• BIST 82.779
  • Altın 146,779
  • Dolar 3,7701
  • Euro 4,0274
  • Konya -6 °C
  • Milyonlara müjde! TBMM'den geçti
  • Erdoğan FETÖ'nün itirafçı oyununu açıkladı!
  • Himmet toplantısı 'havuz' himmet parası 'tereyağı'
  • Milyonlara müjde! TBMM'den geçti
  • Erdoğan FETÖ'nün itirafçı oyununu açıkladı!
  • Himmet toplantısı 'havuz' himmet parası 'tereyağı'

Neden Bu Haldeyiz?

Ufuk Karadavut

Öylesine Düşündüm-2;

Neden Bu Haldeyiz?

 

Millet olarak içinde bulunduğumuz sosyal, ekonomik, politik ve kültürel durumlar dikkatle incelendiğinde pek de iç açıcı olmadığı hemen fark ediliyor. Hatta akıl sahibi olup da dehşete düşmemek elde değil. Özellikle sosyal ve kültürel yaşamın tamamen bitme noktasına getirildiği, insanlarda inanç, güven, sevgi, saygı ve dostluk gibi kavramların sıfırlandığı ya da mümkün olabilecek en alt düzeye indirgendiği, her şeyin ekonomik düşünüldüğü, hemen herkesin politize edildiği, insanların kültürlü yetiştirilmesi adı altında farkında olmadan kültürsüzleştirildiği, doğru yöne gittiğini sanan, aslında tam tersi yola sapmış insanların çoğunluğu oluşturduğu, ekonomik olarak en alttakiler ile en üsttekiler arasındaki farkın her geçen gün biraz daha arttığı ve ‘Komşusu açken tok yatan bizden değildir’ tavsiyesini unutmuş bir toplum olduğumuzun farkında mısınız?.

Emniyet Genel Müdürlüğü’nün verilerine göre suç oranı her geçen gün biraz daha artıyor. Bazı yetkililer bunun bir süre sonra önlenemez bir noktaya gelmesinden korkulduğunu dahi söyleyebiliyorlar. Çok sayıda uyarı ve eleştiri yapılmasına rağmen ciddi anlamda bir tedbir alınmıyor ya da alınamıyor. Aksine çıkarılan her yasa sanki bu olayları teşvik eder gözüküyor.

Huzur kelimesi toplum içinde neredeyse unutuldu. Kiminle konuşursanız konuşun huzur konusunda bir şey söyleyemiyor. Huzur ancak kitaplarda kalmış ve filmlerde yaşanılan bir olgu haline gelmiş durumda. Toplumu incelediğinizde en varlıklısından en varlıksızına kadar rahatsız ve huzursuz. Toplum içten içe kaynıyor. Huzuru aradığını sanıyor ama aslında yanlış yola girildiği için bu mümkün olmuyor. Toplumbilimcilerin belki de bu konuya ağırlık vermeleri gerekli. Çünkü ‘toplum huzuru gerçekten istiyor mu?’, bunu tespit etmek gerekli. Huzur isteyenlerin bu konuda neler yaptıkları tam anlaşılamıyor. Gerçekten bir şeyler yapmak istiyorlar mı, o da belli değil. Çünkü, huzursuzluk için yapılanlar huzur için yapılanlardan daha çok. Buna ek olarak, toplumda huzur isteyenler olduğu gibi istemeyenlerin de olduğunu ve bundan rant sağlayanların sayısının azımsanmayacak seviyede olduğunu unutmamak gereklidir. 

Son zamanlarda toplum içinde bir grup insan sanki felaket tellalı gibi çalımlamaya başladı. Onlara göre iyi bir şey yok. Yapılan ve söylenen her şey kötü. İyi olduğunu zannettiğimiz pek çok şeyin aslında  iyi olmadığını, zararları olduğunu açıklayıp duruyorlar. İyi olmak için uğraşanları da bu tür insanlar kötüleştiriyor. Bu tür insanlardan çevrenizde mutlaka vardır. Dikkat edin muhtemelen sizleri de etkiliyorlardır. Ama onları mümkün olduğunca dinlemeyin ya da dinliyorsanız da dikkate almayın.

Uyuşturucu kullanımı hızla artmakta, suç işleme oranı daha geniş, ancak genç kitleye dağılmakta, şiddet özellikle orta dereceli okullarımızın bir numaralı gündem maddesini oluşturuyor. Gasp, çeteleşme, dolandırıcılık ve kumar gibi istenmeyen yaşam şekillerinden toplumun büyük kısmı rahatsız. Bunlara ilaveten sapıklıkta da ciddi anlamda artış gözleniyor. Gazetelerde okumuş ya da televizyonlarda seyretmişsinizdir, son bir ayda neler olduğunu. Adana’da 25 kişinin 10 yaşındaki bir erkek çocuğunu esir alarak günlerce tecavüz ettiğini, yada İzmir’de 8-10 yaşındaki erkek çocukları cinsel ilişkiye zorlayarak satan çetenin nasıl yakalandığını duymuşsunuzdur. Tecavüz, cinsel taciz ve hatta çocuklara cinsel tacizden sonra bir de sapıklık çıktı. Eşcinsellik sanki normal bir yaşam tarzıymışçasına televizyonlarda ve gazetelerde alkışlanıyor. 

Boşanma istatistiklerine baktığımızda yukarıda söylediklerimize paralel bir durum göze çarpıyor. Evlenen insanlar bir süre sonra mutsuz olmaya başlıyorlar. Sorun yaşayan bazı insanlarla görüştüğümüzde ‘eğer toplum baskısı olmazsa…’, ya da ‘eğer çocuklar olmazsa..’ ‘hemen boşanırım’ demeye başlıyorlar Bu insanları mutsuz eden şeyler neler. Bu konuda ciddi anlamda sosyolojik araştırmalar yapılması ve devlet kurumları başta olmak üzere herkesin ciddiyetle çalışması gerekmektedir. Çünkü, boşanma isteği yalnızca ekonomik koşullar ile bağlantılı değil. Ekonomik durumu kötü olan kadar ekonomik durumu çok iyi olanlarda da boşanma isteği ve eğilimi fazla. Belki de burada üzerinde durulması gereken nokta beklentilerle ilgili. İnsanlar evlilikten neler bekliyor ve ne buluyor? Bunun tespiti sorunu anlamaya yardımcı olabilecektir.

Yeterli dini ve milli eğitim ve terbiyeyi alamamış insanlar olarak yetişmeye başladık. Doktor olmak, mühendis olmak, hakim ya da savcı olmak her şeyden önemli olmaya başladı. Dini eğitim işi ya da milli düşünceler nerede derseniz onlar daha arka sıralarda yer alıyor. Bu gidişle onlara sıra gelmeyecek gibi.

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim