• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Konya -4 °C
  • Şamil Tayyar'dan, Fatih Dağıstanlı ve Tamer Korkmaz  için "Kripto FETÖ'cü"nitelemesi
  • Fetullah Gülen ilkokulu 17 yaşında bitirmiş
  • Anayasa Değişiklik Teklifi Yasalaştı! İşte Yeni Kanunun Getirdikleri
  • Şamil Tayyar'dan, Fatih Dağıstanlı ve Tamer Korkmaz  için "Kripto FETÖ'cü"nitelemesi
  • Fetullah Gülen ilkokulu 17 yaşında bitirmiş
  • Anayasa Değişiklik Teklifi Yasalaştı! İşte Yeni Kanunun Getirdikleri

Narsistlik

Ufuk Karadavut

 

Narsisizm aslında kendini beğenmişlik hastalığıdır. İsim, Yunan mitolojisinden geliyor. Hikâyenin Karaburun Yarımadası'nda geçtiği söyleniyor. Irmaklar Tanrıçası Nana'nın oğlu Narcisisus son derece fiziki güzelliğe sahip, yakışıklı bir gençtir. Bu nedenle su perileri ona büyük ilgi duyar, ama hiçbiri karşılık alamaz. Bu nedenle de Narcisisus'tan intikam almaya karar verirler. Bir gün dağdaki berrak bir su birikintisine bakan Narcisisus kendisinin sudaki yansımasını görür ve suda yaşayan çok güzel bir insan olduğunu zanneder, kendisine âşık olur. Saatlerce, günlerce kendini seyreder ve sudaki görüntüsüne sarılmak isterken suya düşer ve boğularak ölür.

Psikiyatristler, narsisizm hastalığında görülen birçok özelliğin, bu mitolojik hikâyede mevcut olduğunu söylerler: Kendini beğenmişlik, başkalarının duygularına kayıtsız kalma, diğer varlıklarla iletişim kuramama, başkalarını dinlememe, sadece kendini düşünme vs... Narsistik kişiliğin temel bazı özellikleri vardır: dinlemezler, duygudaşlık (empati) kurmazlar, büyüklük hissi bütün benliklerini sarmıştır, eleştiriye karşı aşırı tepki gösterirler, kendi çıkarları için başkalarını çok iyi kullanırlar, insanlara değer vermezler, en çok zenginlik, başarı, güç ve ihtişam gibi konulara kafa yorarlar, kıskançlık duygusu hayatlarında önemli bir yer alır, yardım almazlar, yaptıkları işlere çoğu zaman anlam verilemez, kriz dönemlerini çok severler.

Narsist birey hoşlandığı şeyi sorgulamadan kabul etme eğilimindedir Bir sorunun çözümünde de kolaya kaçmaya çok yatkındır Çatışmayı ve acı veren çözümleri sevmezler. Bu eğilimler onun karar verme süreçlerini etkileyerek adil olmayan kararlar verdirtir ve gerçeği göremez. Eleştiriye kapalı olmaları ve analitik düşünememeleri nedeniyle duygudaşlık (empati) yapamazlar. Zihinsel bir körlük üzerindeki insan baktığı şeyleri tümüyle göremez ve düşünemez. Bu nedenle, karar verirken bilgi ve veri ile değil, anlık çıkarlar ile hareket etme eğilimdedir. Zihinsel körlük yargı gücünü zayıflatır. Yargı gücü zayıflamış kişilerse yanlış kararlar verirler. Sıklıkla ayrımcılık yaparlar. Böyle insanlar mantıklı eleştirilerle sınırlandırılmazsa onunla beraber yaşamak imkânsız hale gelir. Ona sürekli vermek gerekir. Sıradan insan olmak korkuları, hep daha çok şey istemeleri, yetinme duygularının olmaması onların hırslı olmalarına neden olur. Kendilerinin gerçek sınırlarını bilemezler. Kendilerini bir bütünün parçası gibi görmedikleri ve her şeyi kontrol edebilecekleri duygusu sürekli gerilimde olmalarına neden olur. Küçük bir düzensizliği, eleştiriyi ve hatayı tehdit olarak algılarlar. İnsanların kendilerine hep haksızlık yaptıklarını düşünmeleri, memnun etmek için yeterince çaba harcamadıklarına inanmaları onları gerer.

Kendilerinden ve başkalarından beklenti standartları yüksektir Bu sebeple sık sık sinirlenirler. İnsanların istek ve emirlerini kasten unuttuklarını düşünürlerse huysuzlukları artar. Canları sıkıldığı zaman herkesin canını sıkarlar Kazanamadıkları zaman çok öfkelenirler, psikolojik terör havası doğururlar. Depresyona girme eşikleri çok düşüktür Kızgın, sinir bozucu, ruh karartıcı halleri sık yaşarlar Depresyondadırlar, fakat kabul etmezler Depresyonu örtülü şekilde yaşarlar Öfkelilik, içki-sigaraya düşme, unutkanlık, bedensel arazlar şeklinde maskelenmiş depresyonla hekime zorla başvururlar. Mutlu olmayan, gergin, öfkeli, incitici ve küstah halleri nedeniyle zor insanlardır Doymayı bilmezler, çünkü psikolojik olarak açgözlüdürler.

Toplumuzda bu tür insanların sayısı gün geçtikçe artıyor. Ne kadar önüne geçilmeye çalışılsa da engel olunamıyor. Neden kaynaklandığı konusunda çok sayıda görüş var ama tam kaynağı bilinemiyor. Bu hastalığın en tehlikeli yanı hastanın yardım almamasıdır. Yardım almak istemeyene de yardım edemiyorsunuz. Sayısı artan bu türlerin toplum huzurunu ve yaşantısını da ciddi anlamda tehdit ettikleri görülüyor. Eğer tedbir alınmazsa uzak olmayan gelecekte bu türlerin insanlığın yaşam standardını ciddi anlamda sarsacaklardır.

 

Zaruri bir açıklama: Son iki haftadır Bahri Dağdaş Uluslararası Tarımsal Araştırma Enstitüsü ile ilgili endişelerimi belirten yazılar yazdım ve bu konuyu bitirdim. Ancak konuyla ilişkisi olmayan bir eski idareci kendisini gündeme taşımak için bizlere laf atmakta hatta iftira derecesinde sözler sarf etmektedir. Kendisini iyi tanırım. Birileri hakkında konuşmayı sever hatta iftira atmayı daha da sever. Şu ana kadar bu eski idareciyi muhatap almadım ve almayı da düşünmedim. Ama yaptığımız hac ibadeti ile ilgili yönelttiği iftirayı cevaplayıp konuyu kapatacağım. Çünkü bu hepsinden önemli. Bir daha çatlasa da cevap vermeyeceğim. Hac ibadetini yapmadan önce yapılan görevlendirmede eski idarecinin ifade ettiği gibi 7 gün görevlendirilip 2 gün gidip 7 gün yolluk alma diye bir şey kesinlikle yoktur. Pazar günü gittik ve eşimin şeker ve yüksek tansiyon hastası olması nedeniyle çarşamba döndük. Orada kaldığımız kadarını aldık. Resmi kayıtlara bakılırsa ne demek istediğim daha iyi anlaşılacaktır. Büyük Üstad Necip Fazıl’ın deyimiyle ‘çukur’ insanların yükseklerdeki insanlara iftira atması normaldir. Kişinin aldığı edep ile ilgilidir. Bu tür edepsiz insanlar elbette iftira atacaklardır. Ama bizim aldığımız terbiye buna müsaade etmez. Eğer etseydi; bu kişinin Bursa’da nasıl çalıştığını, Konya’ya apar topar kaçarak nasıl geldiğini,  kısa süren idareciliği sırasında nasıl menkul ve gayrimenkuller aldığını, kavak ağacı ihalesini yandaşlarına vermek istediği anlaşılınca apar topar nasıl istifa ettiğini burada anlatırdım. Ama aldığım terbiye buna müsaade etmiyor. Yaptıklarımızı hayal dahi edemeyenlerin bu tür davranışlarını da normal karşılıyorum. Son olarak Mustafa Kemal’in şu sözleri ile yazımı bitiriyorum: ‘Güçsüz beyinler ve küçük gözler gerçeği göremezler, gördükleri ve görmek istedikleri yalan ve dolandır’.


Narsisizm ile ilgili Kaynaklar
1. Akhtar S (1989) Narcissistic personality disorder. Descriptive features and differential diagnıosis. Psychiatr Clin North ** 12; 505-530, 1989.
2. Amerikan Psikiyatri Birliği (1994) Mental bozuklukların tanısal ve sayımsal elkitabı, dördüncü baskı (DSM-IV), Amerikan Psikiaytri Birliği, Washinhton
DC 1994’den çeviren Köroğlu E, Hekimler Yayın Birliği, Ankara 1994.
3.Doğaner İ (1996) Narsisistik kişilik bozukluğu: tarihçe, tanı ve ayırıcı tanı. Ege Psikiaytri Sürekli Yayınları 1: 341-351.
4.Sorias S (1998) Kişilik bozuklukları. Psikiyatri Temel Kitabı’nda, C. Güleç, E. Köroğlu (ed.ler). Hekimler Yayın Birliği, Ankara

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
aferin
20 Temmuz 2009 Pazartesi 11:07
şahin (!) e
bu bahsi geçen sayın şahin'in müdür yardımcılığı zamanında nasıl da güzel bi yönetim sergilediğini, araştırmayı, araştırmacıları nasıl da kaprisleriyle baltaladığını bu işin içinde olanlar gayet iyi bilirler.
yok ben şöyle iyi yaptım, yok böyle yaptım lafları hep boştur.
bunu kendi de çok iyi bilir.
zaten onun için gereksiz yere, kendiyle ilgili olmamasına rağmen üzerine alınmış, rahatsız olmuştur.
yani, yarası vardır gocunmuştur, bunu kendi de bilir, diğer insanların bildiğini de bilir.
85.99.109.241
mehmet ŞAHİN
03 Temmuz 2009 Cuma 13:08
açıklama
Ali beye yaptığı yorum için teşekkür ederim. Benimde aslında kimseye sataşma ne niyetim var ne de sevdiğim bir olay Ama hasbel kader yapmış olduğum bisküvilik projesi Özel sektör bütçeli tamamını özel sektöre desteklettirmişiz burada köşe yazısında şaibe varmış gibi konu olunca mecburen savunmak durumunda kaldım. Ufuk bey açıklamasında yine çamur atmış aslında kendisi neyin ne olduğunu çok iyi biliyor.
1- Bursada 5 yıla yakın çalıştım kendi memelektim olduğu için tayin istedim konya'ya geldim eğer bir duygun varsa açıkla bende bileyim gerçekten bilmiyorum.
2- Kavak ihalesinin ne komisyonunda vardım. nede ihalesinde vardım. bunu ufuk da biliyor ama çamur atıyor.
3- bir kooperatif evim var 1993-2003 tarihleri arsında yaptırdım. Antalya belediyesinden 94 yılında aldığım arsayı 2006 yılında 28000 ytl'ye sattım arabamı aldım. Ev kredileri düşükken 50000 ytl kredi çaktim oturduğum ev dışında bir ev aldım(Halen borcu ödeniyor 10 sene ödeyebilirsek ev bzizim olacak). bunu ufuk'ta biliyor bunların hepsi resmi kayıtlarda mevcut.

benim bursadan gelmem senin hataydan-konya'ya gelmene benzemez en azından
78.161.128.111
Dr. Ali Üstün
03 Temmuz 2009 Cuma 10:35
Doğru bilgi ve sükünet
Ufuk beyin son yazılarını ve yazılara olan yorumları takip etmekteyim. Birbirine sataşan Ufuk beyi ve Mehmet beyi tanırım. Her ikisi de bu memleket için çalışan ve düşünen insanlardır. Bahse konu olan geçmişteki olayları bizzat yakından izleme şansına sahip olan nadir kişilerden birisi olarak her ikisinin de yanlış kaynaklardan yanlış bilgi aldıkları anlaşılmaktadır. Her iki kardeşimde devletin bir kuruşuna tevessül edecek yapıda olmayıp tevessül edeceklerin karşısında yer alacak yapıya sahiptir. Şahsi sataşmaya dönüşen bu durumun sona erdirilmesi ve her iki arkadaşımızın hissilikten sıyrılıp sağduyuya dönmesini beklemekteyim. Memlekette o kadar çok dert varken bu iki arkadaşımızın enerjilerini israf etmelerine gönlüm razı gelmiyor.

Saygılarımla
78.186.113.91
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim