• BIST 106.926
  • Altın 151,429
  • Dolar 3,6718
  • Euro 4,3287
  • Konya 8 °C
  • Ağbal: Taşeronlarla ilgili düzenleme yıl sonuna kadar Meclise gelecek
  • "FETÖ'ye himmet" davası:Mahmut Sami Boydak savunma yaptı
  • Gülerce: Gülen ya ihtihar edecek ya suikasta uğrayacak
  • Ağbal: Taşeronlarla ilgili düzenleme yıl sonuna kadar Meclise gelecek
  • "FETÖ'ye himmet" davası:Mahmut Sami Boydak savunma yaptı
  • Gülerce: Gülen ya ihtihar edecek ya suikasta uğrayacak

Mutlu olmak ya da olmamak

Murat Kayacan

Yıllar önce Sezercik adıyla meşhur olmuş bir sanatçının eşi intihar etmişti. Kendisi ATV’de bir program yapımcısı ve sunucusuydu hatırladığım kadarıyla. İntihar gerekçesi olarak şu söylenmişti o zaman: “Sezercik ona hediye olarak Mercedes yerine BMW almış.” İnsanın inanası gelmiyor ama insanoğlu zaman zaman böyle basitlikler gösteriyor işte…

Birkaç gün önce İstanbul’da bir devlet dairesinde resmi bir işlem için bulunmam gerekiyordu. Sarıyer ilçesindeki bina, lebi derya sayılabilecek bir yerde ancak trafiğin gürültüsünden de uzak sayılabilecek kadar içeride ve dev ağaçların arasında, Fatih S. Mehmet Köprüsü’ne araba ile beş dakikalık mesafede. Ağaçlardan dökülen yaprakların yazın bitimini haber verircesine havada süzülüp yere inişi bile ayrı bir güzellik. Gel gör ki işimle ilgili memure böyle demiyor: “Biz burada mahrumiyet içerisinde görev yapıyoruz. Yemek yiyebileceğimiz bir yer bile yok, polisevi de olmasa halimiz yaman! Ayrıca burası çok ters bir yer, ulaşım kolay değil, ah ilçe merkezinde bir yer bulabilseydik!”

Verdiğim iki örnekte olduğu gibi hayata bakan birisinin mutlu olması mümkün mü? Nimetler adeta gözünün içine kadar girmiş ama farkında değil. İnsanoğlu yeryüzünü versen, bir o kadar daha ister. İster ama ne elde eder? Umutsuzluk, mutsuzluk, stres. Olanla mutlu olmayı, olmayanı da mutluluğumuzu engellemeyecek kadar istemeyi becerebilirsek ne mutlu bize. Ayakkabımızın olmadığına üzülmememiz gerektiğini, ayakları olmayan birini görene kadar beklemeden kavramalıyız.

Mutlu olmayı engelleyen diğer bir hastalık da hasetlik. Bunu da bir hikâye ile anlatmaya çalışayım: “Birbirini çekemeyen iki hasede o dönemin hükümdarı demiş ki: ‘İkinizden biri benden bir şey istesin vereceğim. Ama arkadaşına ise onun istediğinin iki katını vereceğim.’ ikisi de uzun zaman suskun kalmışlar. Bir süre sonra birisi bir adım ileri atmış ve demiş ki: Efendim benim bir gözümü çıkarın."

Saadet-i ebediye, dünyada kahrolmayla, kendi elimizle kendimizi mahvetmeyle elde edilmez. İnsan zorluklar ve çetin imtihanlar içinde bile kalbinin üzerindeki külleri üfleyip közü açığa çıkararak mutlu olabilir.

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim