• BIST 81.865
  • Altın 148,841
  • Dolar 3,8026
  • Euro 4,0554
  • Konya 3 °C
  • Raid Salah serbest bırakıldı
  • Sürücülere kötü haber: Yüzde 30 zam geliyor
  • CHP'liler erken seçim ipine sarıldı
  • Raid Salah serbest bırakıldı
  • Sürücülere kötü haber: Yüzde 30 zam geliyor
  • CHP'liler erken seçim ipine sarıldı

Nereye Gidiyoruz

Ufuk Karadavut

Dünya yaratıldığı günden bu yana çok sayıda felaket yaşadı. Çoğu oldukça yıkıcı olan bu felaketlerden bir şekilde kurtuldu. Ağır yaralar alsa da zaman içerisinde Yüce Yaratıcının kendisine vermiş olduğu güç ile hızlı bir yenilenme süreci geçirerek yenilenmiştir. Ancak her darbe dünyayı biraz yıpratmıştır. Zaman içerisinde olan darbelerin sayısı arttıkça dünyanın kendisini yenileme süresi uzamıştır. İlk zamanlar yaşanan felaketler genel olarak “doğal afet” olarak ifade edilebilen oluşumlardı. İnsanların bunlar müdahale etme imkânı oldukça sınırlı olduğundan yapılan mücadeleler oldukça sınırlı kalmıştır. Ancak içinde bulunduğumuz dönemde gerek ülkemizde ve gerekse dünya genelinde tam bir yangın yaşanıyor. Müslüman bir ülke ve Müslüman yöneticilerimizin olduğu inancı yaygınken neden bunlar yaşanıyor. Yangını herkes görüyor ve yaşıyor. Hatta deyim yerindeyse yangının tam orta yerindeyiz. Hep birlikte yanıyoruz ama kimsenin dönüp baktığı bile yok. Peki, neden baktıkları yok diye sorulabilir. Cevabı ise çok açık; Kimse görmek istemiyor. Adeta üç maymunu oynuyoruz. Görmek, duymak ve konuşmak istemiyoruz. Cemaat ve tarikat kültürü bizleri o hale getirdi ki birileri bizim adımıza konuşuyor, birileri bizim adımıza duyuyor ve bizim adımıza görüyor şeklinde bir hayat yaşamaya başladık. Sizin adınıza bu işleri yapanların kimin için bu işleri yaptığını hiçbir zaman öğrenmeden onlara körü körüne bağlanıp hayatınıza devam ettiğiniz için her kes sessiz ve herkes duyarsız kalıyor. Allah’ın bizlere vermiş olduğu sorumluluğu tamamen bize ait olan iradeyi yok sayıp ya da görmezden gelip hayatımıza devam ediyoruz.

            Bakın son verilere göre uyuşturucu kullanma yaşı 10 yaşa düşmüş durumdadır. Vahim demek bile aslında yetersiz kalıyor. Ama ne hikmetse bu görülmüyor. Duyarsızlık bu şekilde devam ederse daha da aşağılara düşmesi -Allah Korusun- yakındır. Yine ülkemizde 2 milyonun üzerinde insan açlık sınırında yaşıyor. Günlük ancak bir ekmek alabilen ve karnını bununla doyurabilenler var. Buna karşın banka Hesabında 1 milyon lira ve üzeri bulunan mudi sayısı Haziran 2014 itibariyle 70 bin 714'e ulaşmış. Bu rakam 2013 Aralık itibariyle 66 bin 846 bin. Buna göre 2014 ün ilk yarısında milyoner sayısı 3 bin 868 kişi daha artmış oldu.

            Yine resmi rakamlara göre ülkemizdeki kadınların yaklaşık %17’si aile içi tecavüze uğruyor. Yani kadınlara ya da kızlara ailesinden birisi tarafından tecavüz ediliyor. Daha ilginci ise tecavüze uğrayanların %10’dan biraz fazlası ise erkek olmasıdır. Sadece 2002-2008 arası 62 bin tecavüz olayı kayıtlara geçerken, bu olay 2008-2014 arasında yüzde bin 400 artarak anormal rakamlara ulaşmıştır. Tecavüze uğrayanların yüzde 50’si 18 yaş altında ve bunlardan yüzde 10’u erkek çocuktur. 5-10 yaş arası çocukların yüzde 55’i ensest mağdurudur. 10/16 yaş arası çocukların yüzde 40’ı ensest mağdurudur. TÜİK verilerine göre tecavüz ve taciz gibi cinsel saldırı suçlarında son beş yılda yüzde 30 artış meydana gelmiştir.     Bu kadarla da bitmiyor. Türkiye’de her 4 saatte bir tecavüz veya tecavüze yeltenme olayı yaşanıyor. Daha ilginci tecavüze uğrayan kızlarımızın yaklaşık %70’i tecavüzcüsü ile evlendiriliyor ya da evlendirilmek isteniyor.

            Ülkemizdeki intihar sayısı da oldukça yükselmiştir. Türkiye’de son on yılda 25 bin kişi intihar etmiştir. Son yıllardaki rakamlara bakıldığında intihar etme oranı yüzde 400 artış göstermiştir. Yine Müslüman olduğunu söyleyen ülkemizde 100 binden fazla kadının resmi belgeli olarak fuhuş yapmasına izin verilmektedir. Ayrıca bunun en az üç katı kadar da kaçak olduğu iddia edilmektedir. Fuhuş artıp aile kavramı kalmayınca bunların daha da artması kaçınılmaz görülüyor. Bunlara ek olarak hırsızlık, yolsuzluk, alkol tüketimi son 15 yılın zirvesine yerleşmiştir. Ülke genelinde boşanma oranı %20’lere yaklaşmıştır. Yani evlenen her beş çiftten birisi ilk beş yılda boşanıyor. Söylenecek daha çok şeyler var. Ancak şimdilik bu kadarı yeter. Kendimize gelemezsek ve nereye gittiğimizi göremezsek çok yakın zamanda artık çok geç olmuş olacaktır.

 

 

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim