• BIST 95.057
  • Altın 192,942
  • Dolar 4,7313
  • Euro 5,4902
  • Konya 24 °C
  • Oylar hangi halde geçerli, hangi halde geçersiz sayılacak?
  • 24 Haziran seçimleri Milletvekili kesin aday listesi
  • 24 Haziran'da nasıl oy kullanılacak? Oylar nasıl sayılacak? Yeni sistemle ilgili bilinmeyenler
  • Oylar hangi halde geçerli, hangi halde geçersiz sayılacak?
  • 24 Haziran seçimleri Milletvekili kesin aday listesi
  • 24 Haziran'da nasıl oy kullanılacak? Oylar nasıl sayılacak? Yeni sistemle ilgili bilinmeyenler

Müslüman Saatini Yeniden Kurmak Gerek

Hasan Ukdem

Bu deniz boyu dakikalar 

Bu Müslüman dakikalar 

Her nefes alış - verişte 

Duyduğum bu işte 

….. 

Feyzi Halıcı 

Çağdaşlaşma sürecine girdiğimiz son birkaç yüzyılda her şeyimizi kuşatan Avrupai düşünce tarzının bize yaptığı en büyük ve en  gizli tahribatlardan biri de zamanımızın işleyişini değiştirmesi olmuştur.  

Önceleri ezana göre, üç aylara göre, kandillere göre, bayramlara göre ayarlanan zamanımızı, artık kapitalizmin ve seküler yaşamın kuralları dizayn ediyor.  

 

Ahmet Haşim Müslüman Saati adlı yazısında bunu çok güzel anlatır. O yazıdan bir alıntı: "Eskiden kendimize göre yaşayışımız, düşünüşümüz, giyinişimiz ve kendimize göre, dinden, ırktan ve ananeden hayat alan bir zevkimiz olduğu gibi, bu hayat üslubuna göre de"saat"lerimiz ve "gün"lerimiz vardı. Müslüman gününün başlangıcını şafağın parıltıları ve sonunu akşamın ışıkları tayin ederdi. Madenden sağlam kapak altında saklı tutulan eski masum saatlerin yelkovanları yorgun böcek ayarları tarzında, güneşin ve sema hareketleriyle az çok ilgili bir hesaba uyarak, minenin rakamları üzerinde yürürler ve sahiplerin, zamanın aşağı - yukarı bir doğrulukla haberdar ederlerdi. Zaman sonsuz bahçe ve saatler, orada açan, kah sağa kah sola meyleden güneşten rengarenk çiçeklerdi."  

 

Bizim halkımız ani değişikler karşısında tepki gösterirken, zamanın içine yayılan ve alıştıra alıştıra hayatımıza sokulan değişiklere tepki koymanın ötesinde, bir de bakıyor ki onu yaşantısının içinde sahipleniveriyor. Doğrunun, hakikatin ölçüsünü bozan yenilikçi düşünce, zehri küçük dozlarda vererek, bütün gelenek, görenek ve inanç sistemimizi alt üst ediveriyor. Bu tarih boyu böyle olmasa da son asırlarda böyle gelişiyor maalesef. 

 

Oysa zaman bir millet için önemli bir kavram olmalıdır. Tıpkı dil gibi, din gibi hayatın mecrasını belirleyen, yaşantının kalitesine yön veren bir akıştır. Hele ki bir Müslüman için daha da önemlidir. Biz Müslümanlar, bize Allah tarafından bahşedilen ömrün, bir sermaye olduğuna inanırız. Zamanın israf edilebilen bir şey olduğunu biliriz. Ve zamanı iyi kullanmamız bize iki cihanda da saadet getireceğine şüphe duymayız. İsraf ettiğimizde ise bunun hesabını verememekten korkarız. Modernizmi oluşturan düşünce tam da bu noktada zamana müdahil oluyor ve dünyanın nabzında atan zamanla bizim bağlantımızı keserek, Allah'la olan ilişkimize perde oluyor. 

 

Bakın bunu Ahmet Haşim mezkur yazısında nasıl anlatıyor: "Bir düstura göre yeniden tanzim ettiler ve ruhlarımız için onu tanınamaz hale getirdiler. Yeni "ölçü" bir zelzele gibi, zaman manzaralarını etrafımızda altüst ederek, eski "gün"ün bütün setlerini harap etti ve geceyi gündüze katarak saadeti az meşakkati çok, uzun, bulanık renkte bir yeni "gün" meydana getirdi. Bu, Müslümanın eski mesut günü değil, sarhoşları, evsizleri, hırsızları ve katilleri çok ve yeraltında mümkün olduğu kadar fazla çalıştırılacak köleleri sayısız olan büyük medeniyetlerin acı ve sonu gelmez günüydü." 

 

Yazarlar ve şairler bir toplumun ufki bakan gözleridir. Geleceği onlar sezer, ve eserlerinde halkına sezdirirler. Ahmet Haşim yaşadığı zamanın defolarını görmüş ve bugün zirve yapan çürümeyi o günlerde bu şekilde kaleme almıştır. Ne yazık ki bunlar yeterince analiz edilip tedbir alınamadığı için, o zamanın bereketini, feyzini ve estetiğini kaybetmişiz. Ama zararın neresinden dönersek kardır diyen atasözümüz mucibince, bu akışa kendimizi tamamen de bırakmamalıyız. Özellikle bu yazıları gündeme getirmeli, buna benzer yeni düşünceleri de bizler kaleme alarak, gelmekte olan neslimizi uyandırmalıyız.  

 

Yazımızın sonunu yine Ahmet Haşim'in bu yazısından kısa alıntılar yaparak bitirelim: "Bir çoklarımız için fecir, artık gecedir" Ve " Artık fecri yalnız kümeslerimizde dargın ve mağrur horozlara bıraktık. Şimdi Müslüman evindeki saat, başka bir alemin vakitlerini gösterir gibi, bizim için gece olan saatleri gündüz ve gündüz olan saatleri gece renginde gösteriyor. Çölde yolunu şaşıranlar gibi biz şimdi zaman içinde kaybolmuş kimseleriz." 

  

Umalım ve dua edelim ki, Allah, bizleri yolu bulanlardan eylesin, zira dünyanın ve ötesinin selameti için bu Müslüman saatini yeniden kurmak gerek.  Sevgiyle kalın. 

 

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim