek vardır. Konya’ ya gelecek sporcular özellikle Konya’nın yapısına uygun isimler olmalıydı. Maç sonrası yaşamlarında şehrin ve kulübün havasını bozacak davranışlara girmemeliydiler. Bu her ne kadar hiçbir yetkili tarafından yüksek sesle dillendirilmese de sohbetlerde özel konuşmalarda ve fısıltı halinde çok açık net olarak konuşulanlardı.  Sporda böyle bir şey asla söz konusu olamaz. Biz bundan da yana değiliz ancak “O oyuncu Sırp, bu oyuncu İsrailli, Yahudi vs… bir takım çatlak seslerin tepkilerin önüne geçme adına bazı transferleri yapmaktan vazgeçen Konyaspor Yöneticileri, Sırp oyuncunun imza töreninde de böyle bir manevra yapma zorunluluğu hissetmiş olacaklar ki Başkan Mustafa Yayla, “Damir’in annesi Müslüman” deyiveriyordu. Bunda belki de Sayın yayla’nın iyi niyeti ve açık sözlüğü idi. Ne var ki futbol spor profesyonellik idi. Bu gaf Konya basınının yine iyi niyet ve tarafsız gazeteci olmaktan çok Konyasporlu olma gerçeği ile çok çabuk kulak arkası ediliyordu.

 

BEŞİKTAŞ MAÇINDA AYAĞIMIZA GELEN TARİHİ GALİBİYETİ YİNE KENDİ AYAKLARIMIZLA RAKİBİMİZE VERİYORDUK

… Ve Konyaspor ikinci yarı perdesini Beşiktaş maçıyla aralıyor. İlk yarıda tarihinin en başarılı sezonunu geçiren devre arasında da umut veren performans sergileyen Konyaspor’un ayakları yerden kesilmiş, camia büyük hedefler peşinde koşmaya başlamıştı ki ikinci yarının ilk maçı geldi çattı. Rakip Beşiktaş’tı. Herkes bu maçtan beraberlik hatta galibiyet bekliyordu. Nitekim sahada her şey istediğimiz gibi gidiyordu. Maça çok iyi başlayan Konyaspor, 15. dakikada da Sedat’ın golüyle 1-0 öne geçti. Takım sahada iyi mücadele ediyor, zaman zaman gelişen Beşiktaş atakları savuşturulurken, Konyaspor ise etkili pozisyonlar üretmeye çalışıyordu. Nitekim ilk yarıda Murat Hacıoğlu’nun ahlar vahlar arasında karşı karşıya kaçırdığı pozisyonla tamamlandı. Devre arasında herkes farkın ikiye çıkarılamamasının tedirginliğini ve üzüntüsünü yaşıyordu. Akıllarda tamam bu maçtan en az bir puan cepte deniyor, yüzler gülüyordu. Ancak ikinci yarıda evdeki hesabın çarşıya uymadığı görüldü. 49. dakikada İbrahim Toroman kafa golüyle maça dengeyi getirirken, son dakikada ise hayaller yıkılıyordu. Maçın bitiş düdüğünden saniyeler önce Konyaspor’un kalabalık savunması içerisinde topu önüne alan Mert Nobre golü atmış, Konyaspor’un puan umutlarını tükettiği gibi, Konyaspor camiasına da zor günlere doğru yol vermişti. Çünkü bu son dakika golü, güzel giden her şeyi bitirdi.…Ve Konyaspor, fırtınada yolunu kaybetmiş bir yelkenli gibi bir oyana bir buyana savrulmaya başladı.

 

ÜNAL HOCA ZORLU KAYSERİ DEPLASMANINDA KUMAR OYNADI VE KALEYİ DAMİR KAHRİMAN’A VERDİ

19. hafta Kayseri deplasmanında idik.,Beşiktaş’a son dakika golüyle yenilen Konyaspor bunun telafisini Kayseri’de yapma amacındaydı. Bu umutla da Kayseri’ye gidildi. Teknik Direktör Ünal Karaman daha bir hafta 10 gün önce takıma alınan Damir Kahriman’ı bu maçta sahaya sürdü. Karaman’ın bu maceraperest kararı da Konyaspor’un farklı yenilgisine yol açtı. Çünkü daha Konya’ ya Türk futboluna hatta takım arkadaşlarına bile alışamayan genç Sırp kaleci bu maçta inanılmaz kötü bir performans sergilerken yine inanılmaz goller yedi. Her ne kadar bir penaltı atışını kurtarsa da genç file bekçisi yan toplardaki inanılmaz zafiyeti ile Konyaspor’un Kayseri’den 3-0 mağlup ayrılmasında en büyük faktör olarak görüldü.

 

KONYASPOR’UN İKİNCİ SIRP TRANSFERİ

Konyaspor kaleci Damir Kahriman’dan sonra ikinci kez bir Sırp oyuncunun transferini gerçekleştirdi. Defanstaki problemi çözmesi için Partizan takımından Milos Mihajlov alındı. 3,5 yıllık sözleşme imzalayan Sırp oyuncu, Konyaspor’daki savunma sorunlarına çözüm getirebilecek miydi? Konyaspor kurmayları bundan son derece emindi. Hızlı, hava toplarına hakim, topu oyuna iyi sokan bir stoper denildi onun için. Herkes El Saka’nın boşluğunu Sırp oyuncunun doldurmasını umuyordu.

 

KENDİ SAHAMIZDA Kİ ANKARASPOR MAÇI BİR KABUS FİLMİ GİBİYDİ

20. hafta da kendi evimizde Ankaraspor’u ağırlıyorduk. İç sahada Ankaraspor ile karşı karşıya gelen Konyaspor, ikinci yarıdaki kötü gidişatın önüne bu 90 dakikada geçme umudunu taşıyordu. Ama beklentiler yine boşa çıktı. İlk yarıyı Da Silva’nın uzaktan attığı harika golle 1-0 önde kapatan Konyaspor, kabus gibi bir ikinci yarı yaşadı.

Ankaraspor sağlı sollu ataklarla Konyaspor kalesine yüklenirken, ligin ikinci yarısında adeta narin bir meyve gibi olan Konyaspor defansı bu atakları savuşturamadığı gibi arka arkaya gelen gollerle dağıldı ve Konyaspor ilk yarısını önde kapattığı bu maçtan 3-1 mağlup ayrıldı.Kötü gidişat iyice kendini göstermeye başlamış, herkes transfer diye bağırmaya başlamıştı.

 

KÖŞEYE SIKIŞAN YÖNETİMDEN İMZALAR PEŞ PEŞE GELDİ

İyice köşeye sıkışan ve transfer yapamadığı için camianın yoğun eleştirilerini alan Konyaspor yönetimi Türkiye Futbol Federasyonu’nun transfer dönemini 1 hafta uzatmasıyla rahat bir nefes aldı. Ankaraspor maçından sonra Transfer için son bir gayrete geçen Konyaspor, önce Kasımpaşa’nın Fransız golcüsü Tehoue’yi aldı. Bu transfer oldukça sancılı oldu. Konyaspor İstanbul ekibine ciddi manada bonservis bedeli öderken, geldi, gelecek, sorun var, parası ödenmedi derken Konyaspor nihayet Tehoue’ye kavuştu. Fransız golcüyü aldıktan sonra teknik direktör Ünal Karaman’ın isteğiyle orta sahaya takviye için harekete geçen Konyaspor yönetimi, Trabzonspor’dan Ceyhun Eriş ve genç oyuncu Yusuf Kurtuluş’u renklerine bağladı.

Ünal Karaman özellikle Ceyhun’a çok güveniyor, “O’nu izlerken gençliğimi hatırlıyorum. Sahada kendimi görüyorum” diyordu. Ama Trabzon’da kadro dışı kalan Ceyhun, nazlandıkça nazlandı ve nihayet 3-4 aylığına transfer edildi. Ünal Karaman’da Ceyhun gelir gelmez onu takım kaptanı yaptı. Ara transfer döneminde kadroya FC Partizan’dan defans oyuncusu Milos Mihajlov, Trabzonspor’dan orta saha oyuncuları Ceyhun Eriş ve Yusuf Kurtuluş, Kasımpaşa’dan forvet Jonathan Kahne Teoue, FK Vojvoda’dan kaleci Damir Kahriman ve Fatih Karagümrükspor’dan sol kanat oyuncusu Fatih Özer’i transfer eden Konyaspor’da yöneticiler,  çok iyi bir transfer dönemi geçirdiklerini belirtirlerken,  taraftar da özellikle son transferlerden sonra umutlanmış ve beklenen çıkışın başlayacağını ummuşlardı.

 

NECA’YI ANKARASPOR KAPTI

Sezon başında Konya’ya gelişi Teknik direktör Nurullah Sağlam’ın özel girişimleri ile sağlanan ve ‘Gönülsüz aş baş ağrıtır’ sözünün en canlı örneğini yaşadığımız Neca ara transferin son gününde sessiz sedasız Ankarasporlu oluyordu. Futbolcu yeteneğine kısaca kumaşının kalitesine asla bir şey diyemeyeceğimiz Neca dediğini yaptı ve kendisini Konya’dan uzaklaştırmada başarılı oldu. Neca’nın gidişi ile Konyaspor’un çok bir şey kaybetmediğini ilerleyen haftalarda görecektik! Ama Ankaraspor’un bazı maçlarında Neca’nın ortaya çıkarak takımına neler kazandırdığını da görecektik.   

 

CHRİSTAN SON DAKİKADA HEM KONYASPOR’U HEM DE ÜNALKARAMAN’I YIKTI

Ligin 21. haftasında rakip Denizlispor idi. Konyaspor, bu zorlu deplasmana üç puan umuduyla gitmişti. Ceyhun takviyeli kadro ile sahaya çıkan temsilcimiz 10. dakikada yılların tecrübeli golcüsü Selahattin’in ayağından yediği golle 1-0 yenik duruma düştü. Buna rağmen son haftalardaki kötü görüntüsünü tekrarlamayan ve gol için saldıran Konyaspor aradığı golü  63’te Veysel ile buldu. Son dakikalarda Ceyhun, teheoue ve M. Hacıoğlu ile gole yaklaşan temsilcimiz, 90+3’te ise adeta yıkıldı. Maç biterken Denizli’nin 17 yaşındaki ve 400 Euro’ya evet sadece 400 Euro’ya transfer ettiği Christian’ın kafayla attığı gol Konyaspor’u ve Ünal Karaman’ı bir kez daha yıkmıştı.

 

KARAMAN’A YÖNELİK TEPKİLER BÜYÜMEYE BAŞLIYOR

Konyaspor’da Denizli maçından sonra camia adeta ikiye bölünmeye başladı. Bir kısım Ünal Karaman’ı desteklerken, bir kısım ise desteğini çekmeye başladı. Bu durum 27. haftadaki Sivas maçına kadar böyle sürdü. İkinci yarının ilk 4 maçından yenilgi ile ayrılan Konyaspor’da yönetim ve teknik heyet camiayı birlik ve beraberliğe davet etmiş, aralarında bizim de bulunduğumuz bazı spor yorumcuları bir kez daha Konyaspor düşmanı ilan edilmişti. Nihayet camiada göstermelik de olsa birlik beraberlik sağlanmıştı. Galatasaray maçı yeni bir umut olmuştu. Futbolcular ve yöneticiler ilk yarıda 6-0 yenildikleri Galatasaray’dan rövanşı alacaklarını ifade ediyorlardı. Bu havayla Galatasaray maçına hazırlanıldı. Ama maç günü iki takımı da sürpriz bekliyordu. 16 Şubat gecesi başlayan kar yağışı maçın oynanmasını bir gün tehir etti. Yönetim meteorolojinin günlerce bangır bangır bağırmasına rağmen kar yağışı için hiçbir tedbir almamıştı. Saha zemini yarım metreyi hatta yer yer 70-80 santimi bulan kar örtüsüyle kaplanmıştı. Amatörce ve ilkel yöntemlerle saha temizlenmeye çalışıldı. Gece hiçbir tedbir almayan Konyaspor yönetimi federasyonun da talimatı ile hummalı bir kar temizleme çalışmasına girdi. kah iş makineleriyle kah sahaya giren yüzlerce taraftarla saha kardan arındırılmaya çalışıldı. Federasyon ve maçın hakemi barış şimşek oynansın, Galatasaray ise oynanmasın baskıları yapıyordu. Nitekim beklenen oldu ve maç bir gün ertelendi. Pazartesi günü saat 13.00’te buzla kaplı zeminde oynanan maçı Konyaspor 1-0 kaybedip üst üste 5. kez sahadan mağlup ayrılıyordu. Ama kimse bu sonuca bir şey demedi diyemedi, Galatasaray’ın kötü futboluna rağmen yenilgi kötü zemine, kara buza bağlandı. Omuzum yamızım nutuklarıyla bahaneleri ile kusura bakmayın ama martavallarıyla bir hafta daha geçirilmiş oldu.

 

ANKARA’DA UTANÇ VEREN REZİL BİR TARİHİ YENİLGİ

Süper Lig’de ikinci yarıya kötü başlayan ve ilk 5 maçta puana hasret kalan Konyaspor’ da yetkili ve etkili isimlerin ağızlarını bıçak açmıyordu. Oysa lige başlarken ilk yarı bittiği zaman mangalda kül bırakmayanlar bu sefer her doksan dakika sonunda kem küm bile edemiyor bir anda ortalıklardan tıs oluyorlardı. Ahlar vahlar yalanlar dolanlar kandırmacalar arasında tam beş hafta geçirdik. Beş kahır haftası idi. Temsilcimiz artık Ankara deplasmanında Gençlerbirliği’ne konuk oluyordu. Bundan önceki haftalarda olduğu gibi maç öncesinde yine galibiyet serenatları yapılıyor nutuklar atılıyor spor kamuoyunun gazı alınmak isteniyordu. Kötü gidişatın pardon kepaze bir gidişatın önüne geçme hevesleri yine hakimdi. Ama evdeki hesap burada da çarşıya yine uymadı. Hem de bu kez rezalet perdesi bir kez daha aralanıyordu. Doksan dakikanın bitiş düdüğü ile birlikte Konyasporlu futbolcular ve teknik direktör Ünal Karaman, Ankara 19 Mayıs Stadı’nın çimlerine resmen gömülüyor, 90 dakika sonunda Konyaspor sahadan 6-1 mağlup ayrılıyordu. Ligin ilk yarısında Galatasaray’a 6-0 yenilen Yeşil-beyazlılar böylece sezonun en farklı ikinci yenilgisini almış üst üste de 6. yenilgiyi tatmıştı. Ama artık birilerinin çıkıp özü dilemenin ötesinde bir şeyler yapması gerekiyordu.

 

ŞEHİR YENİDEN AYAKLANDI

Konyaspor’un Ankara’dan tarihi hezimetle dönmesi camiayı bir kez daha ayaklandırdı. Artık sabır taşı filan kalmamış sıkıntılar yüksek perdeden dile getirilmeye başlanmıştı. Her Konyalının ve Konyaspor’lunun gönlünde ki aslan tahtta ki kral Ünal Karaman’a yönelik tepkiler de giderek artıyordu. Tüm bunlara rağmen Konya’nın önde gelen kişi ve kurumları ile taraftarlar “Çıkmayan candan umut kesilmez” dercesine bir kez daha takıma ve Ünal Karaman’a sahip çıktılar. Antrenmanlar da ziyaretçi üstüne ziyaretçiler ağırlanıyor tatlılar, çiçekler peşi sıra gelerek antrenman sahası adeta hanımların ev kabullerine döndürülüyordu. Kısaca yapılabilecek ne varsa yapılıyor değil çok daha fazlası abartılarak adeta sunuluyordu. Başkanından hocasına, yöneticisinden futbolcusuna kadar herkes ağız birliği etmişçesine

- “Henüz ligin 6.haftası geride kalan ve önümüzde 11 maçın daha olduğu zor bir dönemde spor kamuoyunda ve taraftarlarımız arasında bizim hiç düşünmediğimiz, aklımızın ucundan bile geçmeyen, takımımızın küme düşmesi konusu son dönemlerde daha fazla ve hızlı olarak seslendirilmesi hepimizi üzmektedir” açıklamaları peşi sıra geliyordu. Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu idi. Tabloya bakacaksın oyuna bakacaksın aynaya bakacaksın ve ondan sonra eleştirilerden rahatsız olacaksınız. Ama nerede?. Yavuz hırsız misali bir de üste çıkıyorlardı. Burada maksat doğruyu ve gerçeği dillendirmeye çalışanlara manevi baskı yapmak susturmak idi. Başka ne olabilirdi ki?. Bunun başka tanımlaması var mıydı?.

Acı ama ne yazık ki bir kez daha hatalar, yanlışlar ört bas edilmeye, umut aşılamalarla gün kurtarılmaya çalışılıyordu. Oysa sahanın içi “Dikkat! Bu gidişle düşeceğiz” mesajları veriyordu.

 

TRABZON GALİBİYETİ ve YALANCI BAHAR!

Konyaspor’da üst üste gelen 6 yenilginin şoku bu şekilde bastırılmaya çalışmış, Trabzon maçında alınan galibiyet de bunda başarılı olunduğunu geçici de olsa göstermişti.

Ligin 24. haftasında Konya Atatürk Stadı’nda Trabzonspor ile karşılaşan yeşil-beyazlılar, rakibini Da Silva’nın attığı mükemmel golle 1-0 mağlup edip, ikinci yarının ilk puanını alıyordu.

Konyaspor ecel terleri döktüğü bu maçta 3. dakikada attığı bu golle 1-0 öne geçmiş, maçın geri kalan 87 dakikasında ise mahkum oynamıştı. Ama şans (!) bu kez Konyaspor’dan yanaydı. Maçın 66. dakikasında (Trabzonspor’un atak üstüne atak yaptığı ve Konyaspor’un her an kırılma sinyalleri verdiği dakikalar) hakem Fırat Aydınus imdada yetişti.  Gökdeniz’in ceza sahasında düşürülmesini kendini aldatma olarak yorumlayan ve bu oyuncuyu kırmızı kartla oyun dışı bırakan Aydınus, haftalar sonra gelen bu galibiyette Konyaspor’un ekmeğine yağ süren isim oldu.

Neticede Konyaspor öyle ya da böyle 6 hafta aradan sonra kazanmış, bu galibiyet de temsilcimizi Süper Lig’deki 100. galibiyeti olmuştu. Evet Konyaspor “dalya” dedi, herkes dertler bitti sandı ama bu bahar yalancı bahardı. “Bir çiçekle bahar gelmez” ata sözünde olduğu gibi Konyaspor için mutluluk fazla sürmeyecekti…

 

HEZİMETLERE BİR YENİSİ DAHA EKLENİYOR VE İSTANBUL  BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ’NDEN BEŞ GOL YİYORDUK

2007-2008 sezonunun 25. haftasında deplasmanda İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne konuk olan Konyaspor, bu önemli deplasmanda da varlık gösteremedi ve sahadan 5-0 mağlup ayrıldı. İstanbul Atatürk Olimpiyat Stadı’nda oynanan bu maçta ilk yarıyı 2-0 önde kapatan Büyükşehir Belediyespor ikinci yarının ilk 15 dakikasında da üç gol buldu ve Konyaspor sezonun en farklı 3. yenilgisini almış oldu.

Deplasmanda kabus üstene kabus yaşayan, yediği bir golle hemen dağılan ve spor yorumcularınca “Çıt kırıldım” ilan edilen Konyaspor’da kümede kalma endişesi iyice yaşanıyor, taraftar umudunu tüketmeye başlıyordu.

 

BİR DÖNEM EN YAKIN ARKADAŞLARI İLE KONYASPOR’DAN SİLİNEN BAHATTİN KARAPINAR YENİDEN KONYASPOR’DA İDİ. PEKİ NE OLMUŞ NE DEĞİŞMİŞ VE DE NE VADEDİLMİŞTİ?

10 Mart 2008’de Konyaspor olağan genel kurulunu yaptı. Mustafa Yayla yeniden güven tazelerken yönetim takviye edilmişti. 782 delegesi bulunan Konyaspor kulübünde ne acıdır ki böyle bir ortamda delegenin sadece 106’sının katıldığı düşürsek kulübün içinde bulunduğu durumu daha net görebiliriz. Şimdi bu günleri geren herkesin çok iyi hatırlayacağı bir gerçek vardı. Daha iki sezon önce Bahattin Karapınar ve en yakın arkadaşları üstelik siyasi kariyerleri Belediye görevleri ve de iş güçleri ile herkesin bildiği isimler Hüseyin Çevik, Fethi Büyükbalta bir anda kulüpten uzaklaştırılmışlardı. Ya da onlar kendileri terk etmişlerdi. Peki ne olmuştu da şimdi bi isimlerin başını çeken Bahattin Karapınar Konyaspor yönetiminde birden iki numaralı isim oluvermişti. Konyaspor’ da Belediye’ de siyasi kulislerde kapalı kapılar ardında neler konuşulmuş ne sözler verilmiş neler vaat edilmişti?. Evet bunu öğrenmek istediğimiz zaman asla ama asla iki kişinin dediği birbirini tutmuyordu. Herkes bir şey söylüyor ama iki kişi asla aynı şeyi söylemiyordu.

 

YÜRÜYEN FENER BİZE DÖRT ATTI VE YİNE FENERBAHÇE KLASİĞİ YAŞANDI

Konyaspor’un Süper Lig’de şansının tutmadığı takım Fenerbahçe’dir. Temsilcimiz İstanbul’un sarı-lacivertli ekibi ligde bir kez yenmiş onda da Fenerbahçe şampiyonluğunu ilan edip, Konya’ya “zafer sarhoşu” olarak gelmişti. Bunun dışında Fenerbahçe’den tek bir puan almışlığımız yoktu. Bu gelenek yine bozulmadı. 26. haftada Konya Atatürk Stadı’nda oynanan maçta Fenerbahçe kötü bir performans sergilemesine rağmen adeta yürüye yürüye 4 atıp gitti. İlk yarısı 0-0 sona eren maçın ikinci yarısının hemen başlarında Ceyhun, eski takımı Fenerbahçe’yi avlamış bu gol ile de uyuyan dev uyandırılmıştı. Fenerbahçe Semih ve Kezman’ın 2’şer golüyle Konyaspor’u bir kez daha çaresiz bırakmış, maç öncesinde “Fenerbahçe’den korkmuyoruz” açıklamaları yapan Konyasporlu yöneticilerin bir kez daha sahadan boynu bükük ayrılmasını sağlamıştı. Belki de rakibin Fenerbahçe olması, Konyaspor’da taraftarın açacağı isyan bayraklarının önüne geçmişti ama yaşanan bu sessizlik fırtına öncesi sessizliğiydi. Herkes ateş yaksan patlayacak bir barut haline gelmiş, Ünal Karaman’ın Konyaspor’daki kaderi iyice tartışılır olmuştu.

SİVAS MAÇI ÖNCESİ ÜNAL HOCA’NIN KADERİ KONUŞULDU

Yine bu hafta içerisinde özellikle de yönetim içerisinde yola Ünal Karaman ile devam mı tamam mı? Gibi kimsenin konuşmaya dahi cesaret edemeyeceği lafların söz edilmeye başlandığını öğreniyoruz. Bunda da teknik heyette yapılacak bir değişikliğin takımı olumlu etkileyebileceği gibi sözler kullanılarak ortam yumuşatılmaya çalışılıyordu. Tüm bunları bizim duyduğumuz gibi Ünal hocanın da duyduğu ve hatta Gençlerbirliği maçından sonra takımın kaderi ve iyi olabilmesi için istifa ettiğini edebileceğini yöneticilere ilettiği iddiaları yayılıyordu.

SİVAS YENİLGİSİ İLE ARTIK BARDAK TAŞTI

Konyaspor Teknik direktörü Ünal Karaman, İstanbul Büyükşehir ve Fenerbahçe maçlarında alınan farklı yeniliye rağmen camianın kendilerine olan desteği için teşekkür konuşması yapıyor ve “Konya halkının bize gösterdiği sabır, tolerans ve bize verdiği destek Konyalı olarak beni gururlandırıyor. Bu duruşları için hepsine çok teşekkür ediyorum” diyordu. Bu açıklamaların ardından Sivas’a giden Konyaspor, beklemediği bir yenilgi daha aldı. Sivas karşısında ilk yarıda net pozisyonlar harcayan Konyaspor 77-81. dakikalar arasında 3 gol birden yedi. 4 dakika içinde gelen 3 gol Konyaspor’da artık bir şeylerin değişmesi gerektiğini açıkça gözler önüne seriyor, takımın yaptığı her santra sonucu kalesinden topu çıkartması taraftarı çıldırtıyordu.Konya’da, Konyaspor camiasında Ünal Karaman’a güven kalmamış belki de bir daha kimseye nasip olmayacak kredi sona ermişti.

 

KONYA’NIN İMPARATORU OLACAK ÜNAL KARAMAN’IN DEVRİ  ÇOK ÜZÜCÜ VE ACI TABLOLARLA KAPANIYOR

Yaşanan sıkıntılar, alınan farklı yenilgiler ve en önemlisi 10 haftada alınan 9 yenilgi Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Akyürek ve yöneticiler olmak üzere herkesi kara kara düşündürüyordu. Rivayetlere göre Ünal Karaman da 5-0’lık İstanbul Büyükşehir yenilgisinden sonra her hafta yönetime istifasını sunuyordu. Yöneticilerin bazılarının hocamıza güveniyoruz açıklamalarına rağmen Akyürek ve Konyaspor yönetiminin üst düzey kurmayları Karaman ile yolların ayrılmasına karar verdi. Büyük umutlarla 3 yıllığına Konyaspor’un başına geçen ve Konya da sporun imparatoru olan Ünal Karaman, 6 ayın ardından gönderiliyordu. Ve yine ne gariptir ki Ünal Karaman’ın veda konuşmasında yanında Konyaspor yönetimine kurtarıcı olarak getirilen Bahattin Karapınar bulunuyordu. Bu toplantıda bazı gazeteciler Ünal Karaman’ın ayrılmasına büyük tepki gösteriyorlar ancak tecrübeli isim Bahattin Karapınar tüm bu sert eleştirileri son derece profesyonelce geçiştirmeyi biliyordu.

Sonuç olarak uzun yıllar sonra Konyaspor'u çalıştıran ilk Konyalı teknik direktör olan Ünal Karaman'ın Konyaspor macerası 6 ay sürdü ve genç teknik adam bu dönemde 8 galibiyet 13 mağlubiyet aldı.

 

BÜYÜKLERİN SÖZÜ DİNLENDİ TAKIMIN BAŞINA TAVSİYE ÜZERİNE RAŞİT ÇETİNER GETİRİLDİ

Ligin ikinci yarısında 10 maçta 9 mağlubiyet, 1 galibiyet alan ve Teknik Direktör Ünal Karaman ile yollarını ayıran Konyaspor, boşalan koltuğa deneyimli teknik adam Raşit Çetiner’i getirdi. Geçmişte yıllarca Ümit Milli takım hocalığı yapan Çetiner ligde son 7 haftaya girilirken adeta ateşten bir gömleği sırtına giymişti. Çünkü takım hem mor alman hem de puan olarak dibe vurmuştu.İmza töreninde hırsı ve inatçılığını, “Burada bulunmam bu takımın tamamıyla iyi şeylere layık olduğuna inanmamdan dolayıdır, bunu da tüm açık yürekliliğimle söylüyorum. Yoksa asla inanmadığım bir şeyi yapacak bir teknik direktör değilim, olmayacağım da. Bu takımın şehir olarak da, sporcu kalitesi olarak da iyi şeylere layık olduğunu düşünüyorum. Ben buraya kötü giden bir şeyleri düzeltmeye geldim. Bizim buradaki öncelikli görevimiz kötü giden şeyleri iyiye çevirebilmek” sözleriyle açıklayan Çetiner, 2007-2008 sezonunda Nurullah Sağlam ve Ünal Karaman’dan sonra Konyaspor’un 3. teknik adamı oluyordu. Ama burada yine sporda ki büyüklerin dediğini oluyordu. Konyaspor’un başına getirilmesi için yapılan değerlendirmelerde iki isim gündemde kalırken tercih Raşit hoca’dan yana kullanılıyordu. Çünkü Raşit Hoca’ya Türk futbolunu yöneten insanlarda güveniyordu.

 

HAYRA YORULAN OFTAŞ YENİLGİSİ

Küme düşme korkusuyla son 7 haftanın kapısını aralayan Konyaspor’da yönetim başta olmak üzere herkes Raşit Çetiner’in deneyim ve saygınlığına inanıyor, içinde bulunulan girdaptan can simidi olarak Çetiner’in tecrübesiyle kurtulunacağından şüphe dahi duyulmuyordu.

İşte bu ortamda ve bu hava ile Gençlerbirliği Oftaş maçına çıkan Konyaspor, sahadan yine 1-0 yenik ayrılsa da ortaya koyduğu oyunla geçmişin yıkıntılarını üzerinden atacağının umut ışıklarını gösteriyordu. Tribündeki taraftarlar da takımın ligde kalacağı yolunda inanç tazelemiş gibiydiler..

 

RİZE’DE Kİ KADER MAÇI VE  KONYASPOR’UN YENİDEN DÖNÜŞÜ

Konyaspor,  ligin 29. haftasında Rize deplasmanına gitti. Ligde kalma yolunda son kozlarını oynayan ve Konyaspor maçını kader maçı olarak gören Rizespor maça çok iyi hazırlanmış, Çetiner yönetiminde kendini bulmaya başlayan Konyaspor’da da tüm hesaplar yenilmemek üzerine kurmuştu. Bu maç her iki takım içinde kader maçı idi. Çünkü otoritelerin de ısrarla üzerinde durduğu gibi bu maçı kaybeden takım küme düşmeye en büyük adaydı. Sırat köprüsü dedikleri doksan dakikalardan birisi idi. Kaybedenin yanacağı maç işte bu idi. Ve Konyaspor cephesi yine geçen yıl Rize’de yaşanan o çirkin olayları gündeme getirerek takımı bu doksan dakikaya motive etmeye çalışıyordu. Nitekim de maç öyle de oldu. Çok zorlu bir mücadele de Konyaspor iki kez öne geçmesine rağmen sahadan 2-2 beraberlikle ayrıldı ve lige dört elle tutundu. “Mağluptur bu yolda galip” sözünde de olduğu gibi Konyaspor belki kazanamadı ama onlarca galibiyete değer bir beraberlik aldı. Bu maçın devre arasında eski Konyaspor’lu Altan sahayı takımını değil Rize’yi bile terk ediyordu.

 

RİZE’DE Kİ KADER MAÇI VE KONYASPOR’UN YENİDEN DÖNÜŞÜ

Konyaspor,  ligin 29. haftasında Rize deplasmanına gitti. Ligde kalma yolunda son kozlarını oynayan ve Konyaspor maçını kader maçı olarak gören Rizespor maça çok iyi hazırlanmış, Çetiner yönetiminde kendini bulmaya başlayan Konyaspor’da da tüm hesaplar yenilmemek üzerine kurmuştu. Bu maç her iki takım içinde kader maçı idi. Çünkü otoritelerin de ısrarla üzerinde durduğu gibi bu maçı kaybeden takım küme düşmeye en büyük adaydı. Sırat köprüsü dedikleri doksan dakikalardan birisi idi. Kaybedenin yanacağı maç işte bu idi. Ve Konyaspor cephesi yine geçen yıl Rize’de yaşanan o çirkin olayları gündeme getirerek takımı bu doksan dakikaya motive etmeye çalışıyordu. Nitekim de maç öyle de oldu. Çok zorlu bir mücadele de Konyaspor iki kez öne geçmesine rağmen sahadan 2-2 beraberlikle ayrıldı ve lige dört elle tutundu. “Mağluptur bu yolda galip” sözünde de olduğu gibi Konyaspor belki kazanamadı ama onlarca galibiyete değer bir beraberlik aldı. Bu maçın devre arasında eski Konyaspor’lu Altan sahayı, takımını değil Rize’yi bile terk ediyordu.

 

VE KONYASPOR BURSA MAÇI İLE YENİDEN KAZANMAYI HATIRLADI

Süper Lig’de ikinci yarıya çok kötü başlayan ve haftalarca puana hasret kalıp ligin dibine doğru demir atan Konyaspor, 6 haftalık mağlubiyet serisinden sonra ligin 24. haftasında Trabzonspor’u mağlup etmiş ve yeniden kötü gidişata dönüp 27. hafta sonunda teknik direktör Ünal Karaman’ı kaybetmişti. Raşit Çetiner’in takımın başına geçmesiyle birlikte toparlanma sürecine giren ve kritik Rize deplasmanından bir puanla dönüp lige tutunan Konyaspor, 30. haftada sahasında Bursaspor ile karşılaştı. Bu maçın bir diğer özelliği ise Raşit hoca eski takımına karşı oynuyordu. Eski talebeleri Bursaspor forması ile maçtan önce geliyorlar hocalarının ellerini öpüp başarı diliyorlardı. Bu maçta rakibi karşısında ilk yarıda öyle ahım şahım futbol oynayamayan ama ikinci yarıda etkili olup suskun golcüsü Tehoue ile iki gol bulan üç de net fırsatı değerlendiremeyen Konyaspor rakibini mağlup edip ligdeki 5 haftalık galibiyet hasretine son verdi. Yoğun yağmur altında ki bu doksan dakikanın Konyaspor cephesinde pek çok şeyinde artık netleştiğini gösteriyordu. İstanbul Büyükşehir Belediyespor, Fenerbahçe, Sivasspor, Gençlerbirliği Oftaşspor maçlarından mağlup ayrılan deplasmanda oynadığı Çaykur Rizespor maçından da 2-2'lik beraberlikle ayrılan Konyaspor, Bursa galibiyeti ile çok çok rahatlamış oldu. Artık tribünlerde, “Hükümet düşer, enflasyon düşer ama Konyaspor asla düşmez” tezahüratlarını işitiliyordu.

 

ANKARA’DAKİ ANKARAGÜCÜ GALİBİYETİ İLE ARTIK GÖRÜNTÜ NETLEŞMİŞ OLUYORDU

Konyaspor iyice rahatlamış, yönetim ve futbolcular bu sezon hemen her galibiyet sonrasında olduğu gibi “inancın zaferi” olarak yorumlamıştı Bursa maçını. Sonraki haftada deplasmanda Ankaragücü’ne konuk olan Konyaspor, ilk yarısında ölüp ölüp dirildiği bu maçta ikinci yarıda Sedat (2) ve Murat Hacıoğlu’nun golleriyle şov yapıp puanını 35’e çıkarttı. İyice rahatlayan ve artık kümede kaldık sevinci yaşayan Konyaspor Ankara’yı mutlu bir şekilde terk etti.

Bu galibiyet aynı zamanda Konyaspor’un Süper Lig’de 2007-2008 sezonunda aldığı son galibiyet oldu. Sezon boyunca deplasmanda büyük sıkıntılar yaşayan Konyaspor Ankaragücü galibiyeti ile dış sahadaki ikinci galibiyetini de Ankara’da alıyordu. Daha öncede 10. haftada Gençlerbirliği Oftaş’ı Ankara 19 Mayıs Stadı’nda Veysel’in golüyle deviren Konyaspor’un ikinci ve son deplasman galibiyetinin sevincini de Ankara 19 Mayıs Stadı’nın çimlerinde yaşaması dikkat çekti.

 

MANİSA’DA EVDE Kİ HESAP ÇARŞIYA UYMAYINCA

31. haftada Ankaragücü  ile deplasmanda karşılaşan Konyaspor fikstür gereği 2. kez üst üste deplasmana çıkıyordu. Bu kez rakip Manisaspor’du. Son üç haftaya girilirken Konyaspor rahat Manisa ise artık ununu eleyip ipe sarmış ve 2. Lig için hesaplar yapmaya başlamış cinstendi. Herkes Konyaspor’dan bu maçta da galibiyet bekliyordu. Hatta Manisalı sporseverler bile bu görüşteydi. Ama evdeki hesap bir kez daha çarşıya uymadı. Konyaspor rakibine 2-0 yenildi. Sezonun en kötü futbollarından birini daha ortaya koyan yeşil-beyazlılar bu yenilgi ile elindeki tüm avantajını da kaybediyordu. Manisa maçından alınacak tek farklı yenilgili bir galibiyet bile Konyaspor’u ligde bırakıyordu. Ama kaderin cilvesi işte buydu. Konyaspor 1 gol atamadığı ya da bir başka deyişle 1 gol fazla yediği için son iki haftaya yeniden düşme korkusuyla giriyordu. Ama bu korku artık kabus değil endişe gibi tarif edilen bir şeydi. Konya olarak, bir taraftan “iki maçta 1 puan alamacak mıyız?” diyor, bir taraftan da “Malum top yuvarlaktır, ya bir puan alamazsak…” endişesine bürünüyorduk.

 

UMUTLARLA GETİRİLEN CEYHUN KİBARCA KOVULUYOR

Ara transferde büyük umutlarla flaş açıklamalarla Trabzonspor’dan kadroya dahil edilen ve takım kaptanlığı kendisine verilen Ceyhun Eriş ile yolların ayrılmasına karar verildi.

Tatlıcak Tevfik Lav Tesisleri’nde yapılan antrenman öncesi basın mensuplarına açıklamada bulunan Teknik Direktör Raşit Çetiner: “Ceyhun’un performansından memnun değildik. Bize kalan haftalarda katkı sağlaması konusunda şüphelerimiz vardı. Son iki haftada yararlanamayacağımız düşüncesiyle kendisiyle medeni bir şekilde görüştük ve anlaştık. Bugünden itibaren takım kadromuzda yer almayacak bu tamamen Ceyhun’un performansından kaynaklanan bir durum. Hem Konyaspor hem de Ceyhun için hayırlı olsun…” diyordu. Bu cümlelerin samimiyetini sizlerin takdirine bırakıyorum.

 

ANTEP MAÇI VE KURTULUŞ (!)

Konyaspor 33. haftada Gaziantepspor ile karşılaştı. Geçen yıl Gaziantepspor küme düşme korkusu yaşamış ve Konya’ya “Ya Allah ya Nurullah!” diyerek gelmişti. O doksan dakikayı sağ olanlar ve yaşayanlar bilir. Yine bu doksan dakikaya siyasetin nasıl ilgi gösterdiğini söylersem fesatlık yapmamış olurum diye düşünüyorum. Ve futbolun ilahi adaleti (!) çok geçmeden üzerinden tam bir sezon geçmişken yine Konya’da tecelli ediyordu. Bu kez Konyaspor kötü durumda Antep ise rahattı. Durun daha bitmedi kaderin ve adaletin garip bir tecellisidir ki sezon başında Konyaspor’dan kovulan (İster gönderildi deyin isterse kibarca ayrıldık. Ama bu millet her şeyi çok iyi biliyor) Nurullah Sağlam bir kez daha rahat olan takımın (Gaziantepspor)  başında Konya’ya geliyordu. Rollerde sadece takımlar ve formaların rengi değişmişti. Figüranlar ise aynı idi.  İçimizde bir şeylerin ters gidebileceği endişesi de olsa bu maçtan bir puan çıkacağına inananlar çoğunlukta idi. Ama yine ne acıdır ki biz geçen yıl bu filmi seyrettiğimize inanıyorduk. Bu filmde elektrikler kesilse de sonuç aynı olacaktı. Bizde buna inanıyorduk. Bunu da katıldığımız canlı yayınlarda bağıra bağıra söylemek değil haykırıyorduk. Tabii o zaman yine görev başındakiler hiçbir şeyin bizim söylediğimiz gibi kesin olmadığını ama başarılacağının demagojisini yapıyorlardı. Evet biz bu şehirde ‘Deprem olmaz ise yangın olmaz ise savaş olmaz ise’ diyerek maç sonucunu açıklayan ama bunda da başarılı olamayan kulüp başkanlarını da görmüştük. Ama bazı şeyler değişiyor gelişiyordu(!) Sonuçta Konyaspor alacağı 1 puanla ligde kalacaktı. Tribünler dolmuş, taraftar takımına destek oluyordu. Ama ikinci yarıda ters bir rüzgarla bir anda tribünler öfkeden deliye döndü. Sedat’ın gol kaçırdığı bir pozisyondan sonra topu hışımla tribüne vurması, taraftarın Sedat’a öfkesi ve ardından gelen Murat Hacıoğlu isyanını izliyorlardı. Gol attıktan sonra tribüne el kol hareketi yapan Murat Hacıoğlu taraftarın hışmına uğruyor, Kasımpaşa’nın Manisa önünde galip olduğu haberlerine rağmen seyirci takımını ıslıklıyordu. Sanki kimse Konyaspor’un ligde kaldığına sevinmiyordu. İşte bunlar yaşanırken Antep’in golü geldi ve Konyaspor son iç saha maçından beraberlikle ayrılarak kümede kaldı. Evet bu maçın bitiş düdüğü ile birlikte başarılı olunmuş ve ligde kalınmıştı(!)

 

ÇOK ŞÜKÜR ÇİLE BİTMİŞTİ

Ligin 34. ve son haftasında küme düşen Kasımpaşa’ya konuk olan Konyaspor çileli sezonu yine bir facia ile bitirdi(!). Haftalar önce küme düşmüş rakibine 2-1 yenilen Konyaspor ligi tamamlarken, gazetemiz Memleket’in maç sonrasında attığı manşet “Çok Şükür Çile Bitti” oluyor ve bu başlık sezonu özetliyordu.

 

UMUTLARLA GETİRİLEN CEYHUN KİBARCA KOVULUYOR

Ara transferde büyük umutlarla flaş açıklamalarla Trabzonspor’dan kadroya dahil edilen ve takım kaptanlığı kendisine verilen Ceyhun Eriş ile yolların ayrılmasına karar verildi.

Tatlıcak Tevfik Lav Tesisleri’nde yapılan antrenman öncesi basın mensuplarına açıklamada bulunan Teknik Direktör Raşit Çetiner: “Ceyhun’un performansından memnun değildik. Bize kalan haftalarda katkı sağlaması konusunda şüphelerimiz vardı. Son iki haftada yararlanamayacağımız düşüncesiyle kendisiyle medeni bir şekilde görüştük ve anlaştık. Bugünden itibaren takım kadromuzda yer almayacak bu tamamen Ceyhun’un performansından kaynaklanan bir durum. Hem Konyaspor hem de Ceyhun için hayırlı olsun…” diyordu. Bu cümlelerin samimiyetini sizlerin takdirine bırakıyorum.

 

ANTEP MAÇI VE KURTULUŞ (!)

Konyaspor 33. haftada Gaziantepspor ile karşılaştı. Geçen yıl Gaziantepspor küme düşme korkusu yaşamış ve Konya’ya “Ya Allah ya Nurullah!” diyerek gelmişti. O doksan dakikayı sağ olanlar ve yaşayanlar bilir. Yine bu doksan dakikaya siyasetin nasıl ilgi gösterdiğini söylersem fesatlık yapmamış olurum diye düşünüyorum. Ve futbolun ilahi adaleti (!) çok geçmeden üzerinden tam bir sezon geçmişken yine Konya’da tecelli ediyordu. Bu kez Konyaspor kötü durumda Antep ise rahattı. Durun daha bitmedi kaderin ve adaletin garip bir tecellisidir ki sezon başında Konyaspor’dan kovulan (İster gönderildi deyin isterse kibarca ayrıldık. Ama bu millet her şeyi çok iyi biliyor) Nurullah Sağlam bir kez daha rahat olan takımın (Gaziantepspor)  başında Konya’ ya geliyordu. Rollerde sadece takımlar ve formaların rengi değişmişti. Figüranlar ise aynı idi.  İçimizde bir şeylerin ters gidebileceği endişesi de olsa bu maçtan bir puan çıkacağına inananlar çoğunlukta idi. Ama yine ne acıdır ki biz geçen yıl bu filmi seyrettiğimize inanıyorduk. Bu filmde elektrikler kesilse de sonuç aynı olacaktı. Bizde buna inanıyorduk. Bunu da katıldığımız canlı yayınlarda bağıra bağıra söylemek değil haykırıyorduk. Tabii o zaman yine görev başındakiler hiçbir şeyin bizim söylediğimiz gibi kesin olmadığını ama başarılacağının demagojisini yapıyorlardı. Evet biz bu şehirde ‘ Deprem olmaz ise yangın olmaz ise savaş olmaz ise’ diyerek maç sonucunu açıklayan ama bunda da başarılı olamayan kulüp Başkanlarını da görmüştük. Ama bazı şeyler değişiyor gelişiyordu (!) Sonuçta Konyaspor alacağı 1 puanla ligde kalacaktı. Tribünler dolmuş, taraftar takımına destek oluyordu. Ama ikinci yarıda ters bir rüzgarla bir anda tribünler öfkeden deliye döndü. Sedat’ın gol kaçırdığı bir pozisyondan sonra topu hışımla tribüne vurması, taraftarın Sedat’a öfkesi ve ardından gelen Murat Hacıoğlu isyanını izliyorlardı. Gol attıktan sonra tribüne el kol hareketi yapan Murat Hacıoğlu taraftarın hışmına uğruyor, Kasımpaşa’nın Manisa önünde galip olduğu haberlerine rağmen seyirci takımını ıslıklıyordu. Sanki kimse Konyaspor’un ligde kaldığına sevinmiyordu. İşte bunlar yaşanırken Antep’in golü geldi ve Konyaspor son iç saha maçından beraberlikle ayrılarak kümede kaldı. Evet bu maçın bitiş düdüğü ile birlikte başarılı olunmuş ve ligde kalınmıştı(!)

 

ÇOK ŞÜKÜR ÇİLE BİTMİŞTİ

Ligin 34. ve son haftasında küme düşen Kasımpaşa’ya konuk olan Konyaspor çileli sezonu yine bir facia ile bitirdi(!). Haftalar önce küme düşmüş rakibine 2-1 yenilen Konyaspor ligi tamamlarken, gazetemiz Memleket’in maç sonrasında attığı manşet “Çok Şükür Çile Bitti” oluyor ve bu başlık sezonu özetliyordu.

 

BEKLENEN KONGRE

Sezonun sona ermesinin ardından ligin hesabını vermesi gerekenler Kongre kararıile yine hedef saptırmayı çok iyi bildiler. Belki de yaptıkları en iyi iş bu idi. Bu konuda çok mesafe kat etmişlerdi. Konyaspor yönetimi kimilerine göre sürpriz ancak önceki yazılarımızda da yazdığımız gibi kararı aylar öncesinden alınmış ve belirlenmiş şekilde senaryoyu uygulamaya devam ettiler. Ve Kulüp yönetimi olağanüstü genel kurul kararı aldı.22 Mayıs’ta yapılması planlanan genel kurul çoğunluk sağlanamadığı için 29 Mayıs’a ertelendi. Buda normal bir gelişmeydi. Çünkü henüz satrançta taşlar tam oynanmamış yerine oturmamıştı.

 

KONGRE ÖNCESİ SÜPRİZ ADAY M.ALİ KUNTOĞLU

Konyaspor bu kongre öncesi Bahattin Karapınar’a kesin başkan gözü ile bakıyordu. Çünkü çizilen senaryo böyle uygulanmalıydı. Ama işte burada yine bu camianın çok iyi bildiği ama her ne hikmetse zaman zaman uzun atlama yaptığı bir gerçek vardı. Konya sporunu ve Konyaspor’u yöneten büyükler Bahattin Karapınar ismine sıcak bakmıyorlardı. Evet takım panik havasına girdiği zaman daha önceden ismi çalışma arkadaşları ile birlikte çizilen Bahattin Karapınar bu dönemde kulübe yeniden alınmıştı. Ama herkes şunu çok iyi bilmeli idi ki Konyaspor’da kurtarıcılar yoktu ve asla da olamazdı. Konyaspor kulübü şahıslar üzerine geleceğini çizemezdi ve bu böyle bilinmeliydi. Oysa siyasi yapıya baktığınız zaman her fırsatta dar ağacında canlı canlı sallandırılan Süleyman Demirel’ in o meşhur sözü burada çok iyi geçerliliğini koruyordu. Çünkü dün dünde kalmış (!)…. Tüm bunlar yaşanırken spor camiasında adı olan ama asla öne çıkmayan bir isim gündeme geldi. Mehmet Ali Kuntoğlu. İş dünyasının ve iktidarın çok iyi bildiği bazı spor yöneticilerinin de yakından tanıdığı çalışma arkadaşları ile taşlarını doğru zamanda doğru yere koymayı bilen M. Ali Kuntoğlu gündeme bir geldi pir geldi. Çoğunluk sağlanamadı söylentisi içerisinde son kongre haftasına girildiği zaman artık ibre Mehmet Ali Kuntoğlu’na dönmüştü. Bu durum Bahattin Karapınar ve ekibi tarafından kabullenmek istenilmese de ne yazık ki böyle idi. Zaten kongrede yaşananları ve gelişmeleri yeniliği nedeni ile siz sporseverler çok iyi biliyorsunuz. Biz yeniden aylar öncesine döndüğümüz zaman ilk satırlarda yazdıklarımızı yeniden tekrarlamak istemiyoruz. Ama sadece şunu söylüyoruz ki –‘ Futbol topu ne kadar yuvarlak olursa olsun futbolun da doğruları vardır ve tektir. Biz gazeteciler yönetimlerin bize attığı pasları hep tutmak zorunda değiliz. Gerçekçi bakış açısı ile geçtiğimiz sezon Konyaspor’ un çok kötü olduğunu bizim gibi her kes biliyordu. Tek farkımız onlar söylemiyor ya da söyleyemiyor ya da ya da söylemek istemiyorlardı. İşte hepsi bu kadar’

SON