• BIST 89.809
  • Altın 145,306
  • Dolar 3,6167
  • Euro 3,9083
  • Konya 2 °C
  • TŞOF Başkanı Apaydın: Sahte plaka satan internet sitelerine erişim yasaklandı
  • FETÖ elebaşısı Gülen hakkında yokluğunda tutuklama kararı
  • Terörü destekleyen sözleşmeli personelin işine son verilecek
  • TŞOF Başkanı Apaydın: Sahte plaka satan internet sitelerine erişim yasaklandı
  • FETÖ elebaşısı Gülen hakkında yokluğunda tutuklama kararı
  • Terörü destekleyen sözleşmeli personelin işine son verilecek

Müslümanlıkta gelişmişlik ölçüsü!

Ali Akpınar

Yüce Rabbimiz, her şeyi insan için yaratmış, insanı da kendisi için halk etmiştir. Dünyayı da insan için yaratmış ve tüm içindekilerle beraber onu, insanın hizmetine sunmuştur. İnsanın sınava çekilmek üzere gönderildiği dünyada, aslî görevlerinin başında dünyayı imar etmek vardır. Bu konuda bizlerin hayata bakışını belirleyen ayetlerden biri şöyledir:

"Böbürlenme, Allah şüphesiz ki böbürlenenleri sevmez.

Allah'ın sana verdiği şeylerde, ahiret yurdunu gözet, Dünyadaki payını da unutma.

Allah'ın sana yaptığı iyilik gibi, sen de iyilik yap. Yeryüzünde bozgunculuk isteme, doğrusu Allah bozguncuları sevmez."         (28 Kasas 77)

Kâinat insanın emrine verilmiş ve insan, yeryüzünün halifesi olarak yeryüzünün imarı ile görevlendirilmiştir. Tabidir ki müslümanın yeryüzü imarı, Yüce Yaratıcının ölçüleri doğrultusunda olacaktır. Asla o ölçüleri çiğnemeden, sözgelimi taşkınlık yapmadan, harama bulaşmadan olmalıdır. Dünyayı elde etmek için her türlü yol meşru olamaz. Sözgelimi fuhuş yolu ile kumarla, alkol-uyuşturucu ticareti ile yahut bir kısım insanların haklarını gasp ederek dünyalık elde etmek haramdır. Onun için diyoruz ki Süleyman olanlara dünya helal olsun; Karunlaşanlara ise, dünya haram olsun.

Kendisine hiç kimseye verilmemiş mülk verilen Süleyman peygamber, bu variyet ve saltanatı meşru yollardan elde etmiş ve sahip olduğu her şeyi Allah yolunda ve O’nun kullarının hizmetinde kullanmıştır. Buna karşın Kârun ve onun gibilerinin dünyayı elde etme ve elde ettikleri dünyalıkları harcama konusunda İlahî yasalara bağlı olmadıkları ortadadır. Bu yüzden İslam, böyle bir variyet sahibi olmayı, güçlü/süper güç olmayı onaylamaz.

Bunları şunun için hatırlatma ihtiyacı duyduk: Bugün Avrupa ve Amerika gibi gelişmiş ülkelerin gelişmişliklerini imrenerek anlatırız. Peki, hiç düşündük mü bu ülkeler bu gelişmişliklerini nasıl elde ettikler. Şayet onlar bu gelişmişlik seviyesine, sadece kendi özverili çalışmaları ile ulaşmışlarsa elbette bu, imrenilecek, örnek alınacak bir durumdur. Ama onlar, bilimsel ve ekonomik alanlardaki çalışmaları yanında, bir kısım insanların haklarını gasp ederek, çalarak çırparak, sömürerek, insanları köleleştirerek elde ettilerse bunun imrenilecek bir tarafı yoktur. Müslümanın böyle bir yolla variyet sahibi olması, güçlü süper olması düşünülemez. Zira Müslüman gözyaşı ve kan üzerine kurulan tahtlara oturamaz.

Sonuç olarak gelişmiş ülkelere ve variyet sahibi kişilere bakarken, onların sahip olduklarına imrenirken çok dikkatli olmalı; onların bu güce nasıl sahip olduklarını sorgulamalıyız. Onun için diyoruz ki, Müslüman, Dinimizi ve bizi yücelten bir dünyaya taliptir! Bize dini ayaklar altına aldıran bir dünya/dünyalığa ise, lanet olsun!

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim