• BIST 89.629
  • Altın 146,317
  • Dolar 3,6219
  • Euro 3,9415
  • Konya 17 °C
  • Ertem Şener'den Hakan Şükür'e Çok Sert Tepki: Buraya Hainler Bağlanamaz
  • Meteoroloji uyardı: Bu illerde yağış bekleniyor
  • Hakan Şükür ve Arif Erdem FETÖ'den değil aidattan ihraç edildi!
  • Ertem Şener'den Hakan Şükür'e Çok Sert Tepki: Buraya Hainler Bağlanamaz
  • Meteoroloji uyardı: Bu illerde yağış bekleniyor
  • Hakan Şükür ve Arif Erdem FETÖ'den değil aidattan ihraç edildi!

Müminlerin Temel Özelliği İnfâk

Ali Akpınar

Kutsal Kitabımız ilk sayfalarında bizlere gerçek müminlerin/mütttakîlerin tanımını yapar. Müttkîler/Allah’ı hesaba katarak yaşayanlar, O’ndan sakınanlar, O’na karşı sorumluluklarını yerine getirenler.. Onlar gözleriyle görmedikleri halde Allah’a inanırlar, namazı adamakıllı kılarlar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak ederler..

Görüldüğü üzere ayetlerde müminlerin üçüncü temel özelliği olarak infâk sayılıyor. İnfâk, zenginliğin değil, müminliğin temel şartı olarak sayılıyor. Tabidir ki, infâktan önce sayılan iki temel özellik, sahibini infâka hazırlayan esaslardır. İman ve namaz. Gerçek anlamda inanmak ve gereği gibi namaz kılmak. Üçüncü olarak da infâk. Şimdi bunu biraz açıklamaya çalışalım:

Kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak ederler.. Her şeyden önce onlar infâkı sürekli yaparlar, kesintisiz infâk ederler. Fırsat buldukça infakta bulunurlar. Buna dikkat çekmek için muzarî/geniş zaman kipi kullanılmıştır.

Bizim verdiklerimizden verirler.. Sahip olduklarının asıl sahibi olarak Allah’ı kabul ederler. O’nun malını, O’nun kullarına verirler.. Fakirlere verdikleri gibi, zenginlere de verirler. Yakın akraba başta olmak üzere herkese ikram ederler. Dolayısıyla zorlanmadan verirler, minnet etmeden verirler.. Çünkü onlar bilirler ki sahip olduklarını onlara veren Yüce Allah. O, isteseydi onlara değil, başkasına verebilirdi. Halbuki imtihana tabi tutmak için onlara verdi. Onlar, sahip olduklarıyla sınanmaktadırlar. İşte bunun bilincinde, sınavı kazanmak için verirler.

Ayette, kendilerine verdiğimiz şeyler denilerek genel ifade kullanılmıştır. Dolayısıyla onlar sahip oldukları her şeyi Allah’ın kullarının hizmetine sunmaya çalışırlar. Bu variyet, mal zenginliği olabilir; makam mansıp, saygınlık olabilir; güzel konuşma yazma olabilir; evlat olabilir.. Daha başka insanlığın yararına olan bir şey olabilir. Onlar neye sahiplerse onlardan verirler. Kıskanmadan, cimrilik yapmadan verirler.

Verdiklerimizden.. Kendilerine verdiğimiz her şeyi değil, bir kısmını verirler. Bu ifade, hesapsız harcamayı, savurganlığı yasaklamaktadır. Müslüman ne cimri olur, ne de savurgan. O, her zaman orta yolun adamıdır.

Rızık olarak verdiklerimizden.. ifadesi, verilen şeyin işe yarar, rızık olabilecek şey olması gerektiğine işaret etmektedir. Dolayısıyla infak edilen şey, işe yaramaz tampon malzemeler değil, karşı tarafın ihtiyacına cevap verecek şeyler olmalıdır. Bir çok ilim adamı haram/zararlı olan şeyleri rızık olarak kabul etmemişlerdir.

İşte müslümanın infak anlayışını bu kısa cümle net bir şekilde belirlemektedir. Tabi ki Kur’ân’da infak ile ilgili pek çok ayet yer alır. Bunlardan birkaç örnek verecek olursak:

İyiliği/biri en veciz bir şekilde tanımlayan Kur’ân ayetinde 1 Sevdiği halde malı veren cümlesi yer alır. Sevdiği halde ifadesi, sevdiğinden verme, severek isteyerek verme, Allah sevgisi ile verme, verdiği kişiyi severek verme gibi şeklinde anlaşılmıştır. Ayetin cümle yapısı, bu anlamların hepsine uygundur. Demek oluyor ki infak, sevgi temelli bir ibadettir.

"Sevdiğiniz şeylerden sarf etmedikçe iyiliğe erişemezsiniz. Her ne sarf ederseniz, şüphesiz Allah onu bilir."  2 Ayet, sevdiğimiz şeylerden vermemizi istiyor, severek isteyerek vermemizi istiyor. Allah için verilen hiçbir şeyin karşılıksız kalmayacağına vurgu yapıyor.

"Mallarını Allah yolunda sarf edenlerin durumu, her başağında yüz tane olmak üzere yedi başak veren tanenin durumu gibidir. Allah dilediğine kat kat verir. Allah'ın lutfu geniştir, O her şeyi bilendir." 3 Bu ayet de Allah yolunda yapılan harcamaların asla boşa gitmeyeceğini, verilenlere karşılık kat kat fazlasının bize geri döneceğini bildiriyor. Bu geri dönüş,sahip olduklarımızın bereketlenmesi şeklinde olabilir, dünya ve ahirette yeni nimetlere erme şeklinde olabilir. Bunun mahiyetini ve kemiyetini biz takdir edemeyiz. Ama biz şunu bilmeliyiz ki Allah için yapılan iç bir harcama karşılıksız kalmayacaktır.

"Doğrusu, sadaka veren erkek ve kadınlara, Allah'a güzel bir takdim de bulunanlara kat kat karşılık verilir; onlara cömertçe verilecek bir ecir vardır." 4  "Allah sadaka verenleri şüphesiz mükafatlandırır." 5  İnfâk kadın erkek her Müslüman için söz konusu olan bir ibadettir.

"Onlar bollukta ve darlıkta sarf ederler, öfkelerini yenerler, insanların kusurlarını affederler. Allah iyilik yapanları sever." 6  Bu ayet, müslümanın yalnızca bollukta değil, darlıkta da infak ibadetinin içerisinde olduğuna dikkat çekmektedir.

“Daha önce Medine’yi yurt edinmiş ve gönüllerine imanı kökleştirmiş olanlar, kendilerine göç edip gelenleri severler ve onlara verilenlerden dolayı içlerinde en küçük bir rahatsızlık duymazlar. Kendileri ihtiyaç/zaruret içerisinde olsalar bile onları kendilerine tercih ederler. Nefsinin cimriliğinden korunan kimseler, gerçek anlamda kurtuluşa erenlerdir” 7  Ayet, Medineli Ensar’ın, Mekkeli Muhacir kardeşlerine karşı sergiledikleri bu kardeşlik, diğer kâmlık/îsâr ruhunu açıklamaktadır. İhtiyaç içerisinde iken verebilmek, severek verebilmek, kardeşini kendi nefsine tercih edebilmek. İşte ensâr böyle olunuyor

"Ey inananlar! Alışverişin, dostluğun, şefaatin olmayacağı günün gelmesinden önce sizi rızıklandırdığımızdan hayra sarf edin. İnkar edenler ancak kendilerine yazık edenlerdir." 8 "Allah yolunda sarf edin, kendinizi kendi elinizle tehlikeye atmayın, işlerinizi iyi yapın. Şüphesiz Allah iyi iş yapanları sever." 9 “Ey inananlar! Mallarınız ve çocuklarınız sizi Allah’ı anmaktan alıkoymasın. Kim bunu yaparsa, işte onlara zarar edenlerdir. Herhangi birinize ölüm gelip de ‘Rabbim, beni bir süre daha geciktirsen de sadaka verip iyilerden olsam’ demeden önce, size verdiğimiz rızıktan harcayın. Doğrusu Allah, eceli gelen hiç kimseyi ertelemez. Allah yaptıklarınızdan haberdardır.” 10  Ayetler, ölüm gelmeden önce, fırsat elde iken infakta bulunmanın gereğini hatırlatıyor, infaktan kaçınanları tehlikenin içerisine düşmekle uyarıyor. Ölüm anında, fırsatları tüketen insan, her şeyini vermek isteyecektir, ama bu istek faydasız bir kuruntudan öteye geçmeyecektir. Önemli olan fırsatlar ede iken, sıhhat ve afiyet içerisinde iken verebilmektir. Nefse rağmen verebilmektir.

"De ki: 'Doğrusu Rabbim, kullarından dilediğinin rızkını hem genişletir ve hem de ona daraltıp bir ölçüye göre verir; sarf ettiğiniz her hangi bir şeyin yerine O daha iyisini koyar, çünkü O rızık verenlerin en hayırlısıdır'." 11  Yukarıda da belirtildiği gibi rızkı veren, kulları arasında onu paylaştıran Allah Teâlâ’dır. Sahip olduklarımızın gerçek sahibi O’dur. O, zengin fakir insanları birbirleriyle sınamaktadır. Fakir kanaat edip zenginin malına göz dikmeyerek ve sabrederek; zengin de variyetinin bir kısmını yoksul kardeşleriyle paylaşarak bu sınavı kazanabilir. Allah yolunda ve O’nun rızasını kazanmak için yapılan hiç bir harcama karşılıksız kalmayacaktır.

Özetleyecek olursak, sahip olduğu değerleri meşrû zemin içerisinde kardeşleriyle paylaşmak demek olan infâk müminliğin temel şartıdır. Zekat vermek için belli bir zenginlik şartı var ise de zekatı da içine alan infâk için herhangi bir sınır yoktur. Zaten az iken veremeyen, çok iken hiç veremez. İnfâk, yalnızca malî yardımlarla sınırlı değildir. O malî yardımları içine aldığı gibi, diğer sosyal yardımların hepsini içerisine alır. İnfakın temel rükünlerinden biri, onun Allah Rızasını kazanmak için olması ve sevgi temeline dayanmasıdır.

İşte Kur’ân Toplumunu kuran bu infâk anlayışıdır. Bu ayetler, bugün de Ensar ve Muhacir ruhlu insanları yetiştirebilecek tazelik ve diriliktedir. Önemli olan onları doğru anlayıp gereklerini yerine getirme kararlılığı içerisinde olalım. Şimdi zaman, bu ayetler ışığında kendimizi sorgulamak ve infâk ibadeti karısındaki durumumuzu tespit etme zamanıdır. Zaman, infâk ibadetiyle tanışıp onu kuşanma ânıdır.

 

-----------------

 

Dipnotlar:

 

1-Bakara 177.

2 –Al-i İmran 92.

3 -Bakara 261.

4 -Hadîd 18.

5-Yusuf 88.

6-Alu Imran 134.

7-Haşr 9.

8-Bakara 254

9-Bakara 195.

10-Münafikûn 9-11.

11-Sebe' 39.

 

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 Memleket | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0332 352 16 16 | Faks : 0332 352 11 66 | Haber Scripti: CM Bilişim