• BIST 90.061
  • Altın 144,927
  • Dolar 3,6135
  • Euro 3,9003
  • Konya 7 °C
  • TŞOF Başkanı Apaydın: Sahte plaka satan internet sitelerine erişim yasaklandı
  • FETÖ elebaşısı Gülen hakkında yokluğunda tutuklama kararı
  • Terörü destekleyen sözleşmeli personelin işine son verilecek
  • TŞOF Başkanı Apaydın: Sahte plaka satan internet sitelerine erişim yasaklandı
  • FETÖ elebaşısı Gülen hakkında yokluğunda tutuklama kararı
  • Terörü destekleyen sözleşmeli personelin işine son verilecek

Mutluluğun tadını almak

Halit Aksungur

İnsanların önde gelen amacı, yaşam boyu mutluluk içinde olmaktır. Kadın ve erkek her insanın mutluluk anlayışı birbirinin benzeri olamaz. Birbirinden ayrılan nedenleri olmakla  be-raber genel olarak; tasasız,  dertsiz, üzüntüden uzak bir yaşam isterler. Böyle bir yaşam asla olamaz. Tasa ve dertler insanla birlikte var olmuştur. Tasasız bir kul nerede görülmüştür ki?          Hayvanlarda akıl  ve bellek olmadığından tasa ve kaygıyı, dert ve üzüntüyü bilmezler. Geçmişi ve geleceğini hiç düşünmezler. Kasaba getirilen bir koç ve koyun yemini yer, suyunu içer. Geçmişi ve geleceği düşünme yetisi gelişmemiştir. Ölüm cezasına çarptırılan  insanın   yaşadığı korkuyu, sıkıntıyı yaşamaz.                                                                                                          Mutluluk nedir? Diye sorulduğunda kimi insan:                                                                       “Ailece bir evde oturmak, bir sofrada yemek” derken; bir başkası; “ Altımda araba, cepte paralı gezmektir” der. Bir başkası, “Sevgilimle birlikte olmaktır” yanıtını verirler.  Bu- yanıtlar doğrudur derken; sadece yeyip içmek, zenginlikle mutluluğu yakalamak olanağı kazanılamaz. Akşam işinden dönen anne ve babanın kucağına sevinç çığlıklarıyla atılan bir çocuk daha doyumlu bir mutluluk verecektir. Mutluluğun tadı böyle anlarda tadılır…                       Yıllardır beklediğiniz  bir işin yoluna girdiğini öğrenince yine bir mutluluk duyacaksınız. Sevdiklerinizin sağlık haberi; size verdiği değerin belirtilmesi, ondan bir aferin sözü almak  mutluluğun en doyumlusu olacaktır. Bütün bunların arasında en yüce mutluluk duygusunu yaşatan  olay;  uğruna her şeyi göze aldığınız, canınız gibi sevdiğiniz kadının yanınızda olması geçmişi unutmadan günü yaşarken geleceği hesaba kattığı anlar olacaktır.                                   Mutluluğun bir önemli yanı insanda cinsiyetin önemini vurgulamaktır. Eş ve aile sevgisi insan yaşamında önemlidir. Sevgiyle kurulmuş birliktelik, yemek, su ve uyku kadar önemlidir, mutlu bir yaşam tarzıdır. Kış geceleri ocağın karşısında, sobanın çevresinde veya kaloriferli odaların sıcaklığı altında yapılan “sohbet ve söyleşiler ailenin şiiridir”… Mutluluğun simgesi olarak kendini gösterir. İnsanın aklı, onu sorumlu kılmıştır. Yetki alanındaki olayların sonuçlarını üstlenmiştir. Eşlere düşen sorumluluk daha da önemlidir. Kişisel sorunların dışında çevresinde oluşan acı olaylardan üzüntü duymaması düşünülemez. İnsancıl duygular- dan sıyrılıp atamaz. Acıları dertleri gidermek, onları paylaşmakla olacaktır. Sorunlar ancak paylaşılarak çözülür. Sevinçli ve iyi olaylar bu adımlarla mutluluk getirir. Mutluluğun tadı  böyle anlarda yaşanır, tadı böyle alınır.   

            Anlamalıyız ki mutluluk, üzüntülü, kaygı ve sıkıntılı olayların sonunda huzura kavu-şurken el açıp Tanrıya şükranlarımızı sunmalıyız. İçinize doğan Allah (c.c.) sevgisinin verdiği huzur içimizde çiçeklenecektir. İşte o anlarda yalnızken sizi seven kadın elinizi tutacak ve size güvenini belirtirken sizinle olduğunu hissettirecektir. İşte cinselliğin bir yüzü de bu duygu ve anlayıştadır. Bu yardım eli mutluluğun tadını yaşatacaktır... Seni seviyorum, yanındayım demesi bir bakışla da kendini gösterir. Bunu hissettiren gönül gözüdür. Bu anlarda ona aşık olduğunuzun mutluluğunu tadarsınız. Kim bilir belki de mutluluğun coşkusuyla ona sarılısınız.             Aç insanları doyurmak güç değildir. Aç gözleri, aç gönülleri doyurmaksa çok güçtür. Ölçüsüz, tartısız istekler mutsuzluğun kaynağıdır. Anadolu kadını mutluluğu anlatırken:  “Erim er olsun, yerim çalı dibi olsun” demiş. Bu sözdeki felsefi düşünce mutluluğa giden yolun tabelası olmalıdır. Sahip olduklarıyla yetinen insan mutluluğu yakalarken, aşırı istekleri olan, mobilyalarına tutsak olan, somut varlıklara aşırı istekliler, ateşe atılan odunlar örneği buldukça daha çoğuna koşarken mutluluk ondan uzaklaşır. Onlara bir halk türküsü ile seslenelim:  “Eğer annen seni bana verirse /  Nemize yetmiyor el kadar hasır”… Bu sözden yanlış anlaşılmasın ki, boş oturup yatılmayacak; ibadet gibi çalışmanın değerini bilmeliyiz.            Mutluluk; yardım yapma olanağı olan birinin yoksul bir aileyi giydirip kuşatması, elini onlara uzatması, onların gözündeki parıltıyı görmesi, ayrı bir mutlu olma nedenidir. Aşırı ve tutkulu güçlü istekler yangına atılan odun gibidir. Daha çoğunu ister. Aşırı istekler inanç ve elindekiyle yetinme duygusuyla söndürülebilir. Boş durmayıp çalışmakta bunu besler destek verir. “ Beterin beteri var” sözü atalarımızdan gelen insana sabır aşılayan sözlerdendir. Kendi eksiğini görerek  yetinmeye çaba gösteren insan mutluluğa kavuşacaktır.               Milletimizin göksünü kabartan kişisel ve toplu oyunlar, beden hareketleri bir spor ya-rışması kazanılınca gözlerimiz sevinçle dolar; sevinç gözyaşları dökeriz. Mutluluğun bir ayrı örneğidir bu yaşanan. Aslında mutlu yaşamanın merkezi düşüncemizdir.    Türk halkının inanç ve gönül dili Yunus Emre, deyişlerinde ne güzel anlatır:

Sana ibret gerek ise,
Gel göresin bu sinleri.
Ger taş isen eriyesin,
Bakıp görücek bunları.

Şunlar ki çoktur malları,
Gör nice oldu halleri.
Sonucu bir gömlek giymiş,
Onun da yoktur yenleri.

Hani mülke benim diyen?
Köşk ü saray beğenmeyen.
Şimdi bir evde yatarlar,
Taşlar olmuş üstünleri

Bunlar eve girmeyeler,
Züht ü taat kılmayalar.
Bu beyliği bulmayalar,
Zira geçti devranları.

Hani o şirin sözlüler?
Hani o güneş yüzlüler?
Şöyle kayıp olmuş bunlar,
Hiç belirmez nişanları.

Bunlar bir vakt beğler idi,
Kapıcılar korlar idi.
Gel şimdi gör bilmeyesin,
Beğ hangidir, ya kulları?

Mutlu olayım derken dualarınızda; “Başımdan aklımı, gözümden uykumu alma” diye Yüce Tanrı’ya duanızı yineleyeceksiniz….

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim